Peter Conrad – Modern Zamanlar Modern Mekânlar (2025)

Peter Conrad’ın ‘Modern Zamanlar Modern Mekânlar: Devrim, İnovasyon ve Radikal Dönüşümler Yüzyılında Hayat ve Sanat’ (‘Modern Times, Modern Places: Life and Art in the 20th Century’) adlı kitabı, 20. yüzyılın çalkantılı tarihini ve bu döneme damgasını vuran sanat ve yaşam arasındaki karmaşık ilişkiyi inceler. Conrad, kitabı kronolojik bir akış yerine tematik bir yaklaşımla ele alarak, yüzyılın ruhunu ve çeşitli yönlerini okuyucuya sunar. Kitap, savaşlar, toplumsal değişimler, teknolojik ilerlemeler ve kültürel patlamalarla dolu bu dönemi, edebiyat, resim, müzik, sinema, mimari ve felsefe gibi farklı sanat disiplinleri aracılığıyla mercek altına alır. Yazar, modernizmin yükselişinden postmodernizmin ortaya çıkışına kadar uzanan geniş bir yelpazede, sanatçıların ve düşünürlerin bu yeni dünyayı nasıl algıladığını, yorumladığını ve yeniden şekillendirdiğini gösterir.

Conrad, dönemin ruhunu yakalamak için belirli şehirleri ve mekanları birer ayna gibi kullanır; örneğin, Paris, Berlin, New York gibi metropollerin, modern yaşamın ve sanatın nasıl birbiriyle iç içe geçtiği ve birbirini nasıl etkilediği üzerine derinlemesine analizler sunar. Kitap, bireyin modern dünyadaki yerini, kimlik arayışlarını, teknolojinin insan üzerindeki etkilerini ve kitle kültürünün yükselişini ele alırken, bu konuların sanat eserlerinde nasıl yansıtıldığını çarpıcı örneklerle açıklar. Yazar, Picasso’nun tablolarından Joyce’un romanlarına, Stravinsky’nin bestelerinden Chaplin’in filmlerine kadar geniş bir kültürel panorama çizer. Bu eserlerin, modern insanın kaygılarını, umutlarını ve çelişkilerini nasıl ifade ettiğini, bazen rahatsız edici, bazen de ilham verici bir şekilde ortaya koyar. Conrad’ın anlatımı, sadece sanatsal akımların bir dökümü olmakla kalmaz, aynı zamanda bu akımların toplumsal ve siyasi olaylarla nasıl iç içe geçtiğini, birbirini nasıl beslediğini ve dönüştürdüğünü de başarılı bir şekilde aktarır. Yazar, modernizmin getirdiği yenilikçilik arayışını, geleneksel değerlerin yıkılışını ve geleceğe duyulan belirsizliği, zengin edebi bir dille işler. Kitap, 20. yüzyılın karmaşık ve çok katmanlı yapısını anlamak isteyenler için kapsamlı bir rehber niteliğinde. Conrad, dönemin ruhunu, sanatın ve yaşamın birbirine nasıl ayrılmaz bir şekilde bağlı olduğunu göstererek, okuyucuyu zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: Peter Conrad – Modern Zamanlar Modern Mekânlar: Devrim, İnovasyon ve Radikal Dönüşümler Yüzyılında Hayat ve Sanat, çeviren: Argun Abrek Canbolat, Doruk Yayınları, inceleme, 944 sayfa, 2025

Emir Hüseyin Ebîverdî – Dört Başkent (2025)

