Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (2021)

Türkiye’nin girişimcileri sürekli devlete bağımlı kaldıklarından tarihin hiçbir döneminde kendi ayakları üzerinde duramadı.

1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve yazıları bir araya getiren bu çalışma da, Türkiye’de girişimciliğin seyrini anlamak açısından çok değerli bir kaynak.

İş insanı ve yönetici hatırat, biyografi ve otobiyografilerini konu edinen kitapların iktisat tarihi, işletme ve yönetim tarihi açısından kaynak değeri var.

Hatırat, biyografi ve otobiyografi kitaplarının yanı sıra bir diğer kaynak türü ise kitaplara göre daha kısa ve az bilgi içeren, dergi ve gazetelerde yayınlanan iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve benzeri yazılardır.

Bu kitapta 1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış bu röportaj ve yazıların önemli bir kısmı bir araya geliyor.

Ayrıca bu röportaj ve yazıların Türkiye’de girişimcilik tarihi bağlamında kullanımına ve kaynak olarak değerine işaret etmek adına bunları da kaynak olarak kullanarak kaleme alınmış olan Erken Cumhuriyet Döneminden Planlı Döneme yani 1960’lara uzanan süreçte Türkiye’de girişimciliğin seyrini konu edinen altı bölüm de yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (1930’lardan 1960’lara), hazırlayan: Rıfat N. Bali ve Murat Koraltürk, Libra Kitap, tarih, 660 sayfa, 2021

Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (2021)

Çok partili hayat geçiş ve DP iktidarıyla birlikte köylüler hem toplumsal hayatta hem de siyasette daha görünür hale geldiler.

Sinan Yıldırmaz ‘Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi’nde, 1945-1960 yıllarını merkeze alarak bu görünürlüğü farklı açılardan inceliyor.

Geçiş dönemi diye tanımlanan dönemlere genellikle güçlü bir belirleyicilik atfedilir ve bir toplumun tarihi, ağırlıkla, söz konusu “geçiş” dönemlerine referansla düşünülür.

1945-1960 yılları arası da –çok partili siyasal hayata geçiş, Demokrat Parti’nin iktidara gelişi ve 1960 Darbesi- Türkiye tarihi için böyle bir dönemi ifade eder. Bazen “geçiş̧” momentlerinin belirgin nitelikleri, dönemin birtakım kritik gelişmelerini görmeyi zorlaştırabilir.

Yıldırmaz, bu çalışmasında “köylülük” üzerinden bu zorluğun üzerine gidiyor.

Köylülerin siyasi bir güç haline gelmesini, siyasal alanda artan görünürlüklerini, siyasi tartışmalarda “hesaba katılmalarını” köy edebiyatından, köylülerin “karıştığı” olaylardan, kırsal alanın dönüşümü, kente göç, gecekondulaşma gibi gelişmelerden hareketle anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (1945-1960), İletişim Yayınları, siyaset, 326 sayfa, 2021

Kolektif – “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!” (2021)

Bizans’ın popüler kültürdeki izleri üzerine şahane bir inceleme.

Kitaba katkıda bulunan tarihçiler, görsel sanatlardan edebiyata, metal müzikten grafik romana, videolardan sinemaya Bizantinizmin temsillerini derinlemesine inceliyor.

Bizans’ın popüler kültürdeki eklektik varlığını keşfe çıkan ‘İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!: Popüler Kültürde Bizans’, Bizantinizmin çoklu ve birbiriyle çakışan anlamlarını ortaya çıkarıyor.

Küratörlüğünü Emir Alışık’ın üstlendiği sergi, popüler kültürün Bizans mirasıyla etkileşimini, Bizans’ı temsil etmek için seçilen motifleri, görsel sanatlar, edebiyat, metal müzik, çizgi ve grafik roman, video oyunları, film ve moda üretimlerinden örneklerle keşfediyor.

‘İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm?’ sergisine eşlik eden katalog, küratör Emir Alışık ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü yöneticisi Gülru Tanman’ın giriş yazısının yanı sıra sanatın çeşitli alanlarındaki Bizantinizm temsillerini derinlemesine inceleyen ve yorumlayan on tarih araştırmacısının makalelerini bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Savaş sonrası Avrupa’da sinematik Bizantinizm,
  • Yunan tarihyazımı anlatısının prizmasında Yunan Devrimi’nden Atina sokak sanatına çağdaşlaştırılan Bizans sanatı,
  • Türkçe tarih ders kitaplarında Bizans İmparatorluğu’nun temsilleri,
  • Theodora bağlamında 21. yüzyılda Bizanslı kadın tahayyülleri,
  • Bizans İmparatorluğu’nun metal müzikte alımlanması,
  • Ve Bizans’ın video oyunlardaki varlığı gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Popüler kültürün birçok alanında karşımıza çıkan Bizantinizmlerin üretim bağlamlarına göre tarihle girdiği ilişkinin veçhelerini tartışan ve sınıflandıran bu makaleler, Roland Betancourt, Felice Lifshitz, Brigitte Pitarakis, Sinan Ekim, Yağmur Karakaya, Elif Demirtiken, Jeremy J. Swist, Marco Fasolio, Haris Theodorelis-Rigas ve Emir Alışık’ın imzasını taşıyor.

