Graham E. Fuller – İslamsız Dünya (2010)

  • İSLAMSIZ DÜNYA, Graham E. Fuller, çeviren: Hasan Kaya, Profil Yayıncılık, siyaset, 350 sayfa

Graham E. Fuller ‘İslamsız Dünya’da, Batı tarafından öcü ve suçlu ilan edilen İslam’ın olmadığı bir dünyanın nasıl olabileceğini araştırıyor. Doğu-Batı ilişkilerinin İslam dışında da, çok sayıda çatışma potansiyeli barındırdığını iddia eden Fuller, İslamsız bir dünyada, Ortadoğu’da veya Batı’nın Doğu’ya bakışında bugünkü manzaradan pek farklı bir şeyle karşılaşmayacağımızı savunuyor. Fuller’e göre, İslam bir yana, ekonomik çıkarlar, jeopolitik çıkarlar, imparatorluklar arasında yaşanan güç savaşları, etnik çekişmeler ve milliyetçi dalgalar gibi, Doğu-Batı ilişkilerinin evrimini sıkı biçimde etkilemiş olan çok sayıda etmen bulunuyor.

Fay Kirby – Türkiye’de Köy Enstitüleri (2010)

  • TÜRKİYE’DE KÖY ENSTİTÜLERİ, Fay Kirby, çeviren: Niyazi Berkes, Tarihçi Kitabevi, tarih, 532 sayfa

‘Türkiye’de Köy Enstitüleri’, Fay Kirby’nin 1960’ta Columbia Üniversitesi’ne doktora tezi olarak sunduğu ‘The Village Institue Movement of Turkey: An Educational Mobilization for Social Change’ başlıklı özgün tezin çevirisi. Köy Enstitleri hakkında yapılmış en kapsamlı araştırmalardan birine imza atan Kirby, objektif bakış açısıyla da farklılığını ortaya koyuyor. Birinci el kaynaklar kullanılarak yazılmış kitapta, Köy Enstitülerinin temeli olan düşünceler ve deneyler, Enstitülerin kuruluş ve yıkılış süreci ayrıntılı olarak ele alınmış. Kitapta ayrıca, Köy Enstitülülerle yapılmış görüşmelerden elde edilen bilgi ve bulgular da yer alıyor.

Z. Tül Akbal Süalp ve Aslı Güneş (ed.) – Taşrada Var Bir Zaman (2010)

  • TAŞRADA BİR ZAMAN, editör: Z. Tül Akbal Süalp ve Aslı Güneş, Çitlembik Yayınları, kültür, 310 sayfa

‘Taşrada Bir Zaman’, taşra kavramı konusundaki tartışmaları bir araya getirmesiyle ilgi çekiyor. Birçok ismin katkıda bulunduğu kitap, özellikle son on yıldır Türkiye sinemasında öne çıkan “taşra” temasının sebeplerine dair yapılan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Kitaptaki makaleler, taşranın sadece sinemada değil, diğer sanat kollarında, hatta toplumsal hayatın genelinde de popüler olduğunu ortaya koyuyor. Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler şöyle: Jale Parla, Z. Tül Akbal Süalp, Necla Algan, Tanıl Bora, Aslı Kayhan, Fatih Özgüven, Burçe Çelik, Behçet Güleryüz, Mesut Varlık, Aslı Güneş, Janet Barış ve Ayşe Kayhan.

Amorgoslu Semonides – Kadınlar Üzerine (2010)

  • KADINLAR ÜZERİNE, Amorgoslu Semonides, çeviren: Alova, Notos Kitap, şiir, 76 sayfa

