Madeline C. Zilfi – Osmanlı İmparatorluğu’nda Kölelik ve Kadınlar (2018)

On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda İstanbul, dört yüz bin civarında nüfusa sahip, imparatorluk sınırları dışından da erkekleri ve kadınları çeken, zamanın en büyük megakentlerindendi.

Bilhassa Osmanlı Ortadoğu’sundaki toplumsal cinsiyet tarihi hakkındaki çalışmalarıyla tanınan Madeline Zilfi’nin bu muazzam çalışması ise, özellikle II. Mahmud döneminin sonuna kadar, kadın köleliğinin Osmanlı’da ne denli merkezi bir yere sahip olduğunu ortaya koymasıyla önemli.

İstanbul’un 18. ve 19. yüzyıllarını incelemesinin merkezine koyan Zilfi, kadı sicillerinden yola çıkarak Osmanlı köleciliğinin özgün niteliklerini, Batı köleciliğiyle farklılık arz eden yönleriyle karşılaştırmalı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Zilfi’nin kitabı, her şeyden önce çok iyi bir yerel tarih çalışması ve ayrıca 1700-1840 arası İstanbul’unda köleciliğin sağlam bir portresini çizmesiyle önemli.

  • Künye: Madeline C. Zilfi – Osmanlı İmparatorluğu’nda Kölelik ve Kadınlar (1700-1840), çeviren: Ebru Kılıç, İş Kültür Yayınları, 408 sayfa, tarih, 2018

 

Abdullah Aysu – SU: hayat veren 2 damla (2018)

Hayat suda başladı ve hayatın devam etmesi de ancak suyun varlığıyla mümkün.

Fakat suyumuz gün geçtikçe elimizden akıp gidiyor.

Son 200 yılda, doğanın milyarlarca yıllık su birikimini sanayi çöpleriyle kirlettik.

Daha da kötüsü, son 25 yılda iklim değişti ve bununla paralel olarak su döngüsü de bozulmaya başladı.

Hava gibi, doğanın ürünü olan ve tüm varlıkların hakkı olan su, artık şişelenip satılır duruma geldi.

Artık suyumuzu, hayatımızı kurtarmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Fakat bundan önce, bunu nasıl yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyor.

Ekoloji ve tarım alanında yaptığı muazzam çalışmalarla bildiğimiz Abdullah Aysu’nun genç okurlar için kaleme aldığı bu kitabı, hem suyumuzu hem de ekolojik dengeyi nasıl koruyacağımızı açık seçik bir üslupla anlatıyor.

Aysu kitabında, şöyle diyor:

“Ben suyum. Çocuklar ve gençler tarafından barış için kullanılacağımı biliyorum. Ben suyum, tıpkı çocuklar ve gençler gibi geçmişten kalan bir şey değil geleceği simgeleyen bir ümidim.”

  • Künye: Abdullah Aysu – SU: hayat veren 2 damla, Epos Yayınları, gençlik, ekoloji, 80 sayfa, 2018

Onur Karahanoğulları – Marksizm ve Hukuk (2018)

Onur Karahanoğulları’nın bu harika çalışması, Marksizmin hukuka bakışını geniş bir perspektifte tartışıyor ve daha da önemlisi, Marksist hukuk yaklaşımının oluşturulması konusunda çalışmak isteyen hukukçular için altın değerinde teoriler geliştiriyor.

Kitap bunun yanı sıra, şimdiye kadar Marksizm ve hukuk konusunda yapılmış en önemli çalışmalarında da eleştirel bir analizini de sunuyor.

Kitapta,

  • Marx’ın düşünsel gelişiminde hukuk,
  • Mark-Engels’in hukuk konusundaki değerlendirmeleri,
  • Diyalektik bir hukuk biliminin dayanacağı temel dinamikler,
  • Ekim Devrimi’nde hukuksal kuruluş,
  • Sovyet hukuk sisteminin oluşum aşamaları,
  • Paşukanis ve sömümlenmeci hukuk kuramı,
  • Kapitalist toplumsal formasyonda hak kavramı ve mücadelesi,
  • Ve devrim sonrası ceza hukuku gibi konular irdeleniyor.

