Thomas Hager – Antibiyotiğin Öyküsü (2023)

Antibiyotiğin icadı, modern tarihin en önemli hikâyelerinden biridir.

Thomas Hager, ilaç endüstrisinin karanlık yüzünü de ihmal etmeden, antibiyotiğin keşfine giden heyecan verici süreci adım adım izliyor.

Çok eski değil, yıl 1931.

Tıp, bakteriyel enfeksiyonlar karşısında çaresiz.

Zatürre, veba, verem, difteri, kolera, menenjit gibi hastalıklara sebep olan bakteriyel enfeksiyon bir kez başladı mı, yeryüzündeki hiçbir şey onu durduramıyor.

Gazlı kangren, yaralı askerler için gayriresmî ölüm cezası demek.

Loğusa humması doğum yapan kadınların korkulu rüyası.

Ameliyathanede giyilen kanlı önlük şeref nişanı.

Mikroplara hiç dikkat edilmiyor.

O günlerde bakterilerin hastalığa yol açması sadece teoride kalıyor, olgu değil.

Bu yüzden cerrahlar, çıplak elle kullandıkları aletleri herhangi bir masaya bırakıyor, maske takmıyor.

Peki ne oldu da 20 sene sonra doğan çocuklar bütün bu hastalıkları bilmeden büyüdü?

Her şey 1930’lu yılların ortalarında, Almanya ve Fransa’daki bir dizi bulguyla, o zamanlar modern tıpta “mucizelerin mucizesi” olarak göklere çıkarılan keşiflerle, insanlara bakteriyel enfeksiyonları durdurmanın ilk etkili yolunu gösteren ilerlemelerle başladı.

Sülfa bulundu.

Bu çalışmalar daha sonra, henüz deneysel aşamadaki ilaçların –ABD başkanının oğlu dahil olmak üzere– insanlar üzerinde test edilip etkilerinin doğrulanmasıyla sürdü…

Araştırdıkça öykü daha tuhaf ve daha renkli, karakterler ve hikâyelerse daha çarpıcı hâle geliyor; bu öykünün içinde inanılmaz küçük hayvanlar ve büyük karteller var.

Merakla okunacak bir yakın tarih kitabı.

Thomas Hager; havadaki azotu kullanarak gübre üretmenin yolunu bulan iki Alman bilim insanının, Fritz Haber ve Carl Bosch’un öyküsünü anlattığı ‘Havadaki Simya’ kitabındaki gibi bu kitapta da Hitler’den, Nazilerden, Yahudi bilim insanlarının Amerika, Almanya ve Fransa’nın savaş şartlarında yaptıkları bilimsel araştırmalardan ve tabii ilaç sektörünün karanlık yüzünden söz ediyor.

  • Künye: Thomas Hager – Sahra Hastanelerinden Nazi Laboratuvarlarına Antibiyotiğin Öyküsü, çeviren: Ebru Elbaşıoğlu, Pan Yayıncılık, inceleme, 472 sayfa, 2023

Rudolf Nissen – Aydınlık Sayfalar, Karanlık Sayfalar (2023)

Yirminci yüzyılın en ünlü cerrahlarından Rudolf Nissen’in kendi anılarından yola çıkarak kaleme aldığı bu eser, savaş yıllarında tıp eğitimi almış bir delikanlıyken hatırı sayılır bir cerraha dönüşmesinin hikâyesidir…

Birinci Dünya Savaşı’nı tüm acılarıyla yaşamış ve atlatmış, asistanlık yıllarında dönemin en ünlü patologlarıyla araştırmalar yapmış Nissen en sonunda meşhur cerrah Ferdinand. Sauerbruch’un öğrencisi olmuştu.

Hayatı boyunca pek çok meslektaşıyla tanışma ve çalışma olanağı bulmuş; kralların, prenslerin ve ünlü isimlerin doktorluğunu yapmış, hatta ünlü fizikçi Albert Einstein’ı kendi adıyla anılan Nissen Fundoplikasyonu yöntemiyle ameliyat etmiştir.

