Ataol Behramoğlu – Rus Edebiyatının Öğrettiği (2008)

Ataol Behramoğlu’nun değişik zamanlardaki yazılarını bir araya getiren ‘Rus Edebiyatının Öğrettiği’, Rus edebiyatının değerli kaynaklarına eğilmesinin yanında, bu edebiyatın Türkiye de dâhil, dünya edebiyatına getirdiği katkılara odaklanıyor.

Çalışma, Behramoğlu’nun daha önce yayınlanan ‘Rus Edebiyatı Yazıları’ ve ‘Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği’ isimli kitaplarıyla birlikte, kendisinin bu alana yaptığı katkının önemli bir halkasını oluşturuyor.

Kitapta, Behramoğlu’nun Rus romanı, şiiri ve tiyatrosu üstüne değerlendirmelerinin yanı sıra, ulusal ve uluslararası akademik toplantılarda sunduğu bildiri metinleri de yer alıyor.

  • Künye: Ataol Behramoğlu – Rus Edebiyatının Öğrettiği, Evrensel Yayınları, inceleme, 208 sayfa

Mark MacKinnon – Yeni Soğuk Savaş (2008)

‘Yeni Soğuk Savaş’, Mark MacKinnon’un Rusya ve Amerika arasında yeniden başladı dediği soğuk savaşı anlatıyor.

MacKinnon’a göre, bu savaş, sadece iki güç arasında yaşanmasına rağmen, etkileri bölgedeki diğer ülkeleri de kapsayacak kadar geniş.

Yazar, “yeni soğuk savaş”ın, Moskova’da Putin’in ve Washington’da da Bush’un iktidara geldiği 2000 yılında başladığını savunuyor.

Yazar bu yeni savaşın araçlarının ise, hileli seçimler, devlet eliyle hazırlanan devrimler ve boru hatları üzerindeki kavgalar olduğunu söylüyor.

Şu an Ortadoğu’da görevli olan MacKinnon, bazı gazeteler adına uzun süre Moskova temsilciliği de yürüttüğünden, çalışması bu deneyiminden de besleniyor.

  • Künye: Mark MacKinnon – Yeni Soğuk Savaş, çeviren: Emel Lakşe, Destek Yayınları, siyaset, 378 sayfa

Kolektif – Hazır mısın Everest? (2008)

2006 yılının Nisan-Haziran ayları arasında, Türkiye’den bir takım, dünyanın en yüksek dağı Everest’e bir tırmanış etkinliği düzenlemiş ve takımın on kişilik tırmanış ekibinin tümü, 15 ve 24 Mayıs 2006 tarihlerinde zirveye ulaşmıştı.

Bu tırmanışın, Everest’e Türkiye’den ilk kez ülke adı ile anılacak bir takımın zirveye çıkması ve Türkiye’den dünyanın en yüksek zirvesine ilk kadın tırmanışının bu takımdaki dört kadın dağcı ile gerçekleştirilmiş olması gibi, iki önemli başarısı oldu.

İşte bu kitap, bu sıra dışı tırmanışı gerçekleştiren takımdaki üyelerin tanıklıklarını ve deneyimlerini bir araya getiriyor.

Zirve öncesi hazırlıklar, zirveye doğru yol alış süreci ve nihayetinde zirveye ulaşmaya dair ayrıntılar, kitabın içeriği.

  • Künye: Kolektif – Hazır mısın Everest?, Yazılama Yayınları, belgesel, 194 sayfa

Addie Johnson – Bahaneler Kitabı (2008)

Bahaneler, en basit anlamıyla, kişinin kötü davranışlar sergilediği ve bundan pişman olduğu ya da kendisine söyleneni yapmadığı zamanlarda başvurduğu bir savunma biçimidir denebilir.

Addie Johnson’ın bu eğlenceli kitabı ise, bazen sorumluluklarından kaçıp tembellik yapmak isteyenlere, daha iyi bahaneler uydurma konusunda alet edevat yardımı.

Johnson çok içten olduğu için şöyle diyor: “Arada sırada dürüstlük en iyi politikadır. Yine de buna fazla başvurmayın ve sadece işe yarayacağından emin olduğunuzda kullanın.”

Daha çok yalan söylemenin, kandırmanın, sosyal durumlarda ve aile içinde bahaneler uydurmanın, kısacası “kötülük” yapmanın “incelikleri”, bu kitapta.

  • Künye: Addie Johnson – Bahaneler Kitabı, çeviren: Filiz İnceoğlu Öztürk, Doğan Kitap, mizah, 138 sayfa

Dina Rizk Khoury – Musul 1540-1834 (2008)

Dina Rizk Khoury, bu çalışmasında, Musul’un üç yüzyılını merkeze alarak, Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet ve taşra toplumu ilişkilerini analiz ediyor.

Kitabını, Osmanlı ve Irak arşivlerini tarayarak gerçekleştiren Khoury, merkezi bir devlet ile bir sınır kentinin taşra toplumu arasındaki alışverişle ilgilenmekte.

Khoury’nin, bu ilişkinin söz konusu zaman aralığında, farklı biçimlere bürünerek dönüşüp güçlendiği, kitabın başlıca tezi.

Yazar, sınır kentindeki önde gelen iki hanedan olan Ömerzadeler ve Celilzadeler’in yükseliş ve düşüş hikâyeleri üzerinden, dönemin Osmanlı siyasal iktidarının niteliğini araştırıyor.

