Jean-David Zeitoun – Sağlığın Tarihi (2024)

Çağlar boyunca insanların sağlığı genel olarak çok kötüydü.

Yetersiz beslenme, savaşlar ve mikroplar başlıca ölüm nedenleriydi.

Bebek ölüm oranları çok yüksekti ve yeni doğan çocuklarda beklenen yaşam süresi ortalama otuz yıl civarındaydı.

Aydınlanma ve Fransız Devrimi sonrası başlayan değişim, devletlerin sağlık politikası oluşturmasıyla beraber sağlığımızda çok çarpıcı bir düzelmeye yol açtı.

Tıp çağına girilmesiyle birlikte ömrümüz uzadı.

Bugün sıkça kapıldığımız muhakeme yanlılığının etkisiyle, beklenen yaşam süresinde yaşanmış sürekli artışın hiç durmayacağına inanma eğilimindeyiz.

Oysa eldeki veriler bu eğilimin artık belirsizleştiğini gösteriyor.

Kronik hastalıklarla yüz yüze olduğumuz 21. yüzyılda pandemiler çağının başlangıcına dehşetle tanık oluyoruz.

Jean-David Zeitoun kitabında insan sağlığını belirleyen etmenlerin zaman içindeki değişimini sistemli bir analize tâbi tutarak sanayi toplumlarının sağlık kadar sağlıksızlık da ürettiğini gözler önüne seriyor.

Yazar, sanayileşme ve kentleşmenin genel sağlığı bozmadığı, sanayi ekonomisinin insan sağlığının önüne geçmediği bir geleceğin yaratılmasının torunlarımıza daha iyi sağlık koşulları bırakmanın önkoşulu olduğunu bizlere hatırlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bir ülkenin sağlığını düzeltmek zaman alır, ancak bir ülkenin sağlığının bozulması da yine zaman alır, hatta bunun görünür hale gelmesi için daha da fazla zaman gerekir. Ortalama yaşam süresi düştüğünde zaten iş işten geçmiştir. Sağlık bir kez bozulmuştur ve zararın kısa vadede telafisi olanaksızdır.”

  • Künye: Jean-David Zeitoun – Sağlığın Tarihi: Uzayan Ömrümüz ve Geleceğimiz, çeviren: Yonca Aşçı Dalar, İş Kültür Yayınları, 328 sayfa, 2024

Adeeb Khalid – Orta Asya (2024)

Adeeb Khalid’in modern dönem Orta Asya tarihçiliğine katkılarını taçlandıran bu kitap, coğrafi ve tarihi cihetlerden bütünleşik bir bölge teşekkül eden “Orta Asya”nın imparatorluklar ve tarihyazımları arasında ufalanmış tarihini bir araya getiriyor.

Sovyetlerin dağılmasını müteakip türeyen ulusal anlatıları kesiştirip kateden siyasi ve fikri cereyanların başrolde olduğu bu yeni tarih alandaki büyük bir boşluğu doldurmakla kalmıyor, müstakbel çalışmalar için de yeni bir zemin sunuyor.

Uçsuz bucaksız bir sahada, modern çağın periferisindeki göçebeler ve şehir halklarının hikâyeleri 1700’lerden itibaren Rus ve Çin imparatorlukları arasındaki nüfuz mücadeleleriyle şekillenmiştir.

Khalid’in kılavuzluğunda, sömürgecilikten devrime, milliyetçilikten modernleşmeye ve toplumsal mühendislik teşebbüslerine, modern çağın iktidar fantezilerinin laboratuvarına dönmüş bölgenin geçirdiği büyük dönüşümlere panoramik bir bakış atıyoruz.

‘Orta Asya: İmparatorluk Fetihlerinden Günümüze Yeni Bir Tarih’ günümüzde fiili bir soykırımın yaşandığı Doğu Türkistan’dan Türkmenistan’a uzanan, Orta Asya’nın emperyalizm, Komünizm ve ulusal egemenliğin hırslarıyla şekillenmiş son üç yüzyılına damgasını vurmuş yapısal süreklilikler ve kopuşların sistematik ve nesnel bir okuması.

Kitap, modern Orta Asya’nın bilimsel, analitik ve son derece anlaşılır, ustalıklı bir tarihini sunuyor.

Khalid, Çin ve Rusya tarafından sömürgeleştirilmelerine rağmen ve sömürgeleştirilmeleri nedeniyle iki bölgenin kaderlerinin nasıl paralel ilerlemekle kalmayıp iç içe geçtiğini gösteriyor.

