William Godwin – Anarşizmin Felsefi Temelleri (2020)

Sağcılar, işlerine gelmeyen, kendilerine rakip her politik yaklaşımı öcüleştirir.

Buna verilebilecek en iyi örneklerden biri de, kuşkusuz anarşizmdir.

Anarşi şiddetle, kargaşayla ve örgütsüzlükle özdeşleştirilir.

Oysa anarşist düşünce ve kuramların neredeyse tamamında toplumsal huzur ve birliktelik arayışı öne çıkar.

Anarşinin bugünkü anladığımız şekli için milat 18. yüzyıl olarak alınır ve William Godwin de modern dönemin ilk anarşisti olarak bilinir.

Bir derleme olan elimizdeki kitap ise, Godwin’in düşünceleriyle tanışmak için çok iyi fırsat.

Yaklaşık 250 yıl önce kaleme alınmış bu yazılar, anarşizm, felsefe ve siyaset bilimi alanında bir başyapıt olmaya devam ediyor.

Godwin bu yazılarında insanın düşünceleri ve bunların iradi eylemler üzerindeki etkileri, birey ve toplum, etik, toplum sözleşmesi, yasa ve hukuk, mülkiyet meselesi, ekonomik adalet ve özgür toplumda eğitim gibi konuları tartışıyor.

Yazar kitabının son bölümünde ise, anarşizmin felsefi temellerini özgürlük, anarşi, özyönetim, adalet ve savunma, devletin feshi ve toplumsal düzen kavramlarını merkeze alarak ayrıntılı bir bakışla açıklıyor.

  • Künye: William Godwin – Anarşizmin Felsefi Temelleri, çeviren: Deniz Uludağ, Doğu Batı Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2020

Kolektif – Maraş Katliamı (2020)

Maraş’ta yaşananlar, korkunç bir katliamın çok ötesindeydi: yapılan, tam anlamıyla “pogrom” niteliğinde bir hunharlıktı.

Bu derleme de, Maraş Katliamı’nı farklı yönleriyle irdeliyor ve bu vahşeti hafızalardan sildirmeye yönelik girişimlere meydan okuyor.

Maraş Katliamı’yla gerçek anlamda bir yüzleşmeye çağıran kitabın çerçevesi, bu süreçte rol almış “namlı katiller”in çok ötesine uzanıyor.

Bir anlamda bu katliama zemin hazırlayan politik anlayışla hesaplaşmasıyla da dikkat çeken çalışma, katliamda doğrudan veya dolaylı payı bulunan “Cumhuriyetçi seçkinler”, “milliyetçi baronlar” ve “İslamcı müteşebbisler”e yönelik derinlemesine bir sorgulama yürütüyor.

Bilindiği gibi Maraş’ın “masum halkı”nın bir kesimi de, o süreçte komşusunun canına kastedip evini yağmalamıştı.

Kitap, söz konusu halkı da sorgulamaya dâhil ederek bir toplumsal sorumluluk çağrısı içeriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Orhan Gazi Ertekin, Hamit Kapan, Derviş Koç, Saim Sağnak, Birgül Metin Sarıkaya, Seyit Sönmez, Halil Bozdoğan, Fevzi Saygılı, Mustafa Ertekin, Aydın Çubukçu, Hasan Şükrü Dal, Erhan Buldanlıoğlu, Tahsin Kozanoğlu ve İsmet Yüce.

  • Künye: Kolektif – Maraş Katliamı: Vahşet, Direniş ve İşkence, derleyen: Orhan Gazi Ertekin, Dipnot Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2020

Adnan Esenyel – Nietzsche Sokrates’i Neden Öldürdü? (2020)

Tanrının ölümüyle birlikte tümüyle yönsüz, amaçsız ve hedefsiz bir varoluşa hapsolduk.

Bundan sonra bizi hedonist, yozlaşmış ve nihilizme bulanmış bir varolma halinin beklediğini ilk dile getiren kişi Nietzsche olmuştu.

Nietzsche bunu ifade ederken de, Batı felsefesiyle ve onun babası olan Sokrates’le kıyasıya bir hesaplaşmaya girişmişti.

Nietzsche’ye göre Batı felsefesi, yozlaşmış, aşağılık sürülerin yaratıcısı bir ahlaktan başka bir şey değildir.

Bu amaçla 2000 yıllık Batı felsefesinin vücut bulmuş hâli Sokrates’in peşine düşer.

Zira kendisine göre, Batı felsefesiyle hesaplaşmak Sokrates’le hesaplaşmaktır.

İşte Adnan Esenyel’in bu kitabı da, Nietzsche’nin Sokrates’i neden ve nasıl öldürdüğünü irdeliyor.

Esenyel’e göre, Nietzsche açısından Sokrates’i öldürmek, onun felsefi kişiliğine tüneyen tanrıyı, onun kimliğinde beliren Batı felsefesini yıkmanın ve üstinsanı yaratmanın tek yoludur.

