Michele Hutchison ve Ria Mae Acosta – Dünyanın En Mutlu Çocukları (2019)

Halinden memnun, uyumlu, sağlıklı bebekler, çocuklar ve ergenler yetiştirmek konusunda Hollandalılardan öğreneceğimiz çok şey var.

Yakın tarihli bir UNICEF araştırmasına göre Hollandalı çocuklar genel mutlulukta birinci sıradalar.

Peki, Hollandalılar bunu nasıl başarıyor?

Bunun nedeni aslında çok basit:

Örneğin Hollanda’da on yaşın altındaki çocuklara ev ödevi verilmez.

Anne-babalar çocuklarının dışarıda tek başlarına oynamalarına izin verir.

Çocuklar okula bisikletle gider, ki bisiklet sürmenin mutlu olmakla birebir alakası var.

İkisi de Hollanda’da çocuk büyüten Rina Mae Acosta ile Michele Hutchinson, bunun sırrını bizimle paylaşıyor.

Çocuklarımızı daha çok mutlu etmek için Hollandalı ebeveynlerden neler öğrenebileceğimizi gösteren ve bu nedenle her anne-babanın muhakkak okuması gereken bir eser.

Kitabın yazarlarına gelirsek:

Rina Mae Acosta, şu an Hollandalı kocası ve iki küçük oğluyla Hollanda’da yaşayan Asya kökenli Amerikalı, Kaliforniya doğumlu bir yazar.

Kaliforniya Üniversitesi’ni, Berkley’yi ve Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi’ni bitirdi.

Ebeveynlik ve ebeveynlerle ilgili oldukça başarılı bir blog olan “Finding Dutchland”de yazılar yazıyor.

Michele Hutchison ise editör, çevirmen ve blog yazarı.

East Anglia Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi ve Lyon Üniversitesi’nde okudu.

2004’te karnı burnunda Amsterdam’a taşınmadan önce Britanya’da yayıncılık ile uğraşıyordu. Kendisi, Amsterdam’da editörlük yapan iyi bir Hollanda edebiyatı çevirmenidir.

Hollandalı eşi ve iki çocuğuyla eski bir kanal evinde yaşıyor.

  • Künye: Michele Hutchison ve Ria Mae Acosta – Dünyanın En Mutlu Çocukları: Hollandalıların Çocuk Yetiştirme Yöntemleri, çeviren: Biray Anıl Birer, The Kitap Yayınları, eğitim, 256 sayfa, 2019

Paul Ricoeur – Sevgi ve Adalet (2019)

Sevgi hakkında konuşmak hem çok basit hem de çok zor.

Nihayetinde üzerinde çok kelam edilmiş, modern zamanlarda da içi boşaltılmış bir kavramdan bahsediyoruz.

Paul Ricoeur de sevgi hakkında düşünmek gibi meşakkatli bir işe girişiyor ve yalnızca sevgiyi değil, sevgi ile adalet arasındaki diyalektiği uzun uzadıya irdeleyen bir düşünceyi kılavuz edinerek alana özgün bir katkı sunuyor.

Ricoeur bunu yaparken ahlakçıların ya da ilahiyatçıların sevgiden söz eden metinlerinde sistematik biçimde yinelenen izlekleri bulup çıkarıyor.

Ricoeur’ün, felsefe ile teolojinin kesiştiği sahada yer alan kitabı, kutsal metinlerde adalet arayışının neden sevgi temasından ayrılmadığını, kişinin komşusuna dönük bireysel sevgisiyle toplumsal adalet arayışı arasındaki uçurumun anlamını tartışıyor.

Sevgi ile övgü arasındaki bağ, sevginin adalete ve adaletin sevgiye etkisi, Kutsal Kitaptaki inancın dilsel ve yazınsal dolayımı, Kutsal Kitabın “İmgelem Birliği” ve vicdan, Ricoer’ün burada tartıştığı diğer konular.

