Senih Özay – Anılarım (2006)

  • ANILARIM, Senih Özay, Aşina Kitaplar, anı, 248 sayfa

Senih Özay, uzun yıllar avukatlı yapmış bir isim. ‘Anılarım’ın alt başlığı ‘Ağzımı Hayır’a Açtığım Davalarım…’ Kitaba önsöz yazan A. Rıza Akcan, Özay’ın kitabı için, “Bu kitap azalan kocaman elli ve kocaman beyinli insanlardan birinin hikâyesidir; acıtır belki ama kırmaz; öğretir…” diyor. Senih Özay İnsan Hakları Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Savaş Karşıtları Derneği, Sosyal Araştırmalar Vakfı, Kuzey Kafkasya Kültür Derneği, Düşünce Suçu Müzesine Doğru Hareketi gibi kurumların yöneticiliği ve üyeliğini yapmış. Kendisinin anıları da, Ankara barosunda başladığı avukatlık mesleğindeki deneyimlerine, anılarına dayanıyor. Hak/hukuk seyri ağır işleyen bir ülkede, muhalif bir avukatın anıları.

Elia Kazan- Uzlaşma (2006)

  • UZLAŞMA, Elia Kazan, çeviren: Nazar Büyüm, Adam Yayıncılık, roman, 591 sayfa

Elia Kazan, bilindiği gibi, tiyatroyla başladığı sanat hayatına, daha sonra yönetmenlik ve son olarak da edebiyatçı kimliğiyle devam etmiş bir isim. ‘Bir Genç Kız Yetişiyor’, ırkçılığı işleyen ‘Pinky’, Marlon Brando’nun oyunuyla kendini gösteren ‘İhtiras Tramvayı’, ‘Viva Zapata’, Yahudi düşmanlığını ele alan ‘Namus Sözü’ ve ‘Rıhtımlar Üzerinde’ kendisinin yönettiği filmlerin başlıcaları. Bu son ikisinin Oscar kazandığını da belirtelim. Yine bunların dışında, James Dean’in oynadığı ‘Cennet Yolu’nu da unutmamak gerekir. Kazan’ın orijinal adı ‘The Arrangement’ olan ve daha sonra filme de aktarılan ‘Uzlaşma’ romanı ise, Amerika’daki bir Rum göçmeninin yaşamını anlatıyor.

Anton Çehov – Köpeğiyle Dolaşan Kadın (2006)

  • KÖPEĞİYLE DOLAŞAN KADIN, Anton Çehov, çeviren: Ergin Altay, İş Kültür Yayınları, öykü, 682 sayfa

Edebiyat ders kitaplarında, Anton Çehov’un durum öykücüsü olduğu söylenirdi. Çehov’un “durum öyküleriyle” neyin kastedildiğini, kendisini okuduktan sonra öğrendik. Yazar, basit insanların basit hayatını, basit bir dille verirken, okuyucuyu şaşırtacak ayrıntıları bulup ortaya çıkarmakta ustadır. Çehov, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını büyük bir duyarlıkla işlediği öykü ve oyunlarıyla en önemli 19. yüzyıl yazarlarından biri. Çehov’un ‘Köpeğiyle Dolaşan Kadın’ isimli bu kitabı ise, yazarın otuz öyküsünü bir araya getiriyor. Öykülerin çevirisi ise, ilk çevirisi Yusuf Ziya Ortaç’ın Akbaba dergisinde yayımlanan usta çevirmen Ergin Altay’a ait.

Lawrence Ferlinghetti – Yitik Dünyadan Resimler (2006)

  • YİTİK DÜNYADAN RESİMLER, Lawrence Ferlinghetti, çeviren: Gürkal Aylan, Artshop Yayınları, şiir, 44 sayfa

Lawrence Ferlinghetti, ellili yılların modern Amerikan toplumunun ikiyüzlülüğünü eleştiren yazarlar, şairler ve diğer sanatçıların oluşturduğu “Beat” kuşağının sözcüsü ve putları kıran bir sembolü olarak bilinir. Bilindiği gibi bu dönemde, William S. Burroughs, Garry Synder, Allen Ginsberg ve Jack Kerouac gibi önemli isimler de vardı. Ferlinghetti, şiirini, gri yüzlü, akademik, kılı kırk yarma yerine, aklınıza ne gelirse, geldiği gibi yazma, şiirin özüne dönüş olarak tanımlar. Ferlinghetti’nin ‘Yitik Dünyadan Resimler’i, ilk kez 1955 yılında yayımlandı. Yayımlandığı dönemlerde “yeni şiirin ilk işareti” olarak karşılanan kitap, nihayet Türkçede.

François Caradec – Beden Dili Sözlüğü (2006)

  • BEDEN DİLİ SÖZLÜĞÜ, François Caradec, çeviren: Ceyda Akaş, Kitap Yayınevi, sözlük, 300 sayfa

“Önce söz vardı” cümlesini herkes bilir. Ama sözden çok önce, bu sözün görevini görecek bir beden dili vardı. Bu dilin toplumdan topluma değişen kendince anlamları var. Konuşurken en çok hareket kullananlar İtalyanlar, bu konuda en tasarruflu olanlarsa İngilizler. Dolayısıyla her beden dilinin, kullandığımız sözdizimsel dil gibi aksanı var. Malum, beden dilini kullanarak icra edeceğiniz bir hareket başka toplumlarda yanlış anlaşılabiliyor. İşte, Caradec’in ‘Beden Dili Sözlüğü’, herhangi bir hareketin hangi kültüre ait olduğunu, ne anlama geldiğini resimlerle ayrıntılı bir şekilde açıklıyor. Bu dili öğrenmek ve yanlış anlamaların önüne geçmek isteyenlere.

