Şenay Aydemir – 100 Sinema Klişesi (2017)

Biz Şenay Aydemir’i ilk önce keyifli sinema yazılarıyla tanımıştık. Bu keşfi de, bir süre önce yayımlanan, neoliberal zamanlarda tembellik hakkı üzerine düşündüğü ‘Organik Bozukluk’ kitabıyla tanışıklığa dönüştürmüştük.

Aydemir şimdi de, keyifli ve keyifli olduğu kadar düşündürücü bir kitapla karşımızda: ‘100 Sinema Klişesi’.

Yazar burada, Türkiye ve dünya sinemasında artık alışkanlık halini almış tam 100 klişeyi masaya yatırıyor.

Sinemaya meraklı olanlar iyi bilir: Her türün kendince klişeleri vardır. Yani her romantik komedi, her western, her polisiye belli klişeleri kullanmadan duramaz.

Tabii klişeleri yerinde kullanmak da apayrı bir maharet gerektirir.

Aydemir’in kitabında evlenmeden olmazdan Yılmaz Güney oturuşuna, kadının sabah yataktan çıktıktan sonra erkeğin gömleğini giymesinden kötü kalpli sarışına ve “Kırmızı kablo mu, mavi kablo mu?”ya tam 100 klişeyi, ironik ve keyifli bir üslupla ele alıyor.

  • Künye: Şenay Aydemir – 100 Sinema Klişesi, Ağaçkakan Yayınları, sinema, 232 sayfa

Halise Karaaslan Şanlı, İnan Özdemir Taştan ve Ülkü Doğanay – Seçimlik Demokrasi (2017)

Malumunuz Türkiye’nin demokrasi ve temel hak ve özürlükler karnesi pek iç açıcı değil.

Üç yazarlı bu nitelikli çalışma, Türkiye siyasetinden dört ismin, yani Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş’ın demokrasi söylemlerini derinlemesine irdeliyor.

Yazarlar bunu da, 30 Mart 2014 yerel seçimleri, 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde bu liderlerin performanslarına bakarak yapıyor.

Söz konusu dört lider, seçim çalışmalarında temel hak ve özgürlükler ile temel demokratik ilkeleri nasıl ele aldı?

Kitap, parti liderlerinin demokrasi anlayışlarını ayrıntılı bir şekilde gözler önüne sererek hem bu soruya tatmin edici yanıtlar vermekte hem de ülkenin demokrasi konusundaki eksikliklerini ortaya koymakta.

  • Künye: Halise Karaaslan Şanlı, İnan Özdemir Taştan ve Ülkü Doğanay – Seçimlik Demokrasi, İmge Kitabevi, siyaset, 261 sayfa

Ertuğ Uçar – Woolf’un İzinde (2017)

Ertuğ Uçar’ın bu kitabının ilk nüveleri, kendisinin deniz fenerlerine duyduğu tutkuyla ortaya çıkmış.

Yazarın, Virginia Woolf’un meşhur Deniz Feneri kitabına ilham kaynağı olan Godrevy Fenerini görmesiyle de kitabın devamı deyim yerindeyse çorap söküğü gibi gelmiş.

Bu kitap, Uçar’ın yazma deneyimini kelime ve kavramlara döktüğü ve bunu yaparken de Woolf’un ardında bıraktıklarının ince ince izini sürdüğü bir anlatı aslında.

Antalya, İstanbul, Eastburne ve St. Ives arasında hem coğrafi hem zihinsel bir yolculuğa çıkan Uçar’ın kitabı, neden yazdığımız, nasıl yazdığımız, yazarken neler yaşadığımız ve yazmamızın altındaki psikolojik ve varoluşsal etkenler konusunda bir tefekkür metni.

Yazar adaylarının da kendini ispatlamış yazarların da bakmakla iyi edecekleri bir kitap.

  • Künye: Ertuğ Uçar – Woolf’un İzinde, Can Yayınları, deneme, 96 sayfa

Ian Crofton ve Jeremy Black – Bir Solukta Evren ve Dünya Tarihi (2017)

Evrenin nasıl meydana geldiğinden yıldız ve gezegenlerin nasıl oluştuğuna, evrenin tarihini bir baştan diğerine kuşatan bir kılavuz.

Ian Crofton ve Jeremy Black’in çalışmaları, konuya başlangıç yapmak isteyen okurlar da gözetilerek hazırlanmış.

Kitapta,

Evrenin oluşumu,

İlk canlıların ve ilk insanın ortaya çıkışı,

İnsanın dünyaya egemen oluşu,

Dünyanın farklı coğrafyalarında uygarlıkların ortaya çıkışı,

Modern dünyanın oluşumu…

Bu ve bunun gibi pek çok konunun aydınlatıldığı kitap, hem dünya ve evren ile ilgili merak edilen birçok soruyu yanıtlıyor hem de bu hikâyede önemli roller üstlenmiş bilimsel keşifler ile bunları gerçekleştirmiş bilim insanlarının da izini sürüyor.

Bir solukta okunabilecek bir popüler bilim kitabı.

  • Künye: Ian Crofton ve Jeremy Black – Bir Solukta Evren ve Dünya Tarihi, çeviren: Ilgın Yıldız, Say Yayınları, bilim, 272 sayfa

Devrim Burcu Eğilmez – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hoşgörü Söylemi (2017)

Özellikle AKP’nin iktidarda olduğu şu son on beş yıl içinde, Osmanlı’nın ne denli hoşgörülü olduğu sıklıkla ifade edilen söylemlerden biri.

Devrim Burcu Eğilmez de, başvurduğu zengin kaynaklar ve sağlam teorik çerçevesiyle öne çıkan bu çalışmasında, şu meşhur Osmanlı hoşgörüsü mitinin peşine düşüyor.

