Andrew J. Newman – Safevi İranı (2023)

1979 İran Devrimi’nin ardından dünya kamuoyu gözlerini İran topraklarında On İki İmam Şiiliğini ilk defa resmî mezhep olarak kabul eden Safevîlere çevirdi.

Safevî tarihine duyulan bu merak, söz konusu döneme ilişkin akademik çalışmalara yeni bir soluk getirdi.

Fakat bu çalışmalar bir dizi problemi de beraberinde getirdi: Safevî tarihi Avrupa-merkezci bir perspektife sıkıştı; Osmanlı tarihine reva görülen ilerleme-gerileme gibi indirgemeci yaklaşımlar bu önemli erken modern dönem devletinin tarihini anlaşılmaz bir hâle getirdi.

Edinburgh Üniversitesi profesörlerinden Andrew Newman’ın ‘Safevî İranı: Pers İmparatorluğu’nun Yeniden Doğuşu’ başlıklı çalışması günümüz Safevî tarihi çalışmalarında önemli bir merhaleyi temsil ediyor.

Bu eser, E. Brown, V. Minorsky ve L. Lockhart ve onların çalışmalarının bir özetini sunan, hemen Devrim sonrasında yayınlanmış Roger Savory’nin eserlerinden farklı bir perspektif sunuyor ve yeni sorular soruyor.

Safevî öncesi İran kültürü ve bu yeni hanedanın söz konusu kültürle nasıl bir ilişki kurduğu; Safevî hanedanının nasıl bu kadar uzun ömürlü olabildiği, Şiiliğin bu hikâyedeki konumu ve önemi, Türkmen kabilelerinin siyasi ve sosyal pozisyonları kitap boyunca çeşitli açılardan ele alınıyor.

Safevîlerin “çoklu söylemi”, “birleştirici hükümdar” idealleri ve “kapsayıcılıkları” Newman’ın bu devleti tanımlarken kullandığı kavramlar olarak öne çıkıyor.

Farsça başta olmak üzere birçok dilde birincil kaynaklar kullanılarak titiz bir araştırmayla yazılmış eser, Türkçe Safevî tarihi çalışmalarında önemli bir konuma sahip olacaktır.

  • Künye: Andrew J. Newman – Safevi İranı: Pers İmparatorluğu’nun Yeniden Doğuşu, çeviren: Damla Gürkan Anar, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 296 sayfa, 2023

Sadullah Gülten – Heterodoks Dervişler ve Aleviler (2023)

Osmanlı Devleti tarafından tutulan kayıtlar arasında bulunan başta tahrir, mühimme ve vakıf defterlerinin satır aralarında, Anadolu’da faaliyet gösteren abdal, ata, dede ve baba unvanını taşıyan Yesevi, Kalenderi, Haydari, Vefai ve Bektaşi tarikatlarına mensup derviş ve şeyhler hakkında da mühim bilgiler bulunur.

Özellikle, bahsedilen belgelerin adı geçen tarikatlara mensup şeyhlerin hayat hikâyesini ve kerametlerini ihtiva eden menakıbnâmeler ile desteklenmesi hem bu kaynaklarda geçen bilgilerin test edilmesine hem de konunun genişletilmesine imkân veriyor.

Osmanlı dönemi konar-göçerleri ile Kızılbaşlar/Aleviler üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Sadullah Gülten, ‘Heterodoks Dervişler ve Aleviler’ kitabında sözü geçen kaynaklarda Güvenç Abdal, Barak Baba, Seyyid Velâyet, Üryan Hızır, Şeyh Çoban, Baba Mansur, Abdal Ata, Dede Karkın gibi şahsiyetlerin izini sürerek onlarla ilgili yaptığı tespit ve değerlendirmelerin yanı sıra, Tahtacılar, Vefailer, Etyemezler, Kalenderiler, Haydariler ve Bektaşiler gibi gruplar hakkında kayda değer sonuçlara ulaşmış.

Böylece Osmanlı arşiv belgeleri ve menakıbnâmeleri birlikte kullanarak pek çok tartışmalı konuya yeni bir bakış açısı getirmiş ve daha önce farklı akademisyenlerce ele alınan konuları genişletmiş.