  • Künye: Paul Ricoeur – Sevgi ve Adalet, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Sel Yayıncılık, felsefe, 106 sayfa, 2019

Ilan Pappé – Modern Ortadoğu (2019)

Şu ana kadar Ortadoğu’nun modern tarihi konusunda yazılan kitaplar, insanlardan, halklardan, kadınlardan ve kültürlerden ziyade, genel olarak bölgenin geçirdiği siyasal ve ekonomik dönüşümlerle ilgilenmişti.

Bizde daha önce ‘İsrail Hakkında On Mit’ adlı aydınlatıcı kitabı da yayımlanmış Ilan Pappé ise, bu nitelikli eserinin merkezine işçileri, köylüleri, kadınları ve kültürü (edebiyat, şiir, tiyatro ve sinema dâhil) yerleştiriyor.

Başka bir deyişle ‘Modern Ortadoğu’, politika ve ekonomiyi arka plana atarak seçkin olmayan grupların tarihinin izini sürüyor.

Siyasi anlaşmazlıklar ve ekonomik krizler yüzünden kalbura dönmüş Ortadoğu modern çağını kısaca ele alarak çalışmasına başlayan Pappé, devamında da,

  • Ortadoğu’nun 20. yüzyıl kırsal ve kent tarihi,
  • Müzik, dans ve sanatın Ortadoğu’nun popüler kültür dünyasındaki yeri,
  • Yazınsal yapıtların tarihi,
  • İlk romanlar,
  • Necip Mahfuz’un Ortadoğu edebiyatındaki yeri,
  • Şiir sanatı,
  • Ortadoğulu kadınların tarihi,
  • Milliyetçilik ve feminizm,
  • Kadınlar ve siyasal İslam,
  • Ekonomik değişim ve kadınların konumu,
  • Entelektüel bir söylem olarak siyasal İslam,
  • İslami geleneklerin kişisel alanı,
  • Modern Ortadoğu’da Hıristiyanlık,
  • Elektronik medyanın, uydu televizyonunun ve internet devriminin Ortadoğu’ya yansımaları,
  • Ortadoğu’da aşırı kentleşmenin tehlikeleri,
  • Arap Baharı’nın Ortadoğu’ya etkileri,
  • Ve bunun gibi daha pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Çalışma, Ortadoğu insanının, Batı ve Amerikan medyasından, çeşitli politikacıların sözlerinden ve algılayışlarından çıkan yüzeysel ve çoğunlukla vahşi imajının tersine, inançları, müziği, gelenekleri ve âdetleriyle özgün bir dünyaya sahip olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Ilan Pappé – Modern Ortadoğu: Toplumsal ve Kültürel Bir Tarih, çeviren: Gül Atmaca, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Mauro Javier Cárdenas – Devrim, Yeniden (2019)

Mauro Javier Cárdenas’ın çarpıcı ilk romanı ‘Devrim, Yeniden’, Ekvador’un ekonomik ve siyasal çıkmazlarına çözüm bulmaya çalışan üç çocukluk arkadaşının kimi zaman takıntı halini alan idealizminin hikâyesi.

Kara mizah ile sosyal gerçekçiliği iyi harmanlamasıyla dikkat çeken roman, aynı zamanda hem zengin karakterlere hem de iyi bir hikâyeye sahip.

Romanın başkahramanlarından Leopoldo, Ekvador’da Başkan’ın ofisinde çalışmaktadır.

Leopoldo, üniversite eğitimi için Amerika’ya gidip bir daha geri dönmeyen dostu Antonio’yu ülkeye çağırır.

Bu esnada onların çocukluk arkadaşı, yıllarını yaptığı radyo programıyla halkı uyandırmaya çalışarak geçirmiş Rolando da hikâyeye dâhil olur.

Üç çocukluk arkadaşının bir araya gelişi, ülkelerindeki siyasete dair aralarında yoğun bir görüş alışverişinin ve tartışmanın yaşanmasına vesile olur.

