Werner Sombart – Modern Kapitalizm (2024)

Werner Sombart’ın bu önemli eseri, kapitalizmin kökenlerini ve gelişimini derinlemesine inceliyor.

Özellikle Avrupa’daki ekonomik ve sosyal dönüşümleri mercek altına alarak, kapitalist sistemin nasıl ortaya çıktığını ve modern dünyayı nasıl şekillendirdiğini analiz ediyor.

Sombart, kapitalizmin sadece ekonomik bir sistem değil, aynı zamanda belirli bir zihniyet ve değerler bütünü olduğunu vurgular. “Kapitalist ruh” olarak adlandırdığı bu zihniyet, kazanç elde etme arzusunu, sürekli büyüme ihtiyacını ve yenilikçiliği ön plana çıkarır.

Sombart, kapitalizmin kökenlerini Orta Çağ’daki ekonomik ve sosyal değişimlere bağlar. Şehirleşme, ticaretin gelişmesi ve yeni sınıfların ortaya çıkışı gibi faktörlerin kapitalizmin doğuşunda önemli rol oynadığını savunur.

Sombart, kapitalizmin özgün özelliklerini, rakip ekonomik sistemlerle karşılaştırarak analiz eder. Özel mülkiyet, serbest piyasa, rekabet ve kar maksimizasyonu gibi kavramları derinlemesine inceler.

Sombart, kapitalizmi sadece ekonomik bir sistem olarak değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir olgu olarak ele alarak bu konuya yeni bir bakış açısı getirir.

Kapitalizmin tarihsel gelişimini detaylı bir şekilde inceleyerek, günümüzdeki ekonomik sorunların kökenlerini anlamamıza yardımcı olur.

Ekonomik düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kitap, hala güncelliğini koruyan bir başvuru kaynağıdır.

  • Künye: Werner Sombart – Modern Kapitalizm: Kapitalizmin Doğuşu, çeviren: Gözde Türker, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 755 sayfa, 2024

Gustave Bloch – Roma Cumhuriyeti (2024)

Gustave Bloch’un ‘Roma Cumhuriyeti’ adlı eseri, Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve sosyal yapısını derinlemesine inceleyen önemli bir tarih çalışmasıdır.

Bloch, bu eserinde Roma Cumhuriyeti’nin kuruluşundan düşüşüne kadar geçen süreci, özellikle de cumhuriyet dönemindeki siyasi mücadeleleri ve toplumsal dönüşümleri detaylı bir şekilde analiz etmektedir.

Bloch, Roma Cumhuriyeti’nin kuruluşunu mitolojik anlatılardan ziyade tarihsel bir perspektifle ele alır. Roma’nın ilk dönemlerindeki siyasi yapı, sosyal sınıflar ve hukuk sistemi gibi konuları detaylı bir şekilde inceler.

Roma Cumhuriyeti’nin tarih boyunca süregelen patriciler (aristokratlar) ve plebler (halk) arasındaki sınıf mücadelesini, bu çatışmanın siyasi kurumlar üzerindeki etkilerini ve sonunda varılan uzlaşmaları inceler.

Senato, konsüllük, tribünlük gibi Roma Cumhuriyeti’nin önemli siyasi kurumlarının nasıl oluştuğu, güç dengeleri ve zaman içindeki değişimleri üzerinde durur.

Roma’nın İtalya’yı fethetmesi, Pön Savaşları ve diğer dış savaşlar gibi önemli dönemleri ele alarak, bu süreçlerin Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini analiz eder.

Roma Cumhuriyeti’nin iç savaşlar ve siyasi istikrarsızlıklar sonucu çöküşünü ve imparatorluğun doğuşunu detaylı bir şekilde inceler.

Bloch, Roma Cumhuriyeti’ni sadece siyasi bir kurum olarak değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve kültürel bir yapı olarak ele alır. Tarihsel kaynakları titizlikle inceleyerek, Roma toplumunun karmaşık yapısını ve değişimi ortaya koyar. Özellikle Roma hukuku ve siyasi düşünce üzerine yaptığı analizler, eserin en önemli özelliklerinden biridir.