  • Künye: Adeeb Khalid – Orta Asya: İmparatorluk Fetihlerinden Günümüze Yeni Bir Tarih, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Telemak Kitap, tarih, 552. sayfa, 2024

Hamish Scott – Erken Modern Avrupa Tarihi (2024)

Avrupa’nın modernliğe giden uzun yolculuğunda, dinler ve kiliseler de büyük değişimler yaşadı.

Ortaçağların baskın Katolik Kilisesi önce siyasî gücünü, sonra da evrensel dinî otoritesini kaybederken, yeni mezhepler, kiliseler ve din yorumları bütün Avrupa’yı sardı ve sarstı.

Bununla birlikte 16. yüzyılın sonunda kurumsallaşan Katolik Reformu, ortaya çıkan yeni kilse ve din yorumları toplumları bölen, savaşları başlatan ve bitiren esas unsurlar hâlini aldı.

Hızla çoğalan Katolik tarikatlar, Protestan ve Kalvinist kiliseler erken modern zihniyet değişimlerinin kâh öncüsü, kâh neticesi oldu.

Öte yandan Avrupa’nın diğer din ve kiliseleri, İslâm, Yahudilik ve Doğu Kiliseleri de kendi içlerinde çeşitli değişimler yaşadı.

Tüm bunları erken modernite çerçevesinde ele alan, alanının uzmanlarını bir araya getiren ‘Erken Modern Avrupa Tarihi: Kiliseler, İnançlar ve Mezhepler’, raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Hamish Scott – Erken Modern Avrupa Tarihi: Kiliseler, İnançlar ve Mezhepler, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2024

Jonathan Harris – Bizans’ın Kayıp Dünyası (2024)

Hayatını Bizans’a vakfetmiş olan Jonathan Harris, bu yeni çalışmasında ne doğuyla ne batıyla kalıcı bir ittifak kurabilmiş, hem doğudan hem batıdan sıkıştırılmış, her şeye rağmen bin yıldan uzun bir süre ayakta kalabilmiş bu benzersiz imparatorluğun “kayıp tarihini” gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor.

İmparatorları ve savaşları odağına alıp tarihsel bir özetle yetinen çalışmaların aksine bu çalışmada imparatorluğun toplumsal, siyasal, dinsel, kültürel ve sanatsal gelişimine tanıklık ediyor, o büyük miras karşısında hayrete düşüyoruz.

‘Bizans’ın Kayıp Dünyası’nda okur her yeni bölümle beraber tehlikeli simalara rastlıyor, komplolara dahil oluyor, tekinsiz yerlere dalıyor ve nihayet bu kayıp tarihin seyri değişiyor.

  • Künye: Jonathan Harris – Bizans’ın Kayıp Dünyası, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2024

Daniel Woolf – Tarihin Kısa Tarihi (2024)

Bugüne dek her coğrafyayı, mekânı, insanı, kısaca gökyüzünün altındaki her şeyi konu edinen tarihi okuma biçimlerinin bir iktidar mücadelesi olduğu gün gibi aşikâr.

Muzafferin kavram setleriyle toplumların tarihini kesip biçen anlatılar yerine her toplumun kendi entelektüel hayatını dünyayla birlikte okuma gerekliliği, bugünün mücadele alanları için de önem taşıyor.

Sabit gibi görünen geçmişin aslında nasıl her bakışta yeniden üretildiğini gözler önüne seren bu kitap, Antikiteden günümüze tarihe sorulan soruların çeşitliliğini bizlere aktarıyor.

Üstelik her bölümün sonunda yer alan kronoloji çizelgesinin yanı sıra konuları anlamayı ve üzerine düşünmeyi sağlayan sorularla hem tarihin mahiyetini hem de tarihî olayları öğrenmenin yollarını sunuyor.

Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika’daki tarihsel olaylar ile tarihin geçirdiği dönüşümleri bir arada düşünme fırsatı sağlayan bu kitap, tarihçilik zanaatında kültürlerarası temasın önemini de vurguluyor.

