Yannis Ritsos – Her Zaman En Başta Özgürlük (2010)

‘Her Zaman En Başta Özgürlük’, Yunan şiirinin ve çağımızın en büyük ustalarından Yannis Ritsos’un seçme şiirlerini bir araya getiriyor.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, Ritsos’un simgesi olan “özgürlük”, buradaki şiirlerin de ortak teması.

Ritsos, ‘Temel Nesneler’de şöyle diyor:

“Kocaman bir iğne ve kalın bir iplikle,

beceriksiz, dikiyor ceketinin düğmelerini.

Konuşuyor kendi kendine:

 

Yemeğini yedin mi? İyi uyudun mu?

Konuşabildin mi? Avuç açmak mı?

Pencereden bakmayı düşündün mü?

Kapı çalındığında gülümsedin mi?

 

Ölüm varsa da, her zaman, ikinci gelir.

 

Çünkü her zaman en başta, özgürlük.”

  • Künye: Yannis Ritsos – Her Zaman En Başta Özgürlük, çeviren: Özdemir İnce, Herkül Millas ve İoanna Kuçuradi, Kırmızı Yayınları, şiir, 316 sayfa

Karl Marx – Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i (2010)

Karl Marx ‘Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i’nde, Fransa’da 19. yüzyıl ortasındaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle nasıl kesintiye uğradığını irdeliyor.

Napoleon Bonaparte’ın yeğeni, Fransa cumhurbaşkanı Louis Bonaparte 1851’de, “18 Brumaire” olarak adlandırılacak bir darbe gerçekleştirerek ikinci cumhuriyete son vermiş ve bu darbe onun imparatorluğunu ilan etmesinin yolunu açmıştı.

Kitabını, darbeden hemen sonra kaleme alan Marx, Louis Bonaparte’ın zaaflarına karşın sınıfsal güç dengelerinden yararlanarak imparatorluk yolunu nasıl açtığını ve bunda burjuva cumhuriyetçilerinin ve küçük burjuva cumhuriyetçilerinin politikalarının etkilerini ayrıntılı şekilde irdeliyor.

Marx, bu örnekten yola çıkarak işçi sınıfının geleceğine dair çarpıcı öngörülerde de bulunuyor.

  • Künye: Karl Marx – Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 188 sayfa

Nevzat Onaran – Emvâl-i Metrûke Olayı (2010)

Nevzat Onaran ‘Emvâl-i Metrûke Olayı’ başlıklı çalışmasında, Osmanlı Devleti’nde ve Cumhuriyet Türkiyesi’nde Ermeni ve Rumların mallarına en konulma süreçlerini ele alıyor.

Konuya dair kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli ve açık oturumlarında olayın nasıl ele alınıp tartışıldığını da araştıran Onaran, Emvâl-i Metrûke meselesini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

1915’te ve sonrasında Anadolu’da neler yaşandığının ekonomik boyutunu analiz eden ve altı bölümden oluşan çalışmanın ilk dört bölümünde, 1915’ten 1930’lu yıllara kadar geçen dönemde Ermeni ve Rum mallarına el konulması, dağıtılması ve satılması konuları inceleniyor.

Kitabın sonunda ise, belgelerin yanı sıra, Meclis’teki gizli ve açık celse görüşmelerinin tutanakları veriliyor.

Kitapta ayrıca, 12 Eylül darbesinin azınlık mallarıyla ilgili uyarısını içeren genelgesi de yer alıyor.

  • Künye: Nevzat Onaran – Emvâl-i Metrûke Olayı: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi, Belge Yayınları, tarih, 606 sayfa

Gabrielle Walker ve Sir David King – Dünyamız Isınıyor (2010)

Küresel ısınma, bağıra bağıra gelen ve geleceği tümüyle etkileyecek büyük bir sorun.

Öte yandan bu konuda çokça saptırma ve yalan bilgi, kafamızı hepten karıştırıyor.