Bloch’un eseri, Roma Cumhuriyeti üzerine yazılmış en kapsamlı ve etkili çalışmalardan biri olarak kabul edilir. Klasik antik çağ tarihçiliği alanında önemli bir referans kaynağıdır.

Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve sosyal yapısını derinlemesine analiz ederek, modern siyaset teorilerine de önemli katkılar sunar.

Bloch, tarihsel kaynakları ele alış biçimi ve analiz yöntemi ile tarihçilik alanında önemli bir örnek teşkil eder.

  • Künye: Gustave Bloch – Roma Cumhuriyeti: Politik ve Sosyal Çatışmalar, çeviren: Dicle Ezgi Gözoğlu, Selenge Yayınları, tarih, 240 sayfa, 2024

Kolektif – Osmanlı Mutfak Kültürü (2024)

Bu makale derlemesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş coğrafyasında ve farklı zaman dilimlerinde şekillenen zengin mutfak kültürünü detaylı bir şekilde inceliyor.

Makaleler, saray mutfağından halk mutfağına, klasik Osmanlı yemeklerinden modernleşmeye kadar geniş bir yelpazede konuları ele alıyor.

Osmanlı mutfağının farklı dönemlerinde ve coğrafyalarında ortaya çıkan yemek alışkanlıklarını, kültürel etkileşim ve değişimleri, temel gıdalardan lüks tüketime geniş bir yelpazede 11 makalede sunuyor.

On altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla mutfak tarihini, hem ekonomik-sosyal tarih hem de kültür tarihi perspektifinden incelemeye tabi tutan bu eser, Osmanlı mutfağının temel tüketim maddelerine, mutfaklarda kullanılan eşyalara, şiirlerde, seyahatnamelerde yeme-içme kültürünün yansımalarına ışık tutuyor.

Hem saray mutfağını hem de halkın günlük beslenme alışkanlıklarını kapsamlı bir şekilde ele alan bu derleme, yemeklerin toplumsal ilişkilerdeki rolünü ortaya koyarak, imparatorluğun zengin kültürel dokusuna dair derin bir anlayış sunuyor.

Osmanlı tarihi okurları ve günümüz mutfak mirasının köklerini merak edenler için uzun yıllar kaynak olacak bir eser.

Derleme, Osmanlı mutfak kültürünü bir bütün olarak ele alarak, tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarını bir araya getiriyor. Hem akademik bir çalışma hem de gastronomi meraklıları için ilgi çekici bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Mutfak Kültürü, editör: Arif Bilgin, Ömer Faruk Can, Vakıfbank Kültür Yayınları, yemek, 344 sayfa, 2024

Arthur Weigall – Mısır Firavunu (2024)

Bu kitap, antik Mısır’ın en gizemli ve tartışmalı firavunlarından Akhenaton’un hayatını ve reformlarını detaylı bir şekilde inceliyor.

Akhenaton, “tarihin ilk bireyi” olarak adlandırılır.

O var olanın değişmesi gerektiğine inanır.

Akhenaton, insanı ve barışı merkeze alan ilk tek tanrılı dini geliştirmeye çalışır.

“Tanrı Aton Sevginin Efendisi, Işınların her yeri kuşatır… Sen onları sevginle bağlarsın.”

Akhenaton ve Tanrısı Aton, savaşa karşıydı, sevgi onların yaşam kaynağıydı.

Kitap, Akhenaton’u diğer firavunlardan ayıran özelliklerini, dini reformlarını ve Mısır kültürüne getirdiği yenilikçi yaklaşımlarını anlatır.

Akhenaton’un, Mısır’ın çok tanrılı din anlayışını reddedip tek tanrıya olan inancı teşvik etmesini ve bu durumun Mısır toplumunda yarattığı dönüşümü detaylı bir şekilde inceler.

Akhenaton döneminde ortaya çıkan, daha önce görülmemiş bir sanat tarzı ve yeni bir başkent olan Amarna şehri hakkında bilgi verir.

