Kolektif – İranlı Yolcuların Gözünden Osmanlı İstanbul’u (2023)

Padişahlardan münzevi dervişlere, yazarlardan hac yolculuğu yapanlara kadar farklı kesimlerden İranlılar İstanbul’un 19. yüzyıldaki halini anlatıyor.

Kiminin bakışları sarayların ihtişamına, baloların şatafatına, saltanatın lüksüne; kimininki çamurlu sokaklara, yoksul insanlara, ahşap evlere; kimininki de Galata’nın eğlence ve gösteri hayatına kayıyor.

Aynı küçük coğrafyada türlü yaşam tarzları ve hatta değişik iklimler yan yana varlığını sürdürüyor.

Şehrin hanları, hamamları, kahvehaneleri, tekkeleri, sarayları, mahalleden mahalleye yolcu taşıyan gemileri, dar sokakları, ağaçları, dereleri eşsiz biçimde zihnimizde canlanıyor.

Gezginler eski İstanbul’un gündelik hayatının farklı veçhelerini olduğu gibi Osmanlı Devleti’nin son demlerine dair gözlemlerini de aktarıyor; kendi kültürleriyle karşılaştırarak, kimi zaman hayranlıkla, kimi zaman da kınayarak…

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı başkentinin hayatını İran kültürünün süzgecinden geçirerek aktaran bu özgün metinler, İstanbul’a farklı bir gözle bakmanızı sağlayacak.

Kitaptan bir alıntı:

“Evler şahane, keseler boş, cami ve mabetler eşsiz ve görkemli ama namaz kılan nadir ve azdı. Âlimler ve kadılar şehvet ve para peşinde olup şeriatın gelenek ve göreneklerini atıp heves ve şehvette boğulmuşlardı. İslâm dininin kanunlarını atıp Frenkler gibi yarım yamalak kanunlar yapmışlardı. Oradan kovulmuş, buradan da geri kalmışlardı. Ne bu dünyaları için ne de ahiretleri için hayırlı bir şey yapıyorlardı. İslâm sadece isimden ibaretti, vesselam!”

  • Künye: Kolektif – İranlı Yolcuların Gözünden Osmanlı İstanbul’u (1802-1905), derleyen ve çeviren: Yasemin Asadi, İletişim Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023

Brian M. Fagan ve Nadia Durrani – Meraklısına Tarihöncesi Dünya (2023)

‘Meraklısına Tarihöncesi Dünya’, Afrika’daki kökenlerimizden endüstrileşme öncesinin görkemli uygarlıklarına ve yakın geçmişin şehirlerine uzanan insanlığın tarihöncesinin çarpıcı hikâyesini aktarıyor.

İki arkeolog ve deneyimli tarih yazarı, uzak atalarımızın Eski Dünya’ya yayılmasını, Homo sapiens’in ortaya çıkışını, ondan çok sonra Avrupa, Avrasya, Asya ve Amerika’ya kalıcı olarak yerleşmesini anlatıyor.

Avcı toplayıcılardan sonra dünyanın çeşitli bölgelerinde çiftçilik ve hayvan evcilleştirmenin kökenlerine odaklanıyor, bu yeni ekonomilerin insan varoluşunu nasıl da çarpıcı bir biçimde değiştirdiğini gözler önüne seriyor.

Kudretli hükümdarları ve ideolojilerini, uygarlıkların yükselişiyle düşüşünü ve pek çoğunun maruz kaldığı uzun kuraklığın yıkıcı etkilerini anlatarak tarihöncesi dünyanın neden modern dünya için önemli olduğuna cevap arıyor.

Tarihöncesi geçmişimizin insanlığın kökenlerinden günümüze dek uzanan bir değerlendirmesini küresel bir bakışla, sade olmakla beraber keyifli bir üslupla sunan kitap, insanlığın erken tarihinin hikâyesi ve onun modern dünyayla bağlantısını merak edenler için harikulade bir kılavuz.