Profesör Nissen, Yahudi kökeni nedeniyle Nazi Almanya’sından kaçmak zorunda kaldığında dönemin karanlık yüzünü tarihçelere özgü bir tarafsızlıkla aktarır anılarında.

Atatürk’ün o dönemde Hitler’in zulmünden kaçan profesörlere yaptığı çağrıyla Türkiye’ye yerleşir ve İstanbul Üniversitesi Cerrahi Anabilim Dalı’nı kurarak 1933-1939 yılları arasında altı yıl boyunca burada profesörlük yaparak Türk tıp tarihine eşsiz katkılarda bulunur.

Hocası Sauerbruch ile tıp tarihindeki ilk pnömonektomiyi gerçekleştiren Nissen, çalıştığı her ülkede ve üniversitede tıp eğitimi ve cerrahların yetişmesiyle ilgili, günümüzde de hâlen geçerli olan eğitim yöntemleri geliştirip uygulamaya başlar.

Mesleğine ve insanlara olağanüstü bir duyarlılıkla birlikte sevgiyle bağlı olan Profesör Nissen’in, zorlu bir yaşamın süzgecinden geçmiş anılarını ve felsefesini bu kitapta bulacak ve zengin tarih içeriğiyle, Nazi Almanya’sının doğuşuna ilişkin bire bir gözlemleriyle tarihe doyacaksınız.

  • Künye: Rudolf Nissen – Aydınlık Sayfalar, Karanlık Sayfalar, çeviren: Canan Erzen, Epsilon Yayıncılık, anı, 482 sayfa, 2023

Abdulhalik Bakır – Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet (2023)

İnsan sağlığı ve insanların maruz kaldığı hastalıklar tarihin en eski devirlerinden günümüze kadar devam eden ve hiç değişmeyen önemli olgular.

Tıp ve tababet ise teorisi ve pratiğiyle insanlık tarihi kadar eski bir bilim ve meslek dalının adıdır.

Dolayısıyla da insan sağlığı ve hastalıklar sebep, tıp ve tababet ise sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

Yeryüzünde kurulan bütün uygarlıklarda tıp ve tababet önemli bir yer işgal etti.

Bu meyanda Eski ve Antikçağlarda Mezopotamya, Mısır, Anadolu, İran, Orta Asya, Çin ve Hindistan coğrafyalarında tıp ve tababet bilimi ve çalışmaları önemli bir gelişme gösterdi ve bu birikimler daha sonra Erken ve Geç Ortaçağlara intikal ederek olgunlaşma düzeyine ulaştı.

Bu uzun soluklu zaman diliminde eserleriyle tanınan onlarca hekim, yüzlerce sağlık çalışanı, hasta bakıcısı yetişmiş ve dur durak bilmeden geceli gündüzlü insanlara hizmet sunmaya çalıştı.

Aynı süre içerisinde devlet adamları tarafından onlarca sağlık kurumu inşa edilerek hastaların hizmetine sunuldu.

İşte ‘Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet’ adlı bu eser, anılan çağlarda kurulan devlet ve uygarlıklardaki tıp ve tababetin bir nevi serüvenini okuyuculara sunuluyor.

  • Künye: Abdulhalik Bakır – Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tıp, 592 sayfa, 2023

 

Kolektif – Galenos Kitabı (2023)

Tıp teorisi ve pratiğini 1500 yıldan fazla süre etkilemiş Galenos üzerine kaçırılmayacak bir derleme.

‘Galenos Kitabı’, Galenos’un bir hekim ve bir filozof olarak sağlam bir portresini sunuyor.

Galenos, tıp teorisini ve pratiğini 1500 yıldan fazla bir süre boyunca etkileyecek olan, geç antik çağın en etkili hekimiydi.

Anatomi, fizyoloji, teşhis ve prognoz, nabız doktrini, farmakoloji, tedaviler ve tıp teorisi konularında üretken bir yazardı; ancak aynı zamanda felsefi konularda da kapsamlı eserler verdi, mantık ve bilim felsefesine özgün katkılarda bulundu ve bilimsel bir epistemolojinin ana hatlarını çizdi.