Akhenaton’un dini reformlarının siyasi ve sosyal hayata yansımalarını ve Mısır’ın bu dönemdeki iç ve dış ilişkilerini ele alır.

Akhenaton’un ölümünden sonra Mısır’da yaşanan değişimleri ve onun mirası hakkında değerlendirmeler sunar.

Weigall, Akhenaton üzerine yapılmış araştırmaları derleyerek ve kendi gözlemlerini ekleyerek kapsamlı bir biyografi sunar.

Weigall, kitapta bahsedilen arkeolojik bulguların ortaya çıkarıldığı kazıların birçoğunda bizzat bulunmuş ve yönetmiştir

Kitap, Akhenaton’u sadece bir firavun olarak değil, aynı zamanda dini bir reformcu, sanat patronu ve vizyoner bir lider olarak tanımamızı sağlar.

Akhenaton’un dönemi, Mısır tarihindeki en ilginç ve tartışmalı dönemlerden biridir.

Bu kitap, bu dönemi daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Antik Mısır tarihine ilgi duyan herkes için bu kitap hem keyifli bir okuma hem de bilgilendirici bir kaynak olacaktır.

  • Künye: Arthur Weigall – Mısır Firavunu: Akhenaton’un Hayatı ve Hükümdarlık Dönemi, çeviren: İlhan Kaya, Sümer Yayıncılık, tarih, 184 sayfa, 2024

Bonnie G. Smith – Dünya Tarihinde Kadınlar (2024)

Bonnie G. Smith’in ‘Dünya Tarihinde Kadınlar’ adlı kitabı, dünya tarihine kadınların bakış açısıyla eleştirel bir yaklaşım sunan kapsamlı bir çalışma.

Kitap, 1450 yılından günümüze kadar farklı coğrafyalardaki kadınların deneyimlerini, rollerini ve mücadelelerini inceliyor.

Kitap, sadece Batı dünyasına değil, Çin’den Rusya’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar farklı kıtalardaki ve kültürlerdeki kadınların yaşamlarını ele alır.

Bu sayede, kadınların deneyimlerinin coğrafi ve kültürel çeşitliliğini gözler önüne serer.

Kitapta, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve dinlerden kadınların yaşamları incelenir.

Köleleştirilmiş kadınlardan, soylu kadınlara, kırsal kesimde yaşayanlardan şehirli kadınlara kadar geniş bir yelpazede kadın deneyimleri sunulur.

Kitap, geleneksel tarih yazımının erkek merkezli bakış açısını eleştirir ve kadınların tarihteki rollerini ve etkilerini yeniden değerlendirir.

Kadınların siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki katkılarını vurgular.

Kitap, kronolojik bir anlatı yerine tematik bir yaklaşım benimser.

Aile, iş, din, siyaset, savaş gibi farklı temalar altında kadınların deneyimlerini inceler. Bu sayede, farklı zaman dilimlerinde ve coğrafyalarda benzer temaların kadınların yaşamlarını nasıl etkilediği daha net bir şekilde görülür.

Kadınların köleleştirilmesi ve ticaretinin tarih boyunca nasıl bir rol oynadığı incelenir.

Sömürgeciliğin kadınların yaşamları üzerindeki etkileri ve kadınların sömürgeciliğe karşı direnişleri ele alınır.

Sanayi Devrimi’nin kadınların iş hayatı ve aile rolleri üzerindeki etkileri incelenir.

Savaşların ve devrimlerin kadınların yaşamlarını nasıl etkilediği ve kadınların bu olaylarda nasıl roller üstlendiği ele alınır.

Farklı dönemlerdeki kadın hareketleri ve feminizm akımları incelenir.

  • Künye: Bonnie G. Smith – Dünya Tarihinde Kadınlar: 1450’den Günümüze, çeviren: Merve Öztürk, İletişim Yayınları, tarih, 423 sayfa, 2024

David W. Anthony – At, Tekerlek ve Dil (2024)

David W. Anthony’nin ‘At, Tekerlek ve Dil: Avrasya Bozkırlarının Tunç Çağı Atlıları Modern Dünyayı Nasıl Şekillendirdi?” adlı kitabı, Proto-Hint-Avrupa dilinin ve bu dili konuşan halkların kökenlerini ve yayılışını inceleyen önemli bir eserdir.

