Mary Griffith – Okulsuzluğun El Kitabı (2021)

Evde eğitim, okul dışında eğitim konularına ilgi duyanlar için, ders programından eğitim materyallerine pek çok konuyu aydınlatan rehber bir kitap.

Konu üzerine yazılmış pek çok kitabı bulunan, sıkı bir evde eğitim savunucusu Mary Griffith, kızlarını da bu yönteme başvurarak büyütmüş.

Kitabın ilk bölümü, okulsuzluk yaklaşımının ne olduğunu ve ne işe yaradığını ele alıyor.

Çalışmanın devamında ise,

  • Evde eğitim için gerekli kaynakların nasıl temin edileceği,
  • Evde eğitimde teknolojiden nasıl yararlanılabileceği,
  • Eğitim takibi için nasıl kayıt tutulacağı yahut program takibi yapılabileceği,
  • Evde eğitimde okuma yazma sürecinin nasıl yönetilebileceği,
  • Matematik, tarih, yabancı dil ve güzel sanatlar gibi derslerin nasıl işlenebileceği,
  • Ve bunun gibi pek çok aydınlatıcı bilgi yer alıyor.

Okulsuzluk, okulun bir alternatifidir.

Hepimize başka bir eğitimin mümkün olduğunu gösterir.

Çok sağlam argümanlarla donanmıştır.

Dünyanın değişik ülkelerinde hayata geçmiştir ve üzerine kitaplar yazılacak kadar deneyim birikmiştir.

İşte ‘Okulsuzluğun El Kitabı’ da, eğitimlerini okulsuz yani evde gerçekleştiren öğrencilerin ve onların velilerinin deneyimlerinden hareketle yazılmış bir kitap olmasıyla çok değerli.

Buradaki bütün örnekler gerçek ve yaşanmış olanlardan seçilmiş.

  • Künye: Mary Griffith – Okulsuzluğun El Kitabı: Tüm Dünyayı Çocuğunuzun Dersliği Olarak Nasıl Kullanabilirsiniz?, çeviren: Duygu Kurat, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 248 sayfa, 2021

Ferdan Ergut – Tarihin Hakikatleri (2021)

Tarih nedir?

Ferdan Ergut, tarihçiliğin dünyada geldiği düzeyi merkeze alarak Türkiye ve dünya tarihinden örnekler eşliğinde, tarihi edebiyattan felsefeye uzanan bir çerçevede tartışıyor.

Özellikle tarih öğrencilerine hitap eden çalışma, sosyal bilimlerin tarihselleşmesi gerektiğini savunduğu kadar tarihin de sosyal bilimselleşmesi gerektiğini savunmasıyla da sosyoloji, siyaset bilimi, iktisat, felsefe öğrencilerinin de ilgisini çekecek nitelikte.

Kitabın ilk bölümü “Tarih nedir?” sorusunu tartışıyor ve tarihsel bilginin doğasını yalnızca tarihçilerin yazdıklarından yola çıkarak değil edebiyatı ve felsefeyi de yardıma çağırarak yanıtlıyor.

İkinci bölüm, bizi hakikate götüren belgeler ve tarihçi ilişkisini merkeze alarak bir yandan geçmişte olmuş bitmiş “tarih” ile tarihçinin anlattığı “tarih” arasındaki zorlu ilişkiyi tartışıyor.

Kitabın üçüncü bölümü, anlatısal tarih, toplumsal tarih, kültürel tarih, mikro tarih konularını; dördüncü bölüm de analitik tarih konusuna ayrılmış.

Ergut çalışmasının beşinci ve son bölümünde ise, “Nasıl bir tarih?” sorusuna yanıt arıyor.

Yazar burada da, tarihin kötüye kullanımı ile farklılıklarımızla birlikte ortak bir gelecek inşasında yardıma çağırabileceğimiz başka bir tarihin mümkün olup olmadığını irdeliyor.

  • Künye: Ferdan Ergut – Tarihin Hakikatleri, İletişim Yayınları, tarih, 407 sayfa, 2021

Galina Petrovna Kovaleva – Rus Felsefesi Tarihi (2021)

Rus coğrafyasında felsefi düşüncenin gelişimine yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Galina Petrovna Kovaleva bu çalışmasında, karşımıza Solovyev’den Berdyayev’e, Plehanov’dan Bahtin ve Bakunin’e pek çok düşünürü çıkarıyor.

