Hamid Skif – Tehlike Coğrafyası (2007)

  • TEHLİKE COĞRAFYASI, Hamid Skif, çeviren: İsmail Yerguz, İstiklal Kitabevi, roman, 156 sayfa

 

‘Tehlike Coğrafyası’nın yazarı Hamid Skif, aynı zamanda şair de. 1951 yılında Cezayir’in Oran kentinde doğan Skif, Cezayir hapishanelerinde yaşanan işkence ve kötü muamele üzerine yazılar yazdı. Fundamentalistlerin bombalı saldırısı sonucu ailesiyle birlikte ülkesinden kaçmak zorunda kalan Skif, Hamburg’a yerleşti. Skif’in bu romanı, kimlik belgesi olmayan bir adamın aylarca bir hizmetçi odasında yaşamasını hikâye ediyor. Odasının çatı penceresinden insanları izleyen bu sürgün anlatıcı, sıklıkla geçmişini hatırlarken, öte yandan da okuyucuyu sürgünler, mülteciler gibi, “yasadışı” yaşamak zorunda kalmış olanların hayatı üzerine düşünmeye çağırıyor.

Timothy Insoll – İslam Arkeolojisi (2007)

  • İSLAM ARKEOLOJİSİ, Timothy Insoll, çeviren: Bahar Tırnakcı, Homer Kitabevi, arkeoloji, 288 sayfa

 

Timothy Insoll’ün ‘İslam Arkeolojisi’, ağırlıklı olarak İslam dinine bağlı olanlardan günümüze kadar kalan maddi kalıntılara odaklanıyor. Fakat çalışma bununla sınırlı kalmayıp, bir dizi örnek üzerinden İslamiyet’e özgü maddi kültürün çeşitliliği ve zenginliğini de sergiliyor. Kitapta temelde, cami, konut ortamı, İslam kenti, ölüm ve ölü gömme, sanat, üretim, ticaret gibi konular ele alınıyor. Bu konulara sunulan örnekler de Arabistan ve Orta Doğu gibi İslam dünyasının merkezi sayılan yerlerden seçilmiş. Manchester Üniversitesi profesörlerinden olan Insoll’ün çalışmasının konu hakkında yazılmış rehber kitaplardan biri olmaya aday olduğunu söyleyebiliriz.

Mustafa Kartal – Nefes Teknikleri (2007)

  • NEFES TEKNİKLERİ, Mustafa Kartal, Sistem Yayıncılık, sağlık, 288 sayfa

 

Mustafa Kartal’ın ‘Nefes Teknikleri’nin alt başlığı ‘Nefesin Sihirli Gücü’. Kartal bu çalışmasıyla, okurun doğru nefes almayı öğrenmesini ve kendi başına uygulayabileceği nefes tekniklerini öğretmeyi amaçlıyor. Kitapta bunu sağlamak için birçok kültürden, nefes almakla ilgili teknikler bulunuyor. Kartal kitabında, Batının bilimsel nefes teknikleri ile, Doğu felsefesinde yoga ve meditasyon uygulaması içinde yer alan Panayama ve Kokyu-Ho’nun nefes tekniklerinin bir sentezini yapıyor. Yazarın sekiz yıl ses ve nefes teknikleri konusunda eğitim aldığını, opera gibi, tamamen nefesin kontrol ve yönetimini esas alan bir bölümden mezun olduğunu da belirtmekte fayda var.