Emir Hüseyin Ebîverdî’nin ‘Dört Başkent’ (‘Çâr Taht’) adlı eseri, yazarın 15. yüzyılın sonlarında dört önemli başkente, yani İstanbul (Osmanlı Devleti), Kahire (Memlükler), Tebriz (Akkoyunlular) ve Herat (Timurlular) yaptığı seyahatleri ve bu şehirlerdeki gözlemlerini anlatan değerli bir seyahatnamedir. Kitap, dönemin siyasi, kültürel, sosyal ve edebi yaşamına dair zengin bir kaynak niteliğinde. Ebîverdî, bu seyahatleri sırasında karşılaştığı yöneticiler, alimler, şairler ve sıradan insanlar hakkında detaylı bilgiler sunarak, imparatorluklar arası ilişkileri ve toplumsal yapıları gözler önüne serer. Eser, her bir başkentin kendine özgü atmosferini, mimari dokusunu, eğitim ve sanat anlayışını, ayrıca yöneticilerinin kişisel özelliklerini ve siyasi yaklaşımlarını canlı bir dille aktarır. Yazarın bir şair ve edip olmasından kaynaklanan gözlem yeteneği ve üslubu, metne edebi bir değer katar.

Kitapta, söz konusu dört medeniyetin kurucu şehirlerine yapılan bu yolculuklar aracılığıyla, o dönemin farklı güç merkezlerinin ekonomik durumları, askeri güçleri ve kültürel etkileşimleri hakkında önemli ipuçları bulunur. Ebîverdî, bir yandan bu büyük şehirlerin ihtişamını ve zenginliğini tasvir ederken, diğer yandan da dönemin siyasi çalkantılarını ve bölgesel rekabetleri de yansıtır. Her bir başkentin kendi içinde barındırdığı farklılıkları ve benzerlikleri karşılaştırmalı bir şekilde sunarak, okuyucuya geniş bir perspektif sunar. Özellikle sanatsal ve edebi faaliyetlere verdiği önem, dönemin entelektüel hayatına dair benzersiz detaylar içerir.

‘Dört Başkent’, sadece bir seyahatname olmanın ötesinde, 15. yüzyıl İslam dünyasının geniş bir panoramasını sunan, sosyal tarih, siyasi tarih, edebiyat tarihi ve kültürel tarih açısından önemli birincil bir kaynaktır. Ebîverdî’nin bu eseri, farklı medeniyetler ve kültürler arasındaki etkileşimleri, ortak değerleri ve farklılıkları anlamak için değerli bir belge olup, dönemin yaşam biçimi, düşünce yapısı ve insan ilişkileri hakkında derinlemesine bir bakış açısı sunar.

  • Künye: Emir Hüseyin Ebîverdî – Dört Başkent: Medeniyetin Kurucu Şehirlerine Seyahat: İstanbul, Kahire, Tebriz, Herat, çeviren: Turgay Şafak, Vakıfbank Kültür Yayınları, seyahat, 144 sayfa, 2025

Tolga Aydoğan – Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri (2025)

Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Sabahattin Ali’nin 41 yıllık kısa hayat yolculuğunda Ankara önemli bir duraktır. Ankara ile yolu ilk defa 1927’de kesişiyor ve 1948’e kadar Ankara onun hayatında önemli izler bırakıyor. Bu kitapta Sabahattin Ali’nin Ankara’da yaşadığı evleri, çalıştığı yerleri, ailesiyle ve arkadaşlarıyla gittiği lokantaları, gazinoları, pastaneleri tek tek bulup ortaya çıkarıyor. Onun hatıralarının geçtiği binaların bir kısmı halen ayakta, bir kısmı ise seneler içinde çoktan yıkılmış. Tolga Aydoğan, onu tanıyanların anılarından hareketle bu mekânları analiz ederek, onu tanıyan ve hayatta olan kişilerle görüşerek Sabahattin Ali’nin Ankara’daki izlerini kaleme almış.

Ankara, Sabahattin Ali’nin hayatında çok önemli bir yer tutar. Son döneminde, yazmak istediği bir kent olarak karşımıza çıkar. Arkadaşı Mediha Esensel’e “Ankara’yı yazacağım. Ankara’yı öyle bir yazacağım ki, pek çok insan burada kendisini bulacak… Yazarlık sanatımın tüm inceliklerini bu kitapta ortaya koyacağım” diyecektir. Maalesef o çok istediği Ankara romanını yazmaya fırsat bulamıyor.

