Ernst Bloch – Thomas Münzer (2024)

Yirminci yüzyıla yön veren filozoflardan Ernst Bloch, yola koyuluşun, hareketin, direncin ve öngörü bilincinin düşünürüydü.

Onun umut, dimdik yürüme ve somut ütopya ana-motifleri çalkantılı 1960’ların tartışmalarına da nüfûz etti.

Bloch’la birlikte, felsefi düşüncenin keşfedilenin haritasını çıkarmaktan daha fazlasını ifade ettiğini öğrenebiliriz.

Yaşanan ânın karanlığı ve henüz-olmamanın ontolojisi, “bir tür” aklın kural-koyucu düzenlemesine izin vermeyen ve çağdaş toplumdaki derin değişimler karşısında yeni bir ışıkta ortaya çıkan düşünce kategorilerini ifade eder.

Bloch’u (tekrar) okumanın zamanı geldi.

Felsefenin temel soruları ile toplumun ve kültürün sorunları üzerine ortaya koyduğu düşünceler sizi bunu yapmaya davet ediyor.

‘Thomas Münzer’, alışılagelmiş bir biyografi değil kesinlikle.

Bloch’un izini sürdüğü büyük Alman köylü savaşında Münzer’in somut teolojik talebi, coşkulu, radikal demokratik ve geleceğe ait, henüz sırası gelmemiş bir tarihselliği içerir.

Yenilgiye rağmen umudun yaşadığı, resmî kiliselerle karşılaştırıldığında önümüzü meşale gibi aydınlatan bir karizmada belirginleşen somut bir ütopya.

  • Künye: Ernst Bloch – Thomas Münzer: Devrimin Teoloğu, çeviren: Tarık Kayakan, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 224 sayfa, 2024

Suraiya Faroqhi – Osmanlılar ve Bâbürlüler (2024)

Birbirinden binlerce kilometre uzak mesafede iki büyük imparatorluk… Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorlukları, erken modern dünyada geniş toprakları, çok kültürlü yapıları ve güçlü ordularıyla dünya tarihine damgasını vurdular.

Fatih Sultan Mehmet’ten Bâbür Şah’a, Kanuni Sultan Süleyman’dan Ekber Şah’a birçok önemli hükümdar tarafından yönetildiler, Sultan Ahmet Camii’nden Tac Mahal’e benzersiz mimarileriyle ön plana çıktılar.

  • Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorlukları nasıl bu kadar uzun süre hüküm sürdü?
  • Osmanlı ve Bâbürlü sultanlarının benzerlikleri ve farklılıkları nelerdi?
  • Osmanlılar ve Bâbürlüler birbirlerine nasıl bakıyordu?
  • Bu büyük medeniyetlerin halkları hangi sosyal ve ekonomik koşullar altında yaşadı? gibi soruların ve daha fazlasının cevabı bu kitapta.

Suraiya Faroqhi, titizlikle kaleme aldığı ‘Osmanlılar ve Bâbürlüler’de bu iki büyük imparatorluğun sosyal yapılarını, yönetim biçimlerini ve kültürel etkileşimlerini derinlemesine inceliyor.

Faroqhi; Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorluklarının idari yapıları, merkeziyetçi politikaları, askeri güçleri ve bürokratik sistemlerinin karşılaştırmalı bir analizini sunarken imparatorlukların ekonomik altyapılarını, ticaret ağlarını ve vergi sistemlerini detaylandırılarak, bu yapıların halkın günlük yaşamına nasıl etki ettiğini ortaya koyuyor.

Kitapta, Osmanlı ve Bâbürlü saraylarında gelişen mimari, edebi ve sanatsal faaliyetler ile bu kültürel unsurların toplum üzerindeki etkileri geniş bir perspektiften anlatılırken Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorluklarının birbirlerine bakış açıları ve aralarındaki diplomatik ilişkiler de mercek altına alınıyor.

