Nancy Huston – Fay Hatları (2009)

Amerikalı romancı ve denemeci Nancy Huston’ın ‘Fay Hatları’, bir ailenin dört kuşağı üzerinden, etkisi günümüze değin süren bir sırrı hikâye ediyor.

Ailenin son kuşağı Sol’un yaşadığı 2004 yılından geriye doğru giden kurgu, bir ailenin hayatını yıllar boyu alt üst edecek bir sırrın izini, ailenin diğer üyeleri Randall, Sadie ve Kristina’nın hayatları ekseninde; ayrıca California, Hayfa, Toronto ve Münih gibi şehirlere uzanarak anlatıyor.

Öyküsüne, altı yaşındaki Sol’un, aile içinde gözlemlediği tuhaflıklarla başlayan Huston, diğer fertlerin yaşadıkları aracılığıyla, 1944 yılının Nazi Almanya’sına, ailenin geleceğini şekillendirecek o kırılma noktasına varıyor.

Künye: Nancy Huston – Fay Hatları, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Metis Yayınları, roman, 292 sayfa

Guillaume Apollinaire – Genç Bir Don Juan’ın Maceraları (2009)

İtalyan asıllı Fransız şair, yazar ve sanat eleştirmeni Guillaume Apollinaire, ‘Genç Bir Don Juan’ın Maceraları’nda, kadın kokusu ve bedenine karşı hissettiği tutkunun esiri olan Roger’in yaşadığı seks maceralarını ve bu süreçte kadınlarla ilişkilerinde edindiği deneyimleri anlatıyor.

Roger’in çocukluğundan beri kadınlara duyduğu büyük ilgi, kendisi adım adım yetişkinliğe uzanırken, önüne geçilemez bir tutkuya ve hatta zaafa dönüşecektir.

Vaktinin büyük kısmını kadınları gözlemlemekle geçiren Roger, bu aşamada hem kadın bedenini hem de kendi cinselliğini keşfedecektir.

Bu keşif, kadınları baştan çıkarmanın ustası olacak Roger’in, Don Juan’lığa uzanan kişiliğinin temellerini atacaktır.

  • Künye: Guillaume Apollinaire – Genç Bir Don Juan’ın Maceraları, çeviren: Reşit İmrahor, Sel Yayıncılık, roman, 101 sayfa

Zdenek Jirotka – Saturnin (2009)

Çek edebiyatının dikkat çeken kara mizah yazarlarından Zdenek Jirotka ‘Saturnin’de, bir asilzadenin Saturnin isimli bir uşak tutmasını ve ardından yaşananları hikâye ediyor.

Eğitimli ve varlıklı genç bir asilzade, evinde çalışacak bir uşak için gazeteye ilan verir.

İlana başvuran Saturnin, iyi referansları vesilesiyle işe kabul edilir.

Fakat Saturnin çalışmaya başladıktan sonra yaşanan baş döndürücü gelişmeler, o ana kadar huzurlu ve sakin bir hayat yaşayan asilzadenin dünyasını alt üst edecektir.

Zira uşak olarak eve giren Saturnin, kısa süre içinde en baskın karaktere dönüşmüştür.

Jirotka, ilk baskısı 1943’te yapılan eserinde, köle-efendi ilişkisine kara mizah çerçevesinden bakıyor.

  • Künye: Zdenek Jirotka – Saturnin, çeviren: Hakan Gür, Dost Kitabevi, roman, 238 sayfa

Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri (2009)

Virginia Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak çalışmalarını sürdüren Allan Megill ‘Aşırığılın Peygamberleri’nde, modernizm ve postmodernizmin dört ünlü düşünürü olan Nietzsche, Heidegger, Foucault ve Derrida’nın düşüncelerini irdeliyor.

Bu isimleri incelerken, kapsamlı bir modernizm ve postmodernizm analizi sunması ise kitabın ilgi çeken yönlerinden.

İlk baskısı 1985 yılında yapılan çalışma esas olarak, ele aldığı isimlerin hangi özellikleriyle, modern Batı’nın düşünce tarihine damga vurduklarını gösteriyor.

Yazar düşünürleri, sahip olduklarını söylediği “estetist duyarlılıklar”ı ve modern/postmodern süreçlerle yaşadıkları krizler çerçevesinden yorumluyor.

  • Künye: Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri, çeviren: Tuncay Birkan, Ayraç Yayınevi, felsefe, 519 sayfa

Nancy Kricorian – Zabel (2009)

Nancy Kricorian ilk romanı ‘Zabel’de, Ermeni bir kadın olan Zabel Kasparyan’ın trajik hayatını hikâye ediyor.

Boston’un bir banliyösünde yaşayan yaşlı dul olan Zabel’in ölümüyle başlayan roman, Zabel’in Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş günlerine, 1915 olaylarına ve Suriye çölünde açlık ve ölümle giriştiği mücadeleye uzanan hayatını kurguluyor.

Zabel bu zorlu tehcirden, İstanbul’da bir yetimhaneye sığınarak kurtulacak ve sonra, tamamıyla rastlantı eseri, varlıklı bir Ermeni ailesi tarafından evlat edinilecektir.

Ardından görücü usulü bir evlilikle Amerika’ya, hiç görmediği kocasının yanına giden Zabel, geçmişinin gölgesinde yaşayacağı yeni bir hayatın kapısını aralayacaktır.

  • Künye: Nancy Kricorian – Zabel, çeviren: Deniz Barış Atay, Pencere Yayınları, roman, 168 sayfa

Alois Prinz – Ulrike Meinhof (2009)

Alois Prinz ‘Ulrike Meinhof’ta, 1970’li yıllarda Federal Almanya Cumhuriyeti’ne savaş ilan etmiş, birden fazla cinayetle suçlanmış, Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun kurucularından Ulrike Marie Meinhof’un fırtınalı hayatını anlatıyor.