Judith Revel – Michel Foucault: Güncelliğin Ontolojisi (2006)

  • MICHEL FOUCAULT: GÜNCELLİĞİN ONTOLOJİSİ, Judith Revel, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, felsefe, 186 sayfa

Judith Revel’in ‘Michel Foucault’su, 1968 kuşağının bu önemli isminin felsefesini anlamayı amaçlıyor. Kitap, Foucault’nun felsefi seyrine, Revel’in deyimiyle “güzergah”ına, geçirdiği aşamalara ve çağdaş Fransız ve dünya felsefesindeki yerine odaklanıyor. Judith Revel L’Ecole Normale Supérieure’ün eski öğrencilerinden ve Michel Foucault Merkezi üyesi. Ayrıca Fransa ile İtalya’daki Foucault otoritelerinin başta gelenlerinden. Revel, günümüzde, gerek düşünüşü ve gerekse tarzıyla hâlâ güncelliğini koruyan Foucault için, haklı olarak şöyle diyor:  “Psikoloji, tarih ve edebiyatla ilgilenen ve bir edebiyatçı gibi yazan filozof.”

Ahmet Rasim – Şehir Mektupları (2006)

  • ŞEHİR MEKTUPLARI, Ahmet Rasim, hazırlayan: Korkut Tankuter, Say Yayınları, şehir, 139 sayfa

Ahmet Rasim, İstanbul’la özdeşleşen yazarların başında gelir. Onun ‘Şehir Mektupları’ysa, İstanbul’a dair eserlerinin en başta gelenlerinden sayılır. Bu mektuplar, Rasim’in güçlü kalemi ve İstanbul’un nabzını birebir tutan yönleriyle, şehrin sosyal tarihine dair önemli bir doküman olarak hâlâ zenginliğini koruyor. ‘Şehir Mektupları’nın, yayınevinin “100 Temel Eser” dizisinden çıkmış elimizdeki edisyonunda, Doç. Dr. Handan İnci tarafından kaleme alınmış bir önsöz de yer alıyor. İnci, “Edebiyatımızda yaşadığı çevreyi, şehri, gündelik hayatı yazıya dökme alışkanlığı yaygın olmadığı için Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları’ndaki tanıklığı daha da değer kazanıyor.” diyor.

Necmi Sönmez – Sanat Hayatı İçerir mi? (2006)

  • SANAT HAYATI İÇERİR Mİ?, Necmi Sönmez, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 299 sayfa

Sanat eleştirmeni ve küratör Necmi Sönmez ‘Sanat Hayatı İçerir mi?’de, klasik modern ustaları, uluslararası ve Türk sanatçıları, güncel sergileri ve fotografik imgeleri inceleyen sergi eleştirilerine yer veriyor. Sönmez’in 1987-2000 yılları arasında kaleme aldığı yazılarından yaptığı bu seçki; Matisse, Paul Klee, Ljubov Nopova gibi klasik modernlerden, Thomas Bayrle, Tony Oursler, Joseph Kosuth gibi uluslararası çağdaş sanatçılara; Tiraje Dikmen, Albert Bitran, Ayşe Erkmen gibi çağdaş Türk sanatçılardan “manifesta” ve “documenta” gibi uluslararası güncel sergilere ve Manuel Alvarez Bravo, Man Ray, Lütfü Özkök’ün fotografik çalışmalarına uzanan birçok konuya değiniyor.

Akın Olgun – Adları Saklıdır (2006)

  • ADLARI SAKLIDIR, Akın Olgun, Güncel Yayıncılık, anlatı, 224 sayfa

Akın Olgun ‘Adları Saklıdır’da, on yedi yaşındayken karşılaştığı cezaevlerini, çocukluk serüvenlerini, Aleviliğini ve solculuğunu anlatıyor. Bu anlatımda, ağırlıklı olarak, Olgun’un politik hayatında karşılaştığı cezaevleri ile bu cezaevlerinde yaşadığı işkenceler, katıldığı ölüm oruçları yer alıyor. Olgun 1990 gençliğine dahil olan bir kuşağı temsil ediyor. Dolayısıyla 1999 yılındaki “hayata dönüş” operasyonlarının ve F tipi cezaevlerinin de mağdurlarından biri. Olgun kitabı için “Uğruna bu kitap yazıldığı sırada yüz yedi ölüme ulaşan ve kaçımızın sakat kaldığının dahi belli olmadığı F tipi hikayemizin bir müsveddesi olmalı” diyor. ‘Adları Saklıdır’ da bu acı müsveddelerinin kaydını tutuyor.

Ertuğrul Mavioğlu – Asılmayıp Beslenenler (2006)

  • ASILMAYIP BESLENENLER, Ertuğrul Mavioğlu, İthaki Yayınları, siyaset, 350 sayfa

‘Asılmayıp Beslenenler’in ismen, hangi söze atıfta bulunduğu ortada. Ertuğrul Mavioğlu’nun bu kitabı, kısa zamanda dördüncü baskıya ulaştı. 1980 darbesinden önce iki kez hapse giren Mavioğlu, darbeden sonra da, 1980-1984 ve 1987-1991 yılları arasında toplam sekiz yıl cezaevinde yattı. Dolayısıyla Mavioğlu, 12 Eylül darbesinin birebir mağduru. Darbenin ertesinde Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı sıfatıyla, “Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?” sözünden sonra, idam edilen hükümlülerin sayısı 50’ye yükseldi. Tabi bu arada, hapishanelerdeki on binlerce insan, nam-ı diğer “beslenenler” de vardı. İşte, kendisi de bir “beslenen” olan Mavioğlu, o dönemin cezaevlerine dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor.