SSCB Bilimler Akademisi – Sovyetlerin Gözünden Türkiye Tarihi (2024)

Jön Türklerden başlayarak 1967’ye kadar uzanan bir zaman dilimini kapsayan bu çalışma, SSCB Bilimler Akademisi mensubu bilim insanlarının kaleminden Türkiye’nin tarihsel sürecini inceliyor.

‘Sovyetlerin Gözünden Türkiye Tarihi’, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi gelişmelerine, dış politikasına ve toplumsal mücadelelerine dair panoramayı gözler önüne seriyor.

Eserde, Jön Türklerin iktidara gelmesi ve Birinci Dünya Savaşı’ndan, Kurtuluş Savaşı’na; bağımsızlığın pekiştirilme çabalarından, Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı’na; savaş sonrası yeniden yapılanmadan Demokrat Parti yönetimine ve 1960 Darbesi sonrası sosyoekonomik gelişmelere kadar olan dönem ele alınıyor.

Her biri farklı uzmanlar tarafından kaleme alınmış bölümlerden oluşan kitap, olayların Sovyet bakış açısıyla analiz edilmesiyle bizlere farklı bir perspektif sunuyor.

Sovyetlerin Gözünden Türkiye Tarihi, Türkiye’nin tarihini anlamak ve Sovyetlerin bu süreçteki gözlemlerini öğrenmek isteyenler için değerli bir kaynak. Eser, yalnızca tarih meraklıları için değil, aynı zamanda uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanında çalışanlar için de önemli bir başvuru niteliği taşıyor.

  • Künye: SSCB Bilimler Akademisi – Sovyetlerin Gözünden Türkiye Tarihi (1908-1967), çeviren: Mahir Ulaş Yeşil, Yar Yayınları, tarih, 478 sayfa, 2024

Ussama Makdisi – Mezhepçilik Kültürü (2024)

Osmanlı Lübnanı’na odaklanan Ussama Makdisi mezhepçiliğin İslamın modernliğe gösterdiği tepkilerden biri ya da dinsel gruplar arasındaki toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin sonucu olduğu tezine karşı çıkıyor ve modernliğin tezahürlerinden biri olduğunu gösteriyor.

On dokuzuncu yüzyıldaki dinsel şiddet olaylarının, özellikle mezhep temelli seferberlik ve katliamların cemaatler arası çatışma geleneğinin devamı olmadığını, madun toplulukların yeni bir dünya kurulurken verdikleri mücadelelerin karmaşık, çokkatmanlı bir dışavurumu olduğunu savunuyor.

Makdisi’ye göre mezhepçilik dinsel kimliklerin siyasi ve toplumsal amaçlarla seferber edilmesini temsil ediyordu.

Tanzimat’la birlikte Avrupalılar Ortadoğu’da varlıklarını daha fazla hissettirmişlerdi; bu da Lübnan’ın dinleri aşan, hiyerarşiye dayalı toplumsal düzenini sarsacaktı.

Makdisi Hıristiyanları İslami despotizmden kurtarma fikriyle hareket eden Avrupa sömürgeciliğinin, misyoner heyetlerinin ve Şarkiyatçılığın, ayrıca Osmanlı milliyetçiliğinin ve yerel milliyetçiliğin nasıl farklı anlatılar oluşturduğunu ve bu anlatıları nasıl kendi modernlik görüşleri ve ilerleme projeleri doğrultusunda devreye soktuklarını anlatıyor.

Çok sayıda birincil kaynağa yaslanan kitap, yalnızca Osmanlı modernleşme sürecinde ve Ortadoğu’nun sömürgeleştirilmesi esnasında Lübnan örneğinde yaşananlara değil, yakın geçmiş ya da günümüzdeki potansiyel ve fiili çatışmalara da ışık tutuyor.

  • Künye: Ussama Makdisi – Mezhepçilik Kültürü: 19. Yüzyıl Osmanlı Lübnanı’nda Cemaatler, Tarih ve Şiddet, çeviren: Cumhur Atay, Metis Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2024

İrfan Çağatay Aleksiva – Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar (2024)

İrfan Çağatay Aleksiva, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923)’ başlıklı çalışmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu edinen tarihyazımında oldukça eksik bırakılmış bir alan olan Lazlar ve Lazistan üzerine detaylı bir inceleme sunuyor.

Dönemin gazete ve arşivlerinden yararlanan Çağatay Aleksiva, Lazistan’ın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda bölünmesinin canlandırdığı Laz hareketinin evrimini, Laz aydınlarının ortaya çıkışı, cemiyet ve derneklerinin kuruluşu üzerinden takip ediyor.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında başlayıp Cumhuriyet’in kuruluşuyla kesintiye uğrayan Laz hareketiyle 1990’lı yıllarla birlikte uyanışa geçen Laz kültür hareketi arasındaki birbirinden kopuk ama paralellikler taşıyan ilişkiyi de tartışan Çağatay Aleksiva, yalnızca Laz çalışmalarına değil, Osmanlı modernleşmesi ve Osmanlı coğrafyasında kimliklerin oluşum/dönüşüm süreçleri hakkındaki literatüre de önemli bir katkı sağlıyor.