Öte yandan bu ilişki, üç arkadaşın kendileriyle, geçmişleriyle, aileleriyle, çevreleriyle ve seçimleriyle hesaplaşmasını ve aynı zamanda zayıflıkları, çelişkileri ve ikiyüzlülükleriyle yüzleşmesini de beraberinde getirir.

Cárdenas, politik ayrıntılara boğulmadan politik olan, yenilikçi bir dil kuran, tarihi gerçeklikle kişisel hikâyeleri iç içe geçiren, yanı sıra pop kültürden sokak protestolarına, şaşaalı partilerden siyasete uzanan güzel bir romana imza atmış.

  • Künye: Mauro Javier Cárdenas – Devrim, Yeniden, çeviren: Perihan Sevde Nacak, Timaş Yayınları, roman, 336 sayfa, 2019

Pierre Bourdieu – Televizyon Üzerine (2019)

“Yabancı düşmanlığı ve milliyetçilik patlamalarındaki yeniliğin özü, belki de modern iletişim araçlarının, bugün, bu ilkel tutkuları sonuna kadar sömürme imkânlarını sağlamalarında yatmaktadır.”

Pierre Bourdieu’nün 1996’da Fransa’da yayımlandığında büyük bir gürültü koparan ‘Televizyon Üzerine’ adlı bu yapıtı, medyayı, eşitlikçi ve özgürlükçü bir siyasal düzen için en büyük tehlike haline getiren mekanizmayı, bu mekanizmanın oluşumunu ve etkilerini gözler önüne seriyor.

Bourdieu, medyanın, liberal Batı demokrasisini, yeryüzünde gelmiş geçmiş en mutlak totalitarizm haline getiren bir katalizör olarak işlediğini gösteriyor ve bu anlamda biz Türkiyeli okurların da ülkemizde yaşananlarla pek çok benzerlik bulabileceği çarpıcı saptamalarda bulunuyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Televizyon Üzerine, çeviren: Alper Bakım, Sel Yayıncılık, sosyoloji, 102 sayfa, 2019

Étienne Balibar – Demokrasiyi Demokratikleştirmek: Özgür Konuşma (2019)

Kolektif ifade özgürlüğü ve onunla yakından ilişkili olan bireysel “özgür konuşma” meseleleri, tartışılmaz bir biçimde evrenseldir.

Étienne Balibar da bu şahane kitabında, ifade özgürlüğü üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, Balibar’ın üç metni yer alıyor:

İlk metin, 17 Aralık 2018 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde, “Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı”nda yapılan konuşmadan oluşuyor.

İkincisi, ifade özgürlüğü ve kutsala küfür meselesi üzerine, New York Columbia Üniversitesi’nde 2015 yılında verdiği bir seminer için kaleme alınmış.

Üçüncü metin ise, Balibar’ın 1 Haziran 2016’da Paris-Est Créteil Üniversitesi’ndeki “Michel Foucalt ve Öznelleşme” başlıklı çalıştay kapsamında yaptığı sunuşa dayanıyor.

Balibar burada, ifade özgürlüğünün tam anlamıyla (Hannah Arendt’in kullandığı anlamla) bir haklara sahip olma hakkı oluşturduğunu ve aktif yurttaşlık olarak demokratik yurttaşlığın da buna dayandığını belirtiyor.

Düşünüre göre, ifade özgürlüğünün temelinde, bireylerin devlet gücüne ve toplumsal uzlaşıyla oluşturulan normlara karşı olarak kullanabilecekleri bir nesnel hak bulunuyor olsa da, bu özgürlük aynı zamanda bir kamusal mal olarak kabul edilmeli, bu nedenle de en geniş biçimde paylaşılmasının ve çoğaltılmasının koşulları yaratılmalıdır.

Balibar bunun yanı sıra, Yunanların parrhesia, “hakikat cesareti” olarak adlandırdıkları kavramın anlamına ve güncel kapsamına dair Michel Foucault’nun hayatının son yıllarında verdiği ders ve konferansları da, bu bağlamda yeniden yorumluyor.

Balibar kitabını, Barış İçin Akademisyenler’e ithaf etmiş.

