Övgün Ahmet Ercan – Soma Kıyımı (2014)

Soma faciası: Göz göre göre gelen kıyım…

Önlenebilir bir kazanın kurbanı yüzlerce işçi…

Ahmet Ercan, Türkiye’nin bu en büyük yeraltı ocağı yangın kazasının altında yatan acı gerçekleri gözler önüne seriyor.

Kitap, yapılan temel hataların neler olduğunu anlatmakla yetinmiyor, ölen işçilerin ailelerine miras bıraktığı büyük acıya da bakıyor.

  • Künye: Övgün Ahmet Ercan – Soma Kıyımı, Parafiks Yayınları, siyaset, 272 sayfa

Kim Thúy – Ru (2014)

Vietnam’dan Québec’e uzanan bir sürgün…

Thúy on yaşındayken ailesiyle bir gemiye binerek Vietnam’dan ayrılır.

Aile uzun bir yolculuktan sonra Québec’e ulaşır.

Kanada’daki hayatına göçmen olarak başlayıp, iyi iş sahibi bir vatandaş olarak sürdüren Thúy, çocukluğundaki sürgünün eşsiz hikâyesini anlatırken köklerine, kimliğine yoğunlaşıyor.

  • Künye: Kim Thúy – Ru, çeviren: Gizem Şakar, Kafka Kitap, roman, 141 sayfa

Meriç Eryürek – Tanrının Saati (2014)

İnsanın tüm becerilerinin boşa çıktığı, bilimsel ilerlemenin acımasızca sınandığı bir süreç.

Bir şirketin internette düzenlediği bir kura sonucu, dünyanın en büyük eğlence parkına gitmeye hak kazanan “talihlileri” orada ölümcül bir sürpriz beklemektedir.

Geriye dönüş mümkün değildir!

Politik göndermeler ve gerilimle örülü bir hikâye.

  • Künye: Meriç Eryürek – Tanrının Saati, Epsilon Yayıncılık, roman, 584 sayfa

Kolektif – Haziran’da Bir Fidan (2014)

1999 doğumlu körpe fidan: Berkin Elvan.

Bu kitapta, Yaşar Kemal başta olmak üzere pek çok yerli ve yabancı yazarın Berkin’e bakan, onu hisseden, onu kucaklayan yazıları yer alıyor.

Katledilen çocuklar ve öldürülen çocukluğumuz hafızamızdan hiç silinmesin diye.

Zira, Stig Dagerman’ın dediği gibi:

“Zaman öldürülmüş bir çocuğun yaralarını iyileştiremez.”

  • Künye: Kolektif – Haziran’da Bir Fidan, Levent Turhan Gümüş, Ayrıntı Yayınları, armağan, 240 sayfa

İsmail Ertürk – Yuvayönelik (2014)

Öykü olmakla birlikte, türün bildik kalıplarına dâhil olmayı kabul etmeyen metinler.

Deneme, gezi yazısı, makale ve anlatı arasında gidip gelen melez, kendine has bir kitap.

Özyaşamöyküsel boyutta ilerleyen, fakat bir yerde muhakkak birbiriyle ilişkilenen dört öykü, edebiyata ve insana bakma penceremize farklı bir boyut katıyor.

  • Künye: İsmail Ertürk – Yuvayönelik, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 132 sayfa

Augusto Boal – Oyuncular ve Oyuncu Olmayanlar İçin Oyunlar (2014)

Augusto Boal, sonsuz bir enerji ve amansız bir iyimserlikle “Herkes rol yapabilir” diyor.

Tiyatroyu demokratikleştirme ve ezilenlerin sesi haline getirme konusundaki çabalarıyla da gönlümüzde taht kuran Boal, hem rol yapmak hem de eylem için harekete geçmemizi salık veriyor.

  • Künye: Augusto Boal – Oyuncular ve Oyuncu Olmayanlar İçin Oyunlar, çeviren: Berk Ataman, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tiyatro, 299 sayfa

Ernst Theodor Amadeus Hoffmann – Kum Adam: Seçme Masallar (2008)

Aynı zamanda orkestra şefi, besteci ve döneminin en iyi müzik eleştirmenlerinden biri sayılan Ernst Amadeus Hoffmann, Alman romantik akımının öncü yazarlarından.

