Önder Kaya – İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar (2017)

Özellikle 19. yüzyılda Batı’da ortaya çıkan milliyetçilik rüzgârlarıyla birlikte Osmanlı’da da azınlıklar önemli bir sorun olarak kendini göstermeye başladı.

Bu soruna çözüm olarak Tanzimat döneminde bazı düzenlemeler yapılmış olsa da, sorun hem Osmanlı’da hem de Cumhuriyet dönemlerinde etkisi azalmak yerine daha da büyüyerek devam etti.

Önder Kaya bu önemli çalışmasında, azınlıklar sorununu Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte irdeliyor.

İslam hukukunda gayrimüslimlerin nasıl tanımlandığını ele alarak başlayan kitap,

  • İlk Türk-İslam devletlerinde azınlıkların durumu,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda azınlıklar konusunda yaşanan karmaşa ve çözüm girişimleri,
  • Erzurum ve Sivas kongreleriyle Amasya görüşmelerinde azınlıklar sorunu,
  • Misak-ı Milli ve Lozan Barış Konferansı’nda azınlıkların durumu,
  • Osmanlı’da başlayıp Cumhuriyetle devam eden azınlık sorununun bugüne yansımaları,
  • Ve buna benzer önemli konular irdeleniyor.

Pek bilinmeyen ayrıntılar ve ilginç anekdotlarla zenginleşmiş kitap, halen tam anlamıyla aşıldı diyemeyeceğimiz azınlıklar konusunun geçmişi ve bugününü kavramak daha birebir.

  • Künye: Önder Kaya – İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar, Kronik Kitap, tarih, 296 sayfa, 2017

Kolektif – İktisatta Davranışsal Yakalaşımlar (2017)

Psikoloji alanında çalışan uzmanların ortaya koyduğu gibi, gündelik hayatımızda pek rasyonel davrandığımız söylenemez.

Bu durumu en iyi gözlemleyebileceğimiz alanlardan biri ise, alışveriş alışkanlıklarımız.

Alışverişe çıkarken bizi peşinden sürükleyen irrasyonel davranışlarımız neler?

İşte, ilk baskısı 2015’te yapılan bu çalışma, davranışsal iktisat hakkında Türkçede yetkin bir kaynak olmaya devam ediyor.

Saha çalışmaları ve örnek vakalarla desteklenen kitap, insanın hem tüketici hem de üretici olarak iktisattaki davranışlarını kapsamlı bir bakışla analiz ediyor.

  • Gelirimiz yetmediği halde, sırf komşumuz yeni bir araba aldı diye gidip krediyle araba alıyoruz?
  • Elinde hesap makinesiyle bize teklif sunan satıcı, neden elleri cebinde teklif veren satıcıdan daha inandırıcı gelir?
  • Güneşli havalarda neden ATM’lerden daha fazla para çekiyoruz?
  • Pazarda neden önünde daha fazla kalabalık olan tezgâhlara yöneliyoruz?
  • Neden ucu bucağını düşünmeden kafe, restoran açmaya karar veriyoruz?

Eldeki kitap, tüm bu sorulara yanıt vermesiyle önemli.

  • Künye: Kolektif – İktisatta Davranışsal Yakalaşımlar, derleyen: Devrim Dumludağ, Ester Ruben, Levent Neyse ve Özge Gökdemir, İmge Kitabevi, iktisat, 416 sayfa, 2017

Marc Lachièze-Rey – Einstein Plajda: Herkes İçin Görelilik (2017)

Albert Einstein’ın görelilik kuramı, Newton çağından bugüne geçerli olan zaman, uzay ve madde anlayışımızı kökten değiştirdi ve halen değiştirmeye devam ediyor.

Fakat kuram, oldukça zor teorik yapısıyla her okura hitap ediyor diyemeyiz.

Dolayısıyla kuramın gerçek etkileri hakkında çoğumuz tam anlamıyla bilgi sahibi değiliz.

Kendisi de astrofizikçi ve kozmolog olan Marc Lachièze-Rey bu popüler bilim kitabında, Einstein’ın bu ünlü kuramını her seviyeden okurun anlayabileceği bir tarzda ele alıyor.

Özel ve genel görelilik, göreliliğin uzay-zaman anlayışı ve göreliliğin kozmolojiye katkıları gibi konuların açıklandığı kitap, bu kuramın fizikte ortaya koyduğu devrimi kapsamlı bir şekilde ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Marc Lachièze-Rey – Einstein Plajda: Herkes İçin Görelilik, çeviren: Barış Şannan, Bgst Yayınları, bilim, 132 sayfa, 2017

Kolektif – Kayıt Dışı Ekonomide Örgütlenen Kadın İşçiler (2017)

Bu kitap, dünya çapında, tüm zorluklara rağmen kendini var etmek için mücadele eden çalışan kadınların deneyimlerini bir araya getiriyor.

Kitap, ev işlerinde çalışan kadınlardan fabrikalarda, özel kurumlarda veya kamu kuruluşlarında çalışan kadınların yaşadıklarını ilk elden aktarmalarıyla önemli.

Aktivist, akademisyen, işçi ve sendikacı birçok kadının yer aldığı kitap, çalışmanın kadınlar için ne gibi güçlendirici yönleri olduğunu, kadınların çalışma hayatında var olurken yaşadıkları zorlukları ve bu zorlukların üstesinden nasıl geldiklerini ortaya koyuyor.

Kitaptaki tanıklıklar, kadınların hangi şartlarda olurlarsa olsunlar örgütlenebildiklerini göstermesiyle, bizim geleceğe ve mücadeleye inancımıza katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kayıt Dışı Ekonomide Örgütlenen Kadın İşçiler, derleyen: Naila Kabeer, Ratna Sudarshan ve Kirsty Milward, çeviren: Fulya Alikoç, Kor Kitap, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 320 sayfa, 2017

Gül Mete Yuva – Modern Türk Edebiyatının Fransız Kaynakları (2017)

Birçok eleştirmenin fikir birliğinde olduğu gibi, modern Türk edebiyatının şekillenmesinde Fransız edebiyatının önemli bir etkisi bulunuyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar da, ‘XIX. Asır Türk Edebiyat Tarihi’nde, bu ilişkiye sık sık değinir.

Gül Mete Yarar da elimizdeki nitelikli incelemesinde, bu etkinin nasıl kurulduğunu, önemli edebi metinlerin, kurumların ve kişilerin rollerini açıklığa kavuşturuyor.

Yazar çalışmasında, yalnızca bu ilişkiyi incelemekle kalmıyor, aynı zamanda edebiyatımızdaki Fransız etkisi bağlamında Batı’ya yönelmiş yeni bir Türk kimliğinin şekillenmesinde,  bu yazarlar ve eserlerinin ne gibi etkiler yarattığını da irdeliyor.

Servet-i Fünun ve Edebiyat-ı Cedide hareketleri bağlamında Fransız edebiyatına yönelen ilginin, başlangıçta taşıdığı endişe ve hedefleri analiz ederek açılan çalışma, ardından Fransız edebiyatıyla kurdukları ilişkiler penceresinden Halit Ziya Uşaklıgil ve Tevfik Fikret’in çalışmalarını ele alıyor.

Osmanlı/Türk modernleşmesinde Fransız etkilerini, dönem yazarlarının eserleri üzerinden izlemesiyle alan için önemli bir kaynak.

  • Künye: Gül Mete Yuva – Modern Türk Edebiyatının Fransız Kaynakları, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 416 sayfa, 2017

 

Larry Collins ve Dominique Lapierre – Kudüs… Ey Kudüs (2017)

Son zamanlarda Kudüs etrafındaki tartışmalar, yeniden alevlendi.

Peki, bu kadim şehir neden bu kadar önemli?

Biraz tarihe bakalım:

Mezmurlar kitabında şöyle yazar:

“Eğer seni unutursam, ey Kudüs, sağ elim hünerini unutsun. Eğer seni anmazsam, eğer Kudüs’ü en büyük sevincimden üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın.” (137)

Matta İncil’inde, Kudüs’ü Zeytinlik Dağından seyreden Hz. İsa’nın şöyle dediği yazılıdır:

“Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren ve kendisine gönderilenleri taşlayan sen, tavuk yavrularını kanatları altına nasıl toplarsa, ben de senin çocuklarını kaç kere öyle toplamak istedim.”

Ve bir hadisinde Hz. Muhammed şunu demektedir:

“Ey Kudüs, Tanrı’nın seçtiği toprak ve onun kurallarının vatanı, senin duvarlarından dünya dünya oldu. Ey Kudüs, sana doğru inen çiy bütün hastalıkları iyi ediyor, çünkü geldiği yer Cennet’in bahçeleri.”