  • Künye: Brian M. Fagan ve Nadia Durrani – Meraklısına Tarihöncesi Dünya: İnsanlığın Erken Tarihinin Hikâyesi, çeviren: Ilgın Yıldız, Nova Kitap, bilim, 264 sayfa, 2023

Fatih Yeşil ve Yüksel Çelik – Osmanlı Modernleşmesinde Tereddüt ve Teceddüt Yılları (2023)

Bu çalışma Devlet-i Aliyye’nin gölgesinin uzadığı, eski kudretinden hızla uzaklaştığı ve zevâle yaklaştığı yılların hikayesidir.

Çalışmanın temel hedefi, malumu ilamdan ziyade Devlet-i Aliyye’nin 1768-1908 yılları arasındaki modernleşme çabalarını diğer bir ifadeyle teceddüt (reform, ıslahat, yenilik) azminin giderek güçlendiği fakat tereddütlerini de tam anlamıyla gideremediği devrin siyasi tarihini çok yönlü olarak değerlendiriyor.

On sekizinci yüzyılda yaşanan Aydınlanma, Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilâli, mikro ölçekte idari zihniyetin, rejim biçimlerinin, sosyal yapının, kentleşmenin, fert-devlet ve üretim-tüketim ilişkilerinin; makro ölçekte ise devletlerarası münasebetlerin çerçevesinin yeniden belirlenmesini zorunlu kıldı.

On dokuzuncu yüzyılın siyasi-sosyal mecrasını belirleyen bu süreç, küresel ölçekteki radikal değişimleri tercihten ziyade zarurete dönüştürdü.

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı tarihini ‘az gelişmişlik’ parantezine alarak ve küresel çaptaki değişim ve dönüşümü göz ardı ederek bu süreci Osmanlıların zafiyeti perspektifinden değerlendirmek, Batı-merkezci modernleşme paradigmasının aşırı parlatıldığı döneme mahsus, sorunlu bir yaklaşım.

Osmanlı dünyasındaki sınaî, kültürel, sanatsal ve sosyal gelişmeleri dışarıda bırakan, salt siyasi olayların ve özellikle de savaşların sonuçları esas alınarak yapılan periodizasyonun da gerçekçi olmadığı ve birçok soruyu cevaplamakta yetersiz kaldığı açık.

On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı tarihi, her alanda kabuk değiştiren, Kānûn-ı kadîm ile sembolize edilen idari zihniyetini, geleneksel kurumlarını ve sosyal yapısını zamanın ruhu doğrultusunda dönüştüren büyük bir imparatorluğun ‘en uzun yüzyılı’nın sancılı hikayesidir.

‘Osmanlı Modernleşmesinde Tereddüt ve Teceddüt Yılları (1768-1908)’, çoklu modernleşme süreçlerinin mevcudiyeti, her devlet ve toplumun farklı iç dinamiklerinin bulunduğu ve değişim-dönüşümün evrensel bir olgu olduğu gerçeğinden hareketle, Devlet-i Aliyye’nin yaklaşık 150 yıllık ayakta kalma mücadelesini ve modernleşme çabalarını diğer bir ifadeyle ‘tereddüt ve teceddüt yıllarını’ ele alıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsanlık tarihini salt Batı medeniyetini merkeze alarak değerlendiren ve oluşturduğu akademik tekellerle modernleşme sürecini temellük eden, bu sürece entegrasyonda geciken devlet ve toplumları ötekileştirip az gelişmiş yapılar ya da bağımlı değişkenler kategorisinde yargılayan anlayış, artık geçerliliğini yitirmiştir. Bu bağlamda Batı eksenli ve Avro-Amerikan merkezci tekçi-tekelci modernleşme paradigması doğrultusunda Osmanlı devlet aklını, bürokratik birikimini, iç dinamiklerini, değişimin-dönüşümün tabii bir ihtiyaç olduğunu ve özellikle dış dünyaya entegre olma konusundaki çabalarını göz ardı ederek kaleme alınmış siyasi-sosyal tarih anlatılarının artık pek de anlamlı olmadığı üzerinde geniş bir mutabakat mevcuttur.”

