Christopher Dole – Seküler Yaşam ve Şifacılık (2015)

Yakın zamanda Hacamatçılar Federasyonu’nun Türk Tabipler Birliği’nin (TTB), “Savaş bir halk sağlığı sorunudur,” açıklamasını protesto etmişti.

Bu değerli kitap ise, Türkiye’de dini şifacıların ve hastalarının, kentsel yoksulluk ortamında devlet ve İslam’ın dışında yeni gelecek imkânları arayışının analizi.

Uzun süreli alan araştırmalarına dayanarak bu çalışmayı ortaya koyan antropolog Christopher Dole, bu şifacılık biçimlerinin varlıklarını sürdürdükleri tarihsel, maddi ve söylemsel koşulları detaylıca ele alıyor.

  • Künye: Christopher Dole – Seküler Yaşam ve Şifacılık, çeviren: Barış Cezar, Metis Yayınları

Jean-Philippe Ravoux – Varoluşun Anlamı (2009)

Jean-Philippe Ravoux ‘Varoluşun Anlamı’nda, Antoine de Saint-Exupéry’nin ‘Küçük Prens’inin, nasıl 20. yüzyılın en önemli metafizik öğretisi haline geldiğini araştırıyor.

‘Küçük Prens’ üzerine çok şey yazıldı.

Bu eserin çocuklar için bir hikâye mi yoksa yetişkinler için yazılmış bir kitap olup olmadığı da tartışıldı; kitabın başarısının nedeni olarak gösterilen resimlerin nasıl ve neye göre seçildiği de sorgulandı.

Felsefe öğrenimi sırasında, tezini Saint-Exupéry’nin maneviyatı üzerine yapan Ravoux çalışmasında, ‘Küçük Prensi’, yazarının ruhsal ve politik felsefesi çerçevesinden inceliyor.

Eser, Saint-Exupéry’nin iç dünyasına inmek isteyenlere hitap edecek nitelikte.

Künye: Jean-Philippe Ravoux – Varoluşun Anlamı, çeviren: Asena Yalınız, Dharma Yayınları, inceleme, 136 sayfa

Fatih Yeşil – İhtilâller Çağında Osmanlı Ordusu (2018)

Daha önce burada Ebubekir Râtib Efendi üzerine yaptığı önemli çalışmasına yer verdiğimiz Fatih Yeşil, şimdi başka bir başarılı esere daha imza atıyor.

Elimizdeki kitap, Fransız İhtilâli’nin Avrupa’da en etkili olduğu dönemde, Osmanlı’da bu gelişmelerin etkisiyle yaşanan muazzam ekonomik ve politik dönüşümleri kayda geçiriyor.

Bu dönemde kurulacak olan Nizam-ı Cedid, yalnızca Osmanlı tarihinin ve toplumsal hayatının güçlü kurumlarından olan Yeniçeriliğin ilgasıyla sonuçlanmayacak, aynı zamanda ve asıl önemlisi olarak yeni bir siyasi ve mali yapının oluşumuna temel teşkil edecekti.

Yeşil, Nizam-ı Cedid’in uygulanmaya başlanmasını, Yeniçerilerin buna karşı tepkilerini, değişimin Osmanlı toplumundaki ve siyaset kurumundaki yansımalarını, Rumeli’de açılan isyan bayraklarını, 1807 ve 1808 arasında İstanbul’da birbirinin peşi sıra patlayan ihtilalleri, Yeniçeriliğin ilgasını ve Osmanlı askeri, siyasi ve mali yapısının geçirdiği büyük dönüşümü ele alıyor.

Fatih Yeşil’in bu önemli çalışmasıyla, 2017 TÜBA Halil İnalcık Özel Ödülü’nü aldığını da belirtelim.

Bu vesileyle kendisini kutluyoruz.

  • Künye: Fatih Yeşil – İhtilâller Çağında Osmanlı Ordusu: Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyoekonomik ve Sospopolitik Değişim Üzerine Bir İnceleme (1793-1826), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2016

Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir (2018)

Orman kanunlarının geçerli olduğu yerlerde sesini yükselten her zaman en haklı olandır.

Raoul Vaneigem ise, düşünce özgürlüğünün akla hayale gelmeyen gerekçelerle kısıtlandığı bir dünyada, söz söyleme hakkının yalnızca medeniyetin en önemli ölçütü olmakla kalmayıp su ve ekmek gibi bir hak ve ihtiyaç olduğunu anlatıyor.

Vaneigem’in burada tanımladığı şekliyle düşünce özgürlüğü, sadece zorlu dönemlerde dikta rejimlerine kafa tutmak anlamına gelmiyor.