Faroqhi, bu büyük medeniyetlerin inceliklerini ve nüanslarını anlamak için gerekli olan arka planı ve derinliği sunarak, okuyucuları tarihî bir yolculuğa çıkarıyor.

‘Osmanlılar ve Bâbürlüler’, Osmanlı ve Bâbürlü tarihine ilgi duyan herkes için eşsiz bir rehber olacak.

Suraiya Faroqhi’nın usta kaleminden bu iki büyük imparatorluğun tarihine dair yeni bakış açıları ve yorumlar bulacaksınız.

  • Künye: Suraiya Faroqhi – Osmanlılar ve Bâbürlüler, çeviren: Zeynep Yıldırım, Kronik Kitap, tarih, 560 sayfa, 2024

İbrahim Çiçek – İttihat ve Terakki (2024)

1889 yılında kurulan İttihat ve Terakki Fırkası, Türk demokrasi tarihinin ilk siyasi partisiydi; II. Meşrutiyet’in ilanına önayak oldu ve 1908-1918 yılları arasında kısa kesintilerle devleti yönetti.

Yapılan ilk seçimlerde özgürlükleri genişletmeyi vaat ederek iktidara geldi.

Ancak parti mensupları geçmişe oranla çok daha fazla tahammülsüz ve eleştiriye kapalı bir tutum sergiledi.

Baskı rejimine karşı çıkarak taraftar bulan ve bu sayede iktidara gelen fırka, baskı yapmaya başladı.

Genç ve idealist bir kadroya sahip olan İttihat ve Terakki Fırkası, parçalanmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kurtarmak için yola çıksa da, devlet yönetimi konusundaki deneyimsizliği ve dönemindeki iç ve dış sorunlar nedeniyle devletin yıkılışını hızlandırdı.

Yıllardır bu dönemi çalışan İbrahim Çiçek, kapsamlı bir giriş yapmak isteyen okurlar için yazdı.

  • Künye: İbrahim Çiçek – İttihat ve Terakki: İhtilaller, Cinayetler, Darbeler ve Toplumsal Olaylar (1908-1918), Alfa Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2024

David Abulafia – Büyük Deniz (2024)

Avrupa, Asya ve Afrika’yı birbirine bağlayan Akdeniz, binlerce yıldır farklı dinlerin, yönetim şekillerinin, kültür ve ekonomilerin buluştuğu, çatıştığı, birbirini etkilediği bir yer oldu.

Akdeniz tarihi profesörü David Abulafia, tarihöncesinden 21. yüzyıla uzanarak Akdeniz’in imparatorlukların yükseliş ve çöküş dönemlerindeki önemine, denizin ulaşım ve beslenme için pratikliğine, denizin tehlikeli sularını aşan denizci, korsan, göçmen gibi kişilere odaklanarak detaylı bir Akdeniz tarihi çalışmasını okurlarla buluşturuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“‘Akdeniz tarihi’ birçok anlama gelebilir. Bu kitap Akdeniz çevresindeki toprakların değil, Akdeniz’in tarihidir; daha doğrusu bu denizi geçen ve adalarında ya da liman kentlerinde yaşayan insanların tarihi. Kitabın teması Akdeniz’in ticari, kültürel ve hatta –Romalılar döneminde– siyasi olarak tek bir bölgeye, farklı derecelerde entegre olma süreci ve bu entegrasyon dönemlerinin bazen nasıl, savaş ya da veba nedeniyle, şiddetli bir parçalanmayla sona erdiğidir.”

  • Künye: David Abulafia – Büyük Deniz: Akdeniz’de İnsanlık Tarihi, çeviren: Özgür Ümit Hoşafçı, Epsilon Yayıncılık, tarih, 942 sayfa, 2024

Alessandro Iannace – Dünya’nın Tarihi (2024)

Yaşadığımız gezegen neye benziyor ve biz onunla nasıl tanıştık?