Canan Barlas – Eğreti Burjuvalar (2007)

  • EĞRETİ BURJUVALAR, Canan Barlas, Merkez Kitaplar, inceleme, 104 sayfa

 

Canan Barlas’ın ‘Eğreti Burjuvalar’ı, kendisinin Türkiye’deki sosyeteye, zenginler dünyasına dair kişisel tanıklıklarından, gözlemlerinden, yorumlarından oluşuyor. Barlas’ın yorumlarını ilginç kılan, bunları yaparken, salt sosyolojik tahlilleri değil, kendi kişisel tarihini de merkeze almasıdır denebilir. Böylece bu kişisel tarihten gücünü alan metinler, Türkiye’nin sosyal, kültürel tarihine dair önemli ayrıntılar sunmuş oluyor. Barlas’ın metinleri, Türkiye için neden iki arada kalmış bir ülke tanımlaması yapıldığını da gözler önüne seriyor. Yüzünü ne tarafa döneceğini bilememiş bir ülkenin, batılılaşma yolundaki “eğreti” macerası, metinlerin başlıca ilgi çekiciliğini oluşturuyor.

Martin Kemp – Leonarda (2007)

  • LEONARDO, Martin Kemp, çeviren: Handan Balkara, Dost Yayınevi, sanat tarihi, 198 sayfa

Sanat tarihi profesörü olan Martin Kemp’in ‘Leonardo’su, Leonardo da Vinci’nin yaşamı ve eserlerini merkeze alıyor. Vinci’nin şaheserlerinden ‘Mona Lisa’ ve ‘Son Akşam Yemeği’yle incelemesine başlayan Kemp, sanatçı ve bilim adamının bilimsel düşüncelerinden zamanının sanat aktörleriyle arasındaki ilişkilere kadar uzanıyor. da Vinci’nin toplamda yirmi bin sayfayı bulan çizimleri üzerine uzun yıllar çalışan Kemp’in eseri, sanatçının taslaklarındaki ayrıntılara yer vermesiyle ilgiye değer. Leonardo’nun sanat ve bilim alanındaki çalışmaları konusunda önde gelen otoritelerden biri olan Kemp’in, bu kitabında çok sayıda yağlıboya resim örneğinin de bulunduğunu belirtelim.

Murathan Mungan – Balgîfa Mar / Yılan Yastığı (2007)

  • BALGÎFA MAR / YILAN YASTIĞI, Murathan Mungan, çeviren: Lal Laleş ve Îrfan Amîda, Lis Yayınları, şiir, 207 sayfa

 

‘Balgîfa Mar / Yılan Yastığı’, Murathan Mungan’ın altı şiir kitabından yapılan bir seçkiden oluşuyor. Kürtçe ve Türkçe yayınlanan kitap, iki dilin kardeşliğine katkı sunuyor. Çalışma, aynı zamanda Türkiye’de eksikliği hissedilen Kürtçe yayınlar konusunda da atılmış nitelikli bir adım. Kitapta yer alan ‘Mehmet’ isimli şiirden bir alıntının Kürtçe ve Türkçesi şöyle: “Rûne li ber siya / Dara ku min ji bo te çandiye û evînê / li min guhdarî bike / wext hindik e / Piştî gotinan belkî em nemînin her du jî (…)” / “Otur gölgesine / Senin için diktiğim ağacın, aşkın / beni dinle / zaman az / Sözlerden sonra belki kalmayız ikimiz de (…)”

Ece Ayhan – Kardeşim Akif (2011)

  • KARDEŞİM AKİF, Ece Ayhan, Dipnot Yayınları, mektup, 144 sayfa

 

‘Kardeşim Akif’, Türkiye şiirinin önde gelen isimlerinden Ece Ayhan’ın, dönemin genç şairi Akif Kurtuluş’a 1982-1984 yılları arasında yazdığı on dokuz mektubtan ve bu mektuplara ve döneme ilişkin Akif Kurtuluş’la yapılmış bir söyleşiden oluşuyor. Her açıdan travma yaratmış 1980 darbesinden iki yıl sonra yazılmaya başlanmış mektupları özgün kılan hususlardan biri, dönemin edebiyat ortamını, toplumunu ve siyasî atmosferini anlamlandırmak konusunda belge niteliği taşıyor olmaları. Mektuplar ayrıca, Ece Ayhan’ın en yalnız ve öfkeli günlerinde kaleme alındığı için, onun travmaların üstesinden gelmeye çabalayan şiirlerini ve düşüncelerini açıklayan kılavuzlardan biri olarak kabul edilebilir. Bunun yanı sıra mektuplar, Ece Ayhan’ın ünlü kitabı ‘Çok Eski Adıyladır’ın yayımlanma sürecine dair ayrıntıları da barındırıyor.

