Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek (2014)

Dokuma tezgâhları veya otomobil fabrikaları nasıl kapitalizmin bir döneminin çalıştırma biçimlerinin öne çıkan formlarıysa, çağrı merkezleri de, çalışma hayatının şirketler lehine gün geçtikçe daha bir pervasızlaştığı neoliberal kapitalizmin simge iş mekânlarından.

Gamze Yücesan-Özdemir de yerinde bir tanımlamayla, çağrı merkezi çalışanlarını “21. yüzyılın proletaryası” olarak tanımlıyor.

Saha araştırmasıyla zenginleşen kitap, çağrı merkezlerinde emek-sermaye ilişkilerini, buradaki ağır sömürüyü kavramak açısından nitelikli bir kılavuz, alana yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek, Yordam Kitap, inceleme, 304 sayfa

Ahmet Büke – Alnı Mavide (2008)

‘Çiğdem Külahı’ ve ‘İzmir Postası’nın Adamları’, Ahmet Büke’nin daha önce yayınlanmış öykü kitaplarıydı.

‘Alnı Mavide’ isimli bu son kitapta ise, Büke’nin yirmiyi aşkın kısa öyküsü bulunuyor.

Büke’nin bu kitapta toplanan öykülerinin çoğunluğu, karanlık karakterleri ve olay örgüleriyle öne çıkıyor.

Fakat her seferinde de, çok küçük bir ayrıntı, olay örgüsünün karanlık seyrini aniden değiştirebiliyor.

Kitaba adını da veren ‘Alnı Mavide, Elleri Kanda’ isimli öyküde ise, hikâyenin başkahramanı Azur’un, kendisini çepeçevre saran acımasız dünyada, hayatta kalma savaşı anlatılıyor.

Öykünün ilerleyen sayfalarında, Azur’un karşısına çıkacak bir çocuk, bu kötülüğü bir nebze de olsa kesintiye uğratacaktır.

Kitabın, 2008 Oğuz Atay Öykü Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Ahmet Büke – Alnı Mavide, Kanat Kitap, öykü, 150 sayfa

 

Ahmet Yorulmaz – Ayvalık’ı Gezerken (2008)

Ahmet Yorulmaz’ın ‘Ayvalık’ı Gezerken’i, güncellenen baskısıyla, iyi bir gezi rehberi olmasının yanı sıra, Ayvalık için bir ansiklopedi niteliğinde.

Yorulmaz, Cunda Adası, Şeytan Sofrası, Sarmısak Taşı, Ayışığı Manastırı, Saatli Cami ve Ayvalık evleri gibi, bölgenin kendine has yapılarını anlatırken, aynı zamanda doğal güzelliklerini, taşıdığı tarihsel ve kültürel mirası da inceliyor.

Yorulmaz’ın çalışması, bir gezi kitabı olmasının ötesinde, bölgenin İlkçağdan Osmanlı’ya kadar uzanan tarihini verirken, buranın önde gelen isimlerinden gündelik hayatına, yemeklerinden mübadillerdeki lehçe farklılıklarına ve adının nereden geldiğine kadar birçok ilgi çekici konuyu barındırıyor.

  • Künye: Ahmet Yorulmaz – Ayvalık’ı Gezerken, Remzi Kitabevi, gezi, 223 sayfa

Faruk Yalvaç – Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet ve Savaş (2008)

Faruk Yalvaç, ‘Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı’nda, düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve devlet kuramlarını bir araya getiriyor.

Hegel için devlet, tanrısal ve ahlaki bir kurumdur.

Dolayısıyla devletler arasında bir anlaşmazlık olduğunda, bu anlaşmazlığın gerekirse savaşla çözülebileceğini söyler.

Hegel, insanın kendisini ahlaki amaçlar için feda etmesi gerektiğini söyleyerek, savaşa katılan bireyin de bencil çıkarların ötesinde daha ahlaki amaçlara yöneldiğini savunur.

Yalvaç’ın çalışması, hem düşünürün yukarıdaki konular hakkındaki fikirlerini detaylı bir şekilde serimliyor hem de onun düşüncelerini Rousseau’nun düşünceleriyle karşılaştırıyor.

  • Künye: Faruk Yalvaç – Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet ve Savaş, Phoenix Yayınları, felsefe, 120 sayfa

Spinoza – Tanrıbilimsel Politik İnceleme (2008)

Spinoza, ‘Tanrıbılimsel Politik İnceleme’de, vahye dayalı siyaset felsefesiyle hesaplaşıyor.

Spinoza, aklı siyasal yapının temeline koyarak, böylece Descartes’ın ontoloji ve epistemoloji alanında yaptığını siyaset alanında yapmış oluyor.

Spinoza, “Yönetimin gerçek amacı insanları rasyonel varlıklardan dört ayaklı hayvanlara ya da kuklalara dönüştürmek değil, onları akıl ve bedenlerini güven içinde geliştirebilir ve özgür biçimde akıllarını kullanabilir hale getirmektir.” diyor.

Özgür sorgulama hakkının bir devletin güvenlik ve refahı için sadece uygun değil, vazgeçilmez olduğuna inanan Spinoza, daha sonraki politik düşünceyi ve Aydınlanma felsefesini de etkilemişti.

