Alan Bradley – Bir Tuhaf Turta Davası (2010)

‘Bir Tuhaf Turta Davası’, Alan Bradley’nin, küçük İngiliz hafiye Flavia de Luce’nin maceraları üzerine kurduğu serisinin ilk romanı.

1950 yazında Buckshaw’da geçen roman, Luce’nin kapı eşiğinde, gagası bir posta puluna saplanmış halde ölü bir kuş bulmasını ve bu olaydan sonra tanık olduğu bir cinayeti aydınlatma çabasını hikâye ediyor.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Luce, bostanda bir adamın, son nefesini verişine tanık olur.

Yaşadığı huzurlu dünyanın bir cinayetle gölgelenmesi, bir yandan Luce’yi korkuturken öte yandan sıra dışı oluşuyla da onu heyecanlandıracaktır.

Bradley bu ilk romanıyla, İlk Hançer, Agatha, Spotted Owl ve Dilys gibi ödülleri de kucakladı.

  • Künye: Alan Bradley – Bir Tuhaf Turta Davası, çeviren: Kutlukhan Kutlu, Domingo Kitap, roman, 347 sayfa

Douglas Kellner – Medya Gösterisi (2010)

Douglas Kellner ‘Medya Gösterisi’nde, O. J. Simpson davası, Prenses Diana’nın ölümü, seks, cinayet ve skandallar gibi dünya gündemine oturan olayları, maçları, eğlenceyi, “son dakika” haberlerini ve medya eliyle şişirilen önemsiz olayları kapsayan medya kültürünü irdeliyor.

Kitabın ilk bölümü, modern hayatın her alanındaki medya gösterilerinin tanımlarını, eleştirel teoriyi ve kültürel çalışmaları kapsıyor.

İkinci bölümde, McDonald’s fast-food zincirinin küresel dinamiklerini ve Amerika’nın kültürel ürünlerinin tahsis edilme ve dünya çapında kullanılma yollarını inceliyor.

Yazar ardından, Michael Jordan ve Nike üzerinden, Amerikan sporlarının 90’lı yıllarda nasıl küresel popülarite kazandığını ele alıyor.

Kellner dördüncü ve son bölümde ise, O. J. Simpson davasından hareketle, Amerikan toplumunda cinsiyet, ırk ve sınıflar arasındaki kesişmelere ve bölünmelere ışık tutuyor.

  • Künye: Douglas Kellner – Medya Gösterisi, çeviren: Zeynep Paşalı, Açılım Kitap, medya, 352 sayfa

Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens (2010)

‘On Dokuz Saniye’, Fransız edebiyatçı Pierre Charras’nın Türkçede yayımlanmış ilk romanıydı.

Yazar elimizdeki romanı ‘İyi Geceler Tatlı Prens’te ise, bir çocuğun babasının ölümünün ardından tuttuğu yası, yaşadığı pişmanlıkları anlatıyor.

Babasını beklenmedik bir anda kaybeden çocuk, onun yaşadığı zamanlarda ona duyduğu sevgiyi dile getiremediği için ve en önemlisi de kendisini ona tam anlamıyla anlatamadığı için pişmanlık çeker.

Çocuk, anımsadığı kadarıyla babasının hayatını yeniden yazarak, onu bir anlamda yeniden dirilterek bu acıyı bir nebze de olsa hafifletmeye çalışır.

“Bu hikâye geçen yüzyılda geçti ve hâlâ senden bahsediyorum.” diyen çocuk, babasına söyleyemediği sevgiyi ve bir türlü açıklayamadığı gerçek benliğini yazı aracılığıyla anlatmaya koyulur.

‘İyi Geceler Tatlı Prens’, hüzünlü bir sevgi ve hesaplaşma metni.