Platon – Euthyphron: Dindarlık Üzerine (2011)

  • EUTHYPHRON: DİNDARLIK ÜZERİNE, Platon, çeviren: Güvenç Şar, Kabalcı Yayınları, felsefe, 104 sayfa

 

Platon’un Euthyphron’unun, Sokrates’in suçlanması, yargılanması ve ölümüyle ilgili diyalogların başında yer aldığı söylenir. Diyalog, gençleri yoldan çıkarmak ve tanrılara saygısızlık etmek savıyla mahkemeye verilen Sokrates ile cinayet işlediği için kendi babasını mahkemeye veren Euthyphron arasında geçer. Bu diyaloğu özgün kılan hususların başında, Sokrates’in dine ve dindarlığa yaklaşımının ne olduğu hakkında önemli detaylar sunması. Diyaloğun diğer tarafı olan Euthyphron ise, düşünsel olarak tümüyle Sokrates’in karşıtı olmaktan çok, Atina halkının dinle kurduğu gülünç ilişkinin temsilcisi olarak yer alır. Metin boyunca Sokrates, Euthypron’a yönelik abartılı övgülerde bulunurken, Euthyphron da saflığından ve cahilliğinden kaynaklı olarak, bir türlü bu övgülerin ardına saklanmış ironinin farkına varmaz.

Mehmet Nuri Gültekin (der.) – “Ta Ezelden Taşkındır…”: Antep

  • “TA EZELDEN TAŞKINDIR…”: ANTEP, derleyen: Mehmet Nuri Gültekin, İletişim Yayınları, şehir, 657 sayfa

 

Mehmet Nuri Gültekin’in derlediği eldeki çalışma, Antep imgesinin izini sürüyor. Kitap, iki edebiyatçının, Orhan Kemal ve Ahmet Ümit’in anılarındaki Antep’le açılarak, şehrin 1920’lerin sonundan günümüze kadarki dönüşümünü kayıt altına alıyor. Kitabın ikinci bölümünde Antep’in dününe, üçüncü bölümde de, şehirdeki ekonomik, siyasî, kültürel ve demografik dönüşümlere odaklanılıyor. Kitabın devamında, şehirdeki kadın ve çocukların karşı karşıya bulunduğu sorunlar irdeleniyor ve çalışmanın son bölümde de, Gaziantepspor üzerinden kentteki futbol ve spor etkinlikleri, Antep’in yemek kültürü ve şehirdeki sivil toplum çalışmaları irdeleniyor.

A. Hicri İzgören – Acıyla Diri (2011)

  • ACIYLA DİRİ, A. Hicri İzgören, Avesta Yayınları, şiir, 62 sayfa

 

A. Hicri İzgören’in ilk baskısı 1981’de yapılan ‘Acıyla Diri’si, otuz yıl sonra yeniden yayımlandı. İzgören’in kendine özgü şiir arayışının ilk basamağını oluşturan kitap, yaralanmış ve kanlı bir coğrafyadan imgelerle bezeli. İzgören, kitaba adını veren şiirinde şöyle diyor: “Bozgun sonu beklemelerde / Gör ki zehir zemberek günler / Yaşanır diri // Sevdaya tutsak / Yeşile yasak bellemişler / Ki öyle dilsiz dillene / Ve her gün böyle / Yüklü gelir antenler / ‘İzmir’de iki kişi öldürüldü / Çorum’da bir öğretmen / Siverek’te üç kişi daha’ / Bir hüzün senfonisidir tutkun / Sen çoğaladur yürekte / Emek emek / Gün be gün eksilir / Ocakta çorba (…)”