Jean-Baptiste de Panafieu – Darwin: Herkes İçin Evrim (2018)

Jean-Baptiste de Panafieu iyi bir okyanus bilimci, fakat biz kendisini, kaleme aldığı önemli popüler bilim kitaplarıyla da biliyoruz.

de Panafieu’nun elimizdeki çalışması ise, Darwin’in evrim kuramı, kuramın gelişimi ve bu konuda yürütülen güncel tartışmalar hakkında dört dörtlük bir rehber.

de Panafieu, Darwin’in meşhur Beagle gemisiyle yaptığı yolculuktan başlayarak,

  • Evrim kuramının oluşumunu,
  • Evrimin temel mekanizmalarını,
  • Doğal seçilim ve varyasyon gibi, kuramın temel kavramlarını,
  • Genetik ve moleküler biyolojideki devrimlerin evrim kuramına getirdikleri katkıları,
  • Yaratılışçılar ve akıllı tasarımcılar gibi şarlatanların evrim kuramına yönelik saldırıları,
  • Evrim kuramının neden toplumsal bir mücadele alanı haline geldiğini,
  • Kötü niyetli yaklaşımların evrim kuramının temel kavramlarını nasıl çarpıttıklarını,
  • Evrim kuramının bütün bunlara rağmen yepyeni bilim dallarına neden ve nasıl ilham vermeye devam ettiğini,
  • Ve Darwinciliğin yarınlar için neler vaat ettiğini derinlemesine irdeliyor.

Evrim kuramı ve bu konuda yürütülen güncel tartışmalar hakkında iyi bir rehber arayanlar bu çalışmayı kaçırmasın deriz.

  • Künye: Jean-Baptiste de Panafieu – Darwin: Herkes İçin Evrim, çeviren: Nıvart Taşçı, Bgst Yayınları, bilim, 148 sayfa, 2018

Immanuel Wallerstein – Avrupa Evrenselciliği (2018)

Batı’nın dünyanın geri kalanına müdahale ederken başvurduğu söylemlerin dinamikleri nedir?

Avrupa Evrenselciliği’nde, Avrupa’nın evrenselleşme çabasının tarihsel, ekonomik ve siyasal nedenlerini irdeleyen Immanuel Wallerstein, Batı’nın müdahale söylemini derinlemesine analiz ediyor ve Batı’nın müdahalelerini dayandırdığı şu “evrensel değerler”in neler olduğunu tartışıyor.

  • Amerikan yerlilerini köleleştiren İspanyollar, onları “barbar” ve “ahlakdışı” adetlere sahip olarak tanımlamıştı.
  • Avrupalılar Osmanlı’ya ve Ortadoğu bölgesine nüfuz ederken bu kültürlerin gelişmeye kapalı olduklarını savunmuştu.
  • Daha yakın zamanlı örnekler olarak ise, eski Yugoslavya’ya ve Irak’a müdahale eden Batılı güçler, buralarda diktatörlüklerin bulunduğunu ve insan haklarının çiğnendiğini iddia etmişti.

İşte Wallerstein da bu örneklerden yola çıkarak, Batılıların müdahaleler için bahane yaptığı söz konusu “evrensel değerlerin” neler olduğunu, bunların özünde neye hizmet ettiğini gözler önüne seriyor ve daha da önemlisi bu söylemlerdeki sahtekârlıkların üstesinden nasıl gelebileceğimizi tartışıyor.

  • Künye: Immanuel Wallerstein – Avrupa Evrenselciliği: Gücün Retoriği, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Bgst Yayınları, siyaset, 101 sayfa, 2018

Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek (2018)

İnsan umutsuz bir vaka mıdır?

Hakikaten azımsanmayacak oranda bir kesimin dile getirdiği gibi insan, akılcılık ve medeniyet, dünyanın başına gelmiş en büyük felaketler midir?

Murray Bookchin’in bu ve benzeri tezlere verdiği yanıt, güçlü bir ‘Hayır’dır!