Diğer taraftan, güçlü bir tartışmacıydı; zamanının tıp okulları arasındaki doktrin tartışmalarına derinden dahil oldu.

Bu kitap, Galenos’un kişiliğiyle birlikte tüm bu alanlardaki başarısına bir giriş ve genel bir bakış sunarken, aynı zamanda bu başarıyı son otuz yılda Galenos araştırmalarında kaydedilen ilerlemeler ışığında değerlendiriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: G. E. R Lloyd, Teun Tieleman, Ben Morison, Pierluigi Donini, Julius Rocca, Armelle Debru, Philip J. Van Eijk, Sabine Vogt, Rebecca Flemming ve Vivian Nutton.

  • Künye: Kolektif – Galenos Kitabı, editör: Robert J. Hankinson, çeviren: Nur Nirven, Albaraka Yayınları, felsefe, 520 sayfa, 2023

Luc Ferry – Transhümanist Devrim (2023)

‘Transhumanist Devrim’de Luc Ferry iç içe geçip birbirini tamamlayan ve yakın geleceğe damgasını vuracak dört temel teknolojinin insanlığın önüne çıkaracağı olanakları ve yeni risk unsurlarını değerlendiriyor: nanoteknolojiler, biyoteknolojiler, enformatik (büyük veri ve nesnelerin interneti) ve bilişsel bilim (yapay zekâ).

Tıp alanındaki gelişmeler ABD’de transhümanizm adı altında ortaya çıkan ve web dünyasının Google gibi devleri tarafından desteklenen bir ideolojinin etki alanını genişletecek şekilde ilerliyor.

Amaç, tedaviye yönelik onarıcı tıbbın çok ötesine geçmek; en son bilimsel araçlar ve muazzam teçhizatlar yardımıyla insanlık durumunu “yükseltmek”, insan ömrünü ve gençliği mümkün mertebe uzatmak, genetik mühendisliğiyle nesilden nesile aktarılan genlere müdahale etmek ve son noktada insan-makine hibritleri üreterek “insan sonrası” çağını başlatmak.

Ekonomi alanında ise bağlı nesneler, sosyal ağlar ve büyük veri gibi yeni olanakları, yani transhümanizmin harekete geçirdiği teknolojilerin bir kısmını hizmet olarak sunan Uber, BlaBlaCar, Airbnb ve benzeri uygulamalar taksilerle, otellerle veya büyük mağazalarla rekabet eder hale geldiler.

Meslek sahiplerinin aradan çıkarılarak şahıslar arası ilişkiler kurulmasına dayanan bu “paylaşım ekonomisinin” transhümanist ideolojiyle derin bağları olduğuna dikkat çeken Ferry’ye göre her iki durumda da söz konusu olan sosyal demokrasiye bulanmış belli bir liberalizm, hatta bireylere dayatılan geleneklerin ve mirasların ağırlığından ne pahasına olursa olsun kurtulmak isteyenleri yanına çeken saf ve katı bir ultraliberalizmdir.

  • Künye: Luc Ferry – Transhümanist Devrim: Tekno-tıp ve Dünyanın Überleşmesi Hayatlarımızı Nasıl Altüst Edecek?, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2023

Galenos – Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis ve Tedavisi (2023)

İyi bir tabip filozof olmalı, aynı zamanda erdemli biri de olmalı.

Antik Roma’nın en önemli hekimlerinden olan Bergamalı Galenos bu eşsiz kitabında, bizzat kendi hayatından da yola çıkarak ideal insanın ve ideal hekim/filozofun resmini çiziyor.

Galenos, tıp ilmi ve tabip kimliğiyle felsefeye yeni bir yaklaşım geliştirmeye çalışması yanında, diğer yandan felsefe formasyonuyla tıp ilmi ve hekimliğe de yeni bir vizyon getirmeye çalışmıştı.