Kitap, arkeolojik, dilbilimsel ve genetik kanıtları bir araya getirerek, bu halkların Avrasya bozkırlarından yayıldığını ve modern dünyanın dil, kültür ve genetik yapısını önemli ölçüde etkilediğini savunur.

Anthony, Proto-Hint-Avrupalıların MÖ 5. ve 4. binyıllarda Karadeniz ve Hazar Denizi’nin kuzeyindeki bozkırlarda (günümüz Ukrayna ve güney Rusya) ortaya çıktığını öne sürer.

Bu bölge, Yamnaya kültürü olarak bilinir.

Bu dönemde atın evcilleştirilmesi ve tekerlekli arabaların icadı, bu topluluklara büyük bir hareketlilik ve askeri üstünlük sağlamıştır.

Bu sayede geniş alanlara yayılmışlardır.

Yamnaya kültürü ve onların ardılları, at sırtında ve tekerlekli arabalarla batıya Avrupa’ya, doğuya ise Orta Asya ve Hindistan’a doğru göç etmişlerdir.

Bu göçler, Proto-Hint-Avrupa dilinin ve kültürünün bu bölgelere yayılmasına yol açmıştır.

Anthony, bu teoriyi desteklemek için çok sayıda kanıt sunar.

Arkeolojik kazılarda bulunan mezarlar, yerleşim yerleri ve eserler, bu halkların hareketliliğini ve kültürel özelliklerini gösterir.

Dilbilimsel analizler, Hint-Avrupa dillerinin ortak bir kökene sahip olduğunu ve bu kökenin bozkırlarda aranması gerektiğini destekler.

Genetik araştırmalar da bu göçlerin genetik izlerini ortaya koymaktadır.

Kitapta öne çıkan bazı önemli noktalar:

Yamnaya kültürü: Bu kültür, Proto-Hint-Avrupalıların en olası ataları olarak kabul edilir. Mezarlarında bulunan tekerlekli araba kalıntıları ve at iskeletleri, bu halkların at ve tekerlek teknolojisine hâkim olduğunu gösterir.

Göç yolları: Anthony, Proto-Hint-Avrupalıların farklı yönlere doğru izlediği göç yollarını detaylı olarak inceler. Bu göçlerin zamanlaması ve etkileri hakkında önemli bilgiler sunar.

Dil değişimi ve kültürel etkileşim: Kitap, Proto-Hint-Avrupalıların yerleştikleri bölgelerdeki yerli halklarla etkileşimlerini ve dil değişim süreçlerini ele alır.

  • Künye: David W. Anthony – At, Tekerlek ve Dil: Avrasya Bozkırlarının Tunç Çağı Atlıları Modern Dünyayı Nasıl Şekillendirdi?, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, tarih, 688 sayfa, 2024

Louis A. Fishman – Geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler (2024)

Louis A. Fishman’ın ‘Geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler (1908-1914)’ adlı eseri, günümüzde Ortadoğu’nun en önemli sorunlarından biri haline gelen İsrail-Filistin çatışmasının kökenlerini Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar götürerek önemli bir bakış açısı sunar.

Fishman, Yahudi ve Arap topluluklarının Osmanlı yönetimi altında yaşadıkları deneyimleri, birbirleriyle olan ilişkilerini ve ortaya çıkan gerilimleri detaylı bir şekilde analiz eder.

Kitap, Siyonizm hareketinin bölgedeki Yahudi nüfusunu artırması ve bu durumun Arap-Yahudi ilişkilerini nasıl etkilediğini inceler.

Fishman, I. Dünya Savaşı öncesinde Filistin’de yaşanan siyasi gelişmeleri ve farklı güçlerin bölge üzerindeki etkilerini ele alır.

Yazar, günümüzde yaşanan çatışmanın kökenlerinin Osmanlı dönemine kadar uzandığını ve o dönemde atılan tohumların bugün hala meyve verdiğini savunur.

