Özkan Eroğlu – Baudrillard’ı Okumak (2015)

Sanat eleştirisinin sıklıkla başvurduğu filozoflardan Jean Baudrillard’ın sanat felsefesini enine boyuna tartışan bir çalışma.

Özkan Eroğlu burada, bir yandan sanat ve eleştiri ilişkisi bağlamında Baudrillard’ı tartışırken, öte yandan da Baudrillard’ın hocası Lefebvre’nin düşüncesini ve buradan da yola çıkarak genel olarak 20. yüzyıl sanat felsefesinin gelişiminin ana duraklarını irdeliyor.

  • Künye: Özkan Eroğlu – Baudrillard’ı Okumak, Tekhne Yayınları

Filiz Öktem – Uygulamalı Latin Dili (2015)

Filiz Öktem’den, iki yıllık dönemi kapsayacak şekilde hazırlanmış iyi bir uygulamalı Latince ders kitabı.

Kitap Latince ile hem amatörce hem de profesyonel düzeyde ilgilenen herkese hitap ediyor.

Kitapta isim çekimlerinden soru sıfatlarına, soru ve zaman zarflarından sayılara bu dildeki pek çok detay açıklanmakta, bunun yanı sıra Latin dünyası ve klasik kültür hakkında aydınlatıcı bilgiler de sunulmakta.

  • Künye: Filiz Öktem – Uygulamalı Latin Dili, Kabalcı Yayınevi

Nergis Ertürk – Türkiye’de Gramatoloji ve Edebi Modernlik (2018)

1928’de, Fars-Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabul edilişi, Türkiye kültür tarihinde olduğu kadar, ülkenin modernleşme tarihinde de dönüm noktası oldu.

Nergis Ertürk’ün bu nitelikli çalışması, Türk alfabesi ve dil reformunu 19. yüzyılın sonlarından yirminci yüzyılın ortalarına kadar izliyor ve bu sürecin modern Türkiye edebiyatı üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Fars-Arap alfabesinin değiştirilmesini ve bunu takiben dilin Arapça ve Farsçadan alınmış sözcüklerden arındırılmasını modern sesmerkezciliğin uzun tarihi içine yerleştiren Ertürk, ayrıca, bugün bildiğimiz şekliyle Türk edebiyatında modernliğin uzlaştırılamamış çelişkilerinin en iyi, yazım pratiğindeki tarihsel olarak belirlenmiş bu değişimler bağlamında inceleneceğini öne sürüyor.

Bu bağlamda Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa ve Nâzım Hikmet’in eserleri üzerinden geniş bir okuma gerçekleştiren Ertürk, Türk edebiyatının bu süreçteki dönüşümünün iyi bir analizini sunuyor.

Kültür ve tarih, karşılaştırmalı edebiyat, edebi eleştiri ve postkolonyal çalışmalara ilgi duyanların kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Nergis Ertürk – Türkiye’de Gramatoloji ve Edebi Modernlik, çeviren: Merve Tabur, İletişim Yayınları, inceleme, 328 sayfa, 2018

David I. Kertzer – Papa ve Mussolini (2018)

Tarihte de bugün de, dini kurumların başında bulunan kişilerin ve bizzat bu kurumların kendilerinin faşist diktatörlüklere kol değnekliği yaptığını görüyoruz.

Bu ilişki çok açık ve nettir.

Biz yine de bunun daha eski bir örneğine, Papa XI. Pius’un İtalya diktatörü Mussolini’nin “başarı” merdivenlerini hızla çıktığı ve Avrupa’da faşizmin yükseldiği bir dönemdeki utanç verici konumuna bakalım.

David Kertzer’in bu incelemesi, XI. Pius’un Mussolini’yle imzaladığı ve İtalya ile Roma Katolik Kilisesi arasındaki savaşı sona erdiren Lateran Antlaşması’nı ve sonrasında yaşananları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Lateran Antlaşması, Kilise ile devletin birbirinden ayrılmasına son vermiş, böylece Mussolini’nin faşist hükümetinin hareket alanı artmış ve Kilise bunu yaparak faşist iktidar ile istekli bir ortaklık gerçekleştirmişti.