Kendisine göre düşünce özgürlüğü, çatışmalardan ve savaşlardan azade toplumlarda da, şeffaflığın sağlanması, iktidarın dizginlenmesi, büyük şirketlerin sömürüsünün önüne geçilmesi ve gücün baştan çıkarıcılığının insanları esir almaması için de hayati öneme sahip.

Vaneigem, okurunu, nasıl bir yaşam sürmek istediği üzerine düşünmeye ve zalimliğin hükümranlığını imkânsız kılacak sorumluluk sahibi bir birey olmaya davet ediyor.

Kitap, yazarın Türkçe baskı için kaleme aldığı bir Önsöz ile Cemal Bali Akal’ın ‘İfade Özgürlüğünü Sınırlamak Saçmalıktır’ başlıklı bir Sonsöz’le sunuluyor.

  • Künye: Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir: İfade Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: İrem Selin Nacar, Dost Kitabevi, siyaset, 85 sayfa, 2018

Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler (2018)

Eleştirmen Fredric Jameson’ın, modern sanat eserleriyle postmodern sanat eserlerini karşılaştırdığı, dikkat çekici kitabı ‘Antikler ve Postmodernler’, hem önemli saptamalar barındırması hem de bir yönüyle sanatın gelişiminin dönüm noktalarını kayda almasıyla önemli.

Jameson burada,

  • Rubens’in eserlerinde tarihin yorumlanışı,
  • Oyun yazarı ve alegorist olarak Wagner,
  • Mahler’in film müziğinde aşkınlık,
  • Filmde geç modernizm,
  • Angelopoulos ve kolektif anlatı,
  • Sukurov’da tarih ve ağıt,
  • Postmodern deneyim olarak uyarlama,
  • The Wire dizisinde gerçeklik ve ütopya ve bunun gibi birçok konuyu ele alıyor.

Jameson bu konuları irdelerken, sanatta değişen ve dönüşen anlatı formlarının toplumsal alana nasıl yansıdıklarını da tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler: Formların Tarihselliği Üzerine, çeviren: H. İlksen Mavituna, Özgüç Orhan ve Öznur Karakaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 320 sayfa, 2018

Kolektif – Yüzüncü Yılında II. Meşrutiyet (2009)

‘Yüzüncü Yılında II. Meşrutiyet’, kısa sayılabilecek bir zaman diliminde olup bitmesine rağmen, yaşandığı zamana damga vuran ve sonraki birçok gelişmeyi derinden etkileyen tarihsel dönemlerden biri olan II. Meşrutiyet’i irdeleyen makalelerden oluşuyor.

Makaleler, Cumhuriyet Türkiye’sinde Batılılaşma süreci, anayasacılık hareketi, siyasal düşünce oluşumlarının tohumları, liberal yönetim anlayışı, muhalefet hareketleri, iktisat ve toplum düşüncesi, kadın ve aile tartışmaları gibi, II. Meşrutiyet ile onun etkide bulunduğu birçok konuyu tartışıyor.

Kitap, Osmanlı modernleşmesi ile Cumhuriyet modernleşmesi arasındaki süreklilik ve kopuş tartışmalarına da katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Yüzüncü Yılında II. Meşrutiyet, hazırlayan: Halil Akkurt ve Akif Pamuk, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 448 sayfa

Michael Smith – Seçkin Katiller (2009)

Michael Smith ‘Seçkin Katiller’de, ABD’nin gizli özel istihbarat harekât timinin, yirmi beş yıllık kanlı hikâyesini anlatıyor.

Sunday Times gazetesinin muhabiri ve İngiliz ordusunda çalışmış bir istihbarat ajanı olan yazar, ‘Faaliyet’ ismini verdiği bu örgütün, “teröre karşı savaş” bahanesiyle yaptığı çalışmalarla ABD’nin dünya imparatorluğunu nasıl garantiye almayı amaçladığını gösteriyor.

‘Faaliyet’in birçok eski üyesiyle yapılan görüşmelere de yer veren çalışma, Vietnam’dan Kolombiya’ya, İtalya’dan Irak’a uzanan harekâtlarla, bu örgüt aracılığıyla karanlık ve kirli politikaların nasıl üretildiğini açığa çıkarıyor.