Oldenburg’da doğan Meinhof, 60’ların başında sosyalist bir Alman dergisinin editörlüğünü yapan orta sınıf bir Alman hayatı yaşıyordu.

Fakat kısa süre sonra radikalleşmeye başlayan Meinhof, 1970’lerde Andreas Baader’le birlikte RAF’ı kurup yeraltına inecek ve bu süreç kendisini, 1976 yılındaki şüpheli ölümüne götürecekti.

Prinz, Meinhof’un bu çalkantılı ve trajik hikâyesini tarafsızlığını ve soğukkanlılığını koruyarak anlatmaya çalışıyor.

Kitap,1960-1980 arası Almanya’nın sağlam bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Alois Prinz – Ulrike Meinhof: Üzgün Olmaktansa Öfkeli Olmayı Yeğlerim, çeviren: Süheyla Kaya, Versus Kitap, biyografi, 253 sayfa

Muammer Yalçın – Türk Edebiyatında Nâzım ve Nesir (2009)

Muammer Yalçın ‘Türk Edebiyatında Nâzım ve Nesir’de, 8. yüzyıldan başlatılan Türk edebiyatında meydana getirilen nâzım ve nesir türlerini uygulama ve örneklerle anlatıyor.

Çalışmasına, Türk edebiyatının ana devirleri hakkında bilgi vererek başlayan Yalçın, her ana devir içinde ortaya çıkan bölümleri, akımları da ele alıyor.

Sunulan bilgilerin somutlaştırılması amacıyla, örnek metinlerle zenginleştirilen kitapta ayrıca, şiir bilgisine de yer veriliyor.

Yalçın bunun yanı sıra, edebi devrin değişmesiyle, adı ya da biçimi değişen türlerin de izini sürüyor.

Çalışma, sadece öğrenciler için değil, Türk edebiyatını tarihsel bir gözle değerlendirmek isteyenlere de hitap ediyor.

  • Künye: Muammer Yalçın – Türk Edebiyatında Nâzım ve Nesir, Çizgi Kitabevi, inceleme, 289 sayfa

Jeffrey K. Liker ve Michael Hoseus – Toyota Kültürü (2009)

Alt başlığı ‘Toyota Tarzının Kalbi ve Ruhu’ olan iki yazarlı ‘Toyota Kültürü’, dünyanın başarılı otomobil üreticilerinden birinin “sahne arkası” sistemlerini ve onu başarıya götüren süreçleri analiz ediyor ve bu hikâyeden çıkarılabilecek dersleri irdeliyor.

Kitap bu başarıyı, özellikle markanın insan sistemleri konusundaki yetkinliği üzerinden anlatıyor.

Zira yazarlar, Toyota’nın güvenli ve adil bir ortamda yüksek kalite ürünler üretme hedefine kilitlenmiş insanları seçtiğini, geliştirdiğini ve motive ettiğini söylüyor ve “sürekli iyileştirme” felsefesinin de, başarısındaki asıl etken olduğunu savunuyor.

  • Künye: Jeffrey K. Liker ve Michael Hoseus – Toyota Kültürü, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, yayıma hazırlayan: Ayşe Soydan, Optimist Kitap, iş dünyası, 640 sayfa

Ezeli Doğanay – Ana Dendi Bacı Dendi Yar Dendi (2009)

Şair Ezeli Doğanay’ın uzun soluklu çalışmasının ürünü olan ‘Ana Dendi Bacı Dendi Yar Dendi’ isimli bu antolojide, tarihin sessizliğine gömülmüş kadın halk ozanlarının şiirleri yer alıyor.

Kendi içinde üç bölüme ayrılan antolojinin ilk bölümünde Koşma, Nefes, Türkü ve Güzelleme yazan kadın halk ozanlarına, ikinci bölümde de ağıtlara yer verilmiş.

Halk edebiyatı geleneğinin önemli ürünlerinden maniler de üçüncü bölümde bulunuyor.

Antolojide bunun yanı sıra, erkek sözleri de denebilecek, kadınlara dair atasözleri; kadınları aşağılayan atasözleri; peygamberlerin kadına bakışı; kadın yaşamında bazı önemli siyasi ve tarihi günler gibi ilgi çeken konular da bulunuyor.

Not: Kitap görseli temsilidir.

  • Künye: Ezeli Doğanay (haz.) – Ana Dendi Bacı Dendi Yar Dendi, hazırlayan: Ezeli Doğanay, Hitit Verlag, antoloji, 623 sayfa

Ayfer T. Ünsal – Bulgur (2009)

Ayfer T. Ünsal ‘Bulgur’da, bulgur, dövme, düğü, firik, siyez ve sefer kitel gibi, buğdayın çeşitli türleriyle yapılan yemeklerin tariflerini veriyor.

Gaziantep mutfağı, yemek kültürü ve bulgur kültürü üzerine araştırmalar yapan ve bu konuda yayımlanmış kitapları bulunan Ünsal’ın bu çalışması da, ana malzemesi bulgur olan köfte, çorba, pilav, dolma, sarma, aş, lapa ve tatlı gibi çok sayıda tarif sunuyor.

Yazar, verdiği tariflerin yanı sıra, çeşit çeşit buğday isimlerini ve Antep’teki bulgur kaynatma geleneğini de ayrıntılı bir biçimde anlatıyor ve okuru, anavatanı Anadolu olan buğday konusunda bilgilendiriyor.

Çalışma ayrıca, doğal beslenmeden yana olan okurlara da hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Ayfer T. Ünsal – Bulgur, Hayy Kitap, yemek, 132 sayfa