Chris Gratien – Dağlar Bizimdir (2025)

Chris Gratien’in bu çalışması, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, özellikle 19. yüzyılda, Çukurova bölgesinin çevre tarihini inceliyor. ‘Dağlar Bizimdir: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Çukurova’nın Çevre Tarihi’ (‘The Unsettled Plain: An Environmental History of the Late Ottoman Frontier’), bu bölgenin sadece siyasi ve sosyal değişimlere değil, aynı zamanda derin çevresel dönüşümlere de sahne olduğunu gösteriyor. Kitap, Osmanlı Devleti’nin modernleşme çabaları, artan merkezi kontrol arzusu, yeni tarım politikaları ve teknolojik gelişmelerin bu sınır bölgesinin ekolojisi üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde analiz ediyor. Gratien, bu dönemde uygulanan toprak reformları, sulama projeleri ve yerleşik hayata geçirme politikalarının, bölgenin doğal kaynakları, bitki örtüsü ve yerel toplulukların yaşam biçimleri üzerinde kalıcı ve çoğu zaman olumsuz sonuçlar yarattığını gösteriyor.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun Çukurova’yı ekonomik ve siyasi olarak bütünleştirme çabalarının, bölgenin kırılgan ekosistemini nasıl etkilediğini ve yerel Türkmen ve Arap aşiretlerinin geleneksel yaşam tarzlarını nasıl dönüştürdüğünü inceliyor. Gratien, bu süreçte ortaya çıkan çatışmaları, kaynak rekabetini ve çevresel bozulmayı, arşiv belgeleri, seyahatnameler ve dönemin diğer görsel ve yazılı kaynakları aracılığıyla zengin bir şekilde ortaya koyuyor. Yazar, sadece devlet politikalarının değil, aynı zamanda demografik değişimlerin, yeni tarım tekniklerinin ve uluslararası ticaretin de bölgenin çevresel tarihinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki sınır bölgelerinin çevre tarihine odaklanarak, modernleşme ve merkeziyetçilik süreçlerinin çevresel sonuçlarını anlamak için önemli bir perspektif sunuyor. Kitap, Türkiye tarihi, çevre tarihi ve Osmanlı çalışmaları alanlarına ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak.

  • Künye: Chris Gratien – Dağlar Bizimdir: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Çukurova’nın Çevre Tarihi, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 424 sayfa, 2025

Alain Frerejean – Stalin Troçki’ye Karşı (2025)

Alain Frerejean’ın bu çalışması, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarındaki iktidar mücadelesinin iki önemli figürü olan Josef Stalin ve Lev Troçki arasındaki rekabeti ve çatışmayı ele alıyor. ‘Stalin Troçki’ye Karşı’ (‘Staline contre Trotski’), bu iki liderin ideolojik farklılıklarını, kişisel hırslarını ve siyasi manevralarını detaylı bir şekilde inceleyerek, Sovyet tarihinin bu kritik dönemine ışık tutuyor. Frerejean, Stalin’in pragmatik ve otoriter yaklaşımına karşı, Troçki’nin devrimci idealizmini ve entelektüel derinliğini karşılaştırarak, bu mücadelenin sadece bir iktidar kavgası olmadığını, aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin geleceğini şekillendiren temel bir ideolojik ayrışma olduğunu savunuyor.

Kitap, Stalin’in parti içindeki gücünü adım adım nasıl artırdığını, Troçki’yi nasıl marjinalize ettiğini ve sonunda sürgüne gönderdiğini anlatırken, Troçki’nin sürgündeki mücadelesini, Stalin’e karşı eleştirilerini ve ideolojik mirasını da değerlendiriyor. Frerejean, bu iki liderin yaşam öykülerini, siyasi kariyerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini analiz ederek, Sovyetler Birliği’nin totaliter bir rejime dönüşmesindeki temel faktörleri ortaya koyuyor. Kitap, Stalin ve Troçki arasındaki mücadelenin, sadece Sovyetler Birliği’nin değil, 20. yüzyılın siyasi ve ideolojik haritasını da derinden etkilediğini vurguluyor.

