Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe (2018)

Bir tıp doktoru ile bir felsefe doktoru arasındaki yazışmalarla ortaya çıkmış; beden ve tıp temalarını felsefe, psikanaliz, antropoloji, edebiyat, feminizm ve bilime uzanan disiplinler arası bir bakışla tartışan ufuk açıcı bir kitap.

Özen Demir ve Adem Yıldırım burada, sağlık ve hastalık, gövde ve beden, canlılık ve yaşam, insan ve hayvan gibi pek çok konu ve kavram üzerine düşünüyor ve bunu yaparken de, Platon’dan Aristoteles’e, Foucault’dan Husserl’e, Derrida’dan Nietzsche’ye, Spinoza’dan Blanchot’ya, Beckett’tan Marx’a ve Freud’tan R. D. Laing’e pek çok ismin fikirlerini kat ediyor.

Bunlara ek olarak, psikiyatri, antropoloji, psikoterapi, psikanaliz, anti-morfoloji, anti-psikiyatri, bilim, edebiyat, feminizm, queer, biyoetik, biyoteknoloji, biyopolitika, mikro-sosyoloji, tıbbî epistemoloji ve tıp tarihi ile ilgilenenlerin de severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe, Nota Bene Yayınları, felsefe, 261 sayfa, 2018

Turan Akıncı – Beyoğlu (2018)

İstanbul’da yaşayan ve yolu düşen herkesin Beyoğlu’nda bir hatırası vardır.

İstanbul’da insanlar çok şeyi ilk defa Pera’da yaşadı.

İşte Turan Akıncı’nın bu kapsamlı çalışması da, Pera’nın 1831-1923 yılları arasındaki dönemini ele alıyor.

Akıncı, bu döneme ait, 288 kurum, 22 aile, 25 mimar ve 61 sokak saptamış.

Kitap, on altı bölümde,

  • Pera’daki sefaret saraylarını,
  • Pasajları,
  • Otelleri,
  • Yeme-içme mekânlarını,
  • Opera ve tiyatroları,
  • Sinemaları,
  • Mimari yapıyı,
  • Cemiyetleri,
  • Mektepleri,
  • Camileri,
  • Mevlevihane, dergâh ve tekkeleri,
  • Mağazaları,
  • Aileleri,
  • Mimarları,
  • Ve sokakları kayıt altına alıyor.

Beyoğlu, 190 yıldır şehrin en önemli çekim merkezi.

Akıncı’nın çalışması da, kapsamı ve özeniyle, her kütüphanede bulunması gereken arşivlik bir eser.

  • Künye: Turan Akıncı – Beyoğlu: Yapılar, Mekânlar, İnsanlar (1831-1923), Remzi Kitabevi, tarih, 512 sayfa, 2018

Plano Carpini – Moğolistan Seyahatnamesi (2018)

Ortaçağ Avrupa’sının en büyük korkularından biri, Moğol İmparatorluğu’nun kendilerini birebir tehdit eden bir güce dönüşmesiydi.

Hele hele Moğol ordularının 13. yüzyılda Macaristan’ı geçip, Adriyatik kıyılarına kadar dayanması, Avrupa’nın tabir-i caizse yüreğini ağzına getirmişti.

Bu dönemde Papa Innocentius, Moğollara elçi yollayıp, barış girişimlerinde bulunmalarını emretmişti.

Dönemin ünlü seyyahı, keşiş Plano Carpini de, bu emre uyarak büyük bir cesaretle Moğol topraklarına, hükümdarın ayağına kadar gitmişti.

Carpini, Moğol topraklarında aylarca kalmış, onları yakından tanımış ve geri döndüğünde izlenimlerini bizzat Papa’ya sunmuştu.

İşte altın değerinde bir tarihi kaynak olan Carpini’nin bu seyahatnamesi, dönemin Moğol İmparatorluğu’nun kapsamlı bir değerlendirmesini sunuyor.

