Vandana Shiva – Yeryüzüyle Barışmak (2021)

‘Yeryüzüyle Barışmak’, Vandana Shiva’nın kırk yıla yayılan dünya ve insan haklarını savunma mücadelesinin meyvesi.

Shiva, ekolojik ve etik sınırlara saygı duymayan, eşitsizliği, açgözlülüğü, adaletsizliği ön planda tutan yeryüzüyle savaşın dünyayı getirdiği yıkımın çarpıcı bir resmini