Amorgoslu Semonides’in Troya Savaşı’ndan 490 yıl sonra ünlendiği söylenir. Elimizdeki kitapta, Semonides’in şenliklerde söylenen, açık saçık sözlerden oluşan “İambos” tarzı şiirleri yer alıyor. Kitaptan bir alıntı: “Başlangıçta tanrı türlü akıl verdi kadına. / Birini uzun kıllı domuzdan yarattı. / Evi baştan sona karman çorman, / çamurlar topak olmuş yuvarlanır yerde, / ne kendi yıkanır, ne üstünü yıkar; / çöküp yağ bağlar gübrenin üstünde. // Birini hınzır tilkiden. Bir kadın ki / her şeye erer aklı. İyiymiş, kötüymüş / bir şey kaçmaz gözünden. Huyudur çünkü / kötü demesi iyiye, kötüye iyi. / Sabahtan akşama değişir ruh hali. (…)”

Louann Brizendine – Kadın Beyni (2007)

  • KADIN BEYNİ, Louann Brizendine, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Kelebek Arges Yayınları, psikoloji, 295 sayfa

Louann Brizendine’in, ilginç bir konuyu irdeleyen elimizdeki ‘Kadın Beyni’ adlı kitabı, “Her beyin kadın doğar. Bazıları erkek büyür” cümlesiyle başlıyor. Brizendine bu cümleyi, doğumdan sekiz hafta sonra testosteronun, erkek beyninin iletişim merkezine yayıldığı ve erkeklerin daha sonra bu özelliklerini yitirdikleri gerçeğinden hareketle söylüyor. Nöropsikiyatrist olan Brizendine’in çalışması, görüldüğü gibi ağırlıklı olarak kadın beyninin kendine has yönlerine odaklanıyor. “Kadınlar, erkeklerin hiç hatırlamadıkları kavgalarını asla unutmazlar.”, “Genç bir kız görünüşüne ve telefon konuşmalarına hiçbir şeye olmadığı kadar takıntılıdır.” ve “Seks düşüncesi, bir kadının beynine gün aşırı uğrarken, erkeklerin hemen hemen hiç aklından çıkmaz.” gibi tanımlar,  Brizendine’ne göre kadın beynini farklı kılan hususlardan birkaçı. Kitap, kadının bedenine daha çok ilgi duyan erkekleri, görünenin altındaki perdeyi aralamaya davet ediyor.

Arno Gruen – Empatinin Yitimi (2007)

  • EMPATİNİN YİTİMİ, Arno Gruen, çeviren: İlknur İgan, Çitlembik Yayınları, psikoloji, 377 sayfa

‘Empatinin Yitimi’nin alt başlığı ‘Kayıtsızlık Politikası Üzerine’. Kitap, psikolojiye yaptığı değerli katkılarıyla bilinen Arno Gruen’in son çalışması. Gruen, “insanlar kendi acılarını yaşayamadıklarında, bu acıyı başkalarının yaşamasına ihtiyaç duyarlar” diyor. Bu cümleyi de, 1993 yılında Liverpool’da on bir yaşında iki çocuğun, iki yaşındaki başka bir çocuğu kaçırıp öldürmesi olayı üzerinden sarf ediyor. Yoldan geçenler zamanında müdahale etmiş, empati sahibi kişiler olsalardı, cinayet önlenebilirdi. Ancak, küçük çocuğun bağırışları duyulmasına rağmen kimse yardım etmedi. Gruen kitabında, empatinin yitimini önleyecek ve kayıtsızlık politikasına son verecek bir çıkış yolu arıyor.

Christopher P. Baker – Küba’yı Keşfederken (2007)

  • KÜBA’YI KEŞFEDERKEN, Christopher P. Baker, çeviren: İrem Sağlamer ve Murat Bayramoğlu, National Geographic Society, gezi, 433 sayfa

Bir başlığı da ‘Mi Moto Fidel’ olan ‘Küba’yı Keşfederken’ kitabı, Christopher P. Baker’in Küba’da motorsikletle yaptığı gezisinin izlenimlerinden oluşuyor. Motorsikletiyle Küba’da üç ay gezen Baker, adanın ilginç tarihinin ve özgün kültürünün peşine düşüyor. Kitabın anlattığı öykü, kozmopolit Havanalılardan, çiftçi ve balıkçılara kadar geniş bir toplumsal kesiti veriyor. Yoksulluğun, siyasi belirsizliklerin, acı dolu bir geçiş sürecinin izlerini taşıyan Küba halkı, uzman bir gezgin olan Baker’in kendine has üslubuyla okuyucuya aktarılıyor. Bu anlatımda, katedilen 11 bin 300 kilometre gibi çok uzun sayılabilecek bir geziden geriye kalan izlenimler, özellikle Küba’yı merak edenlere hitap edecek nitelikte. Yazarın kendine has üslubu ise, kitabı bir gezi rehberi olmaktan çıkarıp, gezi edebiyatı türüne dahil ediyor.