‘Stalin Troçki’ye Karşı’, bu iki liderin kişisel özelliklerini, ideolojik farklılıklarını ve siyasi stratejilerini derinlemesine inceleyerek, Sovyet tarihinin bu karmaşık ve önemli dönemini anlamak için önemli bir kaynak sunuyor. Frerejean’ın eseri, sadece tarihsel bir anlatı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda iktidar, ideoloji ve devrim gibi evrensel temaları da sorguluyor. Kitap, Stalin ve Troçki arasındaki mücadelenin, günümüzdeki siyasi ve ideolojik tartışmalar için de önemli dersler içerdiğini savunuyor.

  • Künye: Alain Frerejean – Stalin Troçki’ye Karşı, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2025

Philipp Sarasin – 1977 (2025)

Philipp Sarasin’in bu eseri, 1977 yılını modern çağın başlangıcı olarak ele alan ve bu yılın siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel olaylarını derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. ‘1977: Bugünün Kısa Tarihi’ (‘1977- Eine kurze Geschichte der Gegenwart’), 1977’de yaşanan Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun eylemleri, enerji krizi, neoliberal politikaların yükselişi, yeni sosyal hareketlerin ortaya çıkışı ve kültürel değişimler gibi çeşitli olguları bir araya getirerek, günümüz dünyasının şekillenmesinde bu yılın ne kadar kritik bir rol oynadığını gözler önüne seriyor. Kitap, 1977’yi sadece bir takvim yılı olarak değil, aynı zamanda günümüzdeki pek çok sorunun ve eğilimin köklerinin bulunduğu bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

Sarasin, 1977’deki olayları ve gelişmeleri analiz ederken, farklı coğrafyalardaki benzer ve farklı dinamiklere odaklanıyor. Batı Almanya’daki Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun eylemleri, İngiltere’deki punk rock hareketi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki muhafazakar yükseliş ve İran’daki İslam Devrimi’nin ilk işaretleri gibi birbirinden farklı görünen olayların, aslında küresel bir dönüşümün parçaları olduğunu savunuyor. Kitap, 1977’de atılan adımların, günümüzdeki küreselleşme, neo-muhafazakarlık, popüler kültür ve kimlik politikaları gibi alanlardaki etkilerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Kitap, sadece tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda günümüz dünyasını anlamak için de önemli bir çerçeve çiziyor. Sarasin, 1977’de yaşananların günümüzdeki siyasi kutuplaşmalar, ekonomik eşitsizlikler, kültürel çatışmalar ve teknolojik gelişmeler üzerindeki uzun vadeli etkilerini sorguluyor. Marksist filozof Ernst Bloch, siyah kadın insan hakları savunucusu Fannie Lou Hammer, “cinsellik devrimcisi” Anaïs Nin, gerçeküstücü şair Jacques Prévert, neoliberal iktisadın öncü uygulayıcılarından Ludwig Erhard. Beşi de 1977 yılında hayatını kaybeden bu şahsiyetlerin düşünce dünyalarından ilhamla Philipp Sarasin, “hakikatin kurallarının” değiştiği bir büyük dönüşümü inceliyor.

  • Künye: Philipp Sarasin – 1977: Bugünün Kısa Bir Tarihi, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 391 sayfa, 2025

Ömer Obuz – Üfürükçüler, Cinciler, Falcılar (2025)

Ömer Obuz’un bu eseri, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve hatta günümüze kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, üfürükçü, cinci ve falcı gibi figürlerin toplumdaki yerini ve etkilerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Yazar, bu kişilerin toplumsal statülerini, saygınlıklarının kaynaklarını ve günlük yaşamdaki rollerini titiz bir araştırmayla ortaya koyuyor. Kitap, rejim değişikliklerine rağmen toplumsal ve kültürel alanda pek değişmeyen unsurlara dikkat çekerek, batıl inançların ve hurafelerin insanların duygularını nasıl manipüle ettiğini, toplumsal ve siyasal hayattaki rollerini ve iktidarın bu konulara karşı tutumunu ele alıyor.