Yazar bunu yaparken de, Osmanlı’nın vasat ya da zayıf olduğu bir dönemi değil, en parlak dönemi olduğu söylenen, Kanuni Sultan Süleyman ile Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin hükümranlığının sürdüğü 1545-1566 yıllarını merkeze alıyor.

Yazar tarih, felsefe ve siyaset arasında kurduğu diyalog aracılığıyla, Osmanlı’ya özgü akıl yürütme biçimlerini açıklıyor ve Osmanlı hoşgörüsü/hoşgörüsüzlüğünün tam olarak ne anlama geldiğini tartışıyor.

Sağlam bir alternatif tarih okuması.

  • Künye: Devrim Burcu Eğilmez – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hoşgörü Söylemi (1545-1566), İletişim Yayınları, tarih, 245 sayfa

Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları (2017)

Amerika rüyasının tamı tamına bir Amerikan kâbusu olduğunu çarpıcı insan hikâyeleriyle harmanlayarak resmeden bir modern klasik.

Bilindiği gibi Sinclair, romanını yazmak için kimliğini gizleyerek Chicago’nun mezbaha bölgesine girmiş ve buradaki tanıklıklarından hareketle bu romanı yazmıştı.

Romanın merkezinde yer alan Rudkus ailesi, 19. yüzyılın sonlarında Litvanya’dan Amerika’ya büyük umutlarla göç etmiştir.

Her göçmen gibi, aile üyelerinin de hayali, o meşhur Amerikan rüyasını gerçekleştirmektir.

Fakat burası, insan öğüten bir canavardır.

Zira Jurgis, Antanas, Ona, Teta Elzbieta, Jonas ve Marija’dan oluşan Rudkus ailesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelecek, burada adeta bir ölüm kalım savaşı verecektir.

Sinclair’in bu en ünlü romanı, ABD’deki emekçi sınıfların durumunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları, çeviren: Kıvanç Güney, Sel Yayıncılık, roman, 400 sayfa

James M. Jasper – Protesto (2017)

Politika, ahlak ve kültür konuları üzerine çalışan James Jasper, Wall Street’i İşgal Et eylemlerinden Mısır’daki devrime ve Hindistan’daki Dalit hareketine, farklı yer ve farklı zamanlarda ortaya çıkmış toplumsal hareketleri izleyerek bir protestonun ortaya çıkışı ve gelişiminin altındaki etkenleri aydınlatıyor.

  • Protestolar hangi şartlarda ortaya çıkar?
  • Üyelerini nasıl kazanır?
  • Örgütlenme aşamasında hangi sıkıntılarla boğuşur?
  • Medya ve siyasi aktörlerle nasıl ilişkiler kurar?
  • Bireylerin bu eylemlerde bulunmalarını sağlayan temel etkenler neler?
  • Bireylerin psikolojik durumları ve dürtüleriyle siyasi tavırları arasında her zaman doğru bir orantı vardır mıdır?

Bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını veren Jasper, hiçbir protesto hareketinin ve onlara katılan bireylerin tek bir kategoriye indirgenemeyeceğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: James M. Jasper – Protesto, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Erhan Sunar – Veda Oyunu (2014)

Erhan Sunar ‘Veda Oyunu’nda, Kürt destanı Mem û Zîn’i yeni bir bağlamda hikâye ediyor.

Roman, bir oyun yazarının yazdığı kurgunun, bir şekilde yön değiştirerek bambaşka hikâyelere doğru yol alışını işliyor.

Aşk, şiddet ve Kürt tarihinin dönüm noktaları üzerinden ilerleyen kurgu, Cizre’de taht kuran Kürt miri Abdullah, onun kız kardeşleri Zîn ile Sıti, nakkaş Mem, Tacdin ve mirin genelevdeki gizli aşkı ile bunların iç içe geçen hikâyelerine uzanır.

  • Künye: Erhan Sunar – Veda Oyunu, Alakarga Yayınları, roman, 363 sayfa

Fulvio Ervas – Sana Sarılırsam Korkma (2014)

Fulvio Ervas, bir babanın, otistik oğlu ile geçirdiği maceralı bir yolculuktan sonra, hayata farklı bir çerçeveden bakmasını hikâye ediyor.

Franco, otistik genç oğlu Andrea’nın tedavisi için modern ve alternatif tıbba kadar neredeyse her yolu denemiştir.

Bu çaresizliğin verdiği bıkkınlıkla baba-oğul, Amerika’yı bir uçtan bir uca kat etmeye koyulacak ve bu esnada Franco, oğlunun mucizevi kişiliğine tanık olacak ve böylece hep yanlış yaşayageldiği hayatını sorgulamaya başlayacaktır.

  • Künye: Fulvio Ervas – Sana Sarılırsam Korkma, çeviren: Melda Eralp, Pegasus Yayınları, roman, 319 sayfa

C. J. Busby – Kurbağa Büyüsü (2014)

C. J. Busby, fantastik bir dünyada geçen romanında, insanları kurbağaya çevirme büyüsünü keşfeden kahramanının yaşadığı maceraları anlatıyor.

Kral Arthur zamanlarında yaşayan Max Pendragon, şövalyelik eğitimi aldığı halde, yeni yeni keşfettiği büyücülük ile daha ilgilidir.

Pendragon günün birinde tesadüfen, insanları kurbağaya çevirecek bir büyüyü keşfeder.

Bu buluşuyla büyü festivaline katılmak isteyen Pendragon, kendini kötü büyücü Merlin ile karşı karşıya bulur.

  • Künye: C. J. Busby – Kurbağa Büyüsü, çizimler: David Wyatt, çeviren: Berril Tüccarbaşıoğlu Uğur, Artemis Yayınları, çocuk, 142 sayfa