  • Künye: Fatih Yeşil ve Yüksel Çelik – Osmanlı Modernleşmesinde Tereddüt ve Teceddüt Yılları (1768-1908), Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2023

Özgü Çilli – Osmanlı’da Eğlence (2023)

‘Osmanlı’da Eğlence’, tüm dinî, etnik, sosyal statü çeşitliliği içinde İstanbul toplumunun kültürel beslenme kanallarını, eğlence dünyasını bize canlı biçimde sunuyor.

Özgü Çilli, bu değerli araştırmasında, dinî mensubiyetin şekillendirdiği farklı yaşam gelenekleri ile eğlenceler arasındaki ilişkileri, kadınların bu etkinlikler üzerinden sosyal hayata dahil olma imkân ve çabalarını, modernleşme hareketinin eğlence hayatında yarattığı değişimleri, yönetimin ve aydınların bu yeni süreçteki rol ve tutumlarını aktarıyor.

Osmanlı döneminde İstanbul’un eğlence hayatını ele alırken, çalışmasının merkezine sosyal ve kültürel etkinlikler içindeki insanı yerleştiriyor.

Bir anlamda Karagöz’den ziyade, Karagöz üzerinden Karagöz’e giden seyirciyi anlatıyor.

Tüm dinî, etnik, sosyal statü çeşitliliği içinde İstanbul toplumunun kültürel pratiklerinin neler olduğu, bu pratiklerin toplumda ürettiği gerilim ve tepkiler, yönetimin bunlara yönelik tavrı ve müdahalelerinin ne yönde olduğunu ortaya koyan kitap, aynı zamanda Cumhuriyet’in nasıl bir sosyal-kültürel ortam üzerinde kurulduğunu ortaya koymasıyla da ayrıca önemli.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsanların sadece kendi hemcinsleriyle sosyalleşebildiği Osmanlı toplumunda eğlence dönemlerinde bahşedilen geçici özgürlüğü içselleştirememiş bireylerin davranışlarının bir uçtan diğer uca savrulabildiği görülür. Yüzyıllar boyunca geleneksel gösterilerde, bastırılmış her türlü duygunun serbestçe dışavurumuna alışan ve bu gösterileri seyirci olarak izlemeleri konusunda herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmayan bireyler, 19. yüzyılın modernleşmiş dünyasına özgü yeni kültürel ortamlarda da önceleri eski alışkanlıklarını muhafaza etmeye çalışmıştır. Ancak bu yeni hayatın adab-ı muaşeret kuralları yavaş yavaş kendilerini dayatmış, eğlence esnasında her şeyin mubah görülmesi olgusu, yerini belli bir görgüye bırakmıştır.”

  • Künye: Özgü Çilli – Osmanlı’da Eğlence: İstanbul’un Sosyal ve Kültürel Hayatından Manzaralar, İletişim Yayınları, tarih, 199 sayfa, 2023

Kolektif – Cumhuriyet’in İlk Yılı (2023)

29 Ekim 1923’te ilan edilen ve yüzüncü yaşını kutladığımız Cumhuriyet’in en yoğun yılı kuşkusuz ilk yılıdır.

Yıllarca süren savaşlardan, salgın hastalıklardan, geçim sıkıntısından yorgun düşmüş bir halk…

Siyasi tartışmalar, ekonomik sorunlar, nüfus mübadelesi, idari yapıdan eğitime, yargı sisteminden belediyelere kadar her alanda yapılan yenilikler, Anayasa’nın kabulü, halifeliğin kaldırılması, laiklik yönünde yapılan köklü değişimler ve ülkenin yeniden inşa edilmesi…

Tüm bunlar olurken bir yandan da günlük yaşam yeni kitapların yayımlanması, sinemalarda gösterilen filmler, tiyatro oyunları, konserler ve spor karşılaşmalarıyla devam eder.

Bütün zorluklara karşın umut hep vardır, bayramlar da kutlanır, Hıdırellez’de mesire alanlarına da gidilir, balo salonlarında dans da edilir.