“İyi bir tabibin filozof olması gerektiği” şeklinde, hakkında müstakil risale de kaleme aldığı iddiası, fizik ve fizik ötesi araştırmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördüğünün bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Galenos, bu iki veçheye son olarak ahlakı da ekler.

Ona göre filozof ve tabip, aynı zamanda erdemli de olmalıdır. Duygulanımlarına yenik düşmeyen ve kontrollü bir filozof ve tabip, Galenos’un ideal insanı gibi görünmektedir.

Bu kitapta da aslında bu ideali kendi hayatında nasıl gerçekleştiğinin ipuçlarını veriyor, tabiri caizse kendisinin söz konusu ideal insan olarak görülebileceğinin işaretlerini sunuyor.

  • Künye: Galenos – Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis ve Tedavisi, çeviren: Hümeyra Özturan, Albaraka Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2023

Özen B. Demir – Tıp ve Tarih (2023)

Son yirmi ile yirmi beş yılda, modern tıp ideolojisi eleştirel sosyal teori tarafından yerden yere vuruldu.

Şimdilerdeyse, bir yandan piyasanın “performans” tazyiki “iyi hekimlik” şiârını tehdit ediyor, hatta imkânsız kılıyor…

Bir yandan da ülkede hekimlerin ve sağlıkçıların popülist hınç siyasetinin hedefine konarak (sadece mânen değil, bilfiil) yere çalındığı günlerden geçiyoruz.

Oysa “Türk modernleşmesi” denen toplumsal tecrübede hekimler geniş roller oynadılar; siyasette, sanatta, “toplum önderliği”nde öne çıktılar.

Hekimler, tedavi ve ameliyat makamında, beste ve siyaset de yaptılar.

Bu tarihsel tecrübede tıbbî mecazlar da büyük yer üstlendi: Toplumsal meselelere tababet terimleriyle “neşter atıldı”, böylelikle “teşrih edilmiş” oldular.

  • Peki hekimler, hekimlik sıfatıyla kendi fâilliklerini nasıl kurdular; yani mesleklerine nasıl bir anlam yüklediler, hekimlik pratiğini nasıl gördüler, bu pratik içinde kendilerine nasıl bir rol biçtiler?
  • Siyaseti, toplum bilgisini, gayrinizamî harbi, fen bilimlerini, biyolojik mühendisliği birleştiren bir “aşırı tabiplik” sorunu (Özen B. Demir’in kitapta kullandığı, en olumlu anlamıyla provokatif tabir ile) varsa ortada, bunun “tedavisi” nasıl mümkündür?
  • Hekimlik, hayat ve ölüm üzerindeki yarı-tanrısal iddiasının berisinde; nasıl olanca alçakgönüllülüğü, olanca merakı ve olanca heyecanıyla, hayatla ve ölümle meşgul bir zanaata dönüşebilir?

Demir, hem teorinin, sadece tıp eleştirisi literatürünün değil “bütün” sosyal teorinin alet-edevatına el atarak, hem de hekim biyografilerine, deneyimlerine, hekimliğin toplumsal tarihine eğilerek, bu sorular etrafında geziyor.

  • Künye: Özen B. Demir – Tıp ve Tarih: Türkiye’de Hekim Öznelliği (Taşkın Bir Polemik), Nota Bene Yayınları, tıp, 589 sayfa, 2023

Michael Fossel – Telomeraz Devrimi (2022)

İnsanoğlu, yaşlanmayı evcilleştirebilir mi?

Bilimsel bir atılımın eşiğindeyiz.

Yaşlanmanın arkasında yatan biyolojik mekanizmanın nasıl işlediği anlaşıldı.

Yaşlanmayı durdurmak için ne yapacağımızı artık biliyoruz.

Bir vücut hücresi bölündüğünde telomerler yani kromozomların uç kısımları kısalır.