  • Künye: Étienne Balibar – Demokrasiyi Demokratikleştirmek: Özgür Konuşma, çeviren: Bediz Yıldız, İletişim Yayınları, siyaset, 94 sayfa, 2019

Emil Michel Cioran – Umutsuzluğun Doruklarında (2019)

Emil Michel Cioran’ın henüz yirmi üç yaşındayken yazdığı ‘Umutsuzluğun Doruklarında’, düşünürün intihar fikri üzerine yoğun şekilde düşündüğü bir dönemde yazılmış.

Dolayısıyla kitap, Cioran’ın daha sonra adım adım geliştireceği düşüncesi içinde çok kilit bir role sahiptir diyebiliriz.

Zira düşünürün daha sonraki tüm kitaplarında anlatacaklarının geldiği asıl kaynak, bu kitaptır.

Kitaptan iki alıntı:

“Herkes aynı yanlışı yapıyor: Yaşamayı bekliyorlar, çünkü her anın yürekliliği yok onlarda. Neden her an yeterince tutkulu, yeterince ateşli olup anı sonsuzluğa dönüştürmüyor insan? Hepimiz yaşamayı ancak bekleyecek hiçbir şeyimiz kalmadığında öğreniyoruz; beklediğimiz sürece hiçbir şey öğrenemeyiz çünkü somut ve canlı bir şimdide değil, uzak ve donuk bir gelecekte yaşıyoruz. Oysa anın bize dolaysız olarak aşıladığı şeyler dışında hiçbir şey beklemememiz gerekiyor, zaman bilinci olmaksızın beklemeliyiz. Doğrudanlığın dışında kurtuluş olanaksız. Çünkü insan doğrudanlığı yitirmiş bir varlıktır. Bu yüzden, dolaylı bir hayvandır.”

“Anlamıyorum, neden bu dünyada bir şeyler yapmamız gerekiyor; neden arkadaşlarımız, arzularımız, hayallerimiz ve umutlarımız olmak zorunda. Kuytu bir köşede inzivaya çekilip, dünyanın tüm gürültüsü ve kargaşasından uzakta kalmak, daha iyi olmaz mıydı? İşte o zaman kültürden ve ihtiraslarımızdan kurtulabilirdik; her şeyi kaybetmiş olurduk ve hiçbir şey kazanmazdık; hem, bu dünyada kazanabilecek bir şey var mı ki?”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Umutsuzluğun Doruklarında, çeviren: Orçun Türkay, Jaguar Kitap, felsefe, 152 sayfa, 2019

Geoffrey Miller – Sevişen Beyin (2019)

Psikolog Geoffrey Miller, evrim konusuna farklı bir açıdan yaklaştığı ‘Sevişen Beyin’de, “Eş bulma süreci insan doğasını nasıl belirledi?” sorusunun yanıtını arıyor.

Beyinlerimizin, yalnızca hayatta kalma makineleri olarak değil, aynı zamanda kur yapma makineleri olarak da evrim geçirdiğini savunan Miller, atalarımızdan her birinin sadece belli bir süre hayatta kalmayı değil, aynı zamanda karşı cinsten en az bir kişiyi, döllemesine yetecek kadar seks yapmaya ikna etmeyi başardığını da söylüyor.

Daha açık bir ifadeyle Miller, zekânın, kur yapmak ve eş bulmak için evrimleştiğini ve bunun da insan doğasını şekillendirdiğini iddia ediyor.

“Evrim sürecimiz daha çok orta düzeyde zekâya sahip atalarımız tarafından, eşlerini en makul biçimde seçmeleriyle biçimlendirildi.” diyen Miller, bizim de onlardan cinsel beğeni ölçütlerini miras aldığımızı belirtiyor.

  • Künye: Geoffrey Miller – Sevişen Beyin: Eş Bulma Süreci İnsan Doğasını Nasıl Belirledi?, çeviren: M. Asım Karaömerlioğlu, Alfa Yayınları, bilim, 560 sayfa

Vahdet Mesut Ayan – AKP Devrinde Medya Âlemi (2019)

AKP’nin iktidara gelişi, medyayı olduğu kadar Türkiye toplumunun tüm parçalarını olağanüstü şekilde dönüştürdü.

Vahdet Mesut Ayan da, bu süreçte iktidar-medya ilişkilerinde yaşanan dönüşümün kapsamlı bir incelemesini sunuyor.

Ayan’ın kitabının en önemli katkısı, medya alanında yaşanan fırtınayı toplumun diğer parçalarında yaşananları kapsayacak şekilde resmetmesi.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2018’e uzanan çalışma, AKP’nin özgün hegemonya-tahakküm stratejilerinin iktidarın medya politikalarının oluşumuna nasıl yansıdığı ve medyanın bahsi geçen stratejilere nasıl katkı sağladığını gözler önüne seriyor.

Ayan’ın bunu yaparken literatüre sağladığı en önemli katkı da, iktidarın medya politikalarıyla, medyanın bu politikalara ve AKP iktidarının sürdürülmesine verdiği destek arasındaki diyalektik ilişkiyi açığa çıkarması.

Kitap, 2002-2018 yılları arasında iktidar-medya-sermaye ilişkilerini ve Türkiye medyasının bu ilişkiler içindeki dönüşümünü Gramsci’nin “tarihsel blok” yaklaşımından yola çıkarak çözümlüyor.

  • Künye: Vahdet Mesut Ayan – AKP Devrinde Medya Âlemi, Yordam Kitap, siyaset, 319 sayfa, 2019

H. Erdem Çıpa – Yavuz’u Yaratmak (2019)

Erdem Çıpa, daha önce yayımlanan ‘Yavuz’un Kavgası’nda, Osmanlı tahtına benzersiz ve tartışmalı bir şekilde geçen I. Selim’in saltanat mücadelesini irdelemişti.

Yazarın elimizdeki kitabı da, tartışmaya kaldığı yerden devam ediyor ve bunu daha da genişleterek Yavuz’un tarihsel imajının 16. ve 17. yüzyıllar boyunca tarih metinlerinde nasıl yeniden ve yeniden yaratıldığını izliyor.

Selim, Osmanlı tahtına tartışmalı biçimde çıkmış, ayrıca iktidarı süresince de zorbaca bir yönetime başvurmuştu.

Çıpa da çalışmasında, ilk olarak Selim’in sosyal, siyasi ve askeri şahıs ve toplulukları harekete geçirmek için uyguladığı stratejileri ve Selim’e saltanat mücadelesinde destek olanların toplumsal bileşimini irdeleyerek 15. ve 16. yüzyıllarda İslami ilke ve söylemlere dayalı bir siyasi oluşum olan Osmanlı Devleti’nde bir hükümdarın saltanatının nasıl teşekkül ettiğini ortaya koyuyor.

Ardından Osmanlı tarihyazımını oluşturan çok sayıda edebi-tarihi metne odaklanan Çıpa, eserlerini bilhassa 16. ve 17. yüzyıllarda kaleme almış Osmanlı tarihçilerinin müdahaleleri sonucunda ortaya çıkan baskın üst-anlatıda, Selim’in meşru biçimde tahta çıkmış, ölümünden sonra idealleştirilmiş ve ilahi takdirle iktidar olmuş bir hükümdar olarak betimlenmesinin aşamaları üzerinde duruyor.

Yazar böylece, bir yandan Selim’e atfedilen çeşitli kişilikler ve nitelikleri gözler önüne seriyor, öte yandan da erken modern Osmanlı yazarlarının siyasi beklentileri ve kültürel ideallerine ışık tutuyor.

  • Künye: H. Erdem Çıpa – Yavuz’u Yaratmak: Osmanlı Dünyasında Saltanat Veraseti Meşruiyet ve Tarihi Hafıza, çeviren: Zeynep Rona, Kitap Yayınevi, tarih, 365 sayfa, 2019