İşte bizde ilk baskısı 1994’te yapılan ‘Kudüs… Ey Kudüs’ adlı bu kitap, dinler tarihinde, siyaset tarihinde ve kültür tarihinde vazgeçilmez yeri olan bu şehrin kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Kapsamıyla dikkat çeken kitap, 1948 Arap-İsrail savaşında iki kesim arasında parçalanan şehrin eski zamanlardan günümüze gelen dramatik hikâyesini titiz bir bakışla ele alıyor.

  • Filistin’i bölmek için Birleşmiş Milletler’de yapılan oylama,
  • Oylamanın Yahudiler arasında yarattığı sevinç ve Araplarda yarattığı keder,
  • Tel-Aviv ve Kudüs yolu boyunca yaşanan amansız savaşlar,
  • 1948 yılı Mart ayı boyunca Kudüs’ün neredeyse aç bırakılması,
  • Hurva’nın tahrip edilmesi ve eski şehrin yıkılmasıyla sonuçlanan saldırılar,
  • İsrail devletinin ilan edilişi,
  • Arap Lejyonu’nun Kudüs’e girişi,
  • Deir Yassin ve Hadassah Hastanesi katliamları,
  • Ve bunun gibi, Kudüs’ün tarihinde iz bırakmış pek çok tarihi ayrıntı, bu kitapta bizimle paylaşılıyor.

Bütün bunları, Kudüs tarihinde rol almış Arap ve Yahudi aktörler üzerinden yapan çalışma, Kudüs’ün bir şehirden çok daha ötesi olduğunu, çağlar öncesiyle bugünü buluşturan başlı başına bir medeniyet olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.

  • Künye: Larry Collins ve Dominique Lapierre – Kudüs… Ey Kudüs, çeviren: Aydın Emeç, Kronik Kitap, tarih, 608 sayfa, 2017

Zülküf Aydın – Çağdaş Tarım Sorunu (2017)

Türkiye tarımında, özellikle son 15-20 yıllık süreçte akla hayale gelmeyecek dönüşümler yaşandı.

Örneğin son yıllarda buğday ve saman gibi, ülkenin tarımının ana ürünlerinin dahi ithal edildiği haberlerini sıklıkla alıyoruz.

Bu, var olan sıkıntıların yalnızca çok küçük bir kısmı.

Örneğin çok uluslu şirketler tarımın hemen her alanında varlık göstermeye başladılar.

Ve son dönemde çıkarılan tütün, şeker ve diğer tarım yasaları da, ülkenin tarımından ziyade bu şirketlerin çıkarlarına hizmet ediyor.

İşte Zülküf Aydın’ın bu önemli çalışması, tarım alanındaki bunun gibi güncel sorunları geniş bir perspektifte irdeliyor.

Küreselleşmenin ve finansallaşmanın dünya tarımına etkilerini irdeleyerek kitabına başlayan Aydın, bu gelişmelerin nasıl tarımın uluslararasılaşmasıyla sonuçlandığını ve Türkiye’de çok uluslu şirketlerin önceliklerinin nasıl devletin korumacı, destekleyici tarım politikalarının yerine geçtiğini gözler önüne seriyor.

Çalışmayı dikkat çekici kılan bir diğer husus da, Aydın’ın bunları yaparken, 1970’li ve 80’li yıllarda Türkiye’de büyük yankı uyandırmış “Tarım Sorunu” tartışmalarını yeniden gündeme getirmesi.

Tarımda yaşanan tarihsel ve güncel sorunları daha iyi kavramak için bir başucu kitabı.

  • Künye: Zülküf Aydın – Çağdaş Tarım Sorunu, İmge Kitabevi, tarım, 335 sayfa, 2017

Fidel Castro – Beni Tarih Aklayacaktır (2017)

Fidel ve Raul Castro kardeşlerin önderliğinde, 26 Temmuz Hareketi, 26 Temmuz 1953’te Santiago de Cuba’daki Moncada Kışlası’na saldırır. Saldırının hedefi darbeyle ülkenin yönetimini ele geçirmiş Fulgencio Batista’dır.

Fakat Moncada Kışlası saldırısı başarısız olur ve Castro da yakalanıp mahkemeye çıkartılır.

Castro burada, 16 Ekim 1953 günü savunmasını kendisi yapmış ve bunu da elimizdeki kitabın başlığı olan meşhur “La historia me absolverá”, yani “Beni tarih aklayacaktır.” cümlesiyle noktalamıştı.

Daha sonra 26 Temmuz Hareketi’nin en önemli belgesi haline gelecek bu metin, şimdi Celil Denktaş’ın özenli çevirisiyle Türkçede.

Kitaptan bir alıntı:

“Yasadışılığı yasaymış gibi gösteren, mantık dışılığı olağan saydıran, bir araya gelmesi mümkün olmayan ne varsa hepsini toplayıp aynı sepete tıkıştırmaya uğraşan bu şaklabanlıklar nereye kadar gider dersiniz? İş, ‘Haklıyız çünkü güçlüyüz!’ noktasını çoktan aştı.” (s. 101)

  • Künye: Fidel Castro – Beni Tarih Aklayacaktır, çeviren: Celil Denktaş, Yazılama Yayınları, 125 sayfa, siyaset, 2017

Kolektif – Kocaeli Dayanışma Akademisi’nin İlk Uzun Yılı (2017)

Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA), OHAL ile birlikte devletin üniversitelerde yaptığı büyük kıyımın ortaya çıkardığı en güçlü dayanışma örgütlerinden biri.

Hatırlanacağı gibi, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı barış bildirisine imza attıkları gerekçesiyle, Kocaeli Üniversitesi’nden akademisyenler 1 Eylül 2016’da yayınlanan 672 sayılı KHK ile üniversitedeki görevlerinden topluca ihraç edilmişti.

Bu akademisyenler ile davalarını paylaşan görevdeki akademisyenler tarafından kurulan Kocaeli merkezli KODA ise, hem dayanışma amacı güden hem de demokrasi için çaba gösteren akademik vurgusu olan bir inisiyatif.

İşte bu kitap da, KODA’nın ilk uzun yılının hikâyesi olarak ortaya çıkmış.

Kitap, KODA üyelerinin 2016-2017 dönemi seminer programı kapsamında sunduğu farklı konulardaki seminerlerini bir araya getiriyor.

Kuşkusuz hocalarımız er veya geç üniversitelerine dönecektir.

Bunu beklerken de, tüm baskı ve zorlamalara rağmen ne bilimsellikten ne barıştan ne de demokrasiden taviz veriyor ve inadına, üretmeye devam ediyorlar.

Eldeki kitap da bunun en iyi kanıtlarından biri.

  • Künye: Kolektif – Kocaeli Dayanışma Akademisi’nin İlk Uzun Yılı, Dipnot Yayınları, siyaset, 432 sayfa, 2017

Maurice Merleau-Ponty – Algının Fenomenolojisi (2017)

Maurice Merleau-Ponty fenomenolojinin önde gelen filozoflarından.

Varoluşçu felsefe alanındaki çalışmalarıyla da bilinen Merleau-Ponty, öznellik ve algı kuramlarıyla tanınır.

Merleau-Ponty’nin ilk olarak 1945’te yayınlanan oylumlu çalışması ‘Algınının Fenomenolojisi’, kendisinin başyapıtı olarak kabul ediliyor.

Merleau-Ponty burada, Edmund Husserl’e ait olan fenomenolojik yöntemi bu sefer estetik bir bakışla yeniden yorumluyor.

Analitik felsefenin olduğu kadar kıta felsefesinin çağdaş sorunlarını apaçık bir şekilde ortaya koymasıyla dikkat çeken kitapta, düşünürün irdelediği kimi konular şöyle:

  • Klasik önyargılar ve fenomenlere geri dönüş,
  • Nesne olarak beden ve mekanist fizyoloji,
  • Kişinin kendi bedeninin mekânsallığı ve motor becerileri,
  • Kişiye has bedenin sentezi,
  • Cinsiyetli varlık olarak beden,
  • İfade olarak beden ve söz,
  • Algılanan dünya,
  • Kendi-için-varlık ve dünyada-varlık…

Daha önce bölümler halinde ayrı ayrı yayınlanmış ‘Algının Fenomenolojisi’nin, ilk kez tam haliyle Türkçeye çevrildiğini de belirtelim.

  • Künye: Maurice Merleau-Ponty – Algının Fenomenolojisi, çeviren: Emine Sarıkartal ve Eylem Hacımuratoğlu, İthaki Yayınları, felsefe, 624 sayfa, 2017