  • Künye: İrfan Çağatay Aleksiva – Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923), İletişim Yayınları, tarih, 280 sayfa, 2024

Bernard Lewis – Babil’den Dragomanlara (2024)

Bu kitap, hayatını İslam ve Ortadoğu tarihine vakfedip pek çoklarınca bu hususta otoritelerden biri addedilmiş bir yazarın kırk yıllık emeğini ortaya koyuyor.

Dile getirdikleri ve inşa ettikleri büyük bir ilgiyle karşılanan Bernard Lewis, burada bir kez daha Ortadoğu’nun çalkantılı tarihine odaklanıp okurunu dış ilişkiler mevzuu, İran devrimi, İsrail devleti, tarih yazımı ve çok daha fazlasına dair uç düşünceleriyle baş başa bırakıyor.

‘Babil’den Dragomanlara’ kitabında “Saddam’ın ektiklerine” tanıklık ediyor, “bugünün hasta adamına” rastlıyor, “Lübnan’ın sağ-sol çatışmasına” kulak kesiliyor ve daha nice konuya farklı pencerelerden yaklaşmaya çalışıyoruz.

Elliden fazla makale ve denemeden oluşan bu derlemede Lewis, Ortadoğu’ya ilişkin belagatini, malumatını ve içgörüsünü tüm yönleriyle sergiliyor.

  • Künye: Bernard Lewis – Babil’den Dragomanlara Ortadoğu’yu Yorumlamak, çeviren: Ebru Kılıç, Alfa Yayınları, tarih, 592 sayfa, 2024

Sean McMeekin – Rus Devrimi (2024)

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Rus ekonomisi yılda yaklaşık yüzde 10 büyümekteydi ve nüfusu 150 milyona ulaşmıştı.

1920’li yıllarda ülke vahim mali darboğazlar içindeydi ve 20 milyonu aşkın Rus yaşamını yitirmişti.

1950’lilere doğruysa, yerkürenin üçte biri komünizmi benimsemişti.

Ünlü tarihçi Sean McMeekin, Rus Devrimi’nde Romanov Hanedanlığı’nı sona erdiren, Bolşevikleri iktidara getiren ve komünizm pratiğini dünyaya tanıtan olayların izini sürüyor.

Çarlık Ordusu arşivlerinde çalışan McMeekin, geleneksel tarih kitaplarının sıklıkla Marksizm temelli sınıf mücadelesi üzerinden yorumladığı Rus Devrimi’ne heyecan verici, sıra dışı bir bakış sunuyor.

‘Rus Devrimi’, yirminci yüzyılın en önemli dönüm noktalarından birine yönelik farklı bir tarih okuması.

  • Künye: Sean McMeekin – Rus Devrimi: Yeni Bir Tarih, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2024

Anthony Grafton – Yeni Dünyalar Eski Metinler (2024)

‘Yeni Dünyalar Eski Metinler’, Avrupa’nın Rönesans dönemindeki büyük entelektüel dönüşümünü derinlemesine inceleyen bir başyapıttır.

Anthony Grafton, Avrupa’nın 15. ve 16. yüzyıllardaki keşiflerinin, antik metinlerin otoritesiyle çarpışmasının sonuçlarını titizlikle ele alıyor.

Amerika’nın keşfi gibi büyük olaylar, eski dünyanın sınırlarını zorlayarak entelektüellerin yeni bilgiyi nasıl anlamlandırdığını ve antik geleneğin gücünün nasıl sorgulandığını gözler önüne seriyor.

Ayrıca modern bilimsel yöntemin doğuşuna nasıl zemin hazırladığını anlatıyor.

  • Künye: Anthony Grafton – Yeni Dünyalar Eski Metinler: Geleneğin Gücü ve Keşiflerin Yarattığı Şaşkınlık, çeviren: Füsun Savcı, Alfa Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2024

 

David Matz – Antik Roma’da Günlük Hayat (2024)

  • Tarihin, belki de en meşhur uygarlığında günlük hayat nasıldı?
  • Romalıların günlük rutinleri nelerdi?
  • Alışverişi nereden, nasıl yapıyorlardı?
  • Hangi yemekleri yiyorlardı?
  • Hangi etkinliklere katılıyorlardı?
  • Nasıl evlerde kalıyorlardı?

Antik Roma gibi bir uygarlığı düşünürsek aklımıza çok daha fazla soru geleceği kesindir.

Matz’ın ilk elden kaynaklara dayanarak sunduğu bu anlatıda, bir Romalının evine girecek, onunla beraber yemek yiyecek, gerekli durumlarda mahkemeye gidecek, senatoda kanun maddesi tartışacak ve arenada gladyatörleri izleyeceksiniz.