Gabrielle Walker ve Sir David King de ‘Dünyamız Isınıyor’da, küresel ısınma hakkında esen doğru ve yanlış bilgiler fırtınasının içinde ilerleyerek, bilinmeyenleri açıklığa kavuşturuyor.

“Küresel ısınmayla nasıl başa çıkabiliriz?” sorusunun yanıtını arayan çalışma, sorunun bilimsel temelini, muhtemel teknolojik çözümlerini ve siyasete ilişkin noktaları ele almasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Küresel ısınmanın, muhtemelen insan ırkının bir bütün olarak bugüne kadar karşılaştığı en ciddi sorun olduğunu vurgulayan yazarlar, geç olmadan neler yapılabileceğini araştırıyor.

  • Künye: Gabrielle Walker ve Sir David King – Dünyamız Isınıyor, çeviren: Özkan Akpınar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, ekoloji, 287 sayfa

Süreyya Berfe – Seferis ile Üvez (2010)

‘Seferis ile Üvez’, Süreyya Berfe’nin enfes şiirlerinden oluşuyor.

Kitabın ilk bölümü olan ‘Seferis’e İskele Işıkları’nda Berfe, şair Yorgo Seferis’e sesleniyor.

İkinci bölüm olan ‘Üvez’de ise, tabiatı konu edinen “haiku” tarzında şiirler yer alıyor.

Berfe, kitabının ilk şiirinde şöyle diyor:

“Birden patladı hava

anlayamadık kaçıştık

evlerimizden kaçar gibi

içeri girdik

 

Rüzgâra kapılmış bir kuş

nereli olduğunu bilemedik

 

Denizden biraz uzakta

kurumuş bataklıklar arasında

otlar inekler Kıbrıs Akasyaları

dönüyor üveyik kerkenez martı

 

Toz ve taş Limantepe

Aynı toz ve taş toprak Klazomenai

 

Aynı rüzgârın aklından

düşlerinden geçiyor

kapılmış kaybolmuş bir kuş”

  • Künye: Süreyya Berfe – Seferis ile Üvez, Metis Yayınları, şiir, 198 sayfa

Hasan Akarsu – Tekirdağ: Sonsuz Gurbet (2010)

Şair Hasan Akarsu ‘Tekirdağ: Sonsuz Gurbet’te, ilk olarak 1964 yılında tanıştığı ve 1991’de yerleştiği Tekirdağ şehrini anlatıyor.

Tekirdağ’ın özgün coğrafyası, dağları ve söylenceleri; Balkan Savaşları ve Kurtuluş Savaşı zamanında Tekirdağ’ın rolü; Atatürk’ün 1928’de şehre gelişi ve bu ziyaretin önemi; şehrin tarihsel yapıları, şehitlikleri ve gündelik hayatı; Tekirdağ’ın Saray, Çerkezköy, Çorlu, Marmara Ereğlisi, Muratlı, Malkara, Hayrabolu ve Şarköy gibi yerleşim yerleri, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Kitap, kapsamlı bir şehir monografisi olmasının yanı sıra, Akarsu’nun Tekirdağ’la kurduğu samimi ilişkiyi de akıcı bir üslupla kaleme getiriyor.

  • Künye: Hasan Akarsu – Tekirdağ: Sonsuz Gurbet, Heyamola Yayınları, şehir, 207 sayfa

Michael White – Savaşın Meyveleri (2010)

Michael White, ‘Savaşın Meyveleri’ başlıklı bu çalışmasında, savaşın ortaya çıkardığı olumlu gelişmeleri anlatıyor.

White, savaşın, insanın açgözlülüğünün yıkıcı bir sonucu olduğunu vurguladıktan sonra, bu yıkıcılık esnasında birçok buluşun da ortaya çıktığını savunuyor.