Trajik, absürt, komik, dramatik ve fantastik hikâyelerle zenginleştirilmiş bu çalışma, yüzyıllardır süregelen bir sorunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Üfürükçü takımı Osmanlı’dan Cumhuriyet’e insanların mahremine ustalıkla sızmayı ve sayısız mağdura rağmen ardıllarına yeni fırsatlar sunmayı nasıl başarmışlardı? İnsanlar akıl almaz iddia ve yöntemlerine rağmen nasıl olup da neredeyse her sorunlarında kendilerini cinci, büyücü, falcı ve türevlerine teslim edebilmişlerdi? Bu güvenin kaynağı neydi ve insanların motivasyonunu ne sağlıyordu?”

  • Künye: Ömer Obuz – Üfürükçüler, Cinciler, Falcılar: Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e, İletişim Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2025

Andrés Mourenza – Sınırlar (2025)

Andrés Mourenza’nın ‘Sınırlar’ (‘Sinora’) adlı kitabı, Avrupa’nın sınır bölgelerinde yaşayan insanların hikâyelerini anlatan bir eser.

Yazar, bu bölgelerdeki yaşamları, zorlukları ve umutları okuyucuya aktarırken, sınırların sadece coğrafi çizgiler olmadığını, aynı zamanda insan hayatlarını derinden etkileyen karmaşık yapılar olduğunu vurguluyor.

Kitap, farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanların sınırlarla nasıl başa çıktıklarını, kimliklerini nasıl koruduklarını ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor.

Mourenza, sınır bölgelerindeki sosyal, ekonomik ve politik dinamikleri incelerken, bu bölgelerde yaşayan insanların seslerini duyurmayı ve onların hikayelerini görünür kılmayı amaçlıyor.

Kitap, göç, mültecilik, kimlik, aidiyet ve sınır kavramlarını derinlemesine ele alırken, insanlığın ortak deneyimlerine odaklanıyor.

Yazar, sınırların ötesindeki insan hikayelerini anlatarak, okuyucuyu empati kurmaya ve farklı perspektiflerden bakmaya davet ediyor.

‘Sınırlar’, sınırların insan hayatları üzerindeki etkilerini anlamak ve Avrupa’nın sınır bölgelerindeki yaşamları keşfetmek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Kitap, sınırların ötesindeki insan hikayelerini anlatarak, okuyucuyu empati kurmaya ve farklı perspektiflerden bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Andrés Mourenza – Sınırlar: Türk-Yunan Sınırından İnsan Hikâyeleri, çeviren: Andrés Mourenza, Ezgi İrgil, yakın tarih, 192 sayfa, 2025

Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar (2025)

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar’ (‘East Meets West: Banking, Commerce and Investment in the Ottoman Empire’), Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğu ve Batı arasındaki ekonomik etkileşimi bankacılık, ticaret ve yatırım odak noktaları üzerinden inceleyen kapsamlı bir çalışma. Kitap, 19. yüzyıldan İmparatorluğun yıkılışına kadar olan süreçte, Avrupa sermayesinin Osmanlı ekonomisine girişini, kurulan yabancı ve yerli bankaların rolünü, ticari ilişkilerin gelişimini ve çeşitli yatırım alanlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çabaları ve bu süreçte Batılı güçlerle kurduğu ekonomik bağlar, eserin temelini oluşturmaktadır.