  • Künye: Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Can Yayınları, roman, 101 sayfa

Stein Ringen – Demokrasi Neye Yarar? (2010)

Stein Ringen, ‘Özgürlük ve Ahlaki Yönetim Üzerine’ alt başlığını taşıyan ‘Demokrasi Neye Yarar?’da, genellikle en sağlam sayılan demokrasilerin içyüzüne bakıyor ve hepsinin eksik olduğunu saptıyor.

İskandinav demokrasileri gibi, karşılaştırmalı bir ölçüyle en iyi olanların bile mutlak bir standart açısından bakıldığında yetersiz olduğunu söyleyen Ringen, demokrasinin nitel olarak, yani bu demokrasilerin performans bakımından zayıf olduğunu iddia ediyor.

“Eğer demokrasi gerileyecek olursa, uğrayacağımız kayıp ölçülemeyecek kadar büyük olur.” diyen Ringen, kitabına, demokrasinin ne olduğuna dair sorulara yanıtlar arayarak başlıyor.

İyi demokrasilerin ne kadar iyi olduğu; ekonomik demokrasiye ulaşılıp ulaşılamayacağı; refah devletlerinde demokrasinin durumu ve yoksulluk ile demokrasi arasındaki ilişki, Ringen’in bu bağlamda odaklandığı konulardan birkaçı.

  • Künye: Stein Ringen – Demokrasi Neye Yarar?, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, siyaset, 425 sayfa

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü (2010)

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar’ın uzun soluklu araştırmalarının ürünü olan ‘İhtilalin İçyüzü’nün ilk bölümü 1962, ikinci bölümü de 1965 yıllarında Milliyet gazetesinde tefrika edilmişti.

Yazarlar burada, Türkiye’nin yakın siyasî ve sosyal hayatının en önemli olaylarından biri olan 27 Mayıs darbesini öncesi ve sonrasıyla ele alıyor.

Darbenin gizli kalmış yönlerini araştırıp tespit eden çalışma, bu yönüyle dönemin tarihi açısından büyük öneme haiz.

Ayrıca yazarların, Milli Birlik Komitesi’nde yer alan üyelerle yetinmeyerek, olaylara tanık olan başka kaynaklara da başvurmaları, çalışmayı nitelikli kılan hususların başında geliyor.

İpekçi ve Coşar, 1950 seçimlerinden önce orduda kurulan teşkilattan ve darbenin hazırlık aşamasından, iktidarı ele geçiren komitede yaşanan tasfiye hareketine kadar geçen dönemi, tanıklıklar ve belgelerle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü, İş Kültür Yayınları, siyaset, 481 sayfa

Philip Wilkinson – Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler ve Mitler (2010)

Philip Wilkinson’ın kaleme aldığı ‘Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler & Mitler’, dünyanın her tarafından geniş bir mitolojik seçkiyi barındırıyor.

Asırlar öncesinden günümüze kadar gelen hikâyelerin yer aldığı kitapta Avrupa, Asya, Afrika, Okyanusya ve Amerika kıtasına özgü çok sayıda mit ve efsane yer alıyor.

Ele aldığı konuyu tablolar, resimler, heykeller ve semboller eşliğinde anlatan Wilkinson, bu kapsamlı çalışmasıyla, konuya dair rehber nitelikte bir çalışmaya imza atmış.

Ciltli, renkli resimli ve kuşe kâğıda basılmış kitap, dünyanın en ünlü efsane ve mitlerini merak edenler için biçilmiş kaftan.

  • Künye: Philip Wilkinson – Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler & Mitler, çeviren: Emel Lakşe, Alfa Yayınları, mitoloji, 352 sayfa

Isabelle Leymarie – Salsa ve Latin Caz (2010)

Piyanist ve müzikolog Isabelle Leymarie ‘Salsa ve Latin Caz’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Afro-Amerikan müziğinin ünlü iki türüne, Salsa ve Latin caza odaklanıyor.

