Marcus Gavius Apicius – Aşçılık Sanatı (2025)

Marcus Gavius Apicius’un ‘Aşçılık Sanatı Üzerine’ (‘Dē Rē Coquinariā’) adlı kitabı, Antik Roma mutfağına dair günümüze ulaşan en önemli kaynaklardan biridir. Kitap, MS 4. yüzyılın sonlarında derlenmiş olsa da, içerdiği tariflerin büyük bir kısmının MS 1. yüzyılda yaşamış olan Apicius’a atfedildiği düşünülmektedir. Apicius, lüks ve gösterişli yemeklere düşkünlüğüyle tanınan zengin bir Romalı gurmedir ve bu kitap, onun adıyla özdeşleşmiştir.

Kitap, Antik Roma’nın zengin sofralarını ve yemek kültürünü detaylı bir şekilde yansıtır. İçerisinde et, balık, sebze ve tatlı tarifleri bulunur. Apicius, yemeklerinde sıklıkla egzotik baharatlar, şaraplar ve soslar kullanmıştır. Kitapta, flamingo, devekuşu ve papağan gibi nadir bulunan hayvanların etleriyle hazırlanan yemek tarifleri de yer alır. Apicius, yemeklerinde sadece lezzete değil, aynı zamanda sunuma da büyük önem vermiştir. Yemeklerin renkleri, kokuları ve dokularıyla uyumlu bir şekilde hazırlanması gerektiğini savunmuştur.

‘Aşçılık Sanatı Üzerine’, sadece bir yemek kitabı değil, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yaşamına dair de önemli bilgiler de içeriyor. Kitap, Antik Roma’da zenginlerin sofralarında nelerin yendiğini, nasıl yemekler hazırlandığını ve yemek yemenin nasıl bir ritüel olduğunu gözler önüne serer. Apicius’un tarifleri, Antik Roma’nın lüks ve gösterişli yaşam tarzını yansıtır ve dönemin yemek kültürüne ışık tutar.

Kitap, günümüzde Antik Roma mutfağına ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olmaya devam etmektedir. Apicius’un tarifleri, modern aşçılar tarafından da denenmekte ve Antik Roma’nın lezzetlerini günümüze taşımaktadır. ‘Aşçılık Sanatı Üzerine’, sadece bir yemek kitabı değil, aynı zamanda bir tarih ve kültür mirasıdır.

  • Künye: Marcus Gavius Apicius – Aşçılık Sanatı, çeviren: Elif Burcu Özkan, Doğu Batı Yayınları, yemek, 199 sayfa, 2025

Alice Waters – Ne Yersek Oyuz (2025)

Alice Waters’ın ‘Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu” (‘We Are What We Eat: A Slow Food Manifesto’) adlı eseri, yemek yeme alışkanlıklarımızın ve beslenme şeklimizin sadece sağlığımızı değil, aynı zamanda kültürümüzü, toplumu ve gezegenimizi de nasıl etkilediğini derinlemesine inceliyor. Waters, hızlı ve endüstriyel gıda üretiminin yarattığı sorunlara dikkat çekerek, “slow food” felsefesini savunuyor. Bu felsefe, yemeğin sadece karın doyurmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir kültür, bir ritüel ve bir keyif olduğunu vurguluyor. Yemeklerin hazırlanışından sunumuna kadar her aşamanın özenle yapılması gerektiğini, yemeklerin tadını çıkarmanın ve paylaşmanın önemini anlatıyor.

Kitapta, hızlı ve ucuz gıda üretiminin yaygınlaşmasının, lezzetin ve besin değerinin kaybolmasına, çiftçilerin ve yerel üreticilerin zor durumda kalmasına, çevrenin zarar görmesine ve obezite gibi sağlık sorunlarının artmasına neden olduğu vurgulanıyor. Waters, bu sorunlara karşı, yerel, mevsimlik ve sürdürülebilir gıda üretimini desteklemenin önemini savunuyor. Yerel üreticileri desteklemenin, mevsimlik ürünler tüketmenin ve yemekleri özenle hazırlayıp paylaşmanın önemine dikkat çekiyor.

“Slow food” felsefesinin sadece bireysel bir tercih olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir hareket olması gerektiği de vurgulanıyor. Waters, okuyucuları yerel üreticileri desteklemeye, mevsimlik ürünler tüketmeye, yemeklerini özenle hazırlamaya ve paylaşmaya davet ediyor. Bu felsefenin sadece sağlıklı ve lezzetli yemekler yememizi değil, aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve keyifli bir dünya kurmamızı da sağlayabileceğini savunuyor. Kitap, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmeye davet eden bir manifesto niteliğinde.

