Cemal Dindar – Darbeci (2010)

Cemal Dindar ‘Darbeci’de, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren ekibin başındaki Kenan Evren’e ve onun Türkiye’nin siyasî ve toplumsal hayatına bıraktığı mirasa odaklanıyor.

12 Eylül’ün üzerlerine muazzam bir şiddeti boca ettiği 78 Kuşağı’nın kendi deneyimleriyle ilgili anlattıkları, Dindar’ın çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

“Kenan Evren’den beri tek başına ‘iktidar olmuş’ her lider, Kenan Evren’in hayaletini de kendisiyle birlikte taşımıştır. Hepsi kendi uğurlu sayısını toplumun bahtı haline getirmeye çalışıyor.” diyen Dindar, o tarihten bu yana Türkiye’de tanık olunan büyük çürümeyi gözler önüne seriyor ve bu dönemin mirası olarak değerlendirdiği Turgut Özal’ı, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve “Kenan Evren’in sevgili oğulları” olarak tanımladığı Recep İvedikler’i anlatıyor.

12 darbesini 24 Ocak Kararları ile birlikte düşünmeyi öneren Dindar, bu iki anın toplum ruhsallığındaki belirleyiciliği üzerine de düşünüyor.

Dindar bunu yaparken de, Freud’un toplum üzerine yazdıkları ve Lacancı temel tezlerle Türkiye’nin yakın tarihine bakıyor.

Yeni Türkiye’nin önce cezaevlerinde kurulduğunu söyleyen Dindar, Recep İvedik karakteri ile 12 Eylül zindanlarındaki işkenceci profili arasında dolaysız bağlar olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Cemal Dindar – Darbeci, Destek Yayınları, siyaset, 160 sayfa

Donna J. Haraway – Başka Yer (2010)

‘Başka Yer’, son yıllarda feminist kuram ve teknobilim çalışmaları alanlarında öne çıkan isimlerden Donna J. Haraway’in seçme yazılarını bir araya getiriyor.

‘Siborg Manifestosu’ dışında, Türkçede hiçbir eseri yayımlanmayan Haraway’in elimizdeki seçkisi, onun çalışma alanlarının çeşitliliğini ve düşüncesinin beslendiği temel kaynakları gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Siborg imgesine, yirminci yüzyılın sonlarında kadınların, bilim ve teknolojiyle yeniden yapılandırılan bir dünyadaki yerlerini saptamak üzere başvuran Haraway, sosyalist feminizmden feminist bilim çalışmalarına ve teknobilimde akrabalığa kadar birçok konuyu irdeliyor.

  • Künye: Donna J. Haraway – Başka Yer, hazırlayan ve çeviren: Güçsal Pusar, Metis Yayınları, kadın, 371 sayfa

Georges Corm – Yeni Küresel Ekonomik Düzensizlik (2010)

Georges Corm elimizdeki çalışmasında, Soğuk Savaş sonrası kapitalizmi belirleyen ve dünyanın iktisadi geleceği için tehdit oluşturan düzensizliklerden söz ediyor.

Temel sorunu, “evrensel düzeyde küreselleşmiş bir tüketici modelinin oluşması” şeklinde ifade eden Corm, bu modelin devletlerin düzenleyici ve koruyucu rolünü gerilettiğini, birkaç kişinin elinde zenginliği yoğunlaştırdığını, orta sınıfları fakirleştirdiğini, hak edilmemiş finansal rantlar yarattığını ve korkunç derecede israflara neden olduğunu söylüyor.

Yazar neoliberal öğretinin zararlı sonuçlarının aşılması için de, sosyalist öğreti dışında bir seçenek geliştirmeye çalışıyor.

  • Künye: Georges Corm – Yeni Küresel Ekonomik Düzensizlik, çeviren: İsmail Kılınç, Phoenix Yayınları, ekonomi, 173 sayfa

Altay Gündüz – Geçmişe Yolculuk (2010)

Altay Gündüz ‘Geçmişe Yolculuk’ta, 1930’lardan 2000’lere uzanan hayatını, ailesini, arkadaşlarını ve dostlarını anlatıyor.

1927 yılında İstanbul’da doğan Gündüz, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mühendislik, müşavirlik ve sigorta eksperliği gibi işlerde çalıştı.

Uzun yıllar Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çalışan ve profesör olarak 1994 yılında emekli olan Gündüz, sonraki yıllarda bir gazetede makaleler yayımladı.

Yazar, bir döneme ışık tutan anılarında, İstanbul’un unutulmuş zamanlarını, karartma yıllarını, 2. Dünya Savaşı’nı, Varlık Vergisi’ni, 6-7 Eylül Olayları’nı, dergileri, eski sinemaları, kısacası hayatından süzülüp gelen birçok tanıklığı okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Altay Gündüz – Geçmişe Yolculuk, Yapı Kredi Yayınları, anı, 557 sayfa

Osman Müftüoğlu – İkinci Hayat (2010)

Osman Müftüoğlu ‘İkinci Hayat’ta, kırklı yaşlar ve sonrasında sağlıklı bir yaşam sürmek için yapılması gerekenleri anlatıyor.

Pamukoğlu önerilerini, “anti-aging” ve “hayatı uzatmak” gibi tartışmalı konularla değil, deneyimleri, bilimsel incelemeleri, birikim ve gözlemleri aracılığıyla yapıyor.