Kitap, Osmanlı Bankası gibi hem yerel hem de uluslararası sermayeyi bünyesinde barındıran kurumların İmparatorluğun finansal sistemindeki merkezi rolünü analiz ediyor. Ayrıca, yabancı bankaların Osmanlı ekonomisine olan etkileri, verdikleri krediler, finanse ettikleri projeler ve İmparatorluğun borçlanma süreçleri de detaylı bir şekilde inceleniyor. Ticaretin gelişimi bağlamında ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ile olan ihracat ve ithalat ilişkileri, yeni ticaret yollarının açılması ve emtia piyasalarındaki değişimler ele alınıyor.

Yatırım alanlarına odaklanıldığında, kitap demiryolları, limanlar, madenler ve kamu hizmetleri gibi stratejik sektörlere yapılan yabancı yatırımların İmparatorluğun ekonomik ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Bu yatırımların Osmanlı ekonomisine sağladığı katkılar ve beraberinde getirdiği bağımlılık ilişkileri de titizlikle analiz ediliyor. Sonuç olarak bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik tarihini anlamak ve Doğu ile Batı arasındaki karmaşık etkileşimleri kavramak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar, hazırlayan: Philip L. Cottrell, Iain L. Fraser, Monika Pohle Fraser, çeviren: Adnan Kahiloğulları, İş Kültür Yayınları, iktisat, 240 sayfa, 2025

Michael Sommer – Fenikeliler (2025)

Michael Sommer’in bu eseri, Fenikelilerin tarihini ve kültürünü kapsamlı bir şekilde ele alıyor. ‘Fenikeliler: Tarihi ve Kültürü’ (‘Die Phönizier: Geschichte und Kultur’), Fenikelilerin kökenlerinden başlayarak, Levant kıyısındaki şehir devletlerinin yükselişini, Akdeniz’deki ticaret ağlarını ve kolonizasyon faaliyetlerini detaylı bir şekilde inceliyor. Yazar, Sur, Sayda ve Kartaca gibi önemli Fenike şehirlerinin siyasi ve ekonomik yapılarını, denizcilikteki ustalıklarını ve ticaretteki yeniliklerini vurguluyor. Fenike alfabesinin gelişimi ve yaygınlaşması gibi kültürel katkıları da eserde önemli bir yer tutuyor.

Kitap, Fenikelilerin Mısır, Yunan ve Roma gibi dönemin büyük medeniyetleriyle olan etkileşimlerini de analiz ediyor. Ticari ve kültürel alışverişlerin yanı sıra, zaman zaman yaşanan çatışmalar ve rekabet de Sommer’in anlatımında yer buluyor. Özellikle Kartaca’nın Roma ile olan Pön Savaşları, Fenike tarihinin dönüm noktalarından biri olarak detaylı bir şekilde ele alınıyor. Bu savaşların Fenike dünyası üzerindeki yıkıcı etkileri ve Kartaca’nın sonu, kitabın önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Sommer, arkeolojik bulgular ve antik kaynaklar ışığında Fenike kültürünün çeşitli yönlerini aydınlatıyor. Dinleri, sanatları, mimarileri ve günlük yaşamları hakkında bilgiler sunuyor. Fenike toplumunun yapısı, sosyal sınıfları ve ekonomik faaliyetleri de kitapta detaylı bir şekilde inceleniyor. Yazar, Fenikelilerin Akdeniz dünyasına bıraktığı kalıcı mirası ve modern dünyadaki etkilerini de değerlendirerek, eseri kapsamlı bir Fenike tarihi ve kültürü incelemesi olarak tamamlıyor.

  • Künye: Michael Sommer – Fenikeliler: Tarihi ve Kültürü, çeviren: Umay Saka, Runik Kitap, tarih, 118 sayfa, 2025

Natasha Tidd – 50 Yalanla Kısa Dünya Tarihi (2025)

Natasha Tidd’in ‘50 Yalanla Kısa Dünya Tarihi’ (‘A Short History of the World in 50 Lies’) adlı kitabı, dünya tarihini şekillendiren elli önemli yalanı inceleyerek okuyucuyu bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, MÖ 500’deki Pers İmparatorluğu’ndan başlıyor ve Büyük Darius’un kendi iktidarını sağlamlaştırmak için gerçeği nasıl manipüle ettiğini anlatıyor.