  • Künye: Kolektif – “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!”: Popüler Kültürde Bizans, Pera Müzesi Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2021

Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam – Keşifler Çağında Hint-İran Seyahatleri (2021)

Hindistan, İran ve Orta Asya ile ilgili Farsça kaleme alınmış seyahatnameler üzerine ayrıntılı ve çığır açıcı bir okuma.

Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam’ın çalışması, önemli bir dönüşüm ve kültürel temas çağında üretilmiş ve Bâbürlüler, Safevîler ve Orta Asya’yı birbirine bağlayan bu ihmal edilmiş edebiyat türünün (sefernâme) ilk kapsamlı incelemesi olmasıyla çok değerli.

Kitabın yazarlarının bu seyahatnamelere dair yaptıkları yakın okuma, bu kıymetli anlatıları üreten Müslüman ve gayrimüslim yazarların zihinsel ve manevi dünyalarına nüfuz etmemize yardımcı oluyor.

Bu metinler, onları Asya bağlamında üretilen diğer anlatıların yanı sıra erken modern Avrupa seyahat anlatıları ile de yan yana getiren ve kültür tarihi ile materyal tarih içerisinde oldukça zengin ve umulmadık bir bakış açısının kapısını aralayan karşılaştırmalı bir çerçevede sunuluyor.

Çalışma, sadece erken modern karşılaşmaların doğasını daha iyi anlamak için değil, aynı zamanda sadece yeni bir dünyaya adım atmanın verdiği keyif için de okunabilir.

  • Künye: Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam – Keşifler Çağında Hint-İran Seyahatleri: 1400-1800, çeviren: Nihan Aksoy, Albaraka Yayınları, tarih, 468 sayfa, 2021

David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi (2021)

Son yıllarda o çirkin yüzüyle yeniden hortlamış faşizmin tarihsel dinamiklerini daha iyi kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

David Renton, geçmişten günümüze uzanan bir bakışla, faşizmle ilgili teorileri ve iddiaları tartışmaya açıyor.

Ne oldu, nasıl oldu da faşist bir iktidar kitleleri önüne katarak devasa bir soruna dönüştü?

Bu soru hâlâ güncelliğini koruyor.

Renton, cevapların peşine düşerken faşizmin öncelikle neden bir hareket sonra da neden bir siyaset biçimi olduğunu açıklamaya çalışıyor.

Çalışma, Hitler ve Mussolini dönemlerindeki faşist yükselişi, ona karşı çıkan Marksist tepkileri ve faşist söylemlerin ne zaman başladığı konusunu geçmişten günümüze taşıyor.

Troçki ve Gramsci’nin yazıları ile çağdaş teorisyenlerin öne sürdükleri savların çeşitliliği okurun kafasındaki sorulara netlik kazandırıyor.

‘Faşizm: Tarihi ve Teorisi’ geçmişi anlamak ve günümüzde yaşananları yorumlamak isteyenler için bir başvuru kitabı.

  • Künye: David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi, çeviren: Meral Kasap Harzem, Nora Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021

Sehriye Şahin – Appianos Aleksandreus ve Cassius Diō Cocceianus’a Göre Roma-Kartaca Savaşları (2021)

Romalılar ile Kartacalılar arasında, Kartacalıların tarih sahnesinden kazınmasıyla sonuçlanan mücadele, tam 118 yıl sürdü.

Sehriye Şahin, o dönemin en önemli kaynakları olan Appianos ve Cassius Diō’nun metinlerini merkeze alarak bu süreci çok yönlü bir bakışla izliyor.

“Bizler, tanrıların emirleriyle kurulmuş kadim bir kent hatırına, büyük şan ve şeref hatırına, tüm dünyaya yayılmış bir isim hatırına, tanrılara adanmış pek çok tapınakların hatırına yalvarıyoruz. Artık sizlere zararı dokunmayan ölülerin mezarlarını, çocuklarından gelen adaklardan mahrum etmeyin. Bizlere acıyorsanız; tapınaklarımızı, forumumuzu, meclisimize başkanlık eden tanrılarımızı koruyun.”

Kentleri yok olmanın eşiğindeki Kartacalılar, Romalılara böyle yalvarmıştı.