Elinizdeki kitap, kayaları, depremleri, onları inceleyen insanları, keşifleri, mitleri ve hayalleri anlatan bir Dünya tarihi kitabı ama aynı zamanda ve hepsinden önemlisi, insanların yaşadığımız gezegende meydana gelen harikulade olayları ve felaketleri gözlemlerken kendilerine sordukları büyük sorulara da yer veriyor.

Doğa ve insanı bir arada tutan kapsamlı bir yaklaşımla bu kitap bizi sadece gezegenimizin oluşumundan günümüze kadarki uzun yolculuğa çıkarmakla kalmıyor; Dünya’nın şekliyle ilgili ilk kavrayışımızdan bugün okyanus tabanına dair son keşiflere kadar onu nasıl anlamaya ve açıklamaya çalıştığımızı da gösteriyor.

‘Dünya’nın Tarihi’, jeolog olmayanlar için de jeoloji kitabı olarak herkese hitap ediyor.

  • Künye: Alessandro Iannace – Dünya’nın Tarihi, çeviren: Mina Çetin, Lejand Yayınları, tarih, 334 sayfa, 2024

Noel Malcolm – İmparatorluğun Ajanları (2024)

Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki fetihleri uzun yıllardır bu bölgede menfaatleri bulunan Venedik Cumhuriyeti’ni rahatsız etmeye başlamıştı.

Osmanlı’nın Arnavutluk’un kıyı şeridindeki şehirlerini alması, Akdeniz’de faaliyetler yürütmesi Venediklileri büyük bir çöküşe sürüklüyordu.

Bir yandan da Papalık Türklerin ilerleyişi karşısında durmak adına birlikler kurmaya, ordu toplamaya çabalıyordu.

Bütün bu karmaşıklığın ortasında korsanlar, casuslar, din adamları, tercümanlar, şövalyeler ve tacirler görevlerini yerine getirmeye, hassas dengeler üzerinde işlerini görmeye çalışıyorlardı.

Peki nasıl ve ne pahasına?

Usta tarihçi Noel Malcolm bu kitabında, Balkanlar ve Akdeniz havzasındaki güç mücadelesinin 1550’lerden Uzun Türk Savaşı’na (1593-1606) kadarki dönemine odaklanıyor.

Sebep oldukları büyük etkilerin farkında olmaksızın casuslar, silahşorlar, din adamları, yağma yapan korsanlar, padişahın huzuruna çıkan dragomanlar ve daha nicesi 16. yüzyılın iktidar savaşında büyük roller oynadılar.

Bazen Osmanlı İmparatorluğu’na bazen Avrupalı güçlere bazense iki tarafa da aynı anda çalıştılar.

Malcolm titiz ve mahir kalemiyle bu insanların kendi küçük hayatlarını, ufak hesaplarını, hırslarını ve büyük resme etkilerini ele alıyor.

‘İmparatorluğun Ajanları’, imparatorluklar, kültürler ve dinler arasındaki belirsiz sınırlar üzerindeki küçük yaşamların Osmanlı ve Hıristiyan dünyalarına düşürdükleri gölgeleri büyük bir ustalıkla inceliyor.

Yıllar süren arşiv dedektifliğinin ürünü olan ‘İmparatorluğun Ajanları: 16. Yüzyıl Akdeniz Dünyasında Şövalyeler, Korsanlar, Cizvitler ve Casuslar’ pek çok tarihsel klişeye karşı panzehir görevi görerek sizleri, kişisel bağlılıkların ve dini koalisyonların sürekli değiştiği, ulus devletlerden çok önceki bir döneme götürecek.

  • Künye: Noel Malcolm – İmparatorluğun Ajanları: 16. Yüzyıl Akdeniz Dünyasında Şövalyeler, Korsanlar, Cizvitler ve Casuslar, çeviren: Okan Güven, Kronik Kitap, tarih, 720 sayfa, 2024

Peter Watson – Atom Bombasının Gizli Tarihi (2024)

 

Atom bombasının gerekçesi basitti: Hitler’i yenecek ve İkinci Dünya Savaşı’nı daha hızlı bitirerek milyonlarca insanın hayatını kurtaracaktı.