Cumhuriyet’in ilk yılında, muhalif seslerin yanı sıra, Meclis’te mebusların, Gazi Paşa’yı karşılayan halkın, grevlerde işçilerin, genel afla salınan mahkûmların, valiliğe şikâyete giden kadın ve çocukların, kısaca her kesimden halkın ortak sloganı şudur: “Yaşasın Cumhuriyet!”

Bu görkemli dönemin belli başlı siyasi ve ekonomik gelişmelerinin yanı sıra tüm bu ayrıntıları okura yansıtmayı amaçlayan ‘Cumhuriyet’in İlk Yılı’ kitabı, o yıllarda çıkan gazete ve dergilerin titiz bir taraması yapılarak Banu İşlet, Binnur Mörel Büyükertan ve Eser Demirkan tarafından hazırlandı.

Cumhuriyet’in kurulduğu yıl yaşanan olayların kronolojik bir sırayla sunulduğu kitap, Cumhuriyet’in ilk yıllarını o dönem yaşanan önemli siyasi ve toplumsal anlarla anlatıyor.

29 Ekim 1923 – 29 Ekim 1924 arasındaki o günlerde Türkiye’de neler oluyor, toplum nasıl yaşıyor, neler konuşuyor, neler seyrediyor, nasıl eğleniyordu?

Tüm bu soruların cevapları’Cumhuriyet’in İlk Yılı’nda.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyet’in İlk Yılı (29 Ekim 1923 – 29 Ekim 1924), hazırlayan: Banu İşlet, Binnur Mörel Büyükertan ve Eser Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2023

Kolektif – Pergamon (2023)

Büyük İskender’in ölümünden sonra Mekedonya kökenli Philetairos tarafından bir kale yerleşimi olarak kurulan ve zamanla Anadolu’nun en güçlü krallıklarından birine dönüşen Pergamon Krallığı’nın başkenti üzerine arşivlik bir eser.

Çalışma, Pergamon araştırmalarının tarihi, koruma çalışmaları, kent tarihi ve çevre kültürleri, şehir planlamacılığı ve mimarisi, insanların yaşam alanları, tapınma merkezleri, kutsal alanları gibi tematik ana başlıklar altında her biri alanında uzman bilim insanları tarafından kaleme alınan 30 akademik makaleden oluşuyor.

MÖ 3. yüzyılda Attalos Hanedanı’nın kurulmasıyla Attalos Krallığı’nın başkenti ve resmi ikametgâhı haline gelen antik Pergamon kenti, birçok sivil kurumu olan az çok bağımsız bir polisti.

Bu nedenle eldeki çalışma da, Pergamon’da yaşayan halkın yanı sıra Athena Kutsal Alanı, Büyük Sunak, Asklepieion ve Kızıl Avlu gibi önemli kutsal yerleriyle birlikte Pergamon’u büyük bir kent ve krallık başkenti olarak sunuyor.

Her ne kadar Hellenistik Dönem’e ağırlık verilmişse de kitapta genel olarak prehistorik çağlardan Bizans Dönemi’ne kadar uzanan geniş bir zaman dilimi inceleniyor.

Böylece içinde bulunduğu doğal çevrenin kentin gelişimindeki etkileri gözler önüne serilirken aynı zamanda Hellenistik Dönem mirasına daha sonraki zamanlarda nasıl sahip çıkıldığı, ne şekilde değiştirildiği ve zenginleştirildiği ya da bu mirasın nasıl tahrip edildiği daha net bir şekilde anlaşılabiliyor.

  • Künye: Kolektif – Pergamon: Anadolu’da Hellenistik Bir Başkent, hazırlayan: Felix Pirson ve Andreas Scholl, çeviren: Güler Ateş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2023

Hekataĩos – Yeryüzünün Tasviri (2023)

En eski ve en seçkin Hellēn logográphos’larından, coğrafyacılarından ve tarihçilerinden birisi olan Mílēsios’lu Hekataĩos’un Tarih biliminin öncüsü olduğu kabul ediliyor.