‘Antik Roma’da Günlük Hayat’, sizi Romalıların günlük hayatında bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: David Matz – Antik Roma’da Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2024

Kolektif – Bilginin Tarihî Serüveni (2024)

  • Erken modern dönemde farklı kıtaların, ülkelerin hatta şehirlerin sınırları nasıl aşılıp da insanlar bilgi sahibi olabiliyordu?
  • Bu dönemin insanları için ortak bir bilgiden bahsedilebilir mi?
  • Her coğrafya bilinmeyen bir evren miydi, yoksa tüm kısıtlara rağmen erken modern dönemde insanlar sınırları aşan ağlar kurabiliyor muydu?

Sıradan insanlar, bilim insanları ve devletler arasında bilginin nasıl üretildiğini anlatan bu eser, bilginin hangi aracılar eliyle nasıl dönüştüğünü etkili şekilde gözler önüne seriyor.

Ticaret, diplomasi ve bilimin ilerlemesini sağlayan bilgi ağlarını örmelerine rağmen göz ardı edilen aktörler, aslında dünyanın birbirini tanımasını sağlıyordu.

  • Fakat bu aktörler elde ettikleri bilgileri kime nasıl aktarıyorlardı?

Avrupa, Asya, Osmanlı İmparatorluğu ve Amerika kıtaları arasında kurulan bilgi ağları üzerinden bilginin tarihini sunan bu kitap, erken modern dönemin küresel tarihine dair de yeni pencereler aralıyor.

  • Künye: Kolektif – Bilginin Tarihî Serüveni: Erken Modern Dünyada Bilimsel Ağlar, derleyen: Paula Findlen, çeviren: Akın Emre Pilgir, Fol Kitap, inceleme, 600 sayfa, 2024

Anna S. Tveritinova – Osmanlı Feodalizmi ve Sınıf Savaşımları (2024)

Sovyetler Birliği’nin en önemli Osmanlı tarihçisi, Doğubilimci ve Türkolog Anna S. Tveritinova, resmî tarihin tezleriyle hesaplaşarak, Osmanlı tarihine yeni bir ışık tutacak sorular soruyor:

  • Osmanlı devleti, sınıf mücadelelerini tanımayan, imtiyazsız, ahenkli bir sosyal düzene mi sahipti?
  • Osmanlı’nın sosyoekonomik yapısı nasıldı?
  • Osmanlı’nın Bizans ve Balkan fetihleri, bu halkları “feodalizmden özgürleştirdi” mi?
  • Şeyh Bedrettin ve Börklüce Mustafa isyanı, hangi tarihsel ve toplumsal şartların ürünüydü?
  • Halifeliğin Abbasilerden Osmanlılara devredildiği bir gerçek midir, yoksa sonradan uydurulmuş bir rivayet midir?
  • Osmanlı’nın gerilemesinin sebebi başa Türk olmayan yöneticilerin geçmesi midir?

Tveritinova, bunlar gibi pek çok soruya tarihsel materyalist yöntemle yanıt aradığı makalelerinde, Osmanlı tarihine dair Marksist ve bilimsel bir yaklaşım geliştirmeye çalışıyor.

Bu derlemede, ayrıca, Tveritinova’nın yaşamına ve eserlerine dair bir sunuş ile yayımlanmış eserlerine dair bir kaynakça da yer alıyor.

  • Künye: Anna S. Tveritinova – Osmanlı Feodalizmi ve Sınıf Savaşımları, derleyen ve çeviren: Alp Altınörs, Yordam Kitap, tarih, 160 sayfa, 2024

Kolektif – Oxford Antik Anadolu (2024)

‘Oxford Antik Anadolu’, yirmi birinci yüzyılda Anadolu araştırmalarının ön saflarında yer alan arkeolojik, filolojik, dilbilimsel ve tarihi konular üzerine kapsamlı genel bakışların benzersiz bir karışımıdır.

Anadolu, erken karmaşık toplumlara ve büyük imparatorluklara ev sahipliği yapmıştır ve birçok göçmen, ziyaretçi ve istilacının varış noktası olmuştur.

Bu kitaptaki sunumlar, makalelerin bu bin yıllar boyunca Anadolu’da yaşamış veya Anadolu’yu kat etmiş yaklaşık 10.000 yıllık (yaklaşık MÖ 10.000-323) halkı, dilleri ve çeşitli kültürleri ortaya koymasıyla bu gerçeği hayata geçiriyor.

Anadolu çalışmalarındaki önemli tartışma ve münazaralar üzerine güncel araştırmaların açıklamalarını, gelecekteki çalışma yönleri için yeni ve son teknoloji araştırmalarla birleştiriyor.

Elli dört makale, kronolojik ve coğrafi genel bakışlardan kültür teması ve imparatorluk yapıları gibi antropolojik temelli konulara ve tüm bin yılların tarihi ortamlarından bölgedeki önemli yerlerden gelen önemli verilere kadar uzanan beş ayrı bölümde sunuluyor.

  • Künye: Kolektif – Oxford Antik Anadolu, editör: Sharon R. Steadman, Gregory McMahon, çeviren: Dilek Şendil, Alfa Yayınları, tarih, 1032 sayfa, 2024