Hacer Kılcıoğlu – Havaya Bak (2017)

Hava ile duygularımız arasında bir ilişki var mı?

Olmaz olur mu!

Ödüllü yazar Hacer Kılcıoğlu ‘Havaya Bak’taki hınzır ve muzip öyküleriyle farklı yaşamlardan gelen çocukların duygu durumlarıyla hava koşullarını harmanlıyor.

Filipinler’den Çeşme’ye tatile gelen Eren’in karanlık korkusu…

Yıldızlı bir gecede, gemi güvertesinde başlayan yepyeni bir dostluğun coşkusu…

Göztepe-Karşıyaka otobüsünde kutlanan, en az İzmir kadar renkli ve coşkulu bir doğum günü…

Çocukların bu ve bunun gibi başından geçen olayları, farklı kültürlerden ayrıntılarla zenginleştiren 10 güzel öykü.

Sanatçı Huban Korman’ın desenleri ise, öykülere ayrı bir cazibe katmakta.

  • Künye: Havaya Bak, Hacer Kılcıoğlu, resimleyen: Huban Korman, Günışığı Kitaplığı, çocuk, 112 sayfa

Italo Calvino – Amerika’da Bir İyimser (2017)‏

İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino, romanlardan öykülere, denemelerden edebiyat üzerine yazılara bize muazzam yapıtlar armağan etti.

Calvino’nun gezi yazılarından oluşan ‘Amerika’da Bir İyimser’ de, ilk kez ve nihayet Türkçede!

Calvino, Amerika’ya ilk yolculuğunu Kasım 1959’da gerçekleştirdi. Ve daha ilk ziyaretinde buraya hiç kanı kaynamadı.

Amerika’yı bayağılıklarla dolu bir yer olarak tanımlayan Calvino, şöyle demekten de kendini alamıyor: “O Amerika ki geleceği düşünmeyi bilmiyor, yine de hepimizin geleceğinin öylesine geniş bir bölümünü içinde barındırıyor…”

Bugün Calvino’nun yaklaşık altmış yıl önce söylediği bu sözlere baktığımızda, kendisinin ne kadar öngörülü olduğu açığa çıkıyor.

İnsanlar da değişir, şehirler de. Calvino’nun gezi izlenimlerine baktığımızda, Amerika’nın fazla değişmeyip dünyanın geri kalan kısmının artık Amerikanlaştığını düşünmemek elde değil. Bu yazılar, yalnızca Amerika için değil, dünyanın geri kalan kısmının bugünkü vaziyetini daha iyi anlamak için de okura önemli ayrıntılar verecek.

Calvino bu yolculuklarında kent merkezleriyle sınırlı kalmayıp çok sayıda eyaleti de gezmişti. Yazarlar, yayıncılar ve menajerlerin yanı sıra, iş adamları, sendikacılar ve insan hakları aktivistleriyle de görüşmüştü.

Martin Luther King de, Calvino’nun bu dönemde tanıştığı isimlerden biri olacaktı.

  • Künye: Amerika’da Bir İyimser, Italo Calvino, çeviren: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, gezi, 208 sayfa

Patrick deWitt – Kâhya ve Klara (2017)

Patrick deWitt’in vahşi western romanı ‘Sisters Kardeşler’, iki kardeşin şiddet ve sevgiyle örülü hikâyesini anlatmıştı.

Bu roman övgüyle karşılanmıştı. Öyle ki, Man Booker Ödülü finalisti olmuş, Washington Post’un ‘Yılın En İyi Romanları’ seçkisine girmiş ve üstüne üstlük Governor General’s Edebiyat Ödülü’nü kapmıştı.

Şimdi deWitt, belalı bir aşk hikâyesiyle harmanlanmış kara komedisi ‘Kahyâ ve Klara’ ile yeniden arzı endam ediyor. Harikulade bir doğaya sahip olup öfkeli ve acımasız adamlardan geçilmeyen tuhaf bir köy: Bury… Bu köyde olup bitenlerden sıtkı sıyrılmış yapayalnız bir adam: Lucien Minor.