İki taraf arasında, yıllarca sürecek amansız bir mücadeleye dönüşen üç büyük savaşın sonunda Kartaca kenti, hem kurulduğu bölgeden hem de tarih sahnesinden silinmekle kalmadı, âdeta kökleriyle beraber kazındı.

Bu yakarıştan yaklaşık yetmiş sene evvel Annibal, İspanya ve İtalya’yı işgal etmiş, Roma’yı neredeyse yok olmanın eşiğine getirmişti.

Annibal adı Avrupa’da dehşetin sembolü olmuş, Akdeniz ile Alpleri aşarak İtalya’ya taşınan filler, Roma Senatosu’nun ve lejyonlarının korkulu rüyası hâline dönüşmüştü.

Publius Scipio Africanus, İkinci Roma-Kartaca Savaşı’nda mücadeleyi Afrika’ya taşıyarak Annibal’i etkisiz hâle getirdi.

Yarım yüzyıl sonra da Scipio Aemilianus Kartaca’yı ortadan kaldırdı.

Sehriye Şahin, Roma-Kartaca Savaşları adlı kitabında 118 yıl süren bu mücadeleyi, Roma’nın tutunma çabasını, Annibal’in Roma tarihyazımında değişen imgesini ve Kartaca’nın son direnişini dönemin önemli kaynakları arasında sayılan Appianos ve Cassius Diō’nun metinleri dışında, diğer çağdaş yazarların metinlerini de büyük bir titizlikle derleyerek bütün ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

  • Künye: Sehriye Şahin – Appianos Aleksandreus ve Cassius Diō Cocceianus’a Göre Roma-Kartaca Savaşları, Selenge Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2021

Emmanuel Le Roy Ladurie – Kısa İklim Tarihi (2021)

‘Kısa İklim Tarihi’, iklim tarihi alanında yapılmış araştırmaların özenli ve öğretici bir sentezi.

Emmanuel Le Roy Ladurie, iklim tarihinin yöntemlerinin neler olduğundan bu alana katkı yapmış önemli tarihçilerin kimler olduğuna, konuyu geniş bir çerçevede ele alıyor.

Gezegenin geleceği hakkında devam eden tartışmalarda önemli bir katkı sunacak çalışma, iklim tarihini ortaçağdan günümüze uzanarak izliyor.

Kitapta bunun yanı sıra, XV. Louis döneminde bir “buz çözülmesi”nden hangi bağlamda söz edilebileceği, hava koşullarının Fransız Devrimi’nin patlaması yönünde rol oynayıp oynamadığı ve Fransız Devrimi esnasındaki “tarımsal-iklimsel” çevrenin bazı toplumsal-siyasal serpintilerinin olup olmadığı gibi ilginç sorulara da yanıt veriliyor.

  • Künye: Emmanuel Le Roy Ladurie – Kısa İklim Tarihi, çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay, Doğu Batı Yayınları, tarih, 147 sayfa, 2021

Eric Jager – Son Düello (2021)

Ridley Scott’ın ‘Son Düello’ filmine ilham kaynağı olmuş büyük bir tarihsel olayın arka planı.

Eric Jager, İngiltere ile Fransa arasındaki yıkıcı ve uzun Yüz Yıl Savaşları döneminde, 1386 yılında Paris’te gerçekleşen büyük düellonun gerilimli ve kanlı hikâyesini anlatıyor.

İngiltere ile Fransa arasındaki yıkıcı ve uzun Yüz Yıl Savaşları döneminde, 1386 yılında Paris’te büyük bir düello gerçekleşti.

Bir tarafta tecavüze uğradığını iddia eden bir leydi ve bu iddianın haklılığı için dövüşecek olan eşi Şövalye Jean de Carrouges, diğer tarafta ise masum olduğunda direten şüpheli Jacques Le Gris.

Kralın da aralarında bulunduğu kalabalık bir seyirci kitlesi önünde zırhları, silahları ve iddialarıyla karşı karşıya gelen dövüşçüler ise adalet sisteminde büyük değişikliğe yol açacak bir olayın içinde olduklarından habersizdiler.

Son derece karmaşık bir sosyal düzende adaleti, parlamento ve kral onayıyla girişecekleri ölümüne bir düello yoluyla arayan bu üç karakterin hikâyesi gerçek bir suç anlatısı olmanın yanında ortaçağ Fransa’sında derebeylik sistemi üzerine de özgün bir bakış içeriyor.

Ortaçağ edebiyatı üzerinde uzman Profesör Jager elyazmaları ve sahadaki titiz araştırmalarına dayanan eseriyle bu son düelloyu, dövüşçüleri ve onları bu noktaya getiren olaylar zincirini eksiksiz bir değerlendirme ve kurguyla okura sunuyor.