  • Künye: Dina Rizk Khoury – Musul 1540-1834, çeviren: Ülkün Tansel, İş Kültür Yayınları, tarih, 328 sayfa

Maxime Rodinson – Muhammed (2008)

Marksist tarihçi Maxime Rodinson’un, ilk baskısı 1961 yılında yapılan ve Türkçe alt başlığı ‘Yeni Bir Dünyanın ve Peygamberin Doğuşu’ olan bu kitabı, kimilerine göre konu hakkındaki ilk çağdaş metinlerden biri.

Rodinson, Muhammed’in kişisel özelliklerini anlatıyor ve bunların Muhammed’in yetiştiği çevrenin ekonomik-sosyal şartları çerçevesinden izliyor.

Yazar, “Muhammed bir dinsel deha, büyük bir siyasi düşünür ve sizin, benim gibi bir insandı,” diyor.

Çalışma, peygamberin kişiliği, ailesi, geçmişi ve içinde yaşadığı toplum; İslam’ı yayma süreci, mezhep ve devlet kuruşu, düşmanlarıyla yaptığı savaşlar ve nihayet, ilk büyük Müslüman askeri gücünü oluşturması gibi konularda sağlam bir rehber.

  • Künye: Maxime Rodinson – Muhammed, çeviren: Attila Tokatlı, Doruk Yayınları, biyografi, 376 sayfa

Adnan Çoban – Şizofreni (2008)

Uzun bir çaba ve deneyimin ürünü olan ‘Şizofreni’, şizofrenin akıl hastalığı mı, kişilik bölünmesi mi yoksa biyolojik sebeplere dayanan bir duygu durum bozukluğu mu olduğu konularına açıklık getiren bir rehber.

Dünya Şizofreni Derneği’nin de kurucularından olan Adnan Çoban’ın çalışması, özellikle bu hastalığı herkesin anlayabileceği bir dille anlatmasıyla öne çıkıyor.

“Gördüm ki, koca koca kitaplarda yazılanlar, yaşananların sadece milyonda biri. Daha çok şey görebilmek, daha çok paylaşabilmek için bu kitabı yazmaya karar verdim,” diyen Çoban, şizofreni ile mizah, evlilik, doğum, çalışma hayatı, okul, sigara, sanat arasındaki ilişkileri inceliyor.

  • Künye: Adnan Çoban – Şizofreni, Timaş Yayınları, psikoloji, 288 sayfa

Karl Korsch – Sosyal Bilimler ve Marksizm (2008)

Karl Korsch, György Lukács ve Antonio Gramsci ile birlikte Batı Marksizmi’nin kurucu isimleri arasında yer alıyor.

Yazar ‘Sosyal Bilimler ve Marksizm’de, hem Marksizm’in kendi üzerine düşünebilme kapasitesine sahip olduğunu anlatıyor hem de daha sonra çokça başvurulan ideoloji eleştirisinde de bulunuyor.

Korsch, ortodoks Marksizm’in, Marx ve Engels’in teorisindeki devrimci içeriği, politikadan bağımsız evrensel bir bilim sistemi oluşturma tutkusu yüzünden körelttiğini ve böylelikle de bilimin pratik eleştirisini imkânsız hale getirdiğini savunuyor.

Yazar bu durumun da, bir bütün olarak sosyal bilimlerin gündemine dönük köklü bir müdahale getirdiği iddiasında.

  • Künye: Karl Korsch – Sosyal Bilimler ve Marksizm, derleyen ve çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Salyangoz Yayınları, felsefe, 149 sayfa

John Gribbin – Schrödinger’in Yavru Kedileri (2008)

John Gribbin, oldukça ilgi çeken ve geniş bir okur kitlesine ulaşan ‘Shrödinger’in Kedisinin Peşinde’den on yıl sonra, ‘Shrödinger’in Yavru Kedileri’ ile kuantum konusuna kaldığı yerden devam ediyor.

Gribbin ilk kitabında, kuantum kuramının tarihsel gelişimine odaklanmıştı.

Şimdi ise, yine kendine has esprili üslubuyla, alanın güncel meselelerini gözüne kestiriyor.

Yazar kuantum bilgilerimizi güncelliyor, sonra bize bazı bilmeceler soruyor ve bunları yapamayacağımızı görünce de onları teker teker açıklıyor.

  • Künye: John Gribbin – Schrödinger’in Yavru Kedileri, çeviren: Nedim Çatlı, Metis Yayınları, bilim, 290 sayfa

Helîm Yûsiv – Dişsiz Korku (2008)

‘Dişsiz Korku’, Kürt edebiyatının Suriyeli genç isimlerinden Helîm Yûsiv’in ‘Tirsa Bê Diran’ isimli romanının Türkçe çevirisi.

Roman, baştan sona korkuyu anlatıyor. Fakat buradaki korku, bazen anlatılan, bazen anlatıcının kendisi, bazen de bir duygu olarak okurun karşısına çıkıyor.

“Olur da bir gün biriniz korkuya rastlarsınız, nerede doğduğunu bir sorun lütfen. Şüphesiz size İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasındaki dört köşede doğduğunu söyleyecektir,” diyen Yûsiv, birçok farklı karakterin arzı endem ettiği romanında, hikâyenin başkahramanı olarak korkunun bu coğrafyalardaki var olma biçimlerini ve maceralarını hikâye ediyor.

  • Künye: Helîm Yûsiv – Dişsiz Korku, çeviren: Rahmi Batur, Evrensel Yayınları, roman, 144 sayfa