Yılmaz Büyükerşen – Zamanı Durduran Saat (2009)

‘Zamanı Durduran Saat’, halen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürütün Yılmaz Büyükerşen’le yapılmış uzun soluklu bir söyleşiden oluşuyor.

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Başkanlığı da yapan Büyükerşen ayrıca, kurduğu Yüksek Öğretim kampüsleriyle de eğitime katkılarda bulunmuş isimlerden.

Cemalettin N. Taşcı’nın Büyükerşen’le yaptığı söyleşilerden oluşan bu kitap, aynı zamanda Büyükerşen’in kendi ağzından hikâyesi olarak dikkat çekiyor.

Kitap, Büyükerşen’in çocukluk yıllarından başlayarak, adım adım hayatının ve hizmetlerinin izini sürüyor.

  • Künye: Yılmaz Büyükerşen – Zamanı Durduran Saat: Yılmaz Büyükerşen, söyleşi: Cemalettin N. Taşcı, Doğan Kitap, söyleşi, 510 sayfa

Hamit Dilgan – Büyük Matematikçi Ömer Hayyam (2009)

Matematik tarihi hocası Hamit Dilgan, şiir, felsefe, müzik, fizik, astronomi ve matematik gibi, birbirinden çok farklı alanlarda çalışmış ve ürünler vermiş Hayyam’ın dünyasına iniyor; daha çok şiirleriyle bilinen Hayyam’ın matematik alanındaki çalışmalarını irdeliyor.

Kitaba, İslam matematik tarihinin ana hatları ve Doğu’da bilim adamlarının yetişmesini sağlayan toplumsal-kültürel iklimle başlayan Dilgan, böylece, Hayyam’a seleflerinden kalmış matematiklerle kendisi tarafından yapılmış çalışmaları karşılaştırma fırsatı sunuyor.

Kitapta ayrıca, Prof. Dr. Ahmed Cabbar’ın, Hayyam’ın hayatı ve eserlerine odaklanan, ayrıntılı bir yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Hamit Dilgan – Büyük Matematikçi Ömer Hayyam, Kaynak Yayınları, bilim, 206 sayfa

Sina Kabaağaç – Dün, Sanki Bin Yıllık Uzak Bir Zamandır… (2009)

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü’nde uzun yıllar çalışmış Sina Kabaağaç, birçok hocanın yetişmesini sağladı.

Aynı zamanda, Türkiye edebiyatının önde gelen kalemlerinden Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın da oğlu olan Sina Kabaağaç, 1997 yılının sonlarında vefat etti.

Kabaağaç’ın ‘Dün, Sanki Bin Yıllık Uzak Bir Zamandır’ isimli elimizdeki kitabı, kendisi, annesi, babası, kardeşleri, anneannesi, büyükbabası, Klasik Filoloji bölümü ve öğrencilerine dair anılarından oluşuyor.

Kabaağaç’ın birçok kişi ve birçok olayı kapsayan anıları aynı zamanda, Girit, Trablus, İstanbul, Mordoğan ve İzmir gibi çok farklı coğrafyalara uzanıyor.

  • Künye: Sina Kabaağaç – Dün, Sanki Bin Yıllık Uzak Bir Zamandır…, TB Yayıncılık, anı, 432 sayfa

Edip Ahmed Bin Mahmud Yüknekî – Günümüz Diliyle Atabetü’l-Hakâyık (2009)

Bir ahlak ve öğüt kitabı olan Atabetü’l Hakâyık, Türkçe ismiyle ‘Gerçeklerin Eşiği’, Türk-İslam düşünüşünün başta gelen eserlerinden.

‘Kutadgu Bilig’den yarım yüzyıl sonra yazılmış eserin yazarı Edib Ahmed Bin Mahmud Yüknekî, okuyucuya ahlak ilkeleri, nasıl ahlaklı insan olunabileceği gibi konularda öğütlerde bulunuyor.

Bilginin erdemi ve kullanılışı ile ilgili ipuçları veren Yüknekî’nin kitabı, kuşkusuz, bilginin neden önemli olduğunu yüz yıllar önce irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

Yaşar Çağbayar’ın hazırladığı kitapta ayrıca, yazarın hayatı ve eseri anlatılıyor; eserin nüshalarından örnek sayfalara yer veriliyor.

  • Künye: Edip Ahmed Bin Mahmud Yüknekî – Günümüz Diliyle Atabetü’l-Hakâyık, hazırlayan: Yaşar Çağbayır, Ötüken Yayınları, din, 71 sayfa

Irene Gut Opdyke ve Jennifer Armstrong – Ellerimde (2009)

‘Ellerimde’, birçok insanı soykırımdan kurtaran Irene Gut Opdyke’in anılarından oluşuyor.

Opdyke, 1939’da Alman ordusunun Polonya’ya saldırmasıyla Polonya ordusuna katılmak için gönüllü olur.

Alman mühimmat fabrikasında ve ardından Nazi subaylarının yemek salonunda garson olarak çalışmaya zorlanan Opdyke, Almanların Yahudileri yok etmekle ilgili niyetinden haberdar olunca, olabildiğince çok Yahudiyi kurtarmaya karar verir.

Çitlerin altından Yahudilerin olduğu bölgeye yiyecek bırakmakla işe başlayan Opdyke, bunu, 12 Yahudiyi bir Alman binbaşının evinde saklamaya kadar vardırır.

Kitap, cesur bir kadının savaşa ve soykırıma tanıklığını anlatılıyor.