Kaydedilmesi gereken konularda kendi yargısını uygulayan, kendisine masalsı görünen şeyleri reddetmek için tarihsel eleştiriyi kullanan ve mitsel bir geleneğin temelini oluşturan tarihsel gerçeği bulmaya çalışan “ilk tarih yazarı”dır.

Eserde Cebelitarık Boğazı’ndan başlayarak Akdeniz ve Karadeniz bölgelerindeki ülkeler, kentler ve halklar tasvir ediliyor.

Hekataĩos, önce halkların adından sonra yaşadıkları kasabalardan bahsetmiş ve bazen yerleşim yerlerinin kuruluşundan ya da dikkate değer diğer konulardan söz etmiş.

Yalnızca Batı Tarihi’nden bahsetmekle kalmayıp aynı zamanda Doğu Tarihi’nden de bahseden Hekataĩos’un aktarımları, Sehriye Şahin tarafından Hellēnce aslından çevrilen ‘Yeryüzünün Tasviri’ (‘Asya’) adlı eserinde.

  • Künye: Hekataĩos – Yeryüzünün Tasviri, çeviren: Sehriye Şahin, Kabalcı Yayınevi,  tarih, 176 sayfa, 2023

Shane Ewen – Şehir Tarihi Nedir? (2023)

Bu kitap, şehir yaşamının konumsal ve deneysel yönlerinin anlaşılmasını hedefliyor ayrıca karşılaştırmalı ve disiplinlerarası yaklaşımların ortak değerlerini vurguluyor.

Bu türden bütünlüklü bir yaklaşım, kentsel deneyimde ortak olanın ne olduğunu ve bir şehirsel mekânı diğerinden ayıran şeyin ne olduğunu belirlemek için deneysel kanıtların sistematik olarak bir araya getirilmesine olanak sağlıyor.

Disiplinlerarasılık, şehir tarihi için gereklidir çünkü bu alan yirminci yüzyıl boyunca hem beşerî bilimlerden hem sosyal bilimlerden sayısız etkiyle büyüdü ve gelişti.

Hem güzel sanatlarda ve beşerî bilimlerde hem de alanda yeterli çoğunluğu, yoğun bir tarz ve kaynaklar yapısının oluşumunu sağlayan; sanat, edebiyat, fotoğraf, arkeoloji, kültürel çalışmalar ve film çalışmalarının da dâhil olduğu sosyal bilimlerde yaygın olarak görülür.

Şehir tarihinin önemi, dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun şehirlere taşınmasıyla epeyce arttı.

Öte yanda şehirlerin, uluslararası karşılaştırmalarını yapmanın önemi ve zorlukları (şehir tarihinin lojistik ve tarihsel/kültürel geleneklerinden ötürü) ulusal bir ölçme ve değerlendirme açısından verimli oluyor.

Ancak uluslararası ve ulus aşırı karşılaştırma güdüsü, özellikle Latin Amerika ve Hindistan alt kıtasından Çin ve Orta Doğu’ya kadar gelişmekte olan dünyadaki hızla büyüyen mega kentler ve mega bölgelerle gelişmiş dünyadaki iyi yapılandırılmış ve bütünlüklü şehirler arasında daha belirgin.

Bu türden kıtalar arası bir araştırma hem bu mega kentlerde hem de gelişmiş dünyada yaşayanlara maddesel olarak fayda sağlayabilecek daha geniş bir sosyo-politik alışveriş içinde konumlandırma imkânı sağlıyor.

‘Şehir Tarihi’, değerli dersler sunuyor.

Şehir kapitalizminin büyük eşitsizliklerinin adil biçimde çözümlenebilmesine; piyasanın aşırılıklarına kapılması durumunda yaşanan hızlı şehirleşmenin ortaya çıkardığı çevresel tehlikelerin tespit edilerek en aza indirgenmesine ve şehirlerin yaşamak, çalışmak ya da seyahat etmek için cazip yerlere dönüştürülmesinde kültür, doğa ve planlamanın önemine ilişkin olarak önemli veriler aktarıyor.