Okuyucu bu kitapta Aleviliğin tarihsel altyapısını oluşturan öncü şahsiyetlere, tarikatlara ve Alevi ocaklarının oluşum sürecine dair önemli bilgiler buluyor.

Bu kitap, Anadolu tasavvuf tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Aleviliğin tarihini ve bugüne kadar gelme tecrübesini tüm birincil ve ikincil kaynakları değerlendirerek anlatan en önemli eserlerden biri.

Gülten bu alanda yaptığı çok önemli çalışmalarla kendini alanda ispatlayan genç yazarlardan biridir.

Ahmet Yaşar Ocak, kitapla ilgili şunları söylüyor:

“Sadullah Gülten’in çoğu Alevilik araştırmacısında bulunmayan bir farklılığı, kaynaklarını genellikle malum literatürle sınırlamayıp elde ettiği verileri geniş ölçüde arşiv belgeleriyle takviye ederek kullanmasıdır. Bu yöntem onu hem sair yazılı kaynaklarla yetinen ve çoğu defa bunlar üzerinden tutarsız genellemeler yapan, bu genellemeleri ‘mahz-ı hakikat’ imiş gibi sunan bazı iddialı profesyonel veya amatör araştırmacılardan farklı bir yere oturtur.”

  • Künye: Sadullah Gülten – Heterodoks Dervişler ve Aleviler, Timaş Yayınları, tarih, 352 sayfa, 2023

Çağdaş Sümer – Düzenini Arayan Osmanlı (2023)

Osmanlı tarihini devlet-toplum karşıtlığı üzerinden okuyan ve özellikle İmparatorluğun uzun on dokuzuncu yüzyılında yaşanan siyasal çatışmaları milliyetçiliklerin kaçınılmaz mücadelesini merkeze alarak açıklamaya çalışan hâkim yaklaşımlar, giderek daha fazla itiraz ve eleştiriyle karşılaşıyor.

Bununla birlikte, söz konusu hâkim yaklaşımların yerini alabilecek, bütünlüklü bir alternatif anlatının inşası için daha fazla kuramsal tartışma ve ampirik araştırmaya duyulan ihtiyaç azalmadı.

Bu ihtiyacın giderilmesinde hayati önem taşıyan sınıf mücadelesi odaklı çözümlemeler, Osmanlı tarihyazımının ‘‘kayıp halkası’’ olmayı sürdürüyor.

‘Düzenini Arayan Osmanlı’, Eski Rejimden II. Meşrutiyet’e uzanan uzun bir dönem boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet oluşumunun farklı evreleriyle siyasal çatışma dinamikleri arasındaki ‘‘eş-kurucu’’ ilişkiye odaklanarak, sınıf mücadelesi odaklı bir anlatının oluşmasına ve ‘‘kayıp halkanın’’ ortaya çıkarılmasına katkıda bulunuyor.

Bir yandan Osmanlı eski rejiminin sonunu getiren kriz dinamiklerini ele alan çalışma, diğer yandan da demokratik devrim, pasif devrim ve karşıdevrim uğraklarının özgüllüklerini ortaya koyarak Marksist burjuva devrimi kuramını Osmanlı örneği üzerinden yeniden tartışıyor.

İmparatorluğun farklı tarihsel coğrafyalarında sınıf mücadelesinin ürünü olan çeşitli siyasal çatışmaları ayrıntılı bir şekilde değerlendiren kitap, devlet-toplum, seçkin-madun, Müslüman-Gayrimüslim gibi ikiliklerin ötesine geçen bir çözümleme öneriyor.

‘Düzenini Arayan Osmanlı’, günümüzde büyük anlatılardan uzak durma ve aşırı uzmanlaşma eğilimleri nedeniyle bir kenara bırakılan 1960’ların verimli
 “düzen tartışmaları”nı yeni araştırma ve yaklaşımların ışığında sürdürmeye yönelik bir çağrı olarak da okunmalı.

Osmanlı İmparatorluğu’ndaki çoklu kriz dinamiklerini, farklı siyasal çatışmaları ve devlet aygıtındaki değişim ve dönüşümü bütünlüklü ve ilişkisel bir şekilde kavrama çabasının ürünü olan ve Marksizmin açıklayıcı gücünü bir kez de Osmanlı çalışmaları bağlamında ortaya koyan ‘Düzenini Arayan Osmanlı’yı, sadece konunun uzmanları değil, Osmanlı’ya, tarihe ve Marksizme meraklı herkes ilgiyle okuyacaktır.

  • Künye: Çağdaş Sümer – Düzenini Arayan Osmanlı: Eski Rejimden Meşrutiyet’e Osmanlı’da Siyasal Çatışma ve Rejimler, Yordam Kitap, tarih, 400 sayfa, 2023

Oğuz Oyan – Vergi-Ordu Sistemleri ve Geçiş Tartışmaları (2023)

Bu kitapta önemli olduğu kadar zor ve karmaşık sorulara yanıt aranıyor.

  • Örneğin kapitalizm öncesinin sınıflı toplumlarında ordu oluşturma sistemleri ile vergi sistemleri arasında karşılıklı belirlenme ilişkisi var mıdır?
  • Varsa, bu ilişki farklı tarihsel dönemlerde, farklı üretim tarzlarında ve bunların farklı aşamalarında hangi biçimleri almıştır?
  • Hititlerden Eski Yunan’a ve Roma’ya, oradan Franklara, Bizans’a ve Osmanlı’ya kadar evrimin doğrultusu ne yöndedir?
  • Meiji Dönemi Japonya’sı, tarımsal artığın sanayileşmenin finansmanına aktarılması bakımından tipik bir iktisadi kalkınma örneği iken aynı dönemin Osmanlı Devleti bunun tam zıttında yer aldı.
  • Bunun tarihsel/sınıfsal nedenleri nelerdir?
  • Cumhuriyet Türkiye’si bunu telafi edebilmiş midir?
  • Osmanlı’da büyük çiftlikler ile kapitalizme geçiş arasında farklı dönemlerde ve farklı bölgelerde ne gibi bağlantılar oluştu?
  • Osmanlı tarımında kapitalizme geçiş tartışmaları hangi noktadadır?
  • Balkan ülkelerinde köklü toprak reformlarına gidilirken Cumhuriyet’te 1950’lere kadar çiftliklerin nüfuzu neden kırılamadı?

Kitapta, ayrıca, önde gelen iktisat tarihçilerimizden İşaya Üşür’ün kapitalizme geçiş tartışmalarına yaptığı katkı üzerinde duruluyor.

Maurice Dobb, Henri Pirenne, Werner Sombart ve Max Weber de tartışmaya dâhil edilerek İşaya Üşür’ün görüşlerinin eleştirel bir değerlendirmesi yapılıyor.

İktisat ve maliye tarihi alanında çok önemli bir çalışma olan bu kitap, Antik ve Orta Çağ toplumlarının askeri-tarımsal-vergisel sistemlerini derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Oğuz Oyan – Vergi-Ordu Sistemleri ve Geçiş Tartışmaları, Yordam Kitap, iktisat, 224 sayfa, 2023

Jonathan Sadowsky – Depresyon İmparatorluğu (2023)

Bugün dünyada 300 milyondan fazla insan depresyon teşhisi almış durumda.

Tıp çevrelerinde bir depresyon salgınından bahsediliyor.

Oysa tarih boyunca depresif olmak bir hastalıktan ziyade bir ruh hali olarak görüldü ve melankolik olmakla eşanlamlı kullanıldı.

Sık sık yaratıcılığın ve ayrıcalıklı bir varoluşun işareti olarak görülen bu gizemli rahatsızlık, her dönem kalabalıkların ilgisini çekti ve tartışmaların odağında yer aldı.

Jonathan Sadowsky ‘Depresyon İmparatorluğu’nda ruh ile beden arasındaki ilişkiye dair kadim tartışmayı ele aldıktan sonra, 20. yüzyılda psikiyatrinin ve farmakolojinin akıl sağlığı alanında çığır açan çalışmaları, nihayet bizzat hastaların tanıklıkları eşliğinde depresyonun kültür tarihini inceliyor.