Künye: Onur Karahanoğulları – Marksizm ve Hukuk: Diyalektik Hukuk Bilimi, Yordam Kitap, hukuk, 336 sayfa, 2018

Kolektif – Arapdilli Doğu Ortodoksları (2018)

Antakya’nın Arapdilli Doğu Ortodoksları, şu ana kadar akıl almaz bir şekilde uluslararası bilim camiasında ciddi çalışmalara konu olamadı.

Oysa bu kadim topluluk, Bizans, Osmanlı, Suriye ve Türkiye kültürlerine önemli katkılarda bulundu.

Farklı alanlardan gelen uzmanların katkıda bulunduğu bu çalışma ise, topluluk hakkında yapılan bilimsel incelemelerin önünü açmaya aday.

Kitapta,

  • Arapdilli Doğu Ortodoksların kimliklerinin tarihsel oluşumu,
  • Bu topluluğun kimliğinin oluşumunda Kemalizm ve Baasçılık gibi iki modern siyasi hareketin etkileri,
  • Topluluk mensuplarının, topluluğun tarihsel vatanı olan Antakya’daki güncel durumu,
  • Topluluğun İstanbul’da bulunan mensuplarının aidiyet biçimleri ve onların İstanbul Rum toplumuna sancılı entegrasyon süreci,
  • Ve bu topluluğun yaşadığı Tokaçlı köyündeki maddi kültür, mutfak pratikleri ve aidiyet duyguları gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Topluluk mensuplarıyla yapılmış birebir görüşmelere dayanmasıyla da dikkat çeken çalışmaya katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Haris Theodorelis-Rigas, Özgür Kaymak, Anna Maria Beylunioğlu, Polina Gioltzoglou, Şule Can ve Zerrin Arslan.

  • Künye: Kolektif – Üç Milliyetçiliğin Gölgesinde Kadim Bir Cemaat: Arapdilli Doğu Ortodoksları, derleyen: Haris Theodorelis-Rigas, İstos Yayın, inceleme, 160 sayfa, 2018

Ercüment Çelik – Güney Sosyolojisi ve Türkiye’de Sosyoloji (2018)

Ercüment Çelik’in bu kitabı, Türkiye’de Güney Sosyolojisi üzerine yazılan ilk kitap olmasıyla önemli.

Bilindiği gibi sosyal bilimlerde ve özellikle de sosyoloji alanındaki bilgi üretiminde, Kuzey’in uzun yıllardır süren egemenliği söz konusu.

Fakat son yıllarda, Küresel Güney’de sosyal bilimler alanındaki çalışmalar büyük bir ivme kazandı ve bunların sonucunda da “Güney’den öğrenme” şeklinde özetleyebileceğimiz, sosyoloji çevrelerinde artan bir ilgi uyanmaya başladı.

Çelik de, hem Güney sosyolojisi yaklaşımlarını ve bu yaklaşımlardaki temel tezleri açıklıyor hem de bu tezleri Türkiye’deki sosyoloji disiplinine uyguluyor.

Kitap buradan yola çıkarak, Güney sosyolojisi ile Türkiye sosyolojisi arasında nasıl bir ilişki kurulabileceği üzerine düşünüyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı da, Türkiye’de sosyoloji eğitiminde Kuzey’de üretilen kuramlara bağımlılığı ve Güney’de üretilen bilgi ve kuramlara hiç denecek kadar az yer verildiğini ampirik araştırma bulgularıyla gözler önüne sermesi.