Kitap, Haluk Gerger’in önsözüyle okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Michael Smith – Seçkin Katiller, çeviren: İbrahim Bingöl, Timsah Kitap, siyaset, 371 sayfa

Cafer el-Askerî – İsyancı Arap Ordusunda Bir Harbiyeli (2009)

‘Arap Gözüyle Osmanlı’ dizisinin dokuzuncu kitabı olan ‘İsyancı Arap Ordusunda Bir Harbiyeli’, Osmanlı ordusunda binbaşı rütbesiyle İngilizlere karşı mücadele ederken saf değiştirerek isyancı Arap ordusunun komutanlığını üstlenen Iraklı Cafer el-Askerî’nin anılarından oluşuyor.

1885-1936 arasında yaşayan el-Askerî, 1919 yılına kadar olan serüvenini kendi kaleminden anlatıyor.

el-Askerî’nin kitabında bulunan bilgi ve belgeler, aynı zamanda dönemin askerî tarihine dair önemli ayrıntılar barındırmasıyla da altın değerinde bir kaynak.

Kitap ayrıca, Arap milliyetçiliğinin oluşumunda subayların rolü ve teşkilatlanma biçimlerine dair dikkat çekici ayrıntılar da barındırıyor.

  • Künye: Cafer el-Askerî – İsyancı Arap Ordusunda Bir Harbiyeli, hazırlayan: Necdet Fethi Safvet, çeviren: Halit Özkan, Klasik Yayınları, anı, 272 sayfa

Alexandra Ahouandjinou – Hayatta Kalmak İçin Küçük Felsefe Seti (2018)

Alexandra Ahouandjinou, Sorbonne’da felsefe doktorası yapmış bir isim.

Fakat felsefe doktorası, Ahouandjinou’yu ve onun elimizdeki kitabını tanımlamak için yeterli değil.

Kendisi aynı zamanda, Krav-maga ve Kung-fu gibi dövüş sporlarında uzmanlaşmış bir özsavunma hocası ve ülkesi Fransa’da, Kung-fu’da iki kez kazandığı şampiyonluğu bulunuyor.

İşte bu kitap da, Ahouandjinou’nun bu iki uzmanlığının bireşimi olmasıyla dikkat çekiyor.

Gündelik hayatta her an beklenmedik saldırılarla karşılaşabiliriz.

Özsavunma her insan için gerekli, hatta yaşadığımız çağın tehlikeleri düşünüldüğünde zorunludur da.

Ahouandjinou ise, yalnızca fiziksel özsavunmadan bahsetmiyor, aynı zamanda Aristoteles, Locke, Spinoza, Hobbes, Kant, Sartre gibi filozofların düşünceleriyle özsavunmanın ilkelerini birleştiriyor.

“Dövüş olarak özsavunma sadece bir pratiğe indirgenemez, aksine yayılır, hayata doğru genişler ve varoluşa kadar uzanır, ” diyen Ahouandjinou, bu iki pratik ve disiplinin birbirinden ayrılamayacağını ve insanın kendini savunurken, aynı zamanda bunun üzerine felsefi olarak da düşünebileceğini belirtiyor.

  • Künye: Alexandra Ahouandjinou – Hayatta Kalmak İçin Küçük Felsefe Seti: Gündelik Hayatın Saldırılarına Karşı Koyma, çeviren: Didem Tuna, Sel Yayıncılık, felsefe, 92 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Tanrı’ya ve İnsana Dair (2018)

Kısa bir süre önce burada, sosyolog Zygmunt Bauman ile teolog Stanislaw Obirek’in iyi ile kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine diyaloglarını sunan ‘Dünyaya ve Kendimize Dair’ adlı kitaba yer vermiştik.

Yazarlar elimizdeki kitapta ise, her şeyden önce tüm insanlara aynı inancı, aynı değerleri ve bir yerde aynı düşünce biçimini dayatan anlayışlarla hesaplaşıyor ve farklı inançların, farklı düşüncelerin kendilerine hayat bulacakları bir dünyanın imkânlarını konuşuyorlar.

Yazarlar, manevi sıkıntılarını, bunları aşma umutlarını ve arınmaya dair fikirlerini farklı entelektüel ve kurumsal çerçevelerde kayda geçirse de, Bauman’ın da altını çizdiği gibi, farklı noktalardan yola çıkıp aynı yerde buluşuyorlar.

Dolayısıyla diyaloğu hem teorik hem de pratik alanda yapılmış bir egzersiz olarak düşünebiliriz.

Farklılıkların yaşayacağı bir dünyanın muhtemel yararlarıyla olduğu kadar, riskler ve tuzaklarla da dolu olabileceğini belirten yazarlar, farkındalığı ve öz-denetimi daha güçlü, daha iyi bir öz-kavrayışın yolumuzu aydınlatabileceğini düşünüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Tanrı’ya ve İnsana Dair, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2018