Ayşe Buğra ve Osman Savaşkan – Türkiye’de Yeni Kapitalizm (2014)

1980 sonrasında iş dünyasının ekonomik, siyasi ve kültürel koordinatlarını dönüştüren, yeni türden çıkar temsiliyetlerine yol açan ve Türkiye’de hükümet ile iş dünyası arasındaki ilişkileri değiştiren gelişmelerin bir dökümü.

Bu kitap tam da bunu irdeliyor ve bunu yaparken, muhafazakâr ve laik burjuvazi arasındaki çatışmaları saptamayı da ihmal etmiyor.

  • Künye: Ayşe Buğra ve Osman Savaşkan – Türkiye’de Yeni Kapitalizm, İletişim Yayınları

Kolektif – Tarihselci Yöntem ve Bilim Tarihi (2017)

Türkiye’de evrim kuramının ders kitaplarından çıkarılmasıyla birlikte, eğitim daha gerici bir biçim almaya başladı.

Ki evrim kuramının müfredattan çıkarılmasıyla birlikte dini konular burada kendilerine daha fazla yer bulmaya başladı.

Bu kitap ise, bilimsel dünya görüşünün ortaya çıkışını, gelişimini ve yobazlığın tarih boyunca bilime neden düşman olduğunu ayrıntılı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitabın en önemli katkısı, tarih boyunca gericiliğin bilim karşısına hangi kisve, gerekçe ve bahanelerle çıktığını ve bilim insanlarınınsa bununla nasıl mücadele ettiğini kapsamlı bir şekilde ortaya koyması.

Bilimsel gelişme sayesinde toplumların nereden nereye vardıklarını ve bilimsel araştırmaların tarihte de bugün de neden vazgeçilmez olduğunu yeniden ve daha bilinçli kavramak için bu kitap okunmalı.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Erhan Nalçacı, Fırat Akat, Kutluhan Ertekin, Evrim Gökçe, Simge Aykan, Hazal Artuvan Korkmaz, Güvem Gümüş Akay, Hasan Çalışkan ve Sertaç Üstün.

  • Künye: Kolektif – Tarihselci Yöntem ve Bilim Tarihi, editör: Erhan Nalçacı, Yazılama Yayınları, bilim, 205 sayfa, 2017

 

Maurizio Lazzarato – Marcel Duchamp ve İşin Reddi (2017)

Zamanı ve dünyayı hakkıyla yaşamak için tembelliği bir araç gibi nasıl kullanabiliriz?

İtalyan düşünür ve sosyolog Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yeni bir öznelliği yaratmanın ve var olan kapitalist dayatmayı aşmanın bir yolu olarak ortaya koyduğu “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını iktisadi ve felsefi birer kategori olarak yeniden yorumluyor.

Lazzaroto bunu yaparken, söz konusu kavramların kapitalist anlamda işin üzerimizde yarattığı baskıyla nefes alamaz hale geldiğimiz bugün için bize ne gibi mücadele imkânları sunabileceğini de irdeliyor. Ki kitabın en önemli katkısı da bu.

“Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?” sorusunun izini süren Lazzarato, mübadele, mülkiyet ve emek kavramlarının bir sorgulaması eşliğinde, bizi başka bir yaşam biçimi üzerine düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Marcel Duchamp ve İşin Reddi, çeviren: Sercan Çalcı, Kolektif Kitap, siyaset, 80 sayfa, 2017

Kolektif – Ekoloji Almanağı (2017)

Bu almanak, 2005’ten 2016 yılına kadar ekoloji hareketinin gelişimini ve kazanımları hakkında tam bir hazine.

Özellikle AKP’nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle beraber maden, enerji ve inşaat sektörlerine dayanan bir “büyüme” politikası devreye konmaya başlandı.

Aradan geçen on beş yıllık süre, bu “büyüme”nin hiç de masum olmadığını, aksine bedellerinin ne denli ağır olduğunu gözler önüne serdi.

Örneğin maden, enerji ve inşaat şirketlerine tanınan serbestlikler, doğa ve işçi katliamlarıyla sonuçlandı. Doğanın yaşam alanları şirketlerce yağmalandı.

AKP’nin iktidara geldiği ilk zamanlardan bugüne, bu büyüme efsanesine “milli emlak” sayılan ormanlar, tarım alanları, kentlerdeki boş alanlar ve yeşil alanlar kurban edildi.

Fakat bu süre zarfında, bizi az da olsa iyimser kılacak savunmalar da boy gösterdi.

İşte bu kitap da, söz konusu mücadelenin kazanımlarını ve eksik kaldığı yanları ortaya koymasıyla önemli.

Almanakta izlenen hareketlerden kimileri şöyle:

  • Cerattepe
  • Termik Santral Karşıtı Hareket
  • Nükleer Santral Karşıtı Hareket
  • HES Karşıtı Hareket
  • GDO’ya Hayır Hareketi
  • “Kentsel Dönüşüm”e Karşı “Kent Hareketleri”
  • Kuzey Ormanları
  • Karadeniz Sahil Yolu
  • Yeşil Yol Projesine Karşı Mücadele
  • Hayvan Hakları Hareketi…

Çevre, ekoloji ya da “yaşam savunusu” olarak adlandırılan bu hareketlerin Türkiye’deki eylem kapasitelerini ve kazanımlarını yakından görmek isteyenler bu almanağı kaçırmamalı.

Künye: Kolektif – Ekoloji Almanağı: 2005-2016, hazırlayan: Cemil Aksu ve Ramazan Korkut, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 648 sayfa, 2017

Deniz Bağrıaçık – Sorsana, Bizi Sevmiş mi? (2017)

Bir arkadaşımızın yanında yabancı bir dostunu görünce merakımız depreşir.

Acaba o yabancı bizi sevmiş midir?

Yeterince sıcakkanlı, yeterince misafirperver miydik?

Yemeklerimiz nasıldı?

Bizim hakkımızda neler düşünüyor?

Deniz Bağrıaçık, çok orijinal bir fikirden yola çıkan çalışmasında, Türkiye’de yaşayan “yerleşik yabancılar”ın ülkemize dair görüş ve değerlendirmelerini ortaya koyuyor.

Şu an bizde yaşamlarını sürdüren Amerika ve Avrupa’nın yanı sıra, Afrika, Japonya, Avusturalya, Yeni Zelanda, Ortadoğu, Latin Amerika gibi pek çok ülke ve farklı meslek gruplarından birçok kişiyle birebir görüşmelerle oluşan kitap, bu şehre sınırsız tutku duyanlar kadar, kaosta savrulanlar, Türk erkeklerinden yakınanlar, Türklerin çalışkanlığına, misafirperverliğine hayran kalanlar, bireylerin kent hayatında bile aile ilişkilerinin bu denli birbirine bağımlı olmasına hayret edenler ve Türk kadının cesaretine saygı duyanlara kadar çok geniş çerçevede ve zengin bir Türkiye portresi sunuyor.

Bu çalışma, öncelikle yabancıların gözünden bir Türkiye analizi okumak isteyen, başkalarının bizim hakkımızda tam olarak ne dediğini merak edenlere hitap ediyorsa da, aynı zamanda, tarafsız gözlem ve değerlendirmeler barındırmasıyla, şu an burada yaşayan yabancıların da Türkiye’yi daha iyi tanımasına vesile olacak.

  • Künye: Deniz Bağrıaçık – Sorsana, Bizi Sevmiş mi?, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 224 sayfa, 2017

Joachim Radkau – Doğa ve İktidar: Global Bir Çevre Tarihi (2017)

İnsanlık tarihinin izlerini hemen her yerde, insan eli değmemiş zannedilen yerlerde, erozyona uğramış dağlık bölgelerde, steplerde, balta girmemiş ormanlarda bile bulmak mümkün.

Başka bir deyişle insan-doğa ilişkisi, dünya tarihi ile iç içe geçmiş, ondan bağımsız düşünülemeyecek bir ilişkidir.

İşte Joachim Radkau elimizdeki bu dikkat çekici kitabı da, kapsamlı bir dünya çevre tarihi.

Radkau bu incelemenin merkezine, insan pratiklerinin çevreye etkilerini alıyor ve bunu yaparken de, çevre tarihini sürdürülebilirlik kıstası çerçevesinden yazıyor.

Kitabı en özgün kılan hususun da bu olduğunu söylemeliyiz.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Çevre tarihinin bir disiplin olarak gelişimi,
  • İnsanlık için bir geçim aracı olarak doğanın yeri,
  • Çevre tarihinde, küresel kes-yak tarımı ve yakma saplantısı,
  • Av ve evcilleştirme süreci ve “medeniyetin” gelişimi,
  • “Toprak Ana” ve “Gökyüzündeki Baba” ile özetlenebilecek dinsel ekoloji,
  • İnsani mühendisliklere karşı zincirleme ekolojik tepkiler,
  • Kısıtlı alanda su uygarlıkları olarak Venedik ve Hollanda,
  • Sıtma, sulama ve ormansızlaştırmadan sonra, endemik hastalıklarla doğanın intikam alışı,
  • İnsanın doğa üzerinde iktidar kurma biçimleri,
  • Çevre tarihinde bir dönüm noktası olarak sömürgecilik,
  • Modern çevre bilincinin sömürgeci ve adalı kökenleri,
  • Hindistan’ın çevre tarihinde sömürgecilik ve sömürgecilik sonrası dönüm noktaları,
  • Günümüzde insanın doğayı tüketmesinin sonuçları,
  • Tarımın siyasallaşması,
  • Ağaçlandırma hareketi ve ekolojik orman savunucularının yükselişi…

Radkau’nun çalışması, bu ve bunun gibi, çevre konularına duyarlı ve tarihe ilgili okurunu cezbedecek pek çok dikkat çekici konuyu ele alıyor.

Kesinlikle öneriyoruz.

Bu kitabı okuyanların, Ronald D. Gerste’nin ‘Hava Nasıl Tarih Yazar’ adlı kitabını da beğeneceklerini düşünüyoruz.

  • Künye: Joachim Radkau – Doğa ve İktidar: Global Bir Çevre Tarihi, çeviren: Nafiz Güder, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 694 sayfa, 2017

 

Todd May – Deleuze: Bir Birey Nasıl Yaşayabilir? (2017)

Son dönem düşünürleri arasında en olağandışı, hatta anlaşılması en güç düşünce biçimlerinden birine sahip olmasına rağmen, Gilles Deleuze’un felsefesi, aslında “Bir birey nasıl yaşayabilir?” sorusuna yanıt arayan uğraştan başka bir şey değildir.

İşte Todd May’in Deleuze felsefesine giriş niteliğindeki bu çalışması, düşünürün sistemini ayrıntılı bir biçimde serimlemesiyle önemli.

May’in burada öne çıkan tezlerinden biri, Foucault ve Derrida’nın “Bir birey nasıl yaşayabilir?” sorusunun yanıtını ararken ontolojiyi yadsıdıklarını, Deleuze felsefesinin ise hem bu sorunun yanıtını ararken hem de genel nitelikleriyle ontolojiyi her anlamda kucaklayan bir felsefe olduğu şeklinde özetlenebilir.

May kitabında, Spinoza, Bergson ve Nietzsche’den oluşan “Kutsal Üçlü”nün, Deleuze felsefesini içkinlik, süre ve olumlama bağlamında irdeliyor, ayrıca Deleuze’un düşüncelerinin günümüzün gerçeklik krizine nasıl çözümler sunduğunu tartışıyor.

  • Künye: Todd May – Deleuze: Bir Birey Nasıl Yaşayabilir?, çeviren: Sercan Çalcı, Kolektif Kitap, felsefe, 246 sayfa, 2017

Ronald D. Gerste – Hava Nasıl Tarih Yazar (2017)

İbn Haldun yüzyıllar önce “Coğrafya kaderdir.” tespitini yapmıştı.

Ronald Gerste’nin elimizdeki bu çok ilginç kitabı da, tam da okurunu bu tespit üzerine düşündürmesiyle önemli.