İnsan ıstırabının zamandan ve mekândan bağımsız sürekliliğini vurgularken farklı kültürlerin sıkıntı ve kederi nasıl deneyimlediklerini, manevi acıyı ne tür yöntemlerle dindirmeye çalıştıklarını gösteriyor.

Yazar psikolojik, toplumsal ve biyolojik temelleri olan bu karmaşık rahatsızlığın günümüzün kâr güdümlü tıp kültüründe nasıl kavrandığını tartışmayı da ihmal etmiyor: Antidepresanların etkinliği, çok tartışmalı elektrokonvülsif tedavinin etik sınırları, psikoterapinin imkânları ve depresif bulguları kılavuzlaştırma çabaları…

Sadowsky depresyonun geçmişini anlamaya çalışırken, geleceğini daha iyi yönetebilmek için topluma ipuçları veriyor.

  • Künye: Jonathan Sadowsky – Depresyon İmparatorluğu: Yeni Bir Tarihçe, çeviren: Biray Anıl Birer, İletişim Yayınları, tarih, 277 sayfa, 2023

Töre Sivrioğlu – Kayıp Uygarlıklar ve Diller (2023)

 

Bu özenli çalışma, “tarih kitabı” insanın “Nereden geliyor, nereye gidiyoruz?” merakına dair önemli konu başlıkları üzerine nesnel bir tarih anlatısı.

Ulaş Töre Sivrioğlu’nun çalışmalarındaki malumatfuruş olmaktan uzak ama bilgiyi en özlü hâliyle, en gerekli detaylarına kadar veriyor ve bunu oldukça analitik bir metodu izleyerek yapıyor.

‘Kayıp Uygarlıklar ve Diller’, tarihe en temel okul bilgileri düzeyinde ilgisi olan okurun da konuyla ilgili belli bir alanda uzmanlaşmış kimselerin de aradıklarını bulabilecekleri etraflıca bir çalışma.

  • Künye: Töre Sivrioğlu – Kayıp Uygarlıklar ve Diller: Büyük Arkeolojik Keşiflerin Öyküsü, Kafka Kitap, tarih, 232 sayfa, 2023

Raja Shehadeh – Osmanlı Filistin’ine Veda (2023)

İnsan hakları örgütü El-Hak’ın kurucusu, “Orwell Prize for Books” (2008) ile “Moore Prize” (2020) ödüllerinin sahibi, Filistinli avukat ve yazar Raja Shehadeh’ten muhteşem bir Filistin tarihi…

Shehadeh, aile tarihini araştırırken Osmanlı döneminde Filistin’de yaşamış büyük büyük amcası Necib Nassar’ı keşfeder.

Hristiyan tebaadan bir entelektüel olan Necib Nassar reformlara sıcak baksa da Osmanlı’nın Orta Doğu’yu zaman içinde kaybetmesinden endişelidir.

Bu gerekçeyle Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine muhalefet ettiğinde ise hayatını altüst edecek bir gelişme yaşanır.

Cemal Paşa’nın talimatıyla hakkında idam kararı çıkar.

Devlet görevlileri üç yıl boyunca Necib’i ararken o da Filistin topraklarında gizlenir.

Bu kaçış sürecinde köyler, bedevi çadırları ve dağlar onun yeni yuvası olur.

Shehadeh, bu aile tarihi anlatısında büyük büyük amcası Necib Nassar’ın kaçış yolculuğunu tekrarlıyor.

Yolculuk sırasında amcasının uğradığı, konakladığı o hayat dolu yerlerin nasıl birer harabe hâline geldiğini gözlemliyor.

Filistin’in bugün berbat bir hapishaneye dönüştüğünü, Necib amcası gibi özgürce dolaşmanın ise artık imkânsız olduğunu acı tecrübelerle keşfediyor.

‘Zamandaki Kırılma: Osmanlı Filistin’ine Veda’, siyonizmin bölgedeki ekolojik yapıyı, doğal kaynakları, huzuru, toplumsal hafızayı nasıl geri dönülmez biçimde mahvettiğini gözler önüne seren çarpıcı bir yolculuk öyküsü.