Bookchin bu kitabında akıl, laiklik, bilim ve insanın evrenselliğine yönelik vurgunun yerini alan narsisist mistisizme, mizantropiye ve toplumsal dinginciliğe karşı sert eleştiriler yöneltiyor ve bunların asıl olarak insanın dönüştürme ve değiştirme kabiliyetini sekteye uğratan, düzeni değiştirmek yerine onu besleyip koruyan yaklaşımlar olduğunu belirtiyor.

Bu toptancı ve karamsar yaklaşımlara karşı aydınlanmacı hümanizm yaklaşımını ortaya koyan Bookchin, düşünce, umut ve yenilenmeyle dünyayı dönüştürme imkânlarına nasıl yeniden kavuşabileceğimiz, insanın devrimci potansiyellerini nasıl yeniden ortaya çıkarabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek: Anti-Hümanizme, Mizantropiye, Mistisizme ve İlkelciliğe Karşı İnsan Ruhunun Savunusu, çeviren: Gökhan Demir ve Dünya Ahtem Öztogay, Sümer Yayıncılık, siyaset, 360 sayfa, 2018

Fırat Mollaer – Yerliciliğin Retoriği (2018)

Bizdeki yerliciliğin düşünsel kaynakları ve dinamikleri nelerdir?

Daha da önemlisi, Türkiye’deki yerlicilik, savunulduğu gibi homojen midir yoksa daha çok heterojen midir?

Fırat Mollaer’in bu kitapta giriştiği tartışma, bizdeki yerliciliği çok yönlü bir bakışla deşifre ederken, aynı zamanda yerliciliği toplumsal-siyasal meselelere indirgeyen kültürelciliğe sıkı eleştiriler yöneltiyor.

Yazar burada, yerliciliğin düşünsel kaynağı olarak Yahya Kemal’in, ideologları olarak Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Cemil Meriç’in, antropolog tipi olarak da Ahmet Hamdi Tanpınar’dan düşüncelerini baştanbaşa kat ediyor.

Aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan sineması bağlamında da yerliciliği irdeleyen Mollaer, bütün bu aktörlerin söylemlerini Gaston Bachelard, Fredric Jameson, Ernst Renan ve Daryush Shayegan gibi yazar ve düşünürlerin fikirleri üzerinden tartışıyor.

Mollaer’e göre, yerlicilik kültürü bir kavga silahına dönüştürüp toplumu ve siyaseti kültürün bir uzantısı olarak kurgular.

Öte yandan yerlicilik “yerli”den çok “yerli olmayan”la ilgili bir söylemdir, hatta “yerli olmayan”ı inşa etmenin bir yoludur.

“Yerliciliğin düşünsel kaynakları nelerdir?” sorusuna kapsamlı bir yanıt veren çalışma, okurunu yerliciliğin ideolojik ve söylemsel kuruluşu üzerinde düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Yerliciliğin Retoriği, Phoenix Yayınları, 160 sayfa, 2018

Sevgi Aktüre – Büyük İmparatorluklar Döneminde Anadolu Kentleri (2018)

Sevgi Aktüre’nin Anadolu kent ve kentleşme tarihini enine boyuna incelediği ‘Tarih İçinde Anadolu Kenti’, alan için büyük önem arz eden bir çalışma.

Elimizdeki oylumlu kitap ise, ‘Anadolu’da Bronz Çağı’ ve ‘Anadolu’da Demir Çağı Kentleri’nden sonra üçlemenin son kitabı olarak raflardaki yerini aldı.

Aktüre bu son çalışmasında, bir çokkültürlü coğrafya olarak Anadolu’yu, İÖ. 6. yüzyıldan 14. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde siyasal, ekonomik ve sosyal tarih çerçevesinden irdeliyor.

“Birlikte yaşam” kavramını mekân bağlamında ele almasıyla ayrıca önem arz eden kitap, çokkültürlü bir coğrafyada yaşayan insanların, yaşamın bütünselliğini kavrayabilmesinin ve kimseyi ötekileştirmeden birlikte yaşayabilmesinin ön koşulunun zaman-mekân ilişkisini doğru olarak kurgulayabilmesi olduğunu vurguluyor.