Carpini, yalnızca Moğol topraklarında gördüklerini anlatmıyor, aynı zamanda Moğolların gelenekleri, yaşamları, kılık kıyafetleri, inançları, Ritus adı verilen Moğol dini törenleri, tarihleri, savaşma biçimleri ve başka uluslarla ilişkileri hakkında çok önemli bilgiler veriyor, ayrıca Batılıların Moğolların ilerleyişine karşı ne gibi tedbirler alabileceği konularında kimi ilgi çekici önerilerde bulunuyor.

Moğolların en güçlü oldukları dönem hakkında, birinci elden yazılmış iyi bir kaynak.

  • Künye: Plano Carpini – Moğolistan Seyahatnamesi: 13. Yüzyılda Avrupa’dan Asya’ya Yolculuk, 1245-1247, çeviren: Ergin Ayan, Kronik Kitap, seyahatname, 176 sayfa, 2018

Richard Charles Lewontin, Steven Rose ve Leon J. Kamin – Genlerimizden İbaret Değiliz (2018)

‘Genlerimizden İbaret Değiliz’, biyolojik determinizmin bilimsel, toplumsal, politik kökenleri hakkında klasikleşmiş bir yapıt.

Bilindiği gibi, biyolojik determinizmin temel iddiasına göre, sınıf, ırk ya da toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler genetik kalıtımın sonucudur, dolayısıyla bu eşitsizlikler bir anlamda “kaderimiz”dir.

Evrimsel biyolog ve genetikçi Richard Lewontin, biyoloji ve nörobiyoloji profesörü Steven Rose ve psikolog Leon Kamin ise, sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu iddianın hem neden temelsiz olduğunu hem de özünde hangi büyük eşitsizlikleri sakladığını gözler önüne seriyor.

Yazarlar, bilimin, burjuva toplumunun nihai meşruiyet sağlayıcısı olduğunu, biyolojik determinizmin de sınıflar arasındaki mücadelede kullanılan bir silah olduğunu belirtiyor.

Biyoloji, psikoloji ve toplum bilimlerinin kesişim noktasında yer alan kitapta,

  • Yeni sağ ve eski determinizm,
  • Biyolojik determinizmin politikaları,
  • Burjuva ideoloji ve determinizmin kökeni,
  • Eşitsizliğin meşrulaştırılması,
  • Zihni biçimlendirerek toplumu biçimlendirmek,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Künye: Richard C. Lewontin, Steven Rose ve Leon J. Kamin – Genlerimizden İbaret Değiliz: Biyoloji, İdeoloji ve İnsan Doğası, Yordam Kitap, bilim, 384 sayfa, 2018

Mary Beard – Kadın ve İktidar (2018)

Mary Beard’in ‘Kadın ve İktidar’ı, ilk olarak antik zamanlardan günümüze uzanarak kadın düşmanlığının sağlam bir dökümünü yapıyor.

Medusa’dan dili kesilen Philomela’ya, tarih boyunca güçlü kadınlara yapılan haksızlıkları ortaya çıkaran Beard, kadınların gündelik yaşamda liderlik rollerinden nasıl uzak tutulduğunu ve kadınların iktidarla ilişkisine dair verili kültürel kodlarla hesaplaşıyor.

Beard, bütün bunları yaparken de, çok ama çok önemli şu sorunun yanıtını arıyor:

Eğer kadınların, iktidar yapılarına dâhil oldukları düşünülmüyorsa, yeniden tanımlamamız gereken şey iktidar değil midir?

‘Kadın ve İktidar’, kadınlara seslerini yükseltmeye, harekete geçmeye ve en önemlisi de, kendi güçlerini yeniden tanımlamaya davet ediyor.

  • Künye: Mary Beard – Kadın ve İktidar: Bir Manifesto, çeviren: İrem Sağlamer, Pegasus Yayınları, feminizm, 128 sayfa, 2018

Maurice Halbwachs – Kolektif Bellek (2018)

Hafıza çalışmalarının modern öncülerinden biri olarak kabul edilen, Fransız sosyolog Maurice Halbwachs’ın bu kitabı, arkasında bıraktığı el yazmalarından yola çıkarak hazırlanmış.