Ardından, Julius Caesar’ın halkla ilişkilerdeki aldatıcı taktiklerinden, Orta Çağ’da büyük etki yaratan sahte belgeler olan Konstantin Bağışı ve Siyon Protokolleri gibi yalanlara odaklanıyor. Tidd, sadece siyasi ve dini alandaki yalanları değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen ve medyanın manipülasyonlarına dayanan yalanları da ele alıyor.

İngiltere’nin Boer Savaşı sırasındaki toplama kampları ve Çernobil felaketinin örtbas edilme girişimi gibi büyük çaplı siyasi ve basına yönelik yalanlar da kitapta yer alıyor. Kitap, tarihin karanlık ve gizemli yönlerini aydınlatarak, gerçeğin çoğu zaman kurgudan çok daha şaşırtıcı ve tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap, yalanların savaşların seyrini nasıl değiştirdiğini, zulümlere nasıl zemin hazırladığını ve finansal kuruluşların nasıl manipülasyonlar yaptığını çarpıcı örneklerle açıklıyor. Natasha Tidd, okuyucuyu tarihin gölgesinde kalmış bu yalanlarla yüzleşmeye ve dünyanın nasıl şekillendiğini farklı bir perspektiften anlamaya davet ediyor.

  • Künye: Natasha Tidd – 50 Yalanla Kısa Dünya Tarihi, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, tarih, 256 sayfa, 2025

Kolektif – Cambridge Modern Avrupa’nın Düşünce Tarihi, 1. Cilt (2025)

Warren Breckman ve Peter E. Gordon’un editörlüğünü yaptığı ‘The Cambridge History of Modern European Thought Search Volume 1’ (‘Cambridge Modern Avrupa’nın Düşünce Tarihi, 1. Cilt), 19. yüzyıl Avrupa düşüncesinin kapsamlı ve çok yönlü bir incelemesini sunar. Kitap, bu dönemin yalnızca felsefi tartışmalarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda bilim, siyaset, ekonomi, din ve kültür gibi alanlarla iç içe geçtiğini vurgular. Aydınlanma’nın mirası üzerine inşa edilen 19. yüzyıl düşüncesi, bir yandan rasyonalizmi ve ilerleme fikrini sürdürürken, diğer yandan bu fikirlerin sınırlarını sorgulayan eleştirel yaklaşımlar geliştirmiştir.

Kitapta Immanuel Kant’ın etkisiyle şekillenen Alman idealizminin, özellikle Hegel düşüncesinin, dönemin entelektüel zeminini nasıl etkilediği ayrıntılı şekilde ele alınır. Aynı zamanda Marx ve Engels’in tarihsel materyalizmi, sınıf mücadelesi ve kapitalizm eleştirisi üzerinden modern toplumun yapısal analizine getirdiği radikal bakış açısı da önemli bir yer tutar.

Bilimsel ilerleme, Darwin’in evrim kuramı gibi teorilerle düşünce dünyasını dönüştürürken, pozitivizm akımı bilgiye deneysel yollarla ulaşmayı savunmuştur. Bu süreçte felsefe ile bilim arasındaki sınırlar yeniden çizilmiştir. Liberalizm, sosyalizm ve milliyetçilik gibi siyasi ideolojilerin gelişimi de düşünsel çerçevenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Nietzsche gibi düşünürler ise hem metafiziği hem de modern değerleri radikal biçimde sorgulamış, birey, ahlak ve güç kavramlarını yeniden yorumlamıştır. Kitap, aynı zamanda kadın hakları, sömürgecilik, ırk teorileri ve doğa anlayışı gibi konuların da felsefi ve entelektüel tartışmalarla nasıl ilişkili olduğunu göstererek, 19. yüzyıl düşüncesinin hem çeşitliliğini hem de çelişkilerini ortaya koyar.