Yazara göre kent tarihleri aynı zamanda toplumun belleğidir ve her dönemde çok çeşitli işlevleri ve mekânları barındıran kentler, insan yaratısının en uzun ömürlü, en kolektif ve en devingen ürünüdür.

Bu nitelikli çalışmayı, yalnızca bu alanda çalışan uzmanlara değil, Anadolu tarihiyle ilgilenen her seviyeden okura tavsiye ederiz.

  • Künye: Sevgi Aktüre – İÖ. 6. Yüzyıldan 14. Yüzyıl Sonuna Kadar Büyük İmparatorluklar Döneminde Anadolu Kentleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 896 sayfa, 2018

Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak (2018)

Farklı yazarların katılımıyla ortaya çıkan bu özenli çalışma, sosyolojinin kurucusu Émile Durkheim düşüncesindeki sapakları daha görünür kılıyor ve buradan hareketle düşünürün fikirlerinin sağlam bir yeniden okumasını yapıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Durkheim’ın bizdeki alımlanışında görülen başat sorunları tespit etmesidir diyebiliriz.

Kitap, bir yandan Türkiye’de şu ana kadar Durkheim’ın düşüncesi hakkında bilinenlere iyi bir alternatif sunuyor ve öte yandan da, okurunu bizzat sosyoloji ve sosyolojinin iktidarla, siyasetle ilişkisi üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmanın bir diğer önemli katkısı da, Durkheim’ı ikincil kaynaklar üzerinden değil, bizzat kendi eserlerinden okuması.

  • Künye: Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak, editör: Ümit Tatlıcan ve Vefa Saygın Öğütle, Phoenix Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2018

Steven Pinker – Dil İçgüdüsü (2018)

Dil, uygarlık tarihinin en belirleyici unsurudur.

Başka bir deyişle dil olmadan, medeniyetten bahsedemeyiz.

Harvard’ta dil ve zihin uzmanı olarak çalışan Steven Pinker’ın bu ödüllü çalışması, dilin ortaya çıkışının zihinsel dinamiklerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koymasıyla, bu alanda okunabilecek en yetkin çalışmalardan.

Kitapta,

  • Dilin nasıl işlediği,
  • Çocukların dili öğrenme süreçleri,
  • Dilin değişim dinamikleri,
  • Beynin dili hesaplama yöntemleri,
  • Evrimsel sürecin dil ve zihnin gelişimi üzerindeki etkileri,
  • Bir insani içgüdü olarak dilin rolü,
  • Ve bunun gibi pek çok konu aydınlatılıyor.

Kitap, dilin gelişimi hakkındaki güncel araştırmalar ile Noam Chomsky gibi dilbilimcilerin fikirlerini içermesiyle de çok önemli.

  • Künye: Steven Pinker – Dil İçgüdüsü: Zihin Dili Nasıl Meydana Getirir, çeviren: Feray İlgün, Bilge Kültür Sanat Yayınları, dilbilim, 544 sayfa, 2018

Robert Gerwarth – Mağluplar (2018)

Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan anlaşmalar ve sözüm ona çözümler, Avrupa’yı barışa ihtiyaç duyulan barışa kavuşturabildi mi yoksa İkinci Dünya Savaşı’nı neden olan koşulları alttan alta besledi mi?

Modern tarih alanında uzmanlaşmış bir profesör olan Robert Gerwarth, ikincisinin geçerli olduğunu düşünüyor.

Savaş sonrası anarşi ortamını, yıkılan imparatorlukların ve doğan ulus devletlerin gelişimini derinlemesine irdeleyen Gerwarth, Avrupa’nın 20. yüzyılı üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor.

En önemlisi de Gerwarth, bu dönemde çizilmek istenen sınırların, sürgünlerin, yeni milliyetçiliklerin ve bütün Avrupa’yı saran büyük şiddet dalgasının İkinci Dünya Savaşı’nın tohumlarını nasıl ektiğini gözler önüne seriyor.

Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki mağlupları olan kara imparatorlukları ve onların savaştan sonraki durumları hakkında çok özgün bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Robert Gerwarth – Mağluplar: Birinci Dünya Savaşı Neden Bitmedi? (1917-1923), çeviren: Yüksel Taşkın, Doğan Kitap, tarih, 456 sayfa, 2018

Steven Levitsy ve Daniel Ziblatt – Demokrasiler Nasıl Ölür? (2018)

Harvard profesörleri Steven Levitsky ve Daniel Ziblatt, yirmi yıldan uzun süredir Avrupa ve Latin Amerika’daki demokrasilerin çöküşlerini inceliyor.

İki yazarın bu önemli çalışması da, Trump sonrası Amerika’da ve genel olarak sağın yükselişiyle neredeyse bütün dünyada gündeme gelen “Demokrasi tehlikede mi?” sorusuna yanıt veriyor.

Bu soruya “Evet” yanıtını veren Levitsky ve Ziblatt, demokrasilerin eskiden olduğu gibi askeri darbelerle sekteye uğramadığını, günümüzde demokrasiye yönelik önemli tehditlerin bizzat demokrasinin içinden çıktığını gözler önüne seriyor.

Yazarlara göre, basın ve yargı gibi kritik öneme sahip kurumların yozlaşması veya zayıflaması, ayrıca siyasi değerlerin erozyona uğraması, bugün demokrasinin ölümüne neden olan başlıca etkenlerdir.

Yazarlar bunu yaparken de, 1930’lu yıllarda Avrupa’da demokrasinin gelişiminden Türkiye ve Macaristan gibi ülkelerde bu değerlerin tam tersi şekilde otoriterliğin yükselişine, dünyanın pek çok bölgesinden aydınlatıcı örneklerle çalışmalarını zenginleştiriyor.

Şunu da özellikle belirtelim ki, Levitsky ve Ziblatt tümüyle karamsar bir tablo çizmek yerine, demokrasiye nasıl koruyacağımızı da ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Steven Levitsy ve Daniel Ziblatt – Demokrasiler Nasıl Ölür?, çeviren: Derya Dinç, Salon Yayınları, siyaset, 352 sayfa, 2018

Aysel Yıldız – Kenar Adamları ve Bendeleri (2018)

Bu kitap, 19. yüzyılın başlarında küçük bir Balkan kasabası olan Rusçuk’ta yaşamış, biri Türk diğeri Ermeni iki adamın ilginç ilişkiler ağı ve hikâyeleri üzerinden dönemin kapsamlı bir okumasını yapıyor.

Köse Ahmed Efendi ile Manuk Mirzayan, önce Rusçuk ayanı Tirsinikloğlu İsmail Ağa, daha sonra da Alemdar Mustafa Paşa’nın iki sadık bendesi olmuştu.

İkili, hamileri sayesinde, Balkan eşrafıyla olduğu kadar Osmanlı merkezi bürokratları ve Rus ricaliyle de sıkı ilişkiler kuracaktı.

Bu ilişkiler zamanla büyük güç kazanacak, öyle ki Köse Ahmed Efendi ve Manuk Mirzayan, bir dönem payitahta da gelerek hem uluslararası politikayı hem de iç politikayı yönlendirebilecek kadar etkili olacaklardı.

İşte Ayşe Yıldız, bu iki adamın Rusçuk’ta başlayıp genişleyen ilişkilerini merkeze alarak dönemin Osmanlı, Balkan ve Rus toplumunun nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Yıldız’ın ele aldığı dönem, âdemi merkeziyetçilik akımının öne çıktığı; uluslararası sorunlar, ciddi toprak kayıpları ve yeni modernleşme çabalarının gözlemlenmeye başladığı bir dönemdir.

Köse Ahmed Efendi ve Manuk Mirzayan’ın hikâyesi de, bir yönüyle bu sürecin tam merkezinde yer aldığı için ayrıca önemli.

  • Künye: Aysel Yıldız – Kenar Adamları ve Bendeleri: Tirsinikli İsmail Ağa ve Alemdar Mustafa Paşa’nın Adamları Manuk Mirzayan ve Köse Ahmed Efendi, Kitap Yayınevi, tarih, 329 sayfa, 2018