  • Künye: Daniel Woolf – Tarihin Kısa Tarihi: Antikiteden Günümüze Küresel Tarihyazımı, çeviren: Ilgın Yıldız, Fol Kitap, tarih, 416 sayfa, 2024

Mustafa Hoş – Türk Naziler (2024)

Bu kitaptan kimler rahatsız olacak? Önce Nazilere sonra ABD’ye hizmet eden İslamcılar, milliyetçiler, ulusalcılar:

  • Türkiye’de antiemperyalist soykırımı nasıl ve neden yapıldı?
  • İsmet İnönü ülkesini ateşe atan bir siyasetçi miydi?
  • Hitler’e yalakalık yarışında en önde koşanlar nasıl ödüllendirildi?
  • CHP’ye kendi çocukları nasıl boğduruldu?
  • Köy Enstitüleri’ni öldüren cellat kimdi?
  • Atatürk bir diktatör müydü?
  • 
 Türkiye’de ilk Nazi kontrgerilla birlikleri nasıl kuruldu?
  • 
 Sovyetlere sabotaj eylemine katılan Türk Nazilere ne oldu?
  • 
 Atatürk yaşarken nasıl etkisizleştirildi?
  • Naziler tarikatları nasıl besledi?
  • Hitler’in kitabı Kavgam’ı ayet gibi çeviren imam kimlerle gizli komite kurdu?
  • 
 Atatürk, Hitler’e nasıl bakıyordu?

Tüm bu soruların ve daha yüzlercesinin cevabının verildiği bu gazeteci Mustafa Hoş, karanlıkta kalmış bir dönemi belgeler ve tanıklıklar ışığında aydınlatarak yakın tarihimize yepyeni bir pencere açıyor.

  • Künye: Mustafa Hoş – Türk Naziler: Türkiye Nasıl Nazilere ve ABD/CIA’e Teslim Edildi? (Tarihle Hesaplaşma), Beyaz Baykuş Yayınları, siyaset, 232 sayfa, 2024

Çaylakçı Mehmet Tevfik – İstanbul’da Bir Sene (2024)

“Çaylak” Mehmet Tevfik (1843-1893), sözlü halk kültürünü, gündelik dili ve bunun örneklerini kaleme almasıyla tanındı.

Yaşadığı dönemin fıkralarını, eskinin lâtife ve nüktelerinin derleyerek yarattığı sayısız metin folklorumuz için eşi bulunmaz bir arşiv teşkil eder.

‘İstanbul’da Bir Sene’, 19. yüzyılın geleneklerini, âdetlerini, gündelik hayatının yaşayan bir envanterini çıkarır. Çaylakçı modernitenin beğenileri nasıl dönüştürdüğünün, yaşanan hızlı Batılılaşmanın eskiyi nasıl süratle unutturup tanınmaz hale getirdiğinin farkındadır.

Mehmed Tevfik’in ancak beş faslını –Tandırbaşı, Helva Sohbeti, Kağıthane, Ramazan Geceleri, Meyhane ve İstanbul Akşamcıları– yayımlayabildiği çalışmasını Nuri Akbayar’ın usta işi editörlüğünde, özgün dilinde, özgün taşbaskı resimleri eşliğinde sunuluyor.

  • Künye: Çaylakçı Mehmet Tevfik – İstanbul’da Bir Sene, hazırlayan: Nuri Akbayar, Telemak Kitap, dil, 182 sayfa, 2024

Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü (2024)

Para, yalnızca hepimiz ona inanmayı kabul ettiğimiz için işe yarar.

Jacob Goldstein Antik Yunanistan’da madeni paranın ortaya çıkışından, 16. yüzyılda Amsterdam’da oluşan ilk borsaya ve 21. yüzyılda gölge bankacılığın ortaya çıkışına kadar paranın toplumları şekillendiren faydalı bir kurgu olduğunu gösteriyor.

Hikâyenin merkezinde parayı yeniden tasarlayan düşünürler ve dünya liderleri bulunuyor.

Moğol İmparatoru Kubilay Han kâğıt parayı yarattı, bir kumarbaz ve katil olan John Law Fransa’ya modern parayı getirdi.

Bir grup bilgisayar programcısı Bitcoin’in yolunu açtı.

Hepsinin de farkına vardığı tek bir şey vardı: Neyin para sayıldığı ya da sayılmadığı yaptığımız seçimlerin bir sonucudur.

İlginç ayrıntılarla dolu ‘Paranın Öyküsü’, bu seçimlerin hikâyesidir.

  • Künye: Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü: Uydurma Bir Şeyin Gerçek Hikâyesi, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, iktisat, 248 sayfa, 2024

Rens Bod – Örüntüler Dünyası (2024)

‘Örüntüler Dünyası’ dünya çapında tüm insanlık tarihi boyunca üretilen bilginin ve bilgi üretim yöntemlerinin kapsamlı bir derlemesi.