Kısacası ‘Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu’, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmeye davet eden bir manifesto niteliğinde. Kitap, “slow food” felsefesinin sadece sağlıklı ve lezzetli yemekler yememizi değil, aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve keyifli bir dünya kurmamızı da sağlayabileceğini savunuyor. Bu kitap, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmek için bir başlangıç noktası olabilir.

  • Künye: Alice Waters – Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, yemek, 168 sayfa, 2025

Hafize Alkurt Orbay, Aynur Civelek – Antik Roma Dünyasında Beslenme (2024)

Bu çalışma, Roma İmparatorluğu döneminde yemeğin hayatın merkezinde yer aldığını ve toplumun tüm kesimleri için önemli bir sosyal ve kültürel faaliyet olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap, sadece yemek tarifleriyle sınırlı kalmayıp, Roma mutfağının tarihsel gelişimini, farklı bölgelerdeki mutfak kültürlerini ve beslenmenin sosyal statü ile olan ilişkisini de kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Antik Yazarların Gözünden Yemek: Kitap, dönemin ünlü yazarlarının yemek hakkındaki gözlemlerini ve tariflerini bir araya getirerek, Romalıların sofralarına dair canlı bir tablo çiziyor.

Gündelik Hayatta Yemek: Romalıların günlük yaşamlarında yemeklerin ne kadar önemli bir yer tuttuğu, sofra adabı, yemek saatleri ve özel günlerde hazırlanan yemekler gibi konular detaylı bir şekilde inceleniyor.

Mutfak ve Mutfak Ekipmanları: Roma mutfaklarının yapısı, kullanılan malzemeler ve yemek hazırlama teknikleri hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Amforalar, değirmenler, ocaklar gibi mutfak araç gereçleri ve bunların kullanımı hakkında görsel materyallerle desteklenmiş bilgiler sunuluyor.

Beslenme ve Sosyal Statü: Yemeğin Roma toplumundaki sosyal statüyle olan ilişkisi, farklı sosyal sınıflardaki insanların beslenme alışkanlıkları ve sofralarındaki farklılıklar inceleniyor.

Besin Çeşitliliği ve Tarifler: Kitapta, Romalıların tükettiği çeşitli besinler, içecekler ve yemek tarifleri yer alıyor. Bu tarifler, günümüzde de deneyebileceğiniz lezzetli ve tarihi değeri olan yemekler sunuyor.

Arkeolojik Kanıtlar: Kitapta, Roma’da ve özellikle Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulara yer veriliyor. Bu bulgular, Roma mutfağı hakkında önemli bilgiler sunarken, aynı zamanda görsel bir şölen de sunuyor.

  • Künye: Hafize Alkurt Orbay, Aynur Civelek – Antik Roma Dünyasında Beslenme: Mutfak, Sofra, Depolama ve Ekipman, Sakin Kitap, tarih, 264 sayfa, 2025

Kolektif – Osmanlı Mutfak Kültürü (2024)

Bu makale derlemesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş coğrafyasında ve farklı zaman dilimlerinde şekillenen zengin mutfak kültürünü detaylı bir şekilde inceliyor.

Makaleler, saray mutfağından halk mutfağına, klasik Osmanlı yemeklerinden modernleşmeye kadar geniş bir yelpazede konuları ele alıyor.

Osmanlı mutfağının farklı dönemlerinde ve coğrafyalarında ortaya çıkan yemek alışkanlıklarını, kültürel etkileşim ve değişimleri, temel gıdalardan lüks tüketime geniş bir yelpazede 11 makalede sunuyor.

On altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla mutfak tarihini, hem ekonomik-sosyal tarih hem de kültür tarihi perspektifinden incelemeye tabi tutan bu eser, Osmanlı mutfağının temel tüketim maddelerine, mutfaklarda kullanılan eşyalara, şiirlerde, seyahatnamelerde yeme-içme kültürünün yansımalarına ışık tutuyor.

Hem saray mutfağını hem de halkın günlük beslenme alışkanlıklarını kapsamlı bir şekilde ele alan bu derleme, yemeklerin toplumsal ilişkilerdeki rolünü ortaya koyarak, imparatorluğun zengin kültürel dokusuna dair derin bir anlayış sunuyor.

Osmanlı tarihi okurları ve günümüz mutfak mirasının köklerini merak edenler için uzun yıllar kaynak olacak bir eser.

Derleme, Osmanlı mutfak kültürünü bir bütün olarak ele alarak, tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarını bir araya getiriyor. Hem akademik bir çalışma hem de gastronomi meraklıları için ilgi çekici bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Mutfak Kültürü, editör: Arif Bilgin, Ömer Faruk Can, Vakıfbank Kültür Yayınları, yemek, 344 sayfa, 2024

Bill François – Dünyanın En Güzel Yemekleri (2024)

Tabaklarımızın bize yaşadığımız dünya hakkında öğretecek bir şeyleri var.

Bill François, kendine özgü mizahi üslubuyla günlük yemeklerimizi oluşturan beklenmedik türleri masamıza getiriyor.