Ancak her türlü kedere ve baskıya rağmen bir gün Filistin’in özgür olacağına inanan yazar, Necib amcasından miras kalan mücadeleci ruhu okuyucularına vermeyi başarıyor.

Shehadeh, büyük büyük amcası Necib Nassar’ın yolculuğu boyunca konakladığı yerlerdeki Bedevi toplulukların folk anlatılarına, şehir insanının günlük diline, özdeyişlerine, oralarda karşılaştığı yaşlı insanların anekdotlarına sık sık yer veriyor.

Bunun yanında, yazarın eşiyle birlikte amcasının izini sürerken kendi zaman diliminde kullandığı günlük dil de kitapta yer alıyor.

Filistin’in tarihini hikâyeleştirerek aktarıyor ve bu sayede politik havadan uzaklaşıyor.

Kitap, konuyla ilgili illüstrasyonlarla desteklenmiş.

Kitap, Filistin davasının sadece Müslümanların meselesi değil dinler-ötesi bir mesele olduğunu vurguluyor.

Hristiyan bir Filistinlinin, bu özgürlük davasını Müslümanlar kadar benimsediğini gösteriyor.

  • Künye: Raja Shehadeh – Osmanlı Filistin’ine Veda, çeviren: Gülçin Tunalı, Timaş Yayınları, tarih, 240 sayfa, 2023

Nestor İskender – Nestor İskender’in Gözünden İstanbul’un Fethi (2023)

“Ve kehanet gerçek oldu: Konstantin tarafından kurulan bu kent, Konstantin ile çöktü.”

Nestor İskender, Rus kaynaklarına göre 1453’te İstanbul Kuşatması’na şahit olmuş Slav kökenli bir Ortodoks Hristiyan’dır.

Hayatı hakkında ise bize sadece, yaşadığı 15. yüzyılda kaleme aldıkları rehberlik eder.

Araştırma ve incelemelere göre Nestor, Osmanlı topraklarına bilinmeyen nedenlerle gelmiş ve burada zorla Müslüman olmuştur.

Güney Rusyalı olduğu tahmin edilen Nestor’un Fetih anlatısı ciddi derecede Bizans hayranlığı ve kilise taraftarlığı sergiler.

Ona göre “kâfir” ve “tanrıtanımaz” Türklerin 1453 yılında başkent Konstantinapol’ü kuşatmaları Bizans’ta işlenen günahların kefareti, ilahi bir sonucudur.

Zira “kötülükler ve kanunsuzluklar nice büyük tahtların yıkılmasına neden olmuştur.”

Kehanetlerden, doğa üstü hadiselerden, kanlı yağmur damlalarından ve koruyucu meleklerden bahsedilen bu Fetih hatıratında tarih ile efsane, hayal ile gerçek, korku ile öfke iç içe.

İstanbul’un Fethi’ni bir gayrimüslimin dilinden ve süzgecinden aktaran bu özgün edebî-tarihsel hatırat, “anlatılmayan” unsurların da en az “anlatılan” unsurlar kadar bilgilendirici olabileceğini tarih okuruna ısrarla ve yeniden hatırlatıyor.

İstanbul’un fethine bizzat kuşatmada, Osmanlı askerlerinin arasında şahitlik eden Rus asıllı esir Nestor İskender’in fetih sürecini bütün veçheleriyle, günbegün anlattığı bu kitap, fetihle ilgili bilgi veren nadir yabancı kaynaklardan olması hasebiyle çok değerlidir.

Nestor İskender’in canlı anlatımı, hem Osmanlı hem Bizans tarafı hakkında verdiği sayısız detay, eserin farklı yerlerinde karşımıza çıkan çeşitli Hristiyan söylenceleri Nestor İskender’in fetih günlüklerini daha çekici kılıyor.

Nestor İskender’in İstanbul’un fethine dair yaptığı yorumlar ise fethin Hristiyan toplumlarında nasıl yankı bulduğunu anlamamızı sağlıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Sultan yürüdü ve mukaddes yerde durdu. Patrik, ruhban konseyi ve halk gözyaşları dökerek, iniltilerle onun ayaklarına kapandılar. Sadece eliyle ağlamalarını kesmek için işaret etti ve onlara şunu dedi: ‘Sana sesleniyorum Anastasius, sana ve çevrendeki herkese, tüm halka söylüyorum: Bugünden itibaren benim öfkemden, ölümden, tutsak olmaktan korkmayın.’”