Aydoğan ise, Sabahattin Ali’nin Ankara’da bıraktığı izleri takip ederek Sabahattin Ali’nin Ankarası’nı anlatıyor. Onun Ankara’daki yaşantısına dair bazı bilgiler ilk kez gün ışığına çıkarken Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri bazı yanlış bilinenlerin de bu kitapta yer alan bilgilerle düzeltilecektir. Bugüne kadar yayımlanmamış iki fotoğrafı da yine bu kitapta ilk defa ortaya çıkacak. Sonuç olarak Sabahattin Ali’nin Ankara’daki günlerine ilişkin kaleme alınan bu kitap, ileride yapılacak araştırmalar için de bir kaynak kitap teşkil edecektir.

  • Künye: Tolga Aydoğan – Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2025

Mehmet Ali Neyzi – Aşiret Mektebi (2025)

On dokuzuncu yüzyıl sonunda II. Abdülhamid, imparatorluktaki aşiretlerle bağları güçlendirmeyi hedefledi. 1892’de açılan Aşiret Mektebi, Arap, Kürt, Arnavut ve Türkmen aşiret çocuklarına saray himayesinde eğitim sunarak devlete bağlılıklarını artırmayı ve bölgelerine döndüklerinde sadık hizmet etmelerini amaçladı.

Mehmet Ali Neyzi’nin bu kapsamlı çalışması, Aşiret Mektebi’nin kuruluş sürecini, imparatorluğun dört bir yanından gelen öğrencilerin eğitim hayatlarını ve mezuniyet sonrası hikayelerini inceliyor. Türkçe, Fransızca, tarih, coğrafya, matematik ve ilahiyat gibi derslerin yanı sıra, okulun günlük yaşamı da tanıklıklar, belgeler ve fotoğraflarla aydınlatılıyor.

Bu eser, Tanzimat sonrası Osmanlı eğitim tarihinde az bilinen, ancak imparatorluğun son dönem siyasetini ve toplumsal yapısını anlamak için kritik bir döneme ışık tutuyor. Aşiret Mektebi, Osmanlı’nın merkezileşme çabaları ve farklı etnik/aşiret gruplarını imparatorluk çatısı altında birleştirme stratejilerinin önemli bir göstergesi olarak sunuluyor.

  • Künye: Mehmet Ali Neyzi – Aşiret Mektebi: Osmanlı Eğitim Tarihinde Bilinmeyen Bir Girişim, İş Kültür Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2025

Patrick J. Geary – Fransa ve Almanya’dan Önce (2025)

Patrick J. Geary’nin bu kitabı, günümüz Fransa ve Almanya’sının kökenlerini oluşturan Merovenj dünyasının karmaşık ve dinamik yapısını inceliyor. ‘Fransa ve Almanya’dan Önce: Merovenj Dünyasının Yaratılışı ve Dönüşümü’ (‘Before France and Germany: The Creation and Transformation of the Merovingian World’), 5. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar süren bu dönemi, basit bir “karanlık çağ” veya Roma İmparatorluğu’nun düşüşünün ardından gelen bir kaos dönemi olarak görmekten ziyade, kendi içinde tutarlı ve dönüştürücü güçlerin etkileşim içinde olduğu bir zaman dilimi olarak ele alıyor. Geary, Merovenj krallıklarının yalnızca bir Frank hanedanlığının yükselişiyle değil, aynı zamanda Roma mirası, Hıristiyanlık, Cermen göçleri ve yerel halkların etkileşimiyle şekillenen çok kültürlü bir yapıya sahip olduğunu vurguluyor. Yazar, bu dönemdeki siyasi, sosyal, kültürel ve dini değişimleri derinlemesine analiz ederek, modern ulus-devletlerin oluşumuna giden yolda atılan önemli adımları gözler önüne seriyor.

Kitap, Merovenj dönemi boyunca iktidar yapılarının nasıl kurulduğunu ve dönüştüğünü, kilisenin siyasi hayattaki rolünü, aristokrasinin gücünü ve toplumsal hiyerarşilerin nasıl işlediğini detaylandırıyor. Geary, dönemin yazılı kaynaklarını, arkeolojik bulguları ve nümizmatik verileri bir araya getirerek, okuyucuya Merovenj toplumunun zengin bir panoramasını sunuyor. Sadece kralların ve savaşçıların değil, aynı zamanda sıradan insanların yaşamlarına, ekonomik faaliyetlere ve günlük pratiklere de ışık tutuyor. Kitap, günümüz Fransa ve Almanya’sının kültürel ve siyasi kimliklerinin bu erken Orta Çağ döneminde nasıl şekillenmeye başladığını gösteriyor.

‘Fransa ve Almanya’dan Önce’, Merovenj dünyasının sanılandan çok daha dinamik ve karmaşık bir dönem olduğunu kanıtlayarak, Roma sonrası Batı Avrupa tarihine dair yaygın yanlış anlamaları düzeltmeyi amaçlıyor. Geary, bu dönemin, ilerideki büyük dönüşümlerin tohumlarının ekildiği, yeni bir Avrupa medeniyetinin temellerinin atıldığı bir “yaratım ve dönüşüm” süreci olduğunu savunuyor. Kitap, erken Orta Çağ’ın, modern Batı dünyasının şekillenmesindeki merkezi rolünü vurgulayan, tarihçiler ve bu döneme ilgi duyan herkes için vazgeçilmez bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Patrick J. Geary – Fransa ve Almanya’dan Önce: Merovenj Dünyasının Yaratılışı ve Dönüşümü, çeviren: Serap Işık, Minotor Kitap, tarih, 288 sayfa, 2025

Kolektif – Selçuklular (2025)

Christian Lange ve Songül Mecit’in derlediği bu kitap, Selçuklu İmparatorluğu’nun siyasi, sosyal ve kültürel tarihini çok yönlü bir şekilde ele alıyor. ‘Selçuklular: Siyaset, Toplum, Kültür’ (‘The Seljuqs; Politics, Society and Culture’), Selçukluların kökenlerinden başlayarak, geniş bir coğrafyaya yayılan imparatorluklarının kuruluş sürecini, siyasi yapısını, yönetim anlayışını ve karşılaştığı iç ve dış sorunları inceliyor. Ayrıca, Selçuklu toplumunun farklı katmanlarını, etnik ve dini çeşitliliğini, ekonomik faaliyetlerini ve gündelik yaşamını da detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitap, Selçuklu kültürünün İslam dünyasındaki yerini, bilim, sanat, edebiyat ve mimari alanındaki gelişmelerini, tasavvuf hareketlerini ve dini kurumlarını da kapsamlı bir şekilde analiz ediyor.

Bu derleme, A.C.S. Peacock, C. Edmund Bosworth, Carole Hillenbrand, D.G. Tor, Daphna Ephrat, David Durand-Guédy, Jürgen Paul, Massimo Campanini, Robert Hillenbrand, Scott Redford, Vahid Behmardi ve Vanessa Van Renterghem gibi alanında uzmanlaşmış akademisyenlerin katkılarıyla Selçuklu tarihinin farklı yönlerine odaklanıyor. Kitap, Selçuklu sultanlarının iktidar mücadelelerini, merkezi otoritenin zaman zaman zayıflamasını ve bölgesel güçlerin yükselişini takip ediyor. Selçuklu ordusunun yapısı, askeri başarıları ve yenilgileri, Bizans İmparatorluğu ve diğer komşu devletlerle olan ilişkileri de kitapta önemli bir yer tutuyor. Sosyal hayata dair bölümlerde, göçebe geleneklerinden yerleşik hayata geçişin etkileri, farklı etnik grupların bir arada yaşaması, şehirlerin gelişimi ve kırsal bölgelerdeki yaşam koşulları anlatılıyor. Kitap, Selçuklu toplumunda kadınların rolü, aile yapısı, eğitim kurumları ve hayır işleri gibi konulara da değiniyor.

Çalışma, Selçuklu İmparatorluğu’nun kültürel mirasını da derinlemesine inceliyor. İslam düşüncesindeki farklı akımların Selçuklu coğrafyasındaki yayılımı, önemli bilim insanları ve düşünürlerin katkıları, Farsça ve Arapça edebiyatın gelişimi, Selçuklu dönemi mimarisinin özgünlüğü ve Anadolu’nun Türkleşmesi sürecindeki kültürel etkileşimler kitapta ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. Kitap, Selçuklu İmparatorluğu’nun sadece siyasi ve askeri bir güç olmakla kalmayıp, aynı zamanda İslam medeniyetinin önemli bir merkezi olduğunu ve sonraki dönemlerdeki siyasi ve kültürel gelişmeleri derinden etkilediğini gösteriyor. Bu kapsamlı çalışma, Selçuklu tarihine ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Selçuklular: Siyaset, Toplum, Kültür, derleyen: Christian Lange, Songül Mecit, çeviren: Özkan Akpınar, İletişim Yayınları, tarih, 429 sayfa, 2025

M. Bedrettin Toprak – Osmanlı İstanbulu’nda Eşitsizlik (2025)

Küresel ekonomilerde giderek derinleşen bölüşüm sorunları ve artan eşitsizlikler, bu konulara yönelik akademik ilginin ve araştırmaların hem miktarını hem de önemini sürekli olarak yükseltiyor. İktisadi kalkınma düzeyleri arasındaki belirgin farklılıkların kökeninde yatan temel nedenleri anlamak, ilgili toplumların ekonomik yapılarının uzun vadeli ve kapsamlı bir incelemesini zorunlu kılıyor. Son yıllarda iktisadi analizde merkezi bir konuma yükselen bu önemli araştırma alanında, Osmanlı İmparatorluğu dönemi üzerine yapılan çalışmaların mevcut literatürdeki boşluğu dikkat çekici.

İşte bu eser, söz konusu eksikliği giderme amacıyla kaleme alınmış.

  • Avrupa kıtasında Sanayi Devrimi’nin dönüştürücü etkileri yaşanırken, Osmanlı İmparatorluğu’nda bu büyük ekonomik dönüşümün itici güçleri hangi aşamadaydı?
  • Tarihin bu kritik ayrım noktasında ortaya çıkan ekonomik tablo, belirli kurumsal ve yapısal faktörlerden mi kaynaklanıyordu, yoksa Simon Kuznets’in eşitsizlikler üzerine geliştirdiği teoriler mi bu süreci daha iyi açıklamaktaydı?

Bu temel ve kapsamlı sorulara mütevazı ancak somut verilerle katkıda bulunmayı hedefleyen bu titiz ve uzun soluklu araştırma, 18. yüzyıl Osmanlı İstanbul’unun demografik özelliklerini, servetin yapısını ve dağılımını, servet eşitsizliğinin boyutlarını ampirik yöntemlerle detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, dönemin İstanbul toplumunu hangi sosyoekonomik katmanlar ve gruplar temelinde incelemenin mümkün olduğunu araştırıyor.

  • Cinsiyet, dini inanç, sosyal unvan ve meslek gruplarına göre servet yapıları nasıldı ve bu gruplar servetten ne ölçüde pay alıyorlardı?
  • Servet, hangi finansal ve maddi varlıklar şeklinde tutuluyordu?
  • Osmanlı miras hukukunun servetin nesilden nesile aktarılmasında nasıl bir rolü vardı ve bu durum servet eşitsizliğini hangi yönde etkiliyordu?

