İvan Sergeyeviç. Turgenyev – Babalar ve Oğullar (2006)

  • BABALAR VE OĞULLAR, Ivan Sergeyeviç. Turgenyev, çeviren: Leyla Soykut, İletişim Yayınları, roman, 335 sayfa

‘Babalar ve Oğullar’, 1862’de yayımlandığında, bir anda pek çok siyasi, edebi ve felsefi tartışmanın odak noktası haline gelmişti. Unutulmaz kahramanı Bazarov’u ile roman, Turgenyev’in en büyük eseri olmasının yanında, Batılılaşmanın çelişkilerini yaşayan, devrimin eşiğindeki Rusya’nın ruhunu derinden yakalayan bir eser olarak, yayımlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen edebi çekiciliğini hâlâ koruyor. Yayınevinin bu çevirisinin iyi yönlerinden biri,  Vladimir Nabokov’un ‘Babalar ve Oğullar’ üzerine kaleme aldığı bir inceleme yazısı ile Turgenyev’in, romanı nasıl yazdığını anlattığı, anılarından derlenmiş bir yazının yer alması.

A. Yalçın Kaya – Araştırmacı Habercilik (2006)

  • ARAŞTIRMACI HABERCİLİK, A. Yalçın Kaya, Çizgi Kitabevi, gazetecilik, 147 sayfa

Gazetelerin, araştırmacı habercilikten uzaklaştıkları konusu yeni değil, 12 Eylül darbesinden beri dillendirilen bir şikayet. Bu haberleri yapmanın hem zor hem de politik anlamda “tehlikeli” olması, fakat asıl olarak toplumun siyasal, ekonomik ve kültürel yapısına en çok etki eden haberler olması, onu önemli kılan noktalardan başlıcaları. A. Yalçın Kaya’nın ‘Araştırmacı Gazetecilik’i ise bu haber tarzının kavramlarını ve ilkelerini ele alıyor. Çalışma, araştırmacı haberciliğin kimler tarafından yapıldığı, bu haberlerin ne olduğu, nasıl ve neden yapıldığı, haberler yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve diğer haber türlerinden farkının ne olduğu gibi noktaları açıklıyor. Kitap, bir yönüyle de, haber niteliğindeki hızlı düşüşe bir eleştiri olarak da düşünülebilir.

Jean-François Elberg – Çocuklar Koğuşu (2006)

  • ÇOCUKLAR KOĞUŞU, Jean-François Elberg, çeviren: Cengizhan Yiğitler, Agora Kitaplığı, anı, 166 sayfa

‘Çocuklar Koğuşu’, Nazilerin mağduru Dr. Michel Elberg’in, Jean-François Elberg tarafından hikâyeleştirilen anılarından oluşuyor. Romanya’dan Fransa’ya göç eden ve burada aldığı tıp eğitiminden sonra muayenehanesini açan Elberg, bu dönemde Yahudi düşmanlığının kurbanı olarak Nazilerin Fransa’daki Drancy toplama kampına götürülür. Kampta hekim olduğu için çocuklar koğuşunda görevlendirilir ve burada bulunan Paula’yla birlikte, hem çocukların hayatlarını mümkün olduğunca iyileştirmeye hem de bulaşıcı hastalık bahanesiyle çok sayıda çocuğun kamptan firar etmesini sağlamaya çalışırlar. Elberg’in anıları, “Yahudiliğin yaşı yoktur!” diyerek, henüz on dört yaşındaki çocukları dahi ölüme sürecek kadar zalimleşen Naziler’i ve soykırımı kayıt altına alıyor.

Seyla Benhabib – Ötekilerin Hakları (2006)

  • ÖTEKİLERİN HAKLARI, Seyla Benhabib, çeviren: Berna Akkıyal, İletişim Yayınları, sosyoloji, 242 sayfa

‘Ötekilerin Hakları’, ‘Vatandaşlık’ kavramından hareketle bu kavrama dahil olmayan ya da edilmeyen yabancıları, göçmenleri, mültecileri, vatansızları ve vatandaşlıktan çıkarılanları anlatıyor. Seyla Benhabib, konukseverlik bağlamından yola çıkarak yerli yurtlu olmayı, yurtsuz kalmayı, vatandaşlığı, yabancı ya da göçmen olmayı tartışıyor. Bu tartışma çerçevesinde, imparatorluk sonrası dönemlerin keşiflerini, ulus-devlet sınırlarını ve geleceğe dair yeni bir yaşam biçimi için bu varolan ulus-devlet sınırlarının ne kadar mümkün olabileceğini ele alıyor. Bu aşamada, vatandaşlık çerçevesinin dışında kalanların, farklı inanç topluluklarının, yabancı sayıldıkları bir ülkede verili kimlikle nasıl çarpıştıklarını aktarmak çalışmanın başlıca amacı.

Yıldız Silier – Oburluk Çağı (2010)

  • OBURLUK ÇAĞI, Yıldız Silier, Yordam Kitap, felsefe, 192 sayfa

‘Özgürlük Yanılsaması’ kitabıyla beğeni toplayan Yıldız Silier’in ‘Oburluk Çağı’, felsefe ve politik-psikoloji denemelerinden oluşuyor. “Hayatın anlamı” ve “kendini kandırma” temalarını irdeleyerek kitabına başlayan Silier, hayatın anlamını, mutluluk kavramıyla özdeşleştirmenin sorunlarını ve çağın mutluluk fetişizmini eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Annelik ideolojisiyle de hesaplaşan yazar, kadınların evcilleştirilmeleriyle nasıl güçlerini kaybettiklerini gözler önüne seriyor. Kitaba adını veren son bölümde ise çağın ruhuna odaklanılarak, sıkıntıdan kaçma çabalarının oburluğu körükleyişi ile kapitalizmin nesneleri ve özneleri hızla çöp haline getirişi ele alınıyor.

Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor (2010)

  • MOSKOVA GÖZYAŞLARINA İNANMIYOR, Valentin Chernykh, çeviren: Ayser Ali, Literatür Yayıncılık, roman, 353 sayfa

Valentin Chernykh ‘Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor’da, Sovyet toplumunun çelişkilerini hikâye ediyor. Romanın merkezinde, 1957 yılında taşradan Moskova’ya eğitim görmek için gelen, içlerinde romanın başkahramanı Katya’nın da bulunduğu üç kızın hayalleri, aşkları ve hayal kırıklıkları yer alıyor. Kendi hayatlarını daha istikrarlı hale getirmeye çalışan genç kızlar bir yandan da, yaşadıkları ülkenin içinde bulunduğu bocalamalarla da yüzleşecektir. Romanı sinemaya uyarlayan Vladimir Menshov’un, 1980’de Oscar kazandığını da hatırlatalım.