Antikçağdan günümüze iklimin ve hava değişikliklerinin tarihteki büyük olaylara nasıl zemin hazırladığı, Gerste’nin çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Yazar bu tezini adım adım geliştirirken,

  • Roma’nın bir dünya imparatorluğuna dönüşmesini sağlayan etkenleri,
  • Amerika kıtasını Colomb’dan çok önce Vikinglerin hangi iklim avantajlarından yararlanarak keşfettiklerini,
  • Maya medeniyetinin neden bir anda yeryüzünden silindiğini,
  • İklimsel değişikliklerin devrimlere zemin hazırlayıp hazırlamadığını,
  • Napoléon’un Rusya’daki büyük tarihsel yenilgisinin Rusya’nın zorlu hava şartlarıyla ilişkisini,
  • yüzyıldaki iklim felaketlerinin geleceğe yön verme ihtimallerini,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Gerste, iklimin dinamik yapısını ve bunun bazen nasıl kritik sonuçlar yarattığını anlatırken, aynı zamanda bugün oldukça gündemde olan iklim sorunları konusuna nasıl yaklaşmamız gerektiği hakkında iyi ipuçları da sunuyor.

  • Künye: Ronald D. Gerste – Hava Nasıl Tarih Yazar, çeviren: Meltem Karaismailoğlu, Kolektif Kitap, 224 sayfa, 2017

İsimsiz – Karamanlı Rum Ortodoks Bir Askerin Seferberlik Hatıraları (2017)

Bu isimsiz günlük, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda görev almış Karamanlı bir Rum askere ait.

Günlük, bu askerin 9 Mart 1915’ten 16 Mart 1919’a kadarki dört yıllık dönemde Çanakkale Cephesi’nde yaşadıklarını kapsamasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde.

Asker, bu süreçte Arıburnu, 3. Kirte ve Kanlısırt gibi Çanakkale Cephesi’nde tarihe yön vermiş muharebelere katılmış.

Ayrıca askerin mensup olduğu tümen, Çanakkale Cephesi’nden geniş Kafkas Cephesi’ndeki Doğu Anadolu ve İran cephelerine kadar taşınmış ve böylece Rum asker savaşın üç farklı cephesinde ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çok farklı bölgelerinde bulunmuş oluyor.

Günlük,

  • Seferberliğin Osmanlı toplumunda yiyecek kıtlığı, yetersiz giyim-kuşam ve kötü sağlık koşulları gibi etkileri,
  • Osmanlı’nın coğrafi, etnik ve sosyal özellikleri,
  • Savaş yıllarında askeri ve siyasi gelişmeler,
  • Devletin savaş döneminde yürüttüğü iç siyasetin yansımaları,
  • Savaşın cephe gerisinde neden olduğu siyasi ve sosyal gelişmeler,
  • Ve 1. Dünya Dünya Savaşı’nın rütbesiz askerlerin yaşantısına etkileri gibi konularda çok iyi bir kaynak.

Künye: İsimsiz – Karamanlı Rum Ortodoks Bir Askerin Seferberlik Hatıraları, yayına hazırlayan: Evangelina Balta, çeviriyazı: Thanasis Nikolaidis, Kitap Yayınevi, tarih, 180 sayfa, 2017

Roger Perron – Psikanalizin Tarihi (2017)

Psikanaliz, Sigmund Freud’un çalışmalarıyla yön bulmuş bir okul.

Psikanaliz konusunda kolay anlaşılır bir kılavuz olan Roger Perron imzalı elimizdeki kitap ise, Freud’un bu ekole katkılarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, psikanalizin Freud sonrası gelişimini de kayıt altına alıyor.

Bu yönüyle kitap, ilk olarak psikanalizin gelişiminde Freud’un kişiliğinin ve yetiştiği kültürün ne gibi etkiler yarattığını görmek için iyi bir fırsat.

Çalışma ikinci olarak da, şimdi yüz senesini devirmiş bu çığır açıcı ekole Freud’dan sonra katkıda bulunmuş pek çok kuramcı ve uygulayıcının alana katkılarını göstermesiyle de önemli.

Psikanalizle bilhassa yeni yeni ilgilenmeye başlayanların kaçırmaması gereken bir kitap.

  • Künye: Roger Perron – Psikanalizin Tarihi, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, psikanaliz, 142 sayfa, 2017