Minor, bir gün Von Aux Şatosu’ndan kâhyalık teklifi alır. Minor, belalı Bury’den kurtulduğu için bu işe koşa koşa gider, ayrıca bu yeni kasabada güzel Klara’ya da kalbini kaptırır.

Günler rüya gibi geçer. Ta ki, Şato’nun efendisi Baron Von Aux kayıplara karışana değin. Ne yazık ki kasabadaki gizemli olaylar bununla da sınırlı değildir. Minor, kendini hırsızlar, yozlaşmış aristokratlar ve korkunç cinayetlerin ortasında bulur.

‘Kâhya ve Klara’ hem korku hem de komedi romanı…

  • Künye: Kâhya ve Klara, Patrick deWitt, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, roman, 385 sayfa

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

J. C. Michaels – Ateş Karınlı (2008)

  • ATEŞ KARINLI, J. C. Michaels, çeviren: Didar Zeynep Batumlu, Sel Yayıncılık, roman, 191 sayfa

‘Ateş Karınlı’da, hikâyenin başkahramanları Caroline ile kurbağası Ateş Karınlı’nın varoluş felsefesiyle örülmüş hikâyeleri anlatılıyor. Ateş Karınlı, evcil bir hayvan olarak rahat bir yaşam sürmek ile vahşi doğada maceralı bir hayat geçirmek arasında seçim yapmaya çalışan küçük bir kurbağadır. Caroline ise boşanmış anne ve babasının yeniden birlikte yaşamasını isteyen ve genç bir kadındır. Caroline ile Ateş Karınlı’nın yollarının kesişmesiyle başlayan maceraya, Sartre, Dostoyevski, Heidegger ve Kierkegaard gibi düşünürlerin varoluşla ilgili düşünceleri de eşlik edecektir.

Gary L. Francione – Hayvan Haklarına Giriş (2008)

  • HAYVAN HAKLARINA GİRİŞ, Gary L. Francione, çeviren: Renan Akman ve Elçin Gen, İletişim Yayınları, hayvan hakları, 328 sayfa

Gary L. Francione, ‘Hayvan Haklarına Giriş’te, “Çocuğunuz mu köpeğiniz mi?” ayrımını irdeliyor ve hayvan hakları bağlamında sıklıkla dillendirilen “insanca muamele”nin aslında hiçbir karşılığının ve geçerliliğinin olmadığını belirtiyor. Yazar, hayvanlar insanların malı olduğu sürece, hayvanların acısını azaltmaya yönelik hukuksal düzenlemelerin bir anlam ifade etmeyeceğini söylüyor. Hayvanlar hakkında söylenenler ile gerçekte onlara yapılan muamele arasındaki tutarsızlığı anlama çabasıyla, hayvanların ahlaki statüsünü irdeleyen Francione, mal sahibinin çıkarlarının her zaman malının çıkarlarından öncelikli olacağını ve bu durumda hayvanların payına yine zulüm düşeceğini savunuyor.

 

Ümit Zileli – Karanlığa Karşı Yazılar (2008)

  • KARANLIĞA KARŞI YAZILAR, Ümit Zileli, Cumhuriyet Kitapları, siyaset, 261 sayfa

Ümit Zileli’nin ‘Karanlığa Karşı Yazılar’, kendisinin ‘İşbirlikçiler’ isimli dizisinin üçüncü kitabını oluşturuyor. İlk baskısı 1999 yılında yapılan kitap, ağırlıklı olarak Zileli’nin Türkiye siyasetine dair kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Kitabı güncel kılan, bugünkü laiklik-şeriat tartışmalarına ışık tutan yanı, Refah-Yol dönemi ve 28 Şubat sürecinin öyküsünü ayrıntılarıyla vermesi. O günlerde yaşanan İslamcı yapılaşma, bu yapılaşmanın iktidara uzanışı ve ardından yaşanan çalkantılı dönem, kitapta ayrıntılı olarak ele alınıyor. Kitapta yer alan yazıların önemli bir kısmı da, yine o dönem yaşanan Susurluk kazası ardından ortaya çıkan kirli ilişkileri konu alıyor.