Rusya’da felsefi düşüncenin oluşumunun başlıca aşamalarını, her aşamada önde gelen felsefecilerin eserlerini ele alarak inceleyen kitap, daha çok, Rus felsefesine veri sağlarken diyalektik ve tarihsel sırayı izlemekle birlikte, iç tutarlılığı da esas alıyor.

Rus felsefe tarihinin karakteristik özelliklerini ortaya koyan çalışma, 11. ve 12. yüzyıllar arasında Rus felsefesinin kurulumu ve gelişimini irdeleyerek açılıyor.

Kitabın devamında ise, 18. yüzyılda ve 19. yüzyılın ilk yarısında Rus felsefesinin gelişimi, 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında Rus felsefesi, Sovyet Rusya’sında ve Sovyet sonrası dönemler şeklinde ele alınıyor.

Rus felsefesinin önde gelen filozoflarının temel görüşlerini aydınlatan kitap, konuyla ilgilenen okur için bir başucu kitabı olmaya aday.

  • Künye: Galina Petrovna Kovaleva – Rus Felsefesi Tarihi, çeviren: Kasım Mominov, Çizgi Kitabevi, felsefe, 168 sayfa, 2021

Kolektif – Antik Roma (2021)

Umberto Eco’nun editörlüğünü yaptığı bu şaheser, tarih sahnesinde bin yılı aşkın süre var olmayı başarmış Roma İmparatorluğu’nun hikâyesini anlatıyor.

1108 sayfalık dev yapıt, konuyu tarih, toplum, antropoloji, hukuk, edebiyat, sanat, felsefe, mit, din, bilim ve teknik, tıp, astronomi ve müzik gibi farklı çerçevelerden irdeliyor.

Küçük bir köy olarak kurulan ve yüzyıllar içinde tüm Akdeniz dünyasına egemen olan Roma, çok uzun bir süre Britanya’dan Mısır’a, Kuzey Avrupa’dan Kuzey Afrika’ya uzanan devasa coğrafyayı ve farklı milletleri hâkimiyeti altında birleştirdi.

Roma’nın tarihte ve insanlığın zihninde bıraktığı izler halen günümüz insanını etkilemeye ve günümüz dünyasını şekillendirmeye devam ediyor.

İşte alanında tanınan araştırmacılar tarafından hazırlanmış bu ansiklopedik kaynak da, Türkçe literatürdeki en kapsamlı çalışma ve bu yönüyle Roma İmparatorluğu tarihini merak edenler için rehber nitelikte bir eser.

  • Künye: Kolektif – Antik Roma, editör: Umberto Eco, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, tarih, 1108 sayfa, 2021

Suat Derviş – Eylemi Kaleminde Bir Muharrir (2021)

Gazeteci, yazar ve kadın hakları aktivisti Suat Derviş’in bir döneme ışık tutan röportaj ve yazılarından çok iyi bir derleme.

Dört bölümden oluşan kitap, Suat Derviş’in hayatını ve yetiştiği çevreyi anlatarak açılıyor.

İkinci bölüm, Suat Derviş’in röportajlarına yer veriliyor.

Halkçılık, okulsuz çocuklar, nüfus politikası ve çocuklar, işsizlik ve verem bu röportajlarda ele alınan kimi konular.

Üçüncü bölüm, Suat Derviş’in kadın meselesini irdelediği röportajları sunuyor.

Burada da Uluslararası Kadın Kongresi, işçi kadınlar, annelik, savaş ve kadın gibi konular irdeleniyor.

Dördüncü ve son bölüm ise, Suat Derviş’in siyasi düşüncelerini ortaya koyan yazılarına yer veriyor.

1903-1972 yılları arasında yaşamış Suat Derviş, hem Osmanlı Devleti’nin son yıllarına tanıklık etmiş hem de Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış ve erken Cumhuriyet’in kendini inşa döneminden 1950’li yıllardan sonraki dönüşüme tanıklık etmişti.

Suat Derviş, gazete yazılarıyla da romanlarıyla da bu sürecin tam merkezinde yer almış, topluma, kadına ve siyasete dair görüşlerini ortaya koymasıyla öne çıkmıştı.

Eldeki kitap da, Suat Derviş’in düşünsel dönüşümünü yansıttığı gibi, erken Cumhuriyet’in toplumsal ve siyasal yapısını bir kadın aydının kaleminden gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: Suat Derviş – Eylemi Kaleminde Bir Muharrir: Suat Derviş (Siyaset, Toplum ve Kadın Üzerine Röportajlar – Yazılar) 1935-1942, derleyen: Emine Seda Çekin Işık, Libra Kitap, deneme, 244 sayfa, 2021

Ozan Torun – Son Ayakta Kim Geldi? (2021)

Cumhuriyet Türkiye’sinde at yarışlarının ve müşterek bahislerin tarihini, etnografik bir bakışla ele alan harika bir inceleme.