Fishman, İsrail-Filistin çatışmasını daha geniş bir tarihsel çerçeve içinde ele alarak, sorunun sadece son yüzyıla özgü olmadığını gösterir.

Kitap, Yahudi ve Arap toplumlarının birbirleriyle olan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin zaman içinde nasıl değiştiğini analiz eder.

Fishman, Siyonizm hareketinin Filistin’deki siyasi ve sosyal hayatı nasıl şekillendirdiğini inceler.

  • Künye: Louis A. Fishman – Geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler (1908-1914): Anavatanda Hak İddiası, çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2024

Ahmet Erdem Tozoğlu – Demiryolu ve Kent (2024)

On dokuzuncu yüzyılda Babıali’nin Rumeli’ye ilişkin önceliklerinden biri liman şehirleri ile iç merkezleri birbirine bağlayacak ve bunları Dersaadet’e ulaştıracak bir demiryolu ağının kurulmasıydı.

Demiryollarının Osmanlı şehirlerine varışı, Balkanlarda modernite deneyimini canlandırdığı gibi, bu şehirlerin ve şehirlilerin kendileri dışındaki dünyaya ekonomik ve sosyal ağlar üzerinden entegre olabilmelerini kolaylaştırdı.

Demiryolları yalnızca şehirleri bağlamakla kalmadı, aynı zamanda Osmanlı coğrafyasının sosyal, ekonomik ve mekânsal dokusunu da kökten değiştirdi.

Ahmet Erdem Tozoğlu’nun ‘Demiryolu ve Kent’ adlı bu çalışması, okurlarını Osmanlı Balkan şehirlerinin iç içe geçmiş hikâyelerine ve İstanbul’dan başlayarak Balkanlara uzanan demiryolu ağının şehirler üzerindeki etkileyici serüvenine tanıklık etmeye çağırıyor.

İstanbul’dan Selanik’e, Manastır’dan Edirne ve Dedeağaç’a kadar uzanan bu modernleşme ve dönüşüm yolculuğunda, arşiv belgeleri, edebi eserler ve göz alıcı görsellerle zenginleştirilmiş bir anlatı yer alıyor.

Kitapta, Türkiye’de bugüne kadar daha çok ekonomik, siyasi ve askeri açılardan ele alınan demiryolları tarihine dair sosyal ve kültürel bir perspektif sunuluyor.

  • Künye: Ahmet Erdem Tozoğlu – Demiryolu ve Kent: 19. Yüzyılda Osmanlı Balkan Şehirlerinin Mekânsal Değişimi, İş Kültür Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2024

George Smith – Babil Tarihi (2024)

George Smith’in ‘Babil Tarihi’ adlı eseri, 19. yüzyılın ikinci yarısında Mezopotamya ve özellikle Babil uygarlığı üzerine yapılan araştırmaların önemli bir ürünüdür.

Smith, dönemin önde gelen Asurluluk bilimcilerinden biri olarak kabul edilir ve bu kitapta Babil’in tarihini, kültürünü ve medeniyetini kapsamlı bir şekilde incelemiştir.

Smith, kitabında Babil çivi yazısını çözme çalışmalarına yaptığı önemli katkılara yer verir.

Çivi yazılı tabletleri deşifre ederek Babil mitolojisi, dini inançlar, tarihsel olaylar ve günlük yaşam hakkında değerli bilgiler elde etmiştir.

Smith, Gılgamış Destanı’nın ilk kez İngilizceye çevrilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Bu destan, dünya edebiyatının en eski örneklerinden biri olarak kabul edilir ve insanlık koşulu, ölümsüzlük arayışı gibi evrensel temalara değinir.

Kitapta Babil astronomi ve matematik sistemleri hakkında detaylı bilgiler sunulur.

Babillilerin gökyüzünü gözlemleyerek takvimler oluşturdukları, gezegen hareketlerini takip ettikleri ve karmaşık matematiksel hesaplamalar yaptıkları anlatılır.