Sebzelerimizi renklendiren ispermeçet balinalarından insanlara uyum sağlayan buğdaya ve elmalı turtanın ardındaki Kazakistan’dan gelen ayılara kadar bizi salatanın botanik bir bahçeye dönüştüğü ve limonlu tartın dünyadaki yaşamın kökenini ortaya çıkardığı doğal bir tadım turuna çıkarıyor.

Bir menü gibi sunulan ve her yemeğin şaşırtıcı kökenlerini ortaya koyan bu hikâyede doğanın gizli yönlerini keşfedecek ve bitki ile hayvan âlemleri arasında bir yolculuğa çıkacaksınız.

‘Dünyanın En Güzel Yemekleri’ bilim, gastronomi ve tarihin buluştuğu eşsiz bir eser.

  • Künye: Bill François – Dünyanın En Güzel Yemekleri: Tabaklarımızdaki Doğa Hikâyeleri, çeviren: Ceylan Özçapkın, Say Yayınları, yemek, 256 sayfa, 2024

Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi (2024)

Her gün kızartma yiyorsanız haftada bire indirin.

Haftada bir yiyorsanız ayda bire indirmeye çalışın.

Hiç kızartma yemiyorsanız zaten mutluluğa doğru yol alıyorsunuz demektir!

Harvardlı psikiyatrist Uma Naidoo üniversite sırasında, derslerin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşabilmek için yemek yapmaya başladı.

Psikoloji eğitimiyle birlikte mutfak sanatları onun vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Beslenme uzmanı da olmasının ardından, kendisine gelen kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan; obsesif kompulsif bozukluktan mustarip ve diğer psikolojik rahatsızlıklarla mücadele eden pek çok danışanının beslenme rejimlerini düzenleyerek onlara yardım etti.

‘
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi’nde Uma Naidoo, sağlıklı yiyecekler tüketmenin, nitelikli ve lezzetli yemekler yapmanın psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmedeki önemi üzerinde duruyor.

  • Kaygı hastaları hangi gıdalardan kaçınmalı?
  • Depresyondan kurtulmak için neler tüketilmeli?
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi azaltmak için neler yapılmalı?
  • Şekerli içecekler, kızartmalar, fastfood tarzı beslenme tüm bu hastalıkları nasıl etkiliyor?

Uma Naidoo birbirinden güzel yemek tarifleriyle sağlığa giden yolun kapısını bu kitapta aralıyor.

  • Künye: Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi: Depresyon, Kaygı, TSSB, OKB, DEHB ve Diğer Hastalıklarla Mücadelede Gıdaların Şaşırtıcı Rolü Üzerine Bir Rehber, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, sağlık, 400 sayfa, 2024

Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (2024)

 

İslâmiyet’teki “helal” gıda kavramını tarihsel bir perspektifle, derinlemesine ele alan Febe Armanios ve Boğaç Ergene, Müslümanların beslenme anlayışlarına ve gıda tercihlerine kapsamlı bir bakış sunuyorlar.

Kuran’dan, hadislerden ve dinî pratiklerden yola çıkıp beslenme kuralları ve İslâm arasındaki ilişkiye odaklanarak helal gıdanın temel ilkelerini, tarihî seyrini, başka dinlerle olan ilişkisini inceleyen ‘Helal Gıda’, geçmişten günümüze Müslümanların beslenme kurallarını nasıl yorumladıklarını, bu yorumların coğrafi, kültürel, mezhepsel farklılıklar dolayısıyla nasıl değişebildiğini sergiliyor.

Yazarlar helal gıdanın modern dünyadaki yerini ortaya koymayı, küresel ticaret ağında ciddi yer kaplamaya başlayan “helal gıda pazarı”nın çeşitli yönlerine bakmayı da ihmal etmiyorlar: Endüstriyel hayvancılık ve et üretimiyle helal ilişkisi, helal ürün sertifikaları, küresel helal ticaret, katkı maddeleri ve paketlenmiş gıdalarda helale uygunluk, alternatif yiyecek-içecekler, helal gıdanın etik, sağlık ve çevre bilinciyle ilgili boyutları, mutfak kültürü, fast food zincirleri, kamusal alanlarda sunulan yemekler…

‘Helal Gıda’, hayatın çok içindeki, dinamik bir dinî kavramın yapısını daha yakından incelemek isteyenler için olduğu kadar yemek/mutfak kültürünün farklı ve önemli bir boyutuna, beslenme geleneklerine ilgi duyanlar için de önemli bir kaynak.

  • Künye: Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (Bir Tarihçe), çeviren: İrem Argat, İletişim Yayınları, yemek, 376 sayfa, 2024

Emily Crews Splane, Neil E. Rowland, Anaya Mitra – Yeme Psikolojisi (2024)

İnsanlar yemeğe takıntılıdır.