Ozan Torun, Osmanlıların ilk yarış ve bahis deneyimlerinden 90’ların başında at yarışlarının televizyonda ilk kez naklen yayımlanışına uzanarak konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Çalışma, bir yetişkin oyunu olan at yarışları ve müşterek bahislerin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki gelişim sürecini, onu oynayan ve oynatan insanları merkezine alarak beş ana dönemde inceliyor.

Kitabın asıl katkısı ise, at yarışlarını yalnızca tarihyazımı yahut makro siyasal ve ekonomik değişimlerle değil, toplumun bu oyuna gösterdiği ilgi, yüklediği anlamlar, beklentiler, kazandıkları ve kaybettikleri, kısacası oyun oynama kültüründe yarattığı temel dönüşümler bağlamında da ele alması.

Kitap, atçılığın yeniden inşa yılları (1920-1926); yarışların tarımsal kalkınma ve toplumsal modernleşmeye aracılık ettiği yıllar (1926-1948); bireysel yetiştiricilerin oyunun yönetimini devletten devralıp oyunun altyapısını ve kapsamını geliştirme süreci (1948-1968); altılı ganyanın yürürlüğe girip oyun kültüründe köklü dönüşümleri başlattığı dönem (1968-1992) ve oyunun televizyonda naklen yayımlanmaya başlayarak etki alanının genişlediği, oyun kültürünün yeni dönüşümler geçirdiği ve günümüze kadar ulaşan son dönem (1992-) şeklinde bölümlere ayrılmış.

Türkiye’de at yarışları âleminin rengârenk bir hikâyesini okumak isteyenler kaçırmasın.

  • Künye: Ozan Torun – Son Ayakta Kim Geldi?: Türkiye’de At Yarışlarının Tarihi, İletişim Yayınları, tarih, 428 sayfa, 2021

Ceyhun Berkol – Ayak İzinin 10.000 Yıllık Öyküsü ve Osmanlı Uygarlığında Ayakkabı (2021)

10 bin yıldan fazla tarihi bulunan ayakkabının izini, arkeolojik buluntulardan da yararlanarak süren özgün bir çalışma.

Ceyhun Berkol, yazının icadından önceki dönemlerden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanarak ayakkabının tarih içindeki dönüşümünü kayıt altına alıyor.

Soğuktan korunma ve örtünme gereksinimleriyle başlayan giyim kuşam zaman içinde insanoğlunun ayırt edici özelliği haline dönüştü.

Bunlardan kuşkusuz en önemlisi de, insanın her türlü doğa koşullarına uyum ve dayanıklılığını sağlayan, yaşamına konfor katan ayakkabıdır.

Berkol da bu çalışmasında, ayakkabının, tıpkı giysi ve kostüm gibi, bireyin içinde yaşadığı dönem, toplum, ustalık, etkileşim ve ticaretle ilgili bize ne gibi bilgiler vereceğini irdeliyor.

Şimdilerde, üniversitede moda ve kostüm tarihiyle ilgili dersler veren Berkol, yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği bilgileri arkeolojik kazılardan elde ettiği malzemelerle harmanlayarak zengin bir ayakkabı tarihi meydana getirmiş.

Kitap, Sinop il merkezinde yer alan Roma dönemi buluntularından Osmanlı İmparatorluğu’nun sonuna değin dokuma, kostüm, ayakkabı ve giyim aksesuarlara, oradan Balatlar Kilisesi Kazılarında gün ışığına çıkarılan buluntulara uzanarak tarihsel süreci 10 bin yıl öncesinden başlayan ayakkabının, deri sanatının keşfi ile birlikte nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Ceyhun Berkol – Ayak İzinin 10.000 Yıllık Öyküsü ve Osmanlı Uygarlığında Ayakkabı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 184 sayfa, 2021

Luise Schorn-Schütte – Reformasyon (2021)

Feodaliteyle birlikte dini iktidarların da sonunu getirmiş Reformasyon sürecinin dört dörtlük bir fotoğrafı.

Luise Schorn-Schütte, Martin Luther’in 1517 yılında yaymaya başladığı tezlerinden 1555 tarihli Augsburg Din Barışı’na kadar süren çalkantılı Reformasyon dönemini başından sonuna izliyor.