Ama gerçek bambaşkaydı.

‘Atom Bombasının Gizli Tarihi’, bu felaket silahının neden yapıldığına dair geleneksel hikâyeyi yerle bir ediyor.

Peter Watson’ın keşfettiği yeni belgelere göre, İngilizler Almanların bomba geliştiremediğini biliyordu ve bunu Amerikalı dostlarıyla paylaşmamışlardı.

Amerikalılar ise Sovyetlerin, bombayı üretme ve kullanma planlarına ne ölçüde nüfuz ettikleri konusunda İngilizleri kandırdılar.

Üstelik, bombayı yapmak üzere işe alınan bilim insanlarının hiçbiri bombanın amacının gizlice değiştirildiğini bilmiyordu.

Esas karanlık sır ise Rusya’nın gözünü korkutmaktı: Atom bombası Pasifik’teki savaşı kesin olarak sona erdirmek için değil, hâlâ ABD ve İngiltere’nin askeri müttefiki olan Stalin’in Sovyetler Birliği’ni uyarmak için atılmıştı.

Bu bomba sıcak bir savaşı aniden sona erdirmedi; aksine Soğuk Savaş’ın başlaması için gerekli koşulları hazırladı.

Yirminci yüzyılın büyük entelektüel tarihçisi Peter Watson yeni kitabı ‘Atom Bombasının Gizli Tarihi’nde nükleer silah yapma fikrinin nasıl ortaya çıktığını, aslında savaşı bitirmek için gerekli olmayan atom bombasını yapma ve kullanma kararını iktidardaki küçük bir komplocu grubun nasıl aldığını ve böylece bugün dünyayı ne denli büyük bir tehlikeye maruz bıraktıklarını gösteriyor.

  • Künye: Peter Watson – Atom Bombasının Gizli Tarihi: Komplo, Örtbas ve Düzenbazlık Dolu Bir Serüven, çeviren: Sezai Saraç, Kronik Kitap, tarih, 448 sayfa, 2024

Susan-Mary Grant – Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi (2024)

Atlas Okyanusu’nun ötesinde, yeni bir dünya keşfetmek umuduyla yola çıkan kâşiflerin ve hayalperestlerin yurdu Amerika…

Kristof Kolomb’un Amerika kıtasına ayak basmasından George Washington’un bağımsızlık mücadelesine, Thomas Jefferson’ın özgürlükçü ideallerinden Abraham Lincoln’ün köleliği sona erdirmesine kadar birçok hikâye barındırıyor.

  • Amerika’nın bağımsızlık mücadelesi nasıl başladı?
  • Kölelik nasıl sona erdi?
  • Sanayi devrimi Amerika’yı nasıl etkiledi?
  • İç Savaş’ta neler yaşandı?
  • Amerika, dünya savaşlarına nasıl katıldı?
  • 11 Eylül neyi değiştirdi?
  • 2008 ekonomik krizi nasıl atlatıldı?

Susan-Mary Grant’in titizlikle kaleme aldığı bu eser, Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihini başlangıcından günümüze kadar detaylı ve sürükleyici bir biçimde anlatıyor.

İlk yerleşimcilerin Yeni Dünya’da kök salma mücadelesinden, Amerikan Devrimi’nin alevlenmesine kadar geçen süreçte, Amerika’nın bağımsızlık ve özgürlük için verdiği savaşın izlerini sürüyor.

Amerika’nın karmaşık sosyal yapısını, kölelik ve yerlilerin hakları gibi zorlu konuları ele alarak, özgürlük ve eşitlik ideallerinin peşinde nasıl şekillendiğini gözler önüne seriyor.

Amerikan İç Savaşı, sanayi devrimi ve dünya savaşlarının getirdiği zorlukların, ulusal kimliği nasıl yeniden tanımlandığını gösteriyor.