  • Künye: Shane Ewen – Şehir Tarihi Nedir?, çeviren: Gökçe Metin, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 172 sayfa, 2023

Elif Mahir Metinsoy – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Kadınları (2023)

Osmanlı toplumu açısından I. Dünya Savaşı dört yıldan daha uzun sürdü.

1911 Trablusgarp Savaşı ile başlayıp Balkan Savaşları, Cihan Harbi ve Kurtuluş Savaşı ile devam eden savaş hali 1922’de sona erdi.

11 yıllık bu dramatik süreçte bir imparatorluk yıkılırken, onun küllerinden yeni Türkiye Cumhuriyeti doğdu.

Bu zorlu sürecin en mağdur toplumsal kesimi cephe gerisinde kalanlar, özellikle de yoksul, kimsesiz ve korumasız kadınlar oldu.

Elif Mahir Metinsoy’un, ilk kez 2017’de Cambridge University Press’ten çıkan, ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Kadınları: Gündelik Yaşamda Siyaset ve Mücadele’ adlı çalışması bu kadınların deneyimlerini ortaya koyuyor.

Kitap, dönemi ele alan Osmanlı-Türk kadın tarihyazımındaki eğitimli ve elit kadın yazarları, onların yayıncılık ve dernek faaliyetlerini öne çıkarma yaklaşımı yerine, ilgi odağına yoksul, kimsesiz ve çoğu taşrada yaşayan kadınları yerleştiriyor.

İğneyle kuyu kazar gibi yapılmış bir arşiv çalışmasıyla; kadınların telgraflarına, dilekçelerine, karakol ve mahkeme tutanaklarına, gazete haberlerine, anı ve mektuplara dayanarak “meçhul asker”in “meçhul kadını”nın bugüne dek anlatılmamış hikâyesini anlatıyor.

Bu kadınların çilelerini, ekmek ve adalet mücadelelerini, gündelik hayatın bir parçası haline gelen protestolarını ve eylemlerini, bedenleri üzerindeki dayatmaları aşmaya yönelik çabalarını canlı tablolar halinde gözlerimizin önüne seriyor.

Yazar, kadınların sadece savaşa destek olmaları sayesinde değil, protesto, mücadele ve direnişleriyle de devleti onları dikkate almaya ve sorunlarını çözmeye zorladığına işaret ediyor.

  • Künye: Elif Mahir Metinsoy – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Kadınları: Gündelik Yaşamda Siyaset ve Mücadele, İş Bankası Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2023

Abdulhalik Bakır – Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet (2023)

İnsan sağlığı ve insanların maruz kaldığı hastalıklar tarihin en eski devirlerinden günümüze kadar devam eden ve hiç değişmeyen önemli olgular.

Tıp ve tababet ise teorisi ve pratiğiyle insanlık tarihi kadar eski bir bilim ve meslek dalının adıdır.

Dolayısıyla da insan sağlığı ve hastalıklar sebep, tıp ve tababet ise sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

Yeryüzünde kurulan bütün uygarlıklarda tıp ve tababet önemli bir yer işgal etti.

Bu meyanda Eski ve Antikçağlarda Mezopotamya, Mısır, Anadolu, İran, Orta Asya, Çin ve Hindistan coğrafyalarında tıp ve tababet bilimi ve çalışmaları önemli bir gelişme gösterdi ve bu birikimler daha sonra Erken ve Geç Ortaçağlara intikal ederek olgunlaşma düzeyine ulaştı.

Bu uzun soluklu zaman diliminde eserleriyle tanınan onlarca hekim, yüzlerce sağlık çalışanı, hasta bakıcısı yetişmiş ve dur durak bilmeden geceli gündüzlü insanlara hizmet sunmaya çalıştı.

Aynı süre içerisinde devlet adamları tarafından onlarca sağlık kurumu inşa edilerek hastaların hizmetine sunuldu.

İşte ‘Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet’ adlı bu eser, anılan çağlarda kurulan devlet ve uygarlıklardaki tıp ve tababetin bir nevi serüvenini okuyuculara sunuluyor.

  • Künye: Abdulhalik Bakır – Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tıp, 592 sayfa, 2023