Bu müziklerin kökenleri ve enstrümanlarıyla kitabına başlayan Leymarie, Küba’da yirmili ve otuzlu yıllarda icra edilen müziğin belirleyici özelliklerini; New York’ta Latin müziğinin başlamasını; Küba’da müziğin altın çağını; Palladium Balroom ve Latin cazı arasındaki ilişkiyi; devrimden sonra Küba’daki popüler müziği; Boogaloo ve Salsa etkileşimini; Porto Riko ve Santo Domingo müziklerini ve Salsa ile Latin cazının yükselişini anlatıyor.

Leymarie kapsamlı çalışmasında, Latin Amerikalıların büyük bir yoğunluk oluşturduğu New York’un, Salsanın ve Latin cazının merkezi olduğunu; ayrıca Havana, San Juan ve Caracas’ın da, önemli müzik merkezleri haline geldiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Isabelle Leymarie – Salsa ve Latin Caz, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, kültür, 145 sayfa

Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki çalışmasında, Osmanlı’nın kuruluş aşaması hakkında geliştirilebilecek yeni bir yaklaşımı, 14. ve 15. yüzyılın günümüze kalmış en erken kaynaklarını arayarak geliştirmeye çalışıyor.

Yazar ilk olarak, Paul Wittek’in, Osmanlı’nın doğmasını sağlayan güç, Hıristiyan komşularına karşı İslamiyet’i yaymaktı görüşünü (gazâ) tartışıyor.

Yazar ardından, seyahatnameler, günümüze kalmış 14. ve 15. yüzyıl Osmanlı belgeleri, kitabeler ve Bizans ve erken Osmanlı tarih anlatılarına dayanarak, Osmanlı’nın İslami temelli olmaktan ziyade, herkese açık bir ganimet konfederasyonu işlevini gördüğünü savunuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 185 sayfa

Beki L. Bahar – Bir Zamanlar Çıfıt Çarşısı (2010)

Beki L. Bahar’ın ‘Bir Zamanlar Cıfıt Çarşısı’nda bir araya gelen yazıları, Anadolu’da antik çağlardan itibaren yaşayan Yahudilerin Bursa, Edirne ve Eskişehir’deki izlerini sürüyor.

Bu şehirlerde, kuruluş yıllarından itibaren varolan Yahudi topluluklarının, Roma ve Bizans dönemlerinden günümüze yaşadıkları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

Söz konusu şehirlerde dünden bugüne varlığını sürdüren Yahudi cemaatleri, sinagoglar ve onların özellikleri, Yahudi mahalleleri ve evleri, akrabalık ilişkileri, evlilik gelenekleri, cemaat içinde kendi hikâyeleriyle öne çıkmış portreler ve cemaatin karşı karşıya geldiği olaylar, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

  • Künye: Beki L. Bahar – Bir Zamanlar Çıfıt Çarşısı, Pan Yayıncılık, tarih, 204 sayfa

Cordelia Fine – Başına Buyruk Beyin (2010)

Psikiyatr Cordelia Fine ‘Başına Buyruk Beyin’de, beynin mekaniğini oluşturan nöronların sıra dışı karmaşasını, gizemli çalışmalarını anlatıyor.

Beynin gerçekleri çarpıtarak bizi nasıl kandırdığı, bu ilginç çalışmanın omurgasını oluşturuyor.

Kitabında beynin, gerçeği çarpık ve üstü kapalı görmeye neden olan özelliklere sahip olduğunu gözler önüne seren Fine, aslında beynin güvenilmez huylara sahip olduğunu söylüyor.

“Beyniniz gururludur. Duygusal ve ahlaksızdır. Sizi aldatır.” diyen Fine, başına buyruk ve sabit fikirli beynin sahte tavırları nedeniyle, bildiğimizi sandığımız çoğu şeyin gerçekte göründüğü gibi olmadığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Cordelia Fine – Başına Buyruk Beyin, çeviren: Pınar Turanlı, Sel Yayıncılık, psikoloji, 172 sayfa