  • Künye: Ercüment Çelik – Güney Sosyolojisi ve Türkiye’de Sosyoloji, Nota Bene Yayınları, sosyoloji, 192 sayfa, 2018

A. Hilmi Seçkin – Bir Hâkime Yakışanı Yazdım (2018)

Hilmi Seçkin, meslek hayatı boyunca idealist değerlerinden, prensiplerinden taviz vermemiş has hâkimlerden biriydi.

Seçkin, “hakkaniyet”i tek ölçüt bilmiş, demokrasiye ve kuvvetler ayrılığına inanmış.

Siirt’te, yoksul bir ailede doğan Seçkin, daha sonra bin bir zorlukla hukuk okumuş, mezun olduktan sonra da başka genç bir hâkimle Ordu’da, Gölköy’de, Devrek’te ve Zonguldak’ta görev alıyor.

Bu kitap, idealist tavrından asla taviz vermemiş bir hâkimin mücadelelerle geçen hayatından dönüm noktalarını bizimle paylaşmasıyla önemli.

Seçkin, ailesinin soyağacından seferberlik anılarına, tehlikelerle dolu çocukluk yıllarından İkinci Dünya Savaşı günlerine, hukukçu olarak kariyerinin başlamasından 27 Mayıs, 12 Eylül darbelerine ve sıkıntılı demokrasi maceramıza pek çok konuyu bizimle paylaşıyor.

Seçkin’in anıları, yalnızca bir hukukçunun kişisel macerası olarak değil, Türkiye’nin yakın tarihinin sağlam bir hukuki ve siyasi tanıklığı olarak okunmalı.

Seçkin, kitabını şöyle tamamlıyor:

“Sağduyuyu egemen kılalım, kenetlenelim, özgürlük alanlarını genişletelim, demokrasiye, aydınlığa, uzlaşma kültürüne sahip çıkalım ve en önemlisi hep birlikte, Atatürk’ün bıraktığı noktadan yola devam edelim” diyerek tamamlıyor.

  • Künye: A. Hilmi Seçkin – Bir Hâkime Yakışanı Yazdım, Literatür Yayıncılık, anı, 248 sayfa, 2018

Fernando Pessoa – Anarşist Banker (2018)

Antikçağ felsefesinin diyalog yöntemiyle kaleme alınmış ve ilk basımı 1922’de yapılmış ‘Anarşist Banker’, Fernando Pessoa’nın en ünlü eserlerinin başında gelir.

Burjuva toplumunun ikiyüzlü ahlak anlayışını kıyasıya eleştiren eser, iki arkadaşın bir yemek sonrasında başlayan sohbetleri üzerinden ilerler.

Bu arkadaşlardan biri bankerdir ve anlatının ana fikri de bu karakterce dillendirilir.

Bankerliğin, gerçekleşebilir tek anarşist eylem olduğunu düşünen bu karakter, kendine has akıl yürütmelerle bu fikrini adım adım ispat etmeye koyulur.

Kahramanımız bunu yaparken hem Avrupa toplumunun ikiyüzlülüğünü gözler önüne serer hem paranın iktidarını sorgular hem de bunu alaşağı etmenin yolları üzerine düşünür.

Kitaptan iki alıntı:

“Birine yardım etmek onun yeteneksiz olduğunu kabul etmek olur ya da eğer yeteneksiz değilse, yeteneksizleştirmek ya da öyle olduğunu varsaymak olur. İlk durumda bu bir zorbalıktır, ikinci durumda ise küçümseme…”

“Para devletten daha iyi değildir, aile dinlerden daha iyi değildir. Bunların yerine başka kurgular olsaydı, bunlar da bir o kadar kötü olurdu çünkü bunlar da sırası geldiğinde doğal gerçeklerin üzerine gelip yapışır ve onları boğardı.”

  • Künye: Fernando Pessoa – Anarşist Banker, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, anlatı, 69 sayfa, 2018

Georges Dumézil – Mit ve Destan 3 (2018)

Yirminci yüzyılın en önemli filologlarından biri olarak kabul edilen Georges Dumézil, efsanevi üçlemesi ‘Mit ve Destan’ın son cildi, ‘Roma Tarihleri’ adını taşıyor.