Çalışma, önce Orta Avrupa’da, daha sonra Avrupa’nın başka yerlerinde çok ciddi dini, siyasi ve toplumsal sonuçlar doğuran, hatta “ilk burjuva devrimi” olduğu öne sürülen, feodal rejimlerin ve dini iktidarların düşüşünün yanında, dolaylı yoldan Alman ulusunun doğmasının da ön adımı sayılan Reformasyon’u her açıdan ele alıyor.

Kitapta ayrıca, reform çatışmasının taraflarından olan Katolikler ve Protestanların kendi açılarından yaptıkları tarihsel analizlerin yanı sıra günümüz ideolojilerinin ve sosyal tarih anlayışlarının bakış açılarına da değiniliyor.

  • Künye: Luise Schorn-Schütte – Reformasyon: Temelleri, Seyri ve Etkileri, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, tarih, 131 sayfa, 2021

Ali Fuat Bilkan – Osmanlı İmparatorluk İdeolojisi (2021)

Osmanlı’daki telif ve tercüme eserlerden yola çıkarak imparatorluk ideolojisinin oluşum sürecini ve karakterini değerlendiren usta işi bir inceleme.

Ali Fuat Bilkan, 1451-1603 arasını kapsayan Osmanlı klasik dönemindeki sosyal, kültürel ve dini hareketlere, dönemin edebi eserleri perspektifinden bakıyor.

Bilkan’ın, daha önce burada da yer verdiğimiz 2018 yılında yayımlanmış ‘Osmanlı Zihniyetinin Oluşumu: Kuruluş Döneminde Telif ve Tercüme’ adlı eserinin devamı olan ‘Osmanlı İmparatorluk İdeolojisi’, imparatorluk kültürünün edebiyat ve sanat penceresinden zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Bunu yaparken farklı disiplinlerin verilerinden de yararlanan Bilkan, giriş bölümünde döneme ait tarihi bilgileri vererek Osmanlı coğrafyasının etrafındaki dünyayı anlatıyor.

Kitabın sonraki bölümlerinde ise, hükümdar, saltanat merkezi, nasihat ve siyaset kitapları, hilafet, din ve devlet ilişkileri, dönemin tartışma konuları, edebiyat, bilim ve sanat ana temaları etrafında “imparatorluk ideolojisi”nin kurgusu ele alınıyor.

Osmanlı klasik çağını daha iyi kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

  • Künye: Ali Fuat Bilkan – Osmanlı İmparatorluk İdeolojisi: Klasik Dönemde Din, Toplum ve Kültür (1451-1603), İletişim Yayınları, tarih, 494 sayfa, 2021

Cyrus Schayegh – Ortadoğu ve Modern Dünyanın İnşası (2021)

Bugünkü Ortadoğu’yu daha iyi anlamak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

Ortadoğu’nun 19. yüzyılın ortasından 20. yüzyılın ortasına kadar nasıl bir seyir izlediğini irdeleyen Cyrus Schayegh, modern Ortadoğu’nun sosyo-mekânsal oluşumunu adım adım izliyor.

Bu süreçte köklü kentlerin ve bölgelerin dinamik modern dünya ekonomisine ve güçlü modern devletlere niçin, nasıl ve hangi aşamalarda biçim verdiğini ortaya koyan Schayegh, aynı zamanda Ortadoğu örneğinin bize dünyanın bütünü hakkında ne anlattığını da tartışmaya açıyor.

Bugün Suriye, Ürdün, Lübnan ve İsrail/Filistin’in yer aldığı, Bilad’üş-Şam (Büyük Suriye) olarak bilinen bölgeyi, 20. yüzyılın başındaki olağanüstü dönüşümüyle ele alan çalışma, öncelikle bölgenin geçmişine uzanarak coğrafyaya farkını katan kentlere odaklanıyor.

Bu kentlerin arasındaki iktisadi, sosyal ve siyasi bağları, bu bağları etkileyen faktörleri, sömürge devletlerin etkisini ve Osmanlı sonrası oluşan ulusdevletlerin bölgede yarattığı değişiklikleri birbirleriyle etkileşimi çerçevesine yerleştiren Schayegh, kentlerin, bölgelerin, devletlerin iç içe geçtiği, mekânın dönüştürücü güç olarak asıl aktör haline geldiği Ortadoğu’nun bütünlüklü bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Cyrus Schayegh – Ortadoğu ve Modern Dünyanın İnşası, çeviren: Gül Atmaca, İletişim Yayınları, tarih, 400 sayfa, 2021