Bellek ve toplum arasındaki ilişki konusunda çok önemli bir çalışma olan ‘Kolektif Bellek’te Halbwachs, klasik pozitivizmin aksine yorumsamacılık ile determinizmi bir araya getiriyor.

Kişisel anılarımızın ne kadar bize ait olduğu, örneğin tanık olduğumuz bir toplumsal olayın bizim belleğimizi nasıl dönüştürdüğü, Halbwachs’ın burada asıl ilgilendiği konu.

Kitap, belleğin ve hatırlamanın zaman ve mekân ile ve hatta müzik ile ne gibi bir ilişkisi olduğunu irdelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Maurice Halbwachs – Kolektif Bellek, çeviren: Zuhal Karagöz, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 232 sayfa, 2018

 

Yuval Noah Harari – 21. Yüzyıl İçin 21 Ders (2018)

Bizde de oldukça sevilen Yuval Noah Harari, çağımızın siyasi, ekonomik, toplumsal, teknolojik ve varoluşsal sorunlarının yarattığı tahribatın nasıl üstesinden gelebileceğimizi tartışıyor.

Harari burada,

  • Dinin yükselişi ne anlama geliyor?
  • Bilgisayar ve robotların insanın geleceğine ne gibi etkileri olacak?
  • Önemli bir sorun haline gelmiş yalan haber furyasıyla nasıl başa çıkabiliriz?
  • Büyük veri hayatımızı bu denli kuşatmış ve bizi bu kadar belirler haldeyken, seçme özgürlüğümüzü nasıl geri kazanabiliriz?
  • Doğruyla yanlışın ve haklıyla haksızın iç içe geçtiği, çürümenin sınır tanımadığı günümüz dünyasında ahlakı nasıl yeniden tanımayabiliriz?
  • Milliyetçilik bütün dertlerimize deva mı?
  • Eşitsizlik ve iklim değişikliğine karşı neler yapabiliriz?

Harari kitabında, 21 bölümde, bu ve bunun gibi önemli sorulara cevap ararken, okurunu da yaşadığı çağ üzerine düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyor.

  • Künye: Yuval Noah Harari – 21. Yüzyıl İçin 21 Ders, çeviren: Selin Siral, Kolektif Kitap, siyaset, 336 sayfa, 2018

Charles Alexandre de Challaye – Kırım Savaşı Öncesinde Osmanlı Ordusu (2018)

Yaklaşık üç yıl sürmüş Kırım Savaşı, Osmanlı ile Rusya arasında başlamış olsa da, daha sonra Avrupa ülkelerinin de dâhil olduğu büyük bir savaşa dönüştü.

Dolayısıyla bu savaş, yalnızca Osmanlı tarihinde değil, Avrupa tarihinde de çok büyük öneme sahip.

O dönem Erzurum’da Fransız konsolosu olarak görev yapan Charles Alexandre de Challaye’ın bu önemli kitabı da, savaş öncesinde Osmanlı ordusunun ne durumda olduğu hakkında çok değerli ve ilgi çekici ayrıntılar barındıran bir kaynak.

Challaye, Osmanlı-Rus ilişkilerinin kesildiği Haziran 1853’ten itibaren Osmanlı ordusunun Kırım Savaşı’ndaki merkezi olarak belirlenen Erzurum’daki gelişmeleri adım adım izlemiş ve daha sonra bunları Fransız makamlarına rapor etmişti.

Raporda, Osmanlı ordusunun yerleşik olduğu kamplar, ordunun durumu, savaş gücü ve ordunun Ruslara nasıl karşı koyabileceği konuları ayrıntılı şekilde yer alıyor.