Kitap, Batı felsefesinin yaşamı nasıl değerlendirdiği ve Nietzsche’nin üstinsan idealini yaratırken Sokratik ideal ve hakikatle nasıl hesaplaştığı üzerine derinlemesine düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Adnan Esenyel – Nietzsche Sokrates’i Neden Öldürdü?, Fol Kitap, felsefe, 216 sayfa, 2020

Özgür Taburoğlu – Yavaşlık Felsefesi (2020)

Hız, yeryüzüyle, kendimizle ve diğer canlılarla olan ilişkilerimizi mahvediyor.

Özgür Taburoğlu da, hızlanmış varlıklar ve olaylar arasında yavaşlamanın imkânları üzerine düşünerek bir yavaşlık felsefesi inşa ediyor.

Bunu yaparken romantizmden geç kapitalizme ve avangarda, modern düşünce üzerine derinlemesine düşünen Taburoğlu, hem düşünsel hem de fiziksel anlamda bizlere ivme kazandıran, hızlandıran ve yavaşlamamızı zorlaştıran etkileri ortaya koyuyor.

Kitapta, romantizmde ifade ve iradenin önemi, geç kapitalizmde hız ve yavaşlık, Tao’nun gösterişsiz fiilleri, edebiyatta dinginlik arayışları, yürümenin felsefesi, yaşam hamlesine karşı durma felsefesi, ifade ve iradenin sonu olarak Beckett karakterleri ve yavaş eğitim gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Yavaşlık Felsefesi: Khôra, Tao ve Aralıklar, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 424 sayfa, 2020

Kolektif – Dünyada Tarihçiliğin Gündemi (2020)

Tarihyazımındaki paradigma değişiklikleri veya yeni yaklaşımlar, dünyadaki farklı ülke tarihçiliklerini de derinden etkiler.

Bu önemli derleme ise, dünyadaki tarihçiliğin son yirmi yılını, köklü tarihçilik geleneğine sahip on ülkeyi merkeze alarak izliyor.

Kitap böylece, dünyada tarihçilik adına nelerin tartışıldığı, konuşulduğu ve yazıldığı konusunda bize önemli bilgiler veriyor.

Özellikle bizde tarihçilik alanında çalışıp, farklı ülkelerde bu alanda yürütülen tartışmalara daha yakından bakmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

Burada yazıları yer alan isimler, ilgili ülkelerde doktora ya da post doktorasını yapmış akademisyenlerden oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: Zahit Atçıl, Fatih Durgun, Necmettin Alkan, Resul Alkan, Güneş Işıksel, Serhan Afacan, Kürşat Yıldırım, Tibet Abak, Hilal Görgün, Selçuk Esenbel ve Tufan Turan.

  • Künye: Kolektif – Dünyada Tarihçiliğin Gündemi, editör: Ahmet Şimşek, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 232 sayfa, 2020

John Ellis McTaggart – Ölümsüzlük ve Ezeliyet (2020)

Ölümsüzlük hepimizin hayalidir.

Oysa muhakeme yeteneği olan her insan, bunun imkânsız olduğunu da bilir.

İngiliz idealizminin önde gelen figürlerinden John Ellis McTaggart’ın bu kitabı ise, ölümsüzlük ve ezeliyet üzerine ilgi çekici bir yapıt.

İlk olarak 1916’da yayımlanmış çalışmasında McTaggart, ölümsüzlüğe dair inançlarımızın kökenlerini, felsefe tarihinden örnekler eşliğinde irdeliyor.

Düşünür, insan ruhunun ölümsüz olup olmadığını ve felsefenin buna nasıl yanıt verebileceğini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: John Ellis McTaggart – Ölümsüzlük ve Ezeliyet, çeviren: Barış Uzun, Fol Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2020

Simon Schama – Yahudilerin Tarihi 2 (2020)

Simon Schama, daha önce yayımlanan başarılı çalışması ‘Yahudilerin Tarihi’nin ilk cildinde, Yahudilerin MÖ 1000 – MS 1492 arasındaki tarihsel deneyimini, önde gelen figürleri ve zengin anekdotlarla harmanlayarak anlatmıştı.

Schama’nın çalışmasının elimizdeki ikinci cildi ise, Yahudilerin 1492’den on dokuzuncu yüzyılın sonuna uzanan hikâyelerini yine kendine has tarzıyla anlatıyor.

Schama anlatısının merkezine, Yahudi tarihinin önemli figürlerinin hikâyelerini alıyor.

Venedik gettosunda bir şair, Ming Hanedanında bir general, George Dönemi İngiltere’sinde bir boksör, Amsterdam’da bir İncil şovmeni, on sekizinci yüzyıl Fransa’sında sağırları tedavi eden bir öğretmen ve 19. yüzyıl Almanya’sında bir opera bestecisi, burada yer alan söz konusu figürlerden birkaçı.

Böylece dünyanın dört bir yanında Yahudilerin izini süren çalışma, Yahudilerin hayatta kalma savaşının ne denli zorlu olduğunu sürükleyici bir şekilde gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Schama – Yahudilerin Tarihi 2: 1492-1900 (Aidiyet), çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, tarih, 1040 sayfa, 2020

Jürgen Habermas – Söylem Etiği (2020)

Jürgen Habermas’ın kavramsallaştırdığı şekliyle söylem etiği, evrenselci ve yararcı ahlak anlayışlarına karşı bireylerin kendi aralarında tartışmaları sonucu elde ettikleri normatif bir alandır.

Söylem etiği, bir konuşmada tarafların geçerlilik iddiaları ortaya koydukları ve makul gerekçelerle uzlaşıma varmaya çalıştıkları, söylem merkezli etik kuramdır.

Başka bir deyişle, söyleme katılmakla, söylemin kuralları kabul edilmiştir.

Bu kitap ise, söylem etiğinin ne demek olduğunu ve hangi ahlaki sezgileri kavramsallaştırdığını kapsamlı bir şekilde irdelemesiyle önemli.

Kantçı ahlak teorisini yeniden yorumlayan Habermas burada, Hegel’in, Kantçı etiğin biçimciliğine yönelik itirazını, bir yaşam biçimini rasyonel yapan unsurları, bireyin ahlaki gelişimini, pratik aklın etik ve ahlaki kullanımını tartışıyor.

  • Künye: Jürgen Habermas – Söylem Etiği, çeviren: Seyit Coşkun, Fol Kitap, felsefe, 258 sayfa, 2020

Merve Genç – Güzelliğin Politikası (2020)

Bilindiği gibi güzellik konusu, feminist düşüncenin beden politikalarına yaklaşımı konusunda önemli bir kırılma noktasıdır.

Feministler, güzellik dayatmasının politik işlevinin kadınları ikincilleştirmek olduğu konusunda hemfikirdir.

Fakat öte yandan, güzelliği arzulama ya da talep etme hakkı konusunda, feminist düşünce içerisinde farklı ve birbiriyle çatışan görüşler de mevcut.

İşte Merve Genç’in bu çalışması, kadınların güzelliğe dair karmaşık resmi nasıl çözümlemeye çalıştığını bizzat onların bakış açılarını merkeze alarak irdeliyor.

Kitapta, yirmi güzellik YouTuber’ının toplamda kırk sekiz videosu, üçüncü dalga feminizmin kız gücü kavramı çerçevesinde analiz edilmiş.

Çalışmanın asıl önemi, güzellik ideolojisine ve mitlerine dair eleştirel yaklaşımların bizzat bu güzelleşme pratiklerini uygulayanlar tarafından geliştiriliyor olduğunu, güzelliğin kadınlar için ak ya da kara gibi keskin sınırları olan bir alan olmadığını ortaya koyması.

Genç’e göre, YouTube Güzellik Topluluğu hem iktidarın bir baskı aracı olarak güzellik ideolojisine karşı eleştirel söylemlerin geliştirildiği, hem güzelliğin yeniden yorumlandığı bir alan olarak popüler kültürde önemli bir yer teşkil etmektedir.

  • Künye: Merve Genç – Güzelliğin Politikası: YouTube Güzellik Topluluğu, İletişim Yayınları, feminizm, 144 sayfa, 2020

Amed Gökçen, Bade N. Çayır ve Zeynep Altop – Kaz Dağları’ndan Toroslar’a (2020)

Ali yolunda ilerleyen Tahtacılar, her ne kadar Alevi üst başlığı altında yer alan Türkmen topluluğu olarak değerlendirilse de kültür ve inanç açısından ne sadece Türkmen ne de Alevi tanımları içinde değerlendirilebilecek bir içeriğe sahip.

Amed Gökçen, Bade Çayır ve Zeynep Altop’un özenli antropolojik çalışmalarının sonucu olan bu çalışma da, Tahtacılar tarafından anlatılan Tahtacı gelenek ve göreneklerini sunuyor.

‘Kaz Dağları’ndan Toroslar’a: Tahtacı Türkmen Alevileri’, 2015 yılından itibaren Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Denizli, Burdur, Antalya ve Mersin’de sürdürülen antropolojik çalışmanın bulgularına dayanıyor.

Tahtacıların kendi seslerini ve anlatılarını esas alan kitapta, Alevi inancından ziyade, Tahtacı topluluğu merkeze alınmış.

Kitabın ilk kısmında, günümüzde Tahtacılar konusu irdeleniyor.

Çalışmanın devamında ise, Tahtacı olmanın esaslarından Tahtacılarda cem törenlerine ve Tahtacı kültürüne pek çok konu anlatılıyor.

Dijital ses arşiviyle de zenginleşen kitapta, Tahtacı sözlü kültürü, nefesleri ve semahları da kapsamlı bir biçimde açıklanıyor.

  • Künye: Amed Gökçen, Bade N. Çayır ve Zeynep Altop – Kaz Dağları’ndan Toroslar’a: Tahtacı Türkmen Alevileri, Bilgi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 350 sayfa, 2020