Not: Yukarıdaki kapak, kitabın İngilizce baskısına aittir.

Vonne Van Der Meer – Ada Konukları (2007)

  • ADA KONUKLARI, Vonne Van Der Meer, çeviren: Arnout Seenhoek ve Sevgi Gülen, Gri Yayınları, roman, 221 sayfa

‘Ada Konukları’, Hollanda’nın kuzeyinde bulunan Waddeneiland adasındaki “Duinroos” adlı tatil evine gelen misafirler ile evi yaz sezonuna hazırlayan temizlikçi kadının hikâyesine dayanıyor. Temizlikçi kadın, bu tatil köyüne gelen çok sayıda ismin öykülerini aktarma rolünü üstlenir. Tatil için gelenler birbirlerini tanımazlar. Sadece ev sahibinin kendilerine bıraktığı konuk defterinden ötürü birbirinden haberdar olur. Roman ilerledikçe, tatil köyüne gelen tüm konukların belli bir kriz yaşadıkları ve yaşadıkları krizi atlatmak için burada bulundukları ortaya çıkar. Roman, bu farklı kişiliklerin öykülerini aktarması yönüyle ilgiye değer.

Alberto Manguel – Okuma Günlüğü (2007)

  • OKUMA GÜNLÜĞÜ, Alberto Manguel, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 205 sayfa

Alberto Manguel’in ‘Okuma Günlüğü’, okurlara, yazarlara, eleştirmenlerin, kısacası kitapla yolu kesişen herkese hitap edecek denemelerden oluşuyor. Yazar, editör ve çevirmen olan Manguel’i, aynı zamanda, “profesyonel okur” olarak tanımlamak da mümkün. Manguel, kitabını bir yıl içinde, her aya bir kitap gelecek şekilde kaleme almış. Adolfo Bioy Casares’in ‘Morel’in Buluşu’, H. G. Wells’in ‘Dr. Morreau’nun Adası’, Rudyard Kipling’in ‘Kim’i, Chateaubriand’nın ‘Mezar Ötesinden Anılar’ı, Arthur Conan Doyle’un ‘Dörtlerin Simgesi’, Goethe’nin ‘Gönül Yakınlıkları’, Kenneth Grahame’ın ‘Söğütlükte Rüzgâr’ ve Cervantes’in ‘Don Quijote’u, Manguel’in kalemine konuk ettiği birkaç eser.

Viktor Pelevin – Dehşet Miğferi (2007)

  • DEHŞET MİĞFERİ, Viktor Pelevin, çeviren: Dilek Şendil, Merkez Kitaplar, roman, 171 sayfa

Viktor Pelevin’in ‘Dehşet Miğferi’ Eski Yunan mitolojisinden bir hikâyeye dayanıyor. Theseus ve Minotauros, klasik bir kahramanlık miti. Theseus, savaşta yenildiği için yedi erkekle yedi genç kızı boğa başlı canavar Minotauros’a yem olması için Girit’e vermekle cezalandırılır. Theseus, Minos’un kızı Ariadne’ye âşık olduğu için bu canavarı bulup öldürmek zorundadır. İşte Pelevin bu kahramanlık öyküsünü, günümüzün başlıca iletişim yollarından biri haline gelen internet ortamına uyarlıyor. Bir otel odasına kapatılmış, nerede olduklarını, oradan nasıl çıkacaklarını bilemeyen sekiz genç, birbirleriyle internette sohbet ederek buradan kurtulmanın yollarını ararlar.