Kertzer’in çalışması, diktatörlük ile din ve diktatörlük ile Kilise arasındaki ilişkinin bilinmeyenlerini ortaya koymasıyla, en önemlisi de günümüze ışık tutmasıyla çok önemli.

  • Künye: David I. Kertzer – Papa ve Mussolini: XI. Pius’un Gizli Tarihi ve Avrupa’da Faşizmin Yükselişi, çeviren: Ahmet Arslan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2018

Fârâbî: Doğu Bilgeliğinin Kapısı (2009)

‘Doğu Bilgeliğinin Kapısı’, başta gelen İslam düşünürlerinden Fârâbî’nin biyografisi ile düşünce sistemini anlatıyor; eserlerinden bir seçkiyi sunuyor.

Kitabın ilk bölümü, Fârâbî’nin yaşamı ve yapıtlarına odaklanıyor.

Burada, onun düşünsel gelişim sürecini betimlemek amacıyla on bir yapıtının tanıtımı yer alıyor.

İkinci bölüm, Fârâbî’nin genel düşünce sistemini tanıtıyor ve düşünce tarihine nasıl bir katkıda bulunduğunu irdeliyor; Fârâbî’nin doğu bilgeliğini nasıl kurduğu ve İslam’ın klasik döneminde varlık, bilgi ve değer konularına yönelik geliştirdiği yaklaşımı sunuyor.

Kitabın son bölümü de, düşünürün seçilmiş metinlerini barındırıyor.

  • Künye: Kolektif – Fârâbî: Doğu Bilgeliğinin Kapısı, yayıma hazırlayan: Hüseyin Gazi Topdemir, Say Yayınları, felsefe, 350 sayfa

William Shakespeare – Kuru Gürültü (2009)

William Shakespeare’in olgunluk dönemi eserlerinden, romantik komedya türünde kaleme aldığı ‘Kuru Gürültü’, üstadın en başarılı üç komedyasından biri olarak kabul ediliyor.

Yanlış anlamalar üzerine kurulu bir öyküye sahip eser, sadece romantik değil, akla ve özgür iradeye dayalı aşkın tartışılmaz gücünü ve iyiliksever soyluların adaletini anlatıyor.

Shakespeare’in eseri, duygusal ve şiirsel olanı hikâye ettiği kadar, karakterlerinin düştüğü acımasız tuzakları ve yaşadıkları acıları da kurguya dâhil etmesiyle gerçekçi yönler taşıyor.

Shakespeare, düşünce kalıplarını zorlayan, dengeli karşıtlıklara dayalı, zengin imgeler barındıran bir metinle karşımızda.

  • Künye: William Shakespeare – Kuru Gürültü, çeviren: Sevgi Sanlı, İş Kültür Yayınları, oyun, 119 sayfa

Jean-Baptiste Chabot – Asur Edebiyatı (2009)

Jean-Baptiste Chabot ‘Asur Edebiyatı’nda, başkentleri Edessa (Urfa) olan Asurların Aramice yazılmış edebiyatlarını inceliyor, bu dilin trajik ölümünün izini sürüyor.

Chabot bunu, Aramice yazılmış kutsal olmayan ilk edebi metinlerden, bu dilin edebi bir dil olarak kaybolmaya başladığı zamanlara uzanarak yapıyor.

İlk ürünlerine bakıldığında, Asur edebiyatının yetkin bir düşünce ve kültür düzeyine sahip olduğunu söyleyen Chabot, buna örnek olarak da Aramice’nin çok tanrılı dinlerden günümüze kalan kısa kitabelerini ve ilk Hıristiyan Asur eserlerini gösteriyor.

Yazar, Asur edebiyatının altın çağını yaşadığı dönemleri ve ortadan kalkmasının öyküsünü sunuyor.