Hoffmann’ın seçme masalları ise, yazarın ‘Altın Saksı’, ‘Kum Adam’, ‘Prenses Brambilla’ ve ‘Doge ve Dogaressa’ isimli masallarını bir araya getiriyor.

Hoffmann’ı bu öykülerde özgün kılan yönün, zengin bir düş gücü, şiirsellik ve fanteziler ile gerçek hayatı kaynaştırmadaki ustalık olduğunu söyleyebiliriz.

Çaykovski’nin ‘Fındıkkıran’da Hoffmann’ın masallarından etkilendiğini ve Freud’un, Hoffmann’ın ‘Kum Adam’ masalının kahramanı Nathanael’i incelediğini de önemli birer ayrıntı olarak hatırlatalım.

  • Künye: Ernst Theodor Amadeus Hoffmann – Seçme Masallar, çeviren: İris Kantemir, İş Kültür Yayınları, masal, 336 sayfa

Toprak Işık – Azgın Tekeler (2008)

Toprak Işık ‘Azgın Tekeler’de, orta yaş ve üstü erkeklerin kendilerinden yaşça daha küçük kadınlarla kurdukları ilişkiler üzerinden onların cinsellik karşısındaki tutumlarını alaycı, mizahi bir dille öykülüyor.

Bu topraklarda, erkekliğin cinsellikle arasındaki sıkıntılı bağ, aslında her zaman mizahın en iyi kaynaklarından birini oluşturmuştur.

Işık’ın yaptığı da, birebir bu zengin kaynağı kendine has tarzıyla harmanlamak.

Kurgulanan öyküleri gerçekçi kılan başlıca unsur ise, yazarın bu erkekleri sıradan, gündelik hayatın içinden seçmesidir diyebiliriz.

  • Künye: Toprak Işık – Azgın Tekeler, İletişim Yayınları, mizah, 194 sayfa

Marc Ferro – Sinema ve Tarih (2017)

Marc Ferro, sinemanın bir tarih temsilcisi ve kaynağı olarak incelenmesine öncülük eden isim.

Ferro’nun uzun yıllara yayılan deneyimlerinden süzülen elimizdeki çalışması ise, sinema ve tarih arasındaki yakın ilişkiyi zengin örnekler üzerinden irdelemesi ve bu konuda yeni perspektifler geliştirmesiyle büyük öneme haiz.

Ferro’nun burada tartıştığı kimi konular şöyle:

  • Sinema ile tarihi yazma yolları,
  • Sinemada imgesel ve gerçeklik,
  • İdeolojinin yansıma alanı olarak sinema,
  • Sinemada efsane ve tarihin işlenişi,
  • Haberler aracılığıyla bir “koşut tarih” yaratmak,
  • Antimilitarist sinema,
  • Sovyet iktidarı ve sinema,
  • Sinematografik dilin eylem kipleri,
  • Amerika’da sinema ve tarih bilinci,
  • Üçüncü sayfa haberleri ve tarih yazımı…

Yazarın bu konuları, Çapayev, Potemkin Zırhlısı, Yahudi Süss, Üçüncü Adam, Harp Esirleri ve Bir Şehir Katilini Arıyor gibi, sinema tarihinde iz bırakmış filmler üzerinden irdelemesi ise, çalışmayı özgün kılan hususlardan.

Hem sinema hem de tarih tutkunlarına hitap eden şahane bir çalışma.

  • Künye: Marc Ferro – Sinema ve Tarih, çeviren: Handan Demir, Ayrıntı Yayınları, sinema, 224 sayfa

Şükrü Erbaş – İnsanın Acısını İnsan Alır (2014)

Erbaş, şiirleriyle olduğu kadar denemeleriyle de sevilen bir yazar.

Bütün yazıların ilk cildinde ‘Bir Gün Ölümden Önce’, ‘İnsanın Acısını İnsan Alır’ ve ‘Gülün Sesi Gül Kokar’ isimli kitapları yer alıyor.

Uzun zamandır baskısı tükenen bu kitapların yeniden bir araya gelmesi, Erbaş okuru için adeta bir yaz müjdesi.

  • Künye: Şükrü Erbaş – İnsanın Acısını İnsan Alır, Kırmızı Kedi Yayınevi, 256 sayfa