Smith, Babil hukuk sistemini ve toplumsal yapısını inceleyerek, bu uygarlığın gelişmiş bir hukuk anlayışına sahip olduğunu ve karmaşık bir sosyal yapıya sahip olduğunu gösterir.

Kitapta Babil İmparatorluğu’nun kuruluşu, yükselişi ve çöküşü kronolojik bir sırayla incelenir.

Babil’in bölgedeki diğer uygarlıklarla olan ilişkileri ve siyasi mücadeleleri ele alınır.

‘Babil Tarihi’, Babil uygarlığına olan ilgiyi artırmış ve bu alandaki bilimsel çalışmalara önemli bir katkı sağlamıştır.

Smith’in çalışmaları, Babil’in sadece bir medeniyet değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en eski ve en gelişmiş uygarlıklarından biri olduğunu göstermiştir.

Eser, öncelikle Babil uygarlığının öncesini, kuruluşundan Medler ile ittifaka, sonrası Persler tarafından fethedilmesine kadar geçen uzun yüzyılların akıcı bir anlatımını içeriyor.

Kitabın özgün yanlarından biri uzun çabalar sonucunda bulunup tercüme edilmiş ilk anıtların çözülüşünün temel alınmasıdır.

Babilliler ilk astronomi, matematik, mimari ve birçok alanda büyük keşifler yapıp geliştiren bir toplumdu.

Olağanüstü bir yazı sistemi geliştirmiş, kil tabletlere ve papirüslere yazılmış eserlerden oluşan etkileyici kütüphaneler kurmuşlardı.

Okur bu kitapta, Babil’in asma bahçelerinin muhteşemliğinin ötesinde de bilgiler bulacaktır; bilim ve sanattaki muazzam gelişimin arka planında yer alan bitmek bilmeyen savaşlar, isyanlar, fetih ve yağmalar, imparatorluğu çöküşe götüren süreçteki “genel ahlaki ve zihinsel çürüme.

Babil Tarihi, yalnızca profesyonel tarihçiler ya da konuya özel bir ilgi duyanlar için değil, bugünkü medeniyetin tarihteki derin köklerini anlamak isteyen herkes için bir başvuru kaynağıdır.

  • Künye: George Smith – Babil Tarihi, çeviren: İlhan Kaya, Sümer Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2024

Kolektif – Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğunun Yükselişi (2024)

‘Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğunun Yükselişi’, 18. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan, dünyayı derinden etkileyen Sanayi Devrimi’ni ve bu devrimin baş aktörü Britanya’yı mercek altına alıyor.

Kitapta, alanında uzman pek çok tarihçinin makaleleri bir araya getirilerek, bu dönemdeki ekonomik, kültürel ve toplumsal dönüşümlerin çok yönlü bir analizi yapılıyor.

Burada, Sanayi Devriminin dünyaca ünlü uzmanlarından Joel Mokyr, Jan de Vries, Pat Hudson, Maxine Berg, J. R. Ward gibi isimlerin makalelerinin yanı sıra Andrew Porter, Anthony Howe, Dane Kennedy, Simone Gunn, Michael Winstanley, Clark Nardinelli ve Ruth Watts gibi imparatorluk tarihçilerinin değerlendirmeleri yer alıyor.

Sanayi Devrimi’nin sadece bir teknolojik devrim olmadığı, aynı zamanda toplumların ve uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde de belirleyici bir rol oynadığı vurgulanıyor.

Kitap, Britanya’nın bu dönemde nasıl dünyanın en güçlü imparatorluklarından biri haline geldiğini ve bu yükselişin küresel tarih üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.

Eser, Türkiye’deki ilgili alanlardaki çalışmalara yeni bir soluk getirirken hem akademik çevreler hem de tarih meraklıları için kapsamlı bir kaynak niteliğinde.

Özetle, bu kitap, Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğu’nun yükselişi hakkında derinlemesine bilgi edinmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir eser.

  • Künye: Kolektif – Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğunun Yükselişi, derleyen: Hasan Aksakal, Beyoğlu Kitabevi, tarih, 412 sayfa, 2024