Telomer kısaldıkça hücrenin kendi moleküllerini onarma yeteneği azalır ve vücut hücreleri 40 ila 60 kez bölündükten sonra bölünme yetisini kaybeder, yani yaşlanır.

İnsanın yaşlanması da vücudundaki trilyonlarca hücrenin yaşlanmasının sonucudur.

Ama vücut hücrelerinin aksine üreme hücreleri ve kök hücreler yaşlanmaz, sonsuza dek bölünebilirler, çünkü telomeraz denen enzimi üretirler ve bu enzim de kısalan telomerleri tekrar uzatır, böylece hücrenin genç kalmasını sağlar.

‘Telomeraz Devrimi’, insan ömrünün uzatılmasında, yaşlanmanın durdurulmasında ve yaşlanmaya bağlı hastalıkların tedavisinde telomerazın nasıl kullanılacağını açıklıyor.

‘Telomeraz Devrimi’nde, Amin Maalouf’un ‘Empedokles’in Dostları’ adlı kitabında kurguladığı heyecan verici ütopyanın bilimsel dayanakları yer alıyor.

  • Künye: Michael Fossel – Telomeraz Devrimi, çeviren: Elanur Yılmaz, Say Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

Galenos – Doğal Yetiler Üzerine (2022)

Büyük tıp alimi Bergamalı Galenos’tan antik tıp tarihi alanında bir başyapıt.

Galenos, bedenin bütünlüğünün fizik ve doğa tarafından nasıl yönetildiğini tartışıyor.

Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış olan Bergamalı Galenos, antik çağın tıp âlimleri arasında tartışmasız en ünlüsüdür.

Felsefe ve mantığın yanı sıra anatomi, fizyoloji, patoloji, farmakoloji ve nöroloji de dâhil olmak üzere, çeşitli bilimsel disiplinlerin gelişimini büyük ölçüde etkilemiş olan Galenos’un ‘Doğal Yetiler Üzerine’ adlı bu eserinde, insanın doğal yetilerinin birçok yönünü gözler önüne serdiği örneklerle karşılaşırız.

‘Doğal Yetiler Üzerine’, bu nedenle Galenos’un daha hacimli eserlerinin incelenmesi için mükemmel bir başlangıç teşkil eder.

Galenos’un organizmanın birliğini [bütünlüğünü], çeşitli “yetilere” yani güçlere sahip bir Fizik veya Doğa tarafından yönetildiği fikriyle açıklamaya çalıştığı bu eseri, antik tıp tarihiyle ilgilenenler için eşsiz bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Galenos – Doğal Yetiler Üzerine, çeviren: Nur Nirven, Albaraka Yayınları, tıp, 183 sayfa, 2022

Benjamin Bikman – Neden Hasta Oluruz? (2022)

İnsülin direnci, sanayileşmiş dünyada pek çok hastalığının asıl sebebi.

Peki nasıl bu kadar yaygın hale geldi?

Bilim adamı ve patofizyoloji profesörü Benjamin Bikman ‘Neden Hasta Oluruz?’da insülin direncinin nasıl bu kadar yaygın hale geldiğini ve neden önemli olduğunu araştırıyor.

Sorunu fark etmedikçe ve gidişatı tersine çevirmedikçe kronik hastalıklar daha da yaygınlaşacaktır.

Ancak Bikman yararlı yemek önerileri, kolay egzersiz ilkeleri ve daha fazlasıyla bunu durdurmak ve önlemek için bir plan sunuyor.

Kitap, insülin direnci ve onun insan bedeninin neredeyse her sistemini nasıl etkilediği üzerine etraflı ve elzem bir el kitabı.

Kitap, sadece insülin direncinin neden ve nasıl oluştuğuna dair kolay anlaşılır bir rehber değil, aynı zamanda tedavisi için de bir rehber sunuyor.

Şu anda sanayileşmiş dünyanın başına bela olan hastalıkların çoğunun temel nedenini ve çaresini anlamak isteyenler, bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: Benjamin Bikman – Neden Hasta Oluruz?, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, sağlık, 344 sayfa, 2022