Yeterince yiyeceğe sahip değilseniz -ki uzak atalarımız için neredeyse her zaman böyleydi- düşünceleriniz ve eylemleriniz öncelikle yiyecek elde etmeye yöneliktir.

Bol miktarda “yemeye hazır” yiyeceğe sahip olduğumuz günümüzde bile, insanlar yemek veya yemeğin önemli bir rol oynadığı ritüeller hakkında düşünmek için büyük zaman harcıyorlar.

Reklamcılık ve pazarlamadan, artan bir dizi lezzetli gıdanın üretimine ve rekabetçi perakendeciliğe, kilo yönetimine veya obezite ile ilgili hastalıkların tıbbi tedavisine kadar; insanların bu tür eğilimleri üzerine kâr amaçlı devasa endüstriler inşa edildi.

Hiçbir an durup insanların yiyeceğe neden bu kadar ilgi duyduğunu veya bu özelliğin insanlara özgü olup olmadığını sordunuz mu?

‘Yeme Psikolojisi’, bu soruları sormaya ve cevapları keşfetmeye çalışıyor.

Kitapta yazarlar “normal” yemeye odaklanıyor: Modern toplumda nasıl gelişti ve hangi işlevleri yerine getiriyor?

Ayrıca yemek yemeyle ilgili güncel sorunlar da ele alınıyor.

Anoreksiya ve bulimia nervoza dâhil olmak üzere, teşhis edilebilir yeme bozukluklarına ayrılmış bölümlerin olduğu ‘Yeme Psikolojisi’nde en çok da, “obezite salgını”na ve olası çözümlerine odaklanılıyor.

  • Künye: Emily Crews Splane, Neil E. Rowland, Anaya Mitra – Yeme Psikolojisi: Biyolojiden Kültür ve Politikaya, çeviren: Buket Sözan, Sabri Ülker Vakfı Yayınları, yemek, 344 sayfa, 2024

Jose Miguel Mulet – Lezzetli Dünya Tarihi (2024)

Yemek, hayatta kalmak için gerekli olmanın ötesinde, kadim tarihin ve kültürün bir yansımasıdır; dolayısıyla her yemeğin ardında bir gelenek yatar ve her lezzet, insanlığın eşsiz bir ânını temsil eder.

Bu yüzden popüler bilim yazarı Jose Miguel Mulet tarihi yemeklerle anlatmayı tercih ediyor ve ortaya çok lezzetli bir dünya tarihi çıkıyor.

Fakat bu kitabı aynı zamanda “yemeğin tarihi” olarak okumak da mümkün.

Kitap insanın yiyecekle olan ilişkisini itinayla inceliyor, binlerce yıldan bu yana dünya halklarının kendi yemek kültürlerini nasıl geliştirdiklerini gösteriyor.

‘Lezzetli Dünya Tarihi’ varoluş ve yemek yeme arasındaki ilişkiye tartışmalı ve tamamen yenilikçi bir bakış açısıyla yaklaşan meşhur İspanyol yazar Mulet’in en iddialı projesi; mamut iliğinden fast food’a kadar her yemeğin anlattığı hikâyeyi ortaya koyuyor.

  • Künye: Jose Miguel Mulet – Lezzetli Dünya Tarihi: Tarih Öncesinden Bugüne Besinler ve Beslenme Alışkanlıkları Nasıl Değişti?, çeviren: Gonca Tanakol, Murat Tanakol, Say Yayınları, yemek, 520 sayfa, 2024

Silva Özyerli – Amida’nın Ruhu (2024)

Ermenice ismi Amida ya da Dikranagerd, Kürtçe ismi Amed olan Diyarbakır’da doğup büyüyen Silva Özyerli, Diyarbakırlı Hıristiyanların yok olmaya yüz tutmuş likör kurma kültürünü zengin bir anlatıyla okurlara sunuyor.

Özyerli’nin hafızasında canlanan Diyarbakır hikâyeleri, yazarın uzun yıllara dayanan araştırmalarının ve tecrübelerinin meyvesi olan eşsiz likör tariflerine eşlik ediyor.

‘Amida’nın Ruhu: Diyarbakır’dan İstanbul’a Likörlü Hayat’, likörün coğrafi ve tarihsel hikâyesine ışık tutarken, Diyarbakır’ın unutulmuş geçmişini ve insanlarını yeniden gün ışığına çıkarıyor.

Erkin Ön’ün fotoğraflarıyla zenginleşen, likör yapımı ve likör kültürü üzerine kapsamlı bir çalışma içeren ‘Amida’nın Ruhu’, bu literatürün nadir örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Silva Özyerli – Amida’nın Ruhu: Diyarbakır’dan İstanbul’a Likörlü Hayat, Aras Yayıncılık, yemek, 288 sayfa, 2024