Kitap, hem Osmanlı ordusunun durumunu kapsamlı bir şekilde ortaya koyması hem de Osmanlı ordusunda yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra askeri modernleşme anlamında nelerin gerçekleştirildiğini gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: Charles Alexandre de Challaye – Kırım Savaşı Öncesinde Osmanlı Ordusu: Organizasyon ve Savaş Gücü, çeviren: Özgür Yılmaz, Kronik Kitap, tarih, 160 sayfa, 2018

Juliet Macur – Tekerlekli Yalan (2018)

Fransa Bisiklet Turu’nu yedi kez üst üste kazanarak gelmiş geçmiş en büyük bisikletçilerden biri olmuş, fakat daha sonra doping yaptığı gerekçesiyle şampiyonlukları elinden alınmış Lance Armstrong’un şeytani zekâsıyla yarattığı organizasyonu hakkında, daha da önemlisi doping gerçekleri hakkında çok önemli bir çalışma.

Armstrong, dünya çapında yankı uyandıran skandaldan sonra, ilk kez Juliet Macur’la görüşmeyi kabul etmiş.

Macur Armstrong’un anlattıklarıyla yetinmiyor; Armstrong’un ailesinin, yakın arkadaşlarının, takım arkadaşlarının, yetkililerin, sponsorların ve rakiplerinin aralarında bulunduğu yüzü aşkın isimle görüşmüş.

Bu kitap, korkunç hırsı, başarı için hiçbir ahlaki çekincesi olmayan ve yalanlarla örülü bir adamın hikâyesi niyetine okunabilir.

Armstrong’un karakteri kimi zaman okurda nefret uyandırıyor, kimi zaman yaptığı gülünçlüklerle bizi güldürüyor, kimi zaman da bu çapta bir yalan düzeni kurabilecek zekâsıyla bizi şaşırtıyor.

Macur’un çalışması, Armstrong’un “Armstrong Sistemi” adıyla anılan, gelmiş geçmiş en karmaşık, en ayrıntılı doping programını nasıl şeytani bir ustalıkla yarattığını ve uygulattığını bir bir ortaya koymasıyla çok kıymetli.

  • Künye: Juliet Macur – Tekerlekli Yalan: Lance Armstrong’un Düşüşü, çeviren: Algan Sezgintüredi, Domingo Kitap, spor, 404 sayfa, 2018

Kolektif – Hayatı Hatırlamak (2018)

Bizi biz yapan otobiyografik belleğimizi, farklı disiplinlerin perspektifiyle tartışan nitelikli bir derleme.

Psikoloji, psikiyatri ve nörobilim gibi alanlara ilgili okurların özellikle seveceği ‘Hayatı Hatırlamak’, otobiyografik bellek kavramını, kişisel ve toplumsal bellekten, bağlanma ve hatırlama ilişkisine, dil ve kültürden istemsiz hatırlamaya ve anılardan anıları zihinde canlandırmaya zengin açılardan irdeliyor.

Kitapta,

  • Otobiyografik bellek araştırmalarında kullanılan yöntemler,
  • Neden ve nasıl hatırlayıp neden ve nasıl unuttuğumuz,
  • Otobiyografik anıların yaşam boyu dağılımı,
  • Yaşamımızın kimi dönemlerini daha çok, kimilerini daha az hatırlamamızın nedenleri,
  • Otobiyografik bellekte kültür ve dil,
  • Otobiyografik bellekte imgelem perspektifi,
  • Bağlanma ve hatırlamada benlik, duygu ve dikkat süreçlerinin rolü,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Sami Gülgöz, Berivan Ece, Sezin Öner, Burcu Demiray, Tuğba Uzer, Çağla Aydın, Bilge Göz, Pınar Ersoy, Ezgi Aytürk, Müge Özbek, Ezgi Mamus, Dilay Z. Karadöller, İnci Boyacıoğlu, Burcu Kaya-Kızılöz, Ayşe Altan-Atalay, Aysu Mutlutürk, Ayşecan Boduroğlu ve Ali İ. Tekcan.

  • Künye: Kolektif – Hayatı Hatırlamak: Otobiyografik Belleğe Bilimsel Yaklaşımlar, derleyen: Sami Gülgöz, Berivan Ece ve Sezin Öner, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 280 sayfa, 2018