Bütün bu soruların cevapları, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentindeki Kadı Sicilleri’nde bulunan tereke defterlerinden özenle derlenen zengin bir veri seti aracılığıyla analiz ediliyor. Bu analizler sonucunda kitap, 18. yüzyıl İstanbul’unda işleyen pazar mekanizmasının, ekonomik eşitsizlikleri ne ölçüde sınırlayıcı bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

  • Künye: M. Bedrettin Toprak – Osmanlı İstanbulu’nda Eşitsizlik: Terekeler Üzerinden Demografi ve Servet Analizi, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 280 sayfa, 2025

Sir James E. Alexander – Şarkta ve Garpta Askerlik (2025)

Kraliyet Askeri Akademisi’nden yetişen ve İngiliz ordusunun en çalkantılı dönemlerinde sahneye çıkan Sir James E. Alexander, yalnızca bir asker değil aynı zamanda bir diplomat ve kâşifti. Alexander’ın bu eseri, yazarın uzun ve çeşitli askeri kariyerinin anılarını kapsıyor. ‘Şarkta ve Garpta Askerlik’ (‘Passages in the Life of a Soldier: Or, Military Service in the East and West’), Alexander’ın hem “Doğu” olarak adlandırdığı bölgelerdeki (Hindistan, İran vb.) hem de “Batı” olarak tanımladığı coğrafyalardaki (Avrupa, Afrika, Amerika) askeri hizmetlerini ve bu hizmetler sırasındaki kişisel deneyimlerini detaylı bir şekilde aktarıyor.

Alexander, bir asker olarak görev yaptığı farklı coğrafyalardaki askeri harekatlara, savaşlara, garnizon hayatına ve sosyal ilişkilere dair canlı ve birinci elden bilgiler sunar. Kitap, dönemin askeri taktiklerini, ordunun günlük yaşamını, askerlerin arasındaki ilişkileri ve farklı kültürlerle olan etkileşimleri yansıtan anekdotlarla dolu. Yazar, sadece askeri olayları anlatmakla kalmaz, aynı zamanda görev yaptığı bölgelerin coğrafi özelliklerini, yerel halkların yaşam tarzlarını ve kültürel farklılıklarını da kendi gözlemleriyle okuyucuya aktarıyor.

Kitap, bir askerin kişisel yolculuğunu ve askeri hizmetin farklı cephelerini gözler önüne sererken, aynı zamanda 19. yüzyılın ilk yarısındaki İngiliz İmparatorluğu’nun askeri ve sosyal tarihine de ışık tutuyor. Alexander’ın anıları, dönemin askeri hayatına dair samimi ve detaylı bir bakış sunarak, okuyucuyu o yılların dünyasına götürüyor.

  • Künye: Sir James E. Alexander – Şarkta ve Garpta Askerlik, çeviren: Uğur Gezen, Albaraka Yayınları, anı, 176 sayfa, 2025

Steven Roger Fischer – Okumanın Tarihi (2025)

Steven Roger Fischer’in ‘Okumanın Tarihi’ (‘A History of Reading’) adlı kitabı, okumanın insanlık tarihindeki uzun ve karmaşık yolculuğunu kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Fischer, bu eserinde, yazının icadından modern dijital çağa kadar okuma pratiklerinin nasıl geliştiğini, dönüştüğünü ve toplumsal hayata nasıl derinlemesine nüfuz ettiğini gözler önüne seriyor. Kitap, sadece okuma eyleminin teknik yönlerini değil, aynı zamanda okumanın kültürel, sosyal, ekonomik ve politik boyutlarını da inceliyor. Fischer, farklı uygarlıklarda ve dönemlerde okuma alışkanlıklarının nasıl şekillendiğini, okuryazarlığın toplumsal statü ve güçle olan ilişkisini, bilginin yayılmasında ve kültürel mirasın aktarılmasında okumanın oynadığı merkezi rolü detaylı bir şekilde analiz ediyor.