  • Künye: Spinoza – Tanrıbilimsel Politik İnceleme, çeviren: Betül Ertuğrul, Biblos Yayınları, felsefe, 392 sayfa

İlhan Taşçı – Babam Sağ Olsun (2008)

İlhan Taşçı, ‘Babam Sağ Olsun’da, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren ticarete atılan devlet erkânının çocuklarını anlatıyor.

Taşçı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak ve eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe gibi siyasilerin çocuklarının, 2002’den bu yana on sekiz limited ya da anonim şirket kurduklarını belirtiyor.

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana, gerekli yasal düzenlemelerin de yapılmasıyla beraber, siyasilerin çocuklarının muazzam bir hareket alanı kazandığını söyleyen Taşçı, bu çocukların “başarılı girişimlerinden” pek çok örnek sunuyor.

  • Künye: İlhan Taşçı – Babam Sağ Olsun, Cumhuriyet Kitapları, siyaset, 184 sayfa

Ebru Ojen – Aşı (2014)

Bazid: Devletin uygulamaya koyduğu aşının ardından, insanların adeta hilkat garibesine döndüğü fantastik ve korkutucu bir doğu bölgesi…

Yöre halkının aşılardan sonraki süreçte cinsel organları piranalara, yılanlara dönüşmüştür ve aynı dertten mustarip kadınlardan Sisê de, bu korkunç mutasyona çare bulmak umuduyla bir batı şehrine doğru yola koyulacaktır.

Devletin kimlik politikalarına çok özgün bir yerden bakan, dili, temaları ve karakterleriyle dikkat çeken cesur bir ilk roman.

  • Künye: Ebru Ojen – Aşı, Raskol’un Baltası, roman, 160 sayfa

Zeynep Oral – Tutkunun Romanı: Leyla Gencer (2008)

Zeynep Oral, ilk baskısı 1992’de yapılan ‘Tutkunun Romanı’nda, yakın bir zamanda kaybettiğimiz dünyaca ünlü opera sanatçısı Leyla Gencer’i anlatıyor.

Gencer’in İstanbul’un Çubuklu’sundaki çocukluğu, genç kızlığında babasını kaybedişi, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda şan eğitimi alışı, bir Boğaziçi vapurunda İbrahim Gencer ile karşılaşıp kısa süre içinde evlenişi, dönemin ünlü sopranosu Arangi Lombardi ile tanışması ve ardından ünlü bir opera sanatçısı olarak dünya çapında ün kazanması, kitapta anlatılan ilgi çekici konulardan birkaçı.

Oral’ın kitabı, aynı zamanda müziğe her zaman tutkuyla bağlı kalmış bir kadının, bu tutkusunun peşinden gidişini ve iç dünyasını da anlatılıyor.

  • Künye: Zeynep Oral – Tutkunun Romanı: Leyla Gencer, Doğan Kitap, biyografi, 281 sayfa

Mehmet Altan – Kürt Sorununu İnsanileştirmek (2008)

Mehmet Altan, ‘Kürt Sorununu İnsanileştirmek’te, Türkiye’nin uzun yıllardır kanayan bir yarası olan Kürt sorununa, insani bir açıdan bakmanın zorunluluğuna değiniyor.

“Bizim topraklarda devlet, Kuyucu Murat Paşa’nın genlerini taşır. Sorun var ise sopa atmak gerektiğine inanır.” diyen Altan, sorunun devlet-birey ilişkilerinin demokratik olmamasından kaynaklandığını söylüyor.

Bölgeye, ilk kez 1989’da giden Altan, sorunun o dönemler yerel bir sorunken, daha sonra ulusal, hatta uluslararası bir hale geldiğini gözlemlemiş.

Altan’ın kitabı, artık tamamıyla bir gerginlik politikasına dönüşmüş, siyasileşmiş ve askerileşmiş bu soruna, insani bir duyarlıkla yaklaşmasıyla ilgi çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Mehmet Altan – Kürt Sorununu İnsanileştirmek, Hemen Kitap, siyaset, 214 sayfa

Yalçın Pekşen – Ko-Medya (2008)

Yalçın Pekşen, kırk yıllık bir basın mensubu.

Pekşen’in, ‘Ko-Medya’ isimli bu kitabı da, uzun yıllarını verdiği bu mesleğin Türkiye’deki seyrine odaklanan mizahi yazılarından oluşuyor.

  • Gazetecililik mesleğinin aksayan yanları,
  • Babıâli’den “Babıtelli”ye nasıl geçildiği,
  • Dinci gazeteciliğin ne zaman ortaya çıkmaya başladığı,
  • Gazeteye nasıl girilip çıkıldığı,
  • Haberin ne olduğu ve nasıl arandığı,
  • Akla gelebilecek her konuda yazı yazmaya kendilerini yeterli gören köşe yazarları,
  • Ve en önemli işlerinden birinin patronu izlemek olduğu genel yayın yönetmenleri, kitapta yer alan birkaç konu.

Kitaba, Emre Ulaş da çizimleriyle katkıda bulunmuş.

  • Künye: Yalçın Pekşen – Ko-Medya, çizimler: Emre Ulaş, Say Yayınları, mizah, 168 sayfa