Yazar, daha iyi bir hayat yaşamak, güzel ve bilgece bir yaşlanma dönemi geçirmek için hayat tarzının biraz değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Müftüoğlu, sahip olunan şeylerin kıymetini bilmenin, anı yaşamanın, çalışmanın, değişime ayak uydurmanın, olumsuz düşüncelerden uzak durmanın, affetmenin, yargılamamanın ve paylaşmanın, ikinci bir baharın olmazsa olmazları olarak altını çiziyor.

  • Künye: Osman Müftüoğlu – İkinci Hayat, Doğan Kitap, sağlık, 256 sayfa

Paul Krugman – Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü ve Küresel Kriz (2010)

 

Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Paul Krugman, elimizdeki kitabında, tüm Asya ve Latin Amerika ülkelerine yayılan ekonomik krizleri inceliyor; bunların kapitalist sistemin geleceği için önemli uyarılar olduğunu gösteriyor.

Sınır tanımayan krizler ülkeleri kaosa sürüklerken, dünya devi ABD’nin de, krizlere yakalanan gelişmekte olan ülkeler kadar savunmasız olduğu ortaya çıktı.

Krugman, krizlerin tıpkı hastalıklar gibi, antibiyotiklere karşı direnç kazandıklarını ve kontrolden çıkan finans sisteminin ABD’yi ve dünyayı 1930’lardan bu yana görülen en büyük finans krizine, adım adım nasıl soktuğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Paul Krugman – Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü ve Küresel Kriz, çeviren: Neşenur Domaniç, Literatür Yayıncılık, iktisat, 185 sayfa

Cengiz Sunay – Türkiye Siyasetinde Sivil-Asker İlişkileri (2010)

Cengiz Sunay ‘Türkiye Siyasetinde Sivil-Asker İlişkileri’nde, son zamanlarda çokça tartışılan asker-siyasetçi ilişkisini 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’den günümüze uzanarak irdeliyor.

Çalışma, 27 Mayıs ve 12 Mart deneyiminin nihaî halkası olarak 12 Eylül’ün inşa etmeye gayret ettiği toplum modelinin ana araçlarını sorgulamasıyla dikkat çekiyor.

Sunay, Cumhuriyet döneminden bugüne yaşanan siyasî gelişmelerin ana hatları ekseninde, Türkiye’nin bozuk demokrasi sicilini masaya yatırıyor ve modernleşme politikalarını uygulayan yönetici elitin, halkı yukarıdan aşağıya biçimlendirme alışkanlığının, yani toplum mühendisliği çalışmalarının nedenlerini derinlemesine izliyor.

  • Künye: Cengiz Sunay – Türkiye Siyasetinde Sivil-Asker İlişkileri, Orion Yayınları, siyaset, 480 sayfa

Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma (2010)

Nurdoğan K. Gülen’in tarihi denemelerini bir araya getiren ‘Şuppiluliuma’, Hititlerin ünlü kralının izini sürerek, okurunu tarih içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarihi bir karakter üzerinden insan doğasını irdeleyen yazar, Şuppiluliuma’nın Anadolu’da verdiği savaşı, Anadolu ve Ortadoğu’da savaşlarla yol almaya çalışan medeniyetleri, kraliçe ve prenses evliliklerini, Mısır’da tek tanrılı dinin ortaya çıkışını, saraylardaki entrikaları ve köleleştirilen halkları anlatıyor.

Tarih yazmak yerine, Anadolu’nun en eski dönemlerinden birine insanın doğasını merkeze alarak yaklaşmayı tercih eden Gülen’in çalışması, tarihi kaynakları yorumlayarak, dönemin sosyal dokusunun ve insan düşüncesinin izini sürüyor.

  • Künye: Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma, Alfa Yayınları, deneme, 349 sayfa

Kolektif – Alevi Tarih Yazımında Skandal (2010)

Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı’nın kaleme aldığı ‘Alevi Tarih Yazımında Skandal’, Erdoğan Çınar’dan hareketle, kaynaktaki bilgileri tahrif etme, kaynaklarda olmayan bilgileri varmış gibi gösterme çalışmalarının aldığı vahim durumu gözler önüne seriyor.

Hamza Aksüt, Erdoğan Çınar’ın, ilkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon’un ‘Coğrafya’ kitabında Hacı Bektaş dergâhının da kayda geçirildiği ve Evliya Çelebi’nin Tokat’taki Komana dergâh devletten söz ettiği gibi kimi tahrifatlar yaptığını ve Çınar’ın İngilizce bir kitabı Türkçeye çevirirken, kişi adlarını ve kavramlarını, özellikle de Alevi terimlerini metne monte ettiğini savunuyor.

  • Künye: Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı – Alevi Tarih Yazımında Skandal, Yurt Kitap, din, 256 sayfa, 2006

Louis-Charles Royer – İnsan Harası (2010)

Louis-Charles Royer’in ‘İnsan Harası’, Türkçede ilk kez 1953 yılında yayımlanmış ve beğeniyle karşılanmıştı.

Royer, ‘Hitler’in Kızları’ alt başlığını taşıyan romanında, Nazilerin “üstün ırk”  yaratmak amacıyla kurdukları insan çiftliklerini ve burada yaşananları hikâye ediyor.

Royer’in eseri, “savaş kahramanı” denilen Alman askerleri ile değişik ırklardan kadınları çiftleştirerek “üstün” ve “ari” bir ırk yaratma çabalarını izlerken, faşizmin ırkçılıkla birleşerek nasıl tehlikeli ve dehşet verici boyutlara ulaşabileceğini de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Louis-Charles Royer – İnsan Harası, çeviren: Emine Bogenç Demirel, Delta Kültür Yayınevi, roman, 159 sayfa