  • Künye: Nestor İskender – Nestor İskender’in Gözünden İstanbul’un Fethi, çeviren: Emine İnanır, Timaş Yayınları, anı, 96 sayfa, 2023

Trevor Bryce – Geç Hitit Krallıkları (2023)

Bu kitap, Geç Hitit krallıkları incelemeleri konusunda standart oluşturacak nitelikte.

Trevor Bryce, antik Yakındoğu tarihine büyük bir katkı sunuyor.

Bryce’ın ‘Geç Hitit Krallıkları’, antik Yakındoğu tarihi açısından önemli bir eser.

Kitap, Anadolu bölgesinde MÖ 1200-700 yılları arasında hüküm süren Geç Hitit krallıklarının siyasi ve askeri yapılarını ele alıyor.

Bryce, Geç Hititlerin heterojen bir halk grubu olduğunu, dil ve kültür temelinde birleşen şehir devletleri ve küçük krallıklardan oluştuğunu savunuyor.

Bu krallıkların kültürel ve ekonomik yönlerini, dinlerini, sanatlarını ve ticaretlerini de ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Ayrıca Geç Hititlerin çevrelerindeki halklarla olan etkileşimlerini de ele alıyor.

Hititler serisinin bu üçüncü kitabıyla Bryce, Anadolu’nun bu kadim halklarının hayatını anlamak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Trevor Bryce – Geç Hitit Krallıkları: Politik ve Askeri Tarih, çeviren: İrem Kutluk, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Jairus Banaji – Ticari Kapitalizmin Kısa Tarihi (2023)

Kapitalizmin ortaya çıkışına ve çeşitlerine dair sürükleyici bir çalışma.

Jairus Banaji’nin bunu yaparken Avrupa-merkezci anlatıları ve dogmaları yerinden etmesi ise ayrıca önemli.

Kapitalizmin küresel tahakkümünü tesisi –hem meslekten olmayanlar hem de Marksist tarihçiler tarafından– hâlâ büyük ölçüde 18. yüzyıl Britanya’sında belirleyici atılımını yapan sanayi kapitalizmiyle ilişkilendirilir.

‘Tarih Olarak Teori’yle tanıdığımız Banaji bu yeni çalışmasında yüzyıllar öncesine gidiyor ve bu sıçramadan önce, emeği ve üretimi dünya ölçeğinde şimdiye kadar nadiren takdir edilen bir ölçüde yeniden düzenleyen uzun erimli bir eğilime dikkatleri çekiyor: “ticari kapitalizm”.

Merkezinde sadece Avrupa’nın olduğu bir resimden çıkıp, çok merkezli, sınırların akışkan olduğu, canlı modern öncesi dünyanın kapılarını aralıyoruz.

Sekizinci yüzyıldan beri Guangzhou’da ticaret yapan Müslüman tüccarların kantonlarını, 1216’da İskenderiye’de kaydedilen 3000 Avrupalı tüccarı, Konstantinopolis’in ve daha sonra İstanbul’un ticari hâkimiyeti için savaşan Cenevizlileri, Venediklileri ve İspanyol Yahudilerini tanıyoruz.

Karşımızda sürekli hareket hâlinde olan, birbirine bağlı ve sanayi öncesi kapitalizm tarafından giderek daha fazla tahakküm edilen bir dünyanın zengin ve küresel bir portresi beliriyor.

Banaji’nin çizdiği manzarada, Avrupa’nın dünya egemenliğine yükselişi eşsiz bir dehaya işaret etmez, daha ziyade ticari kapitalizmin devlet gücü ile belirgin bir şekilde kaynaşmasından doğan yeni bir biçimin yükselişini gösterir.

  • Künye: Jairus Banaji – Ticari Kapitalizmin Kısa Tarihi, çeviren: Muhammed Murtaza Özeren, Dergah Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023