İnsanlığın örüntü ve ilke arayışı 40 bin yıl önce ayın evrelerini gözlemlemek için mamut kemiklerine işlenen çizimlerle başlıyor.

  • Peki insanlık bu mütevazı başlangıçtan günümüze, modern doğa ve kültür arayışına nasıl ulaştı?
  • Bugünkü dünya hakkındaki bilgimiz ne zaman başladı ve gelişti?

Rens Bod, insanın bilgi tarihine ilişkin evrensel bir çalışma sunuyor.

Yeryüzünün tüm coğrafyalarından derlediği örüntülerle bilgi tarihindeki şaşırtıcı bağlantıları gözler önüne seriyor.

‘Örüntüler Dünyası’ bir kıtadan diğerine ve çağlar arasında süzülerek astronomiden filolojiye, tıptan hukuka, tarihten botaniğe tüm gelişmelerin dünyadaki kesişimlerini ve küresel eğilimlerini inceliyor: Avrupa’dan Çin’e, Hindistan’dan Roma’ya ve Osmanlı’ya…

Rens Bod, dijital beşeri bilimler ve beşeri bilimler tarihi profesörü, beşeri bilimleri hem bilgisayımsal hem de tarihsel bakış açılarıyla araştırıyor.

Bod, antikçağdan günümüze beşeri bilimlerin ilk genel kapsamlı tarihsel değerlendirmesi olan De Vergeten Wetenschappen’in [Beşeri Bilimlerin Yeni Tarihi] yazarı.

Yedi dilde yayımlanan kitap, Kennislink tarafından 2011’in en iyi bilim kitabı seçildi.

Ayrıca NRC Handelsblad’ın hazırladığı “okumuş olmanız gereken” yirmi beş bilim kitabı listesinde yer alıyor.

  • Künye: Rens Bod – Örüntüler Dünyası: Bilginin Evrensel Tarihi, çeviren: Gökçe Metin, Monografi Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2024

Robert Gerwarth – Hitler’in Celladı (2024)

Reinhard Heydrich, 20. yüzyılın en ünlü kötü adam timsallerinden biri.

Hatta Nazi liderliği tarafından bile ürkütücü biri olarak görülüyordu.

SS, SD ve Gestapo’nun başı, Nazi işgali altındaki Bohemya ve Moravya’nın acımasız yöneticisi ve soykırımla sonuçlanacak “Nihai Çözüm” planının baş mimarı olarak, Hitler Almanyası’nın meşum hedeflerine ulaştırılması yolunda hayati bir rol oynadı.

Prag’da düzenlenen bir suikastın ardından öldüğü 1942 yılına kadar Nazi Almanyası’nın en tehlikeli ve geleceği en parlak isimlerinden biri sayılıyordu.

Yine de, halk arasında “Prag Kasabı” olarak tanınan ve yaptıklarıyla Hollywood filmlerindeki Nazi tipini esinleyen bu gizemli ve karanlık isim ve onun Nazi baskı ve terör aygıtının inşasında üstlendiği hayati rol konusunda bugüne kadar yapılan çalışmaların sayısı şaşırtıcı derecede azdır.

Bu kitap, alandaki çok önemli bir boşluğu dolduruyor.

Saygın tarihçi Robert Gerwarth, bu kitapta Heydrich’in özel hayatının bilinen ve daha önce bilinmeyen yanlarını, Reich’ın güvenliğinden sorumlu Nazi subayı olarak yaptıklarıyla birleştiriyor.

Heydrich’in gözünden, 20. yüzyılın ilk yarısında dünyaya korku ve dehşet saçan Nazi yönetiminin en karanlık yönlerinin doğal ve makyajlanmamış bir tablosunu sunuyor.

Orta sınıfa mensup iyi yetişmiş gençlerin, dünyayı yutmaya kararlı acımasız katillere nasıl dönüştüklerini adım adım ve bir tarihçi duyarlılığıyla, ele aldığı konuyu karikatürleştirmeden, tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Gerwarth, daha önce hiç yayımlanmamış yazışmalar, mektuplar, notlar ve belgelerle İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günleri ve Nazi İmparatorluğu hakkında gerçek bilgiler edinmek isteyen herkesin kitaplığında bulunması gereken bir başucu eseri sunuyor.

  • Künye: Robert Gerwarth – Hitler’in Celladı: Heydrich’in Hayatı, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, tarih, 592 sayfa, 2024