Yazar, Sümer çivi yazısından Antik Mısır hiyerogliflerine, Grek alfabesinden Roma İmparatorluğu’nun okuma kültürüne, Orta Çağ manastırlarının sessiz okuma pratiklerinden Rönesans’ın okuma devrimine kadar pek çok farklı dönemi ve kültürü inceliyor. Fischer, matbaanın icadının okuma tarihinde bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor ve bu gelişmenin kitapların yaygınlaşmasını, okuryazarlığın artmasını ve bilginin daha geniş kitlelere ulaşmasını nasıl sağladığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Aydınlanma çağıyla birlikte okumanın bireysel düşünce ve eleştirel akıl yürütme üzerindeki etkileri de kitapta önemli bir yer tutuyor. Fischer, romanın ortaya çıkışı ve yaygınlaşmasıyla birlikte okumanın nasıl bir eğlence ve kişisel gelişim aracı haline geldiğini de irdeliyor.

‘Okumanın Tarihi’, sadece elitlerin ve din adamlarının tekelinde olan okumanın zamanla nasıl yaygınlaştığını ve sıradan insanların hayatının bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Kitap, okuryazarlık oranlarındaki artışın toplumsal değişimleri nasıl tetiklediğini, eğitim sistemlerinin gelişiminde okumanın nasıl temel bir beceri olarak kabul edildiğini ve modern dünyada bilginin erişilebilirliğinin okuma pratiklerini nasıl dönüştürdüğünü de ele alıyor. Fischer, dijital teknolojilerin okuma alışkanlıkları üzerindeki etkilerini ve gelecekte okumanın nasıl bir evrim geçirebileceğine dair öngörülerde bulunarak, okumanın insanlık tarihindeki vazgeçilmez rolünü bir kez daha vurguluyor. Sonuç olarak, bu eser, okumanın sadece bir beceri olmanın ötesinde, insan uygarlığının ilerlemesinde ve kültürel kimliğin oluşmasında hayati bir öneme sahip olduğunu kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Steven Roger Fischer – Okumanın Tarihi, çeviren: Ayşe Handan Konar, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2025

Virginia H. Aksan – Osmanlılar (2025)

Virginia Aksan’ın bu kitabı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldan yıkılışına kadar olan dönemini, özellikle modern savaşların imparatorluk üzerindeki etkisini mercek altına alıyor. ‘Osmanlılar: Kuşatılmış Bir İmparatorluk (1700-1923)’ (‘The Ottomans 1700-1923: An Empire Besieged [Modern Wars In Perspective]’), bu dönemi Osmanlı Devleti’nin sürekli bir askeri baskı altında olduğu ve bu durumun imparatorluğun siyasi, sosyal ve ekonomik yapısını derinden etkilediği bir “kuşatma” metaforuyla açıklıyor.

Kitap, Osmanlıların bu dönemdeki askeri yenilgilerini sadece toprak kaybı olarak değil, aynı zamanda devletin modernleşme çabalarını, idari reformlarını ve toplumsal dönüşümlerini şekillendiren temel bir faktör olarak ele alıyor. Aksan, Rusya, Avusturya ve diğer Avrupa güçleriyle yapılan uzun süreli savaşların, Osmanlı maliyesini çökerttiğini, merkezi otoriteyi zayıflattığını ve çeşitli etnik gruplar arasındaki gerilimleri artırdığını vurguluyor.

Aynı zamanda, Osmanlı elitlerinin bu askeri başarısızlıklar karşısında geliştirdiği modernleşme projelerini, ordu reformlarını ve Batı’dan yapılan teknolojik transferleri de detaylı bir şekilde inceliyor. Ancak yazar, bu reform çabalarının imparatorluğun çöküşünü engellemede yetersiz kaldığını, zira dış baskıların ve iç sorunların birleşimiyle Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdürmesinin giderek zorlaştığını belirtiyor.

Sonuç olarak, Aksan’ın çalışması, Osmanlı İmparatorluğu’nun son iki yüzyılını modern savaşların gölgesinde, sürekli bir adaptasyon ve direnme mücadelesi olarak yeniden yorumluyor.

  • Künye: Virginia H. Aksan – Osmanlılar: Kuşatılmış Bir İmparatorluk (1700-1923), çeviren: Barış Özkul, Alfa Yayınları, tarih, 588 sayfa, 2025