Grant, sömürge dönemlerinden modern zamanlara kadar uzanan bu yolculukta, Amerika’nın hem iç hem de dış politikadaki mağlubiyetlerini ve başarılarını ortaya koyuyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihi, sadece bir ulusun değil, aynı zamanda tüm dünyanın hikâyesidir.

  • Künye: Susan-Mary Grant – Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi, çeviren: Ayşe Doğancı, Kronik Kitap, tarih, 672 sayfa, 2024

Jürgen Martschukat – Fitness Çağı (2024)

Fitness çağında yaşıyoruz.

Dünya çapında milyonlarca insan düzenli olarak akşamları parkta yürüyüşe çıkıyor, spor salonunda ağırlık çalışıyor, yüzmeye gidiyor, pilates ya da yoga yapıyor.

Fit olmak ve formda kalmak her zamankinden daha revaçta.

Kitlelerin gündelik hayatını bu derece belirleyen bu ilginin kaynağı ne?

Tarihçi Jürgen Martschukat fitness düşüncesinin doğuşunu 18. yüzyılda modern toplumların ortaya çıkmasına kadar geri götürerek, bu kavramın modernitenin sürekli optimizasyon ve yenilenmeye verdiği önemle nasıl iç içe geçtiğini anlatıyor.

Yazara göre gerçek anlamda fitness çağı 1970’lerden itibaren gelişmeye başladı ve neoliberalizmin bireylere kendilerini hem bedenen hem zihnen geliştirmelerini telkin etmesiyle sosyal yaşamın yol gösterici bir ilkesi haline geldi.

Böylece fitness beden çalışmasının ötesinde kişisel sorumluluk, performans, piyasa, rekabet, başarı konularında belirleyici bir araca dönüştü.

‘Fitness Çağı’, sadece spor ve fitness ile ilgilenenler için değil, aynı zamanda günümüzün kültürel söyleminde kabul ve dışlanma, başarı ve başarısızlık koşullarına merak duyan herkes için ufuk açıcı bir kaynak.

  • Künye: Jürgen Martschukat – Fitness Çağı: Beden Nasıl Başarı ve Performansın Simgesi Haline Geldi?, çeviren: Erol Özbek, İletişim Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2024

James Howard-Johnston – Antik Çağ’ın Son Büyük Savaşı (2024)

‘Antik Çağın Son Büyük Savaşı’, Roma ve Sasani İmparatorlukları arasında geçen ve insanlık tarihinin seyrini değiştiren destansı bir mücadelenin hikâyesi. Özellikle 603-628 yılları arasında kızışan ve Kafkaslardan Filistin’e, Kuzey Afrika’dan Karadeniz sahillerine kadar geniş bir coğrafyada meydana gelen bu uzun savaşlar silsilesi, tarihin en uzun ve en karmaşık savaşlarından biri.

Oxford Üniversitesi’nin kıdemli profesörlerinden geç antik çağ tarihinin önde gelen uzmanlarından James Howard-Johnston dönemin siyasi, askerî ve sosyal dinamiklerini titizlikle ele alarak okuyucuyu olayların merkezine çekiyor.

I. Hüsrev ve Heraclius gibi figürlerin stratejilerini, başarılarını ve başarısızlıklarını detaylandırarak, her iki imparatorluğun da nasıl birbirlerini zayıflattıkları, Türk kağanlığının bu savaşlardaki kritik rolünü ve İslam’ın içine doğduğu siyasi ve sosyal konjonktürü akıcı bir dille resmediyor.

Kitap, sadece askerî tarihi değil, aynı zamanda dönemin sosyal yapısını ve yerel yaşamı da detaylandıran zengin kesitler sunuyor.

‘Antik Çağın Son Büyük Savaşı’ hem içeriği hem de anlatım tarzıyla tarih okurları için vazgeçilmez bir kaynak ve rehber niteliğinde.

  • Künye: James Howard-Johnston – Antik Çağ’ın Son Büyük Savaşı, çeviren: İlhami Tekin Cinemre, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 536 sayfa, 2024