 

Bekir Karadeniz – 1900’den 2000’e Halk Şiiri (2008)

  • 1900’DEN 2000’E HALK ŞİİRİ, Bekir Karadeniz, Atılım Üniversitesi Yayınları, antoloji, 735 sayfa

Bekir Karadeniz, öykü, şiir ve çeviri gibi, edebiyatın farklı alanlarında ürün vermiş bir isim. Kendisinin ‘1900’den 2000’e Halk Şiiri’ isimli bu antolojisi de, hem halk şairlerinin biyografilerini hem de bu şairlerin seçme şiirlerini bir araya getiriyor. Daha önce de folklor çalışmaları yapmış, halk şairleri biyografileri hazırlamış Karadeniz’in çalışması, 180 halk ozanı ve şairin 823 şiirini barındırıyor. Kitapta ayrıca, Karadeniz tarafından kaleme alınan bilgilendirici bir giriş yazısı da bulunuyor. Antolojiye alınan çok sayıda şairden ve Karadeniz’in daha önceki çalışmalarından da bildiğimiz üzere, bu eser de uzun soluklu bir çabanın ürünü.

 

Friedrich Nietzsche – Seçilmiş Düşünceler (2008)

  • SEÇİLMİŞ DÜŞÜNCELER, Friedrich Nietzsche, çeviren: Sâmih Tiryakioğlu, Assos Yayınları, felsefe, 144 sayfa

Aforizma yazı tarzı, bilindiği gibi Nietzsche’nin en usta olduğu alanlarda biriydi. ‘Seçilmiş Düşünceler’ ise Nietzsche’nin muhtelif eserlerinden derlenmiş aforizmaları, özdeyişleri barındırmasıyla önemli. Kitaptan bir tadımlık: “Modern çağın en genel belirtisi: İnsan kendi gözünde saygınlığını inanılmaz derecede kaybetmiştir. Yaşamın uzun süre merkezi ve acıklı kahramanı olmuştur. Sonra, yaşamda hiç değilse kesin olana, bir değer taşıyana olan yakınlığını kanıtlamaya çalışarak -ahlâk kurallarının ana kurallar olduğuna inanıp insan saygınlığını ayakta tutmak isteyen bütün metafizikçiler gibi- Tanrı’yı elden kaçıran kimse, bu yüzden ahlâka olan inancına daha çok sarılır.”

 

Ahmet Çiğdem – Akıl ve Toplumun Özgürleşmesi (2008)

  • AKIL VE TOPLUMUN ÖZGÜRLEŞİMİ, Ahmet Çiğdem, İletişim Yayınları, felsefe, 135 sayfa

Ahmet Çiğdem ‘Akıl ve Toplumun Özgürleşimi’nde, Jürgen Habermas’ın epistemolojiyi toplumsal bir teori olarak kurma çabalarına odaklanıyor ve eleştirel bilgi teorisinin tarihsel ve toplumsal kökenlerini ele alıyor. Çiğdem, “eleştirel teori”, “akıl ve toplumun özgürleşimi”, “toplumsal teori olarak bilgi teorisi” ve “epistemoloji” gibi kavramları, Frankfurt Okulu ve Habermas üzerinden inceliyor. Yazar, bir yandan Frankfurt Okulu’nun ve üyelerinin tarihini verirken, diğer yandan da eleştirel teorinin modern dünyaya yönelttiği keskin yargıları da ele alıyor. Kitap, Habermas ve eleştirel gelenekten başlayarak, epistemolojinin akıl ve toplumun özgürleşmesi anlamında sunduğu imkânlara kafa yoruyor.