  • Künye: Irene Gut Opdyke ve Jennifer Armstrong – Ellerimde, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Say Yayınları, anı, 280 sayfa

Kâmuran Şipal – Gece Lambalarının Işığında (2009)

Kâmuran Şipal, Çağdaş Alman edebiyatından ve Franz Kafka’dan yaptığı özenli çevirileriyle bilinir.

‘Gece Lambalarının Işığında’ ise, bir öykücü olarak da bilinen Şipal’in toplu öykülerini bir araya getiriyor.

Toplu öykülerde, Şipal’in ‘Beyhan’, Elbiseciler Çarşısı’, ‘Büyük Yolculuk’, ‘Buhûrumeryem’ ve ‘Köpek İstasyonu’ başlıklı beş kitabı yer alıyor.

Orta sınıf insanlarının iç ve dış yaşamları arasındaki ilişkileri ve çatışmalarının, gerçekçi-düşçü bir yaklaşımla incelenmesi, Şipal’in öykülerinin asıl özgünlüğünü oluşturuyor.

Yazarın, ilki 1962, sonuncusu da 1988 yılında yayımlanan öykü kitapları, bu sefer de toplu bir basımla okurların karşısına çıkıyor.

  • Künye: Kâmuran Şipal – Gece Lambalarının Işığında, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 506 sayfa

Mustafa Okan Baba – Bayburtlu Zihni (2009)

Mustafa Okan Baba bu biyografi çalışmasında, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında yaşamış en önemli halk şairlerinden, dönemin en sivri dilli edebiyatçılarından Bayburtlu Zihni’nin hayatını, sanatını ve etkisini anlatıyor.

Hem halk edebiyatı hem de divan edebiyatından eserler veren Bayburtlu Zihni, sivri dili yüzünden sürekli sürgün ve görev değişikliklerine uğradı.

Kitap, tüm baskılara rağmen muhalifliğinden taviz vermeyen bu edebiyatçıyı, Gülay Batur’un güzel çizimleri eşliğinde okura sunuyor.

Kitapta ayrıca, Zihni’nin ‘Sergüzeştame’ adlı eserinin Osmanlıca tam metni de yer alıyor.

  • Künye: Mustafa Okan Baba – Bayburtlu Zihni, Heyamola Yayınları, biyografi, 280 sayfa

Mevlânâ Celâleddin Rûmî – Mesnevî’den Erotik Hikâyeler (2009)

Mevlana’nın 1259-1261 yılları arasında başlayıp ve 1264-1268 arasında bitirdiği söylenen ‘Mesnevî’si, tasavvuf edebiyatının en önemli eseri olmasının yanı sıra, felsefi derinliği ve muhteşem üslubuyla da bir klasik.

Elimizdeki kitap ise, bu meşhur eserin erotik hikâyelerinden yapılmış bir derlemeyi okurlara sunuyor.

Kitapta yer alan bir hikâyeden alıntı:

“O tatlı ve ay yüzlü güzel, onun erliğine şaşıp kaldı.

İstekle ona kendini teslim etti.

O anda o iki can, birleştiler.

Bu iki canın birbirleriyle birleşmesi yüzünden

gayıptan bir başka can gelip erişir.

Kadının rahminde meniyi kabule mâni bir şey yoksa

bu can, doğuş yoliyle gelir, yüz gösterir.

(…)”

  • Künye: Mevlânâ Celâleddin Rûmî – Mesnevî’den Erotik Hikâyeler, Manifesto Kitap, tasavvuf, 191 sayfa

Önay Yılmaz – Poseidon’un Laneti (2009)

‘Poseidon’un Laneti’, Önay Yılmaz’ın dördüncü kitabı.

Bu kez, bir polisiye romanla okurunun karşısına çıkan Yılmaz, hırs ve intikam duygusunun, insanı nasıl bir uçuruma sürükleyebileceğini hikâye ediyor.

Tanınmış bir deprem profesörü, bir trafik kazasında hayatını kaybeder.

Cinayet Masası’ndan Çetin Akın ve Ahmet Kerim, bu olayı araştırmak için kolları sıvar.

İki yetenekli polis kısa bir süre sonra olayların bildiklerinden çok daha karmaşık olduğunu fark edecektir.

Zira profesörün kişiliği kadar, profesörün geçirdiği trafik kazasından sonra elde edilen bulgular, onları girift bir ilişkiler ağına götürecektir.

İki polis, gazetecilerin de işbirliğiyle, bu karmaşık olayı açıklığa kavuşturmaya çalışacaktır.

  • Künye: Önay Yılmaz – Poseidon’un Laneti, Güncel Yayıncılık, roman, 327 sayfa

Mehmet Nuri Yardım – Edebiyatımızda Hüzün (2009)

Mehmet Nuri Yardım, ‘Edebiyatımızda Hüzün’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, edebiyatımızın hüzün burcunu, çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

1815 doğumlu Celâlî’den başlayarak 1970 doğumlu Kaan İnce’ye kadar, Türkiye edebiyatının son iki yüzyıllık hüzün haritasını çıkaran Yardım, değişik nesillerden farklı şair ve yazarların dramatik hayatlarını ele alıyor.

Yardım, önemli bir boşluğu dolduran çalışmasında, eserleri okunan edebiyatçıların, şiirleri ezberlenen şairlerin, tiyatroları izlenen yazarların, denemeleri takip edilen kalemlerin acı vedalarını ve büyük hüzünlerini okurların karşısına çıkarıyor.

Kitap, Türkiye edebiyat tarihi açısından bir kaynak eser olarak değerlendirilebilir.

  • Künye: Mehmet Nuri Yardım – Edebiyatımızda Hüzün, Yağmur Yayınları, inceleme, 398 sayfa