Kitapta, oktan nükleer enerjiye, çivi yazısından kredi kartına, iki tekerlekli at arabasından hızlı trene, balondan uzay mekiğine, kürekli savaş gemisinden transatlantiğe ve tamtamlardan internete kadar, savaşın vesile olduğu birçok buluş anlatılıyor.

Araştırmalarını geniş bir zaman dilimine yayan White’ın kitabında, söz konusu buluşlara dair ilginç ve keyifli hikâyeler de yer alıyor.

  • Künye: Michael White – Savaşın Meyveleri, çeviren: Nilgün Güngör, Abis Yayıncılık, bilim tarihi, 344 sayfa

Taylan Sorgun – Halil Paşa (2010)

Taylan Sorgun ‘Halil Paşa’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Enver Paşa’nın amcası olan, değişik cephelerde savaşmış Halil Paşa’nın anılarını ve bu anılar aracılığıyla, İttihat ve Terakki partisinin bir kesitini sunuyor.

Halil Paşa’nın İttihat ve Terakki’nin güçlü aktörlerinden biri haline gelişi; Makedonya’da yürüttüğü mücadele; Kutülamare ile Bakü’deki başarıları ve Damat Ferit Paşa’nın sadrazamlığı zamanında Bekirağa Bölüğü Hapishanesi’ne kapatılışı, kitaptaki dikkat çeken anılardan birkaçı.

Halil Paşa’nın anılarının yanı sıra, Sorgun’un yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan belgeleri de ihtiva eden çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan gerilimli bir dönemin panoramasını çiziyor.

  • Künye: Taylan Sorgun – Halil Paşa, Destek Yayınevi, anı, 288 sayfa

Cevdet Yılmaz – Risk Kapıyı Kırınca (2010)

Cevdet Yılmaz ‘Kentlerde Yoksulluk, Dayanışma, Güven ve Güvenlik’ alt başlığını taşıyan ‘Risk Kapıyı Kırınca’da, kentlerdeki risk durumunu, sistemin içinde yer almanın kurallarını ve yoksulluğu irdeliyor.

Yılmaz ilk olarak, risk kavramının tarihsel ve kavramsal kullanımlarının bir değerlendirmesini yaparak, Ulrich Beck, Zygmunt Bauman ve Anthony Giddens’in yaklaşımlarını tartışmaya açıyor.

Daha sonra, risk toplumu kuramsal çerçevesini Türkiye özelinde değerlendiren yazar, Türkiye’de göç, kentleşme ve geleneksel refah rejimini inceliyor.

Yılmaz ardından, İzmir’in Yeşilçam mahallesindeki alan araştırmalarının sonuçlarından hareketle, kentlerdeki dönüşümleri kuramsal bir çerçeveye oturtuyor.

  • Künye: Cevdet Yılmaz – Risk Kapıyı Kırınca: Kentlerde Yoksulluk, Dayanışma, Güven ve Güvenlik, Libra Kitap, sosyoloji, 303 sayfa

Kolektif – Türk Sosyolojisinde Üç Bilim İnsanı (2010)

‘Türk Sosyolojisinde Üç Bilim İnsanı’, Cahit Tanyol, Mübeccel Kıray ve Şerif Mardin’i konu alan bir sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor.

Bildiriler, Türk sosyolojisinin günümüze ulaşan sürecindeki farklı gelenekleri temsil eden bu üç ismin düşünce dünyalarına doğru bir yolculuğa çıkıyor.

Kitabın ilk iki bölümünde, Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin geleneğini sürdüren biri olarak Tanyol ve Ankara geleneğinin sürdürücüsü olarak Kıray ele alınıyor.

Kitabın üçüncü bölümü ise, Türkiye’deki düşüncenin geleneksel ve güncel tartışmalarına katkıda bulunan Şerif Mardin’in çalışmalarına odaklanan bildirilerden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Türk Sosyolojisinde Üç Bilim İnsanı, yayına hazırlayan: Çağlayan Kovanlıkaya ve Erkan Çav, Bağlam Yayınları, sosyoloji, 224 sayfa