Genel olarak bu cilt, modern Avrupa düşüncesinin dönüştürücü yüzyılı olarak görülen 19. yüzyılı, fikirlerin çatışması ve etkileşimi içinde değerlendirerek, dönemin entelektüel mirasını anlamaya yönelik derinlikli bir kaynak sunar.

  • Künye: Kolektif – Cambridge Modern Avrupa’nın Düşünce Tarihi, 1. Cilt: 19. Yüzyıl, editör: Warren Breckman, Peter E. Gordon, çeviren: Halil İbrahim Binici, Selenge Yayınları, tarih, 500 sayfa, 2025

Angela Pabst – Atina Demokrasisi (2025)

Angela Pabst’ın bu kitabı, Antik Atina’da gelişen ve Batı siyasi düşüncesinin temellerini oluşturan demokrasi sistemini kapsamlı bir şekilde inceleyen bir çalışma. ‘Atina Demokrasisi’ (‘Die Athenische Demokratie’) Atina demokrasisinin doğuşunu, gelişimini, temel kurumlarını, işleyişini, toplumsal ve kültürel bağlamını ve nihayetinde çöküşünü detaylı bir şekilde ele alır. Kitap, demokrasinin ortaya çıkışındaki sosyal ve ekonomik faktörleri, Kleisthenes reformlarının önemini, halk meclisi (Ekklesia), halk mahkemeleri (Dikasteria) ve halk konseyi (Boule) gibi temel demokratik kurumların yapısını ve işlevlerini ayrıntılı olarak açıklar. Ayrıca, vatandaşlık kavramının sınırlarını, köleliğin demokrasideki yerini ve kadınların siyasi hayata katılımının neden engellendiğini de sorgular.

Pabst, Atina demokrasisinin sadece siyasi bir sistem olmadığını, aynı zamanda belirli değerlere ve uygulamalara dayanan bir yaşam biçimi olduğunu vurgular. Kitap, ifade özgürlüğü (parrhesia), eşitlik ilkesi (isonomia) ve hukukun üstünlüğü gibi demokratik ideallerin Atina toplumunda nasıl hayata geçirildiğini ve bu ideallerin karşılaştığı zorlukları analiz eder. Ayrıca, demokrasinin altın çağı olarak kabul edilen Perikles döneminin özelliklerini, bu dönemdeki siyasi ve kültürel gelişmeleri ve Peloponez Savaşı’nın demokrasi üzerindeki yıkıcı etkilerini de inceler. Pabst, Atina demokrasisinin eleştirilerini de göz ardı etmez ve özellikle Platon ve Aristoteles gibi düşünürlerin demokrasiye yönelik itirazlarını ve bu itirazların günümüzdeki tartışmalar için taşıdığı önemi değerlendirir.

Kitap, Atina demokrasisinin MÖ 4. yüzyılda Makedonya İmparatorluğu’nun yükselişiyle birlikte kademeli olarak zayıflamasını ve ortadan kalkmasını da ele alır. Pabst, demokrasinin çöküşündeki iç ve dış faktörleri, oligarşik eğilimleri ve demokratik kurumların karşılaştığı yapısal sorunları analiz eder.

Sonuç olarak bu kitap, Antik Atina demokrasisinin karmaşık ve çelişkili doğasını anlamak için önemli bir kaynaktır. Pabst, titiz bir araştırmaya dayanan bu çalışmasıyla, Atina demokrasisinin hem güçlü yönlerini hem de zayıflıklarını ortaya koyarak, günümüzdeki demokratik tartışmalara da ışık tutuyor.

  • Künye: Angela Pabst – Atina Demokrasisi, çeviren: Emre Karatekeli, Runik Kitap, tarih, 114 sayfa, 2025