  • Künye: Eric Jager – Son Düello: Ortaçağ Fransa’sında Suç, Skandal ve Düelloyla Yargının Gerçek Hikâyesi, çeviren: Uğur Gülsün, İthaki Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2021

Leonhard Burckhardt – Antik Çağ Askeri Tarihi (2021)

Antik Çağ’da askeri tarihin yapısal ve sosyal tarihi ile stratejik ve politik yanları hakkında iyi bir çalışma arayanları buraya alalım.

Leonhard Burckhardt, Antik Dönem’de askeri donanım ve teknikte yaşanan büyük gelişmeleri ve bunların yansımalarını aydınlatıyor.

Birçok antik ve modern gözlemci için Antik Çağ, savaşın ve ordunun türlü açılardan yüksek belirleyiciliğe sahip olduğu bir dönemdi.

Hatta Antik Çağ tarihçiliği yadsınamaz biçimde ve uzun bir süreç boyunca bir savaş raportörlüğü şeklinde gelişmişti.

Böylece Yunan ve Roma dünyasında kaleme alınan çoğu edebi çalışmada ve sanat eserinde ölüm ve öldürme, mücadele ve savaş ana temalar olarak kendine yer edindi.

Odysseus, Büyük İskender, Hannibal ve Sezar gibi savaş kahramanları ve askeri liderler Antik Dönem’in Yunan ve Roma anlatılarında bugün en çok bilinen figürleridir ve gaddar namlarını savaş alanında kazanmışlardır.

Roma ve Yunan dünyasında barış hali oldukça nadir bir durumken, savaş ve ordu gündelik hayatın olağan unsurlarıdır.

Bununla birlikte, Antik Dönem’de hem karada hem de denizde askeri donanım ve teknikte büyük gelişmeler yaşandığı gibi savaş stratejisi ve yönteminin geliştirilmesi üzerine de büyük bir mesai harcanmıştı.

Leonhard Burckhardt ‘Antik Çağ Askeri Tarihi’ kitabında; Homeros Çağı’ndan Geç Antik Dönem’e kadarki askeri tarihin en önemli yol izleri ve dönüm noktaları üzerine genel bir bakış sunuyor.

Burckhardt; toplumsal zeminde her türlü faktörün birbirini karşılıklı olarak tetikleyebildiği ancak tüm toplumsal değişimlerin askeri tarih ile bağıntılı olduğunun bilincinde hareket ederek askeri tarihin yapısal ve sosyal tarihi ile stratejik ve politik yanlarına da yer verdiği eserinde; özellikle savaşın antik toplumlarda yaygınlığı ve genel tarihsel sürece etkisi sebebiyle askeri tarihin yanında çok fazla ayrıntıya girmeden din, bilim ve hatta tıp tarihi gibi Antik Dönem’in diğer önemli konularına da temas ediyor.

  • Künye: Leonhard Burckhardt – Antik Çağ Askeri Tarihi, çeviren: Hakan Arslanbaba, Runik Kitap, tarih, 133 sayfa, 2021

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi (2021)

Bizans kendi döneminde komşuları için önde gelen bir entelektüel muhatap ve kanal olsa da, Bizans’ın entelektüel tarihi, Bizans Araştırmaları içerisinde muhtemelen en az gelişmiş alandır.

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou’nun bu kapsamlı kitabı, nihayet bu boşluğu dolduracak değerli bir çalışma.

Kitap, Geç Antikçağ’dan 15. yüzyıla uzanan dönemde, Bizans’ta düşünce dünyasına odaklanarak entelektüel uğraşın güvenilir bir tarihini ortaya koyuyor.

Çalışmanın özünü Yunan, Hıristiyan ve Bizans düşüncesi ile kavramlarının aktarımı, dönüşümü ve değişimi oluşturuyor.

Bizans, Yunan klasikleri kanonunu muhafaza ederek bir seçki haline getirmiş ve biçimlendirmiş, bir yandan Antik Yunan düşünce dünyasıyla ilk temas noktasını oluştururken, bir yandan Ortodoks geleneği yaratmıştır.

Seçme makalelerden oluşan bu kitap, Bizans’ta bilginin yayılmasından başlayarak retorik, edebiyat, sanat ve hukuk gibi sözcük bilimlerine; astronomi ve tıp gibi dünya bilimlerine; Erken, Orta ve Geç Bizans’ta felsefe ve teoloji ile politika ve tarih alanlarına dair geniş bir perspektif sunuyor.

Bizans, kendi döneminin önemli aktörlerinden biri ve entelektüel geleneklerin büyüleyici ve eşsiz bir bileşimidir.

  • Künye: Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi: Seçme Makaleler, çeviren: Ercan Ertürk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2021