  • Künye: Jean-Baptiste Chabot – Asur Edebiyatı, çeviren: Vedii İlmen, Yaba Yayınları, inceleme, 160 sayfa

Mary Talbot ve Bryan Talbot – Öncü Kadınlar (2018)

İçeriğiyle de çizimleriyle de göz dolduran ‘Öncü Kadınlar’, 20. yüzyılın başında kadınların oy hakkını edinmesi için çalışmış kadınların ufuk açıcı mücadelelerini adım adım anlatıyor.

Mary Talbot’ın yazdığı, Bryan Talbot’ın resimlediği ‘Öncü Kadınlar’, akıcı bir macera ile bu tarihsel süreçte yaşananları harmanlayan harika bir grafik roman.

Kitap, evde de, işte ve siyasette de son sözü söyleme hakkının her zaman erkeğe tanındığı bir zamanda, kendi oy haklarını kazanmak için yola çıkmış, bu uğurda olağanüstü mücadele sergilemiş ve ısrarlarıyla yüzyıllık adaletsizliği ortadan kaldırmış öncü kadınları bize bir kez daha hatırlatıyor.

Bu her yönüyle özgün yapıtın, 2015 yılında Madrid Kitapçılar Birliği tarafından yılın en iyi grafik romanı seçildiğini de bilhassa belirtelim.

  • Künye: Mary Talbot ve Bryan Talbot – Öncü Kadınlar: Bir Direnişin Hikâyesi, çeviren: Damla Kellecioğlu, Desen Yayınları, 192 sayfa, 2018

Nato Thompson – İktidarı Görmek (2018)

İktidarın, tüketici kapitalizmin sızmadık alan bırakmadığı günümüzde, muhalif sanat ortaya koymanın imkân ve koşulları nedir?

Yazar ve küratör, aynı zamanda bağımsız sanat platformu Philadelphia Contemporary’nin sanat yönetmenliğini yürüten Nato Thompson, toplumsal sorunlara yüzünü dönebilen ve muhalif bir duruş ortaya koyacak sanatın nasıl olabileceğini örnekler eşliğinde anlatıyor.

Alternatif sanat mekânları ve kooperatif evleri kadar, Occupy Wall Street ile Arap Baharı gibi siyasi/toplumsal olayları yeni muhalif sanatsal araçlar olarak irdeleyen Thompson, iktidara meydan okumanın yeni yollarını derinlemesine anlatıyor.

Karamsarlığa kapılmamıza gerek yok.

Zira en kötü zamanlar, en iyi muhalefetin ortaya konacağı, toplumun böylesi bir duruşa karşı en duyarlı ve istekli olduğu zamanlardır.

Thompson’a kulak veriyoruz.

  • Künye: Nato Thompson – İktidarı Görmek: 21. Yüzyılda Sanat ve Aktivizm, çeviren: Erden Kosova, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 168 sayfa, 2018

Esen Çamurdan – Kendi Olmak veya Ol(a)mamak (2018)

Türkiye tiyatrosuna damga vurmuş eski, yeni birçok yazarın kendi olma veya olamama durumuna nasıl yaklaştığını irdeleyen iyi bir çalışma.

Esen Çamurdan, Türkiye tiyatrosuyla ilgili giriştiği her çalışmada, bir biçimde karşısına hep kendi ol(a)mama, başka bir deyişle dayatmacı toplumun bireyi bastırması sorununun çıktığını söylüyor.

Çamurdan, çalışması kapsamında kendi ol(a)mama sorunsalında birleşen yedi çağdaş yazarın on bir yapıtını tartışıyor ve bireysel ve toplumsal/kültürel/ahlaksal/tinsel düzlemde temel bir kendilik sorununa değindiklerini düşündüğü bu oyunların nitelikli bir resmini çiziyor.

Kitap, Türkiye tiyatrosunda bireysel kimlik sorununun nasıl ele alındığını daha iyi kavramak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Esen Çamurdan – Kendi Olmak veya Ol(a)mamak: Türk Tiyatrosunda Bireysel Kimlik Sorunu, Habitus Kitap, tiyatro, 128 sayfa, 2018