Karşılaştırmalı filolojinin yetkin bir örneği olan kitap, Roma mitolojisi ve destanındaki belirgin özellikleri ortaya koyduğu gibi konu hakkında sağlam bir tartışma da sunuyor.

Dumézil diğer çalışmalarında olduğu gibi burada da, birincil verileri gözlemliyor ve sonra da bu birincil verilerden bazıları arasında karşılaştırmalar yaparak onların ortak prototiplerinin oluşturduğu ikincil verilere uzanıyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Mit ve Destan 3: Roma Tarihleri, çeviren: Ali Berktay, Yapı Kredi Yayınları, mitoloji, 352 sayfa, 2018

Ivan Illich – Ivan Illich ile Söyleşiler (2018)

‘Okulsuz Toplum’, ‘Sağlığın Gaspı’, ‘Şenlikli Toplum’, ‘ABC-Aklın Modernleşmesi’, ‘Gölge İş’, ‘İşsizlik Hakkı’…

Bunlar, Ivan Illich’in düşünce dünyamıza altın değerinde katkılar sunduğu kitaplarından birkaçı.

Uzun zamandır Illich’in kitaplarını Türkçeye kazandıran Yeni İnsan Yayınevi, şimdi de, David Cayley’nin düşünürle yaptığı on söyleşiyi okurların beğenisine sunuyor.

“Illich, ortaya atıp sınırlarını çizdiği düşüncelerin tutsağı olmayı reddetmeyi becererek, ününü aşmış bir düşünürdür,” diyen Cayley’nin kitabı, en çok da Illich’in entelektüel katkılarının sağlam bir özetini sunmasıyla çok önemli.

Illich’in en önemli kitaplarının sorgulayan bu söyleşilerde ilgi çeken bir husus da, Illich’in kendi eserlerine bizzat getirdiği dikkat çekici eleştiriler.

Illich’in bir insan ve bir düşünür olarak dünyasına daha yakından bakmak için şahane bir fırsat.

  • Künye: Ivan Illich – Ivan Illich ile Söyleşiler, söyleşi: David Cayley, çeviren: İlke Dündar, Yeni İnsan Yayınevi, siyaset, 272 sayfa, 2018

Mustafa Demirtaş – Özgürleşme Siyasetinde Fark ve Olay (2018)

“Bir olay tam olarak bir farklılığı kurar ve ikamet ettiğimiz dünyada birdenbire belirerek dünyanın egemen güçleri açısından olanaksız gibi görünen şeylerin yolunu döşer; mevcut duruma karşın bir yenilik olanağını açığa çıkarır… Olay ve fark, siyasi mücadelelerde yeniliğin yaratıcı gücüdür.”

Mustafa Demirtaş bu önemli kitabında, fark ve olay kavramını, siyasette iktidar yerine özgürleşmeyi olumlamanın kavramsal araçları olarak tanımlıyor.

Demirtaş buradan hareketle Michel Foucault, Antonio Negri & Michael Hardt, Alain Badiou, Jacques Rancière, Jacques Derrida ve Jean-Luc Nancy’nin düşüncelerini, fark ve olay kavramına getirdikleri katkılar bağlamında ele alıyor.

Bilhassa fark ve olay kavramlarının çağdaş felsefede kazandığı farklı boyutları ortaya koymasıyla önemli bir boşluğu dolduran çalışma, bunun yanı sıra, söz konusu düşünürlerin felsefi-politik kişilikleriyle özdeşleşmiş olan tarih, çokluk, devrim, eşitlik, adalet ve dünya gibi kavram ve meseleleri yorumluyor.

  • Künye: Mustafa Demirtaş – Özgürleşme Siyasetinde Fark ve Olay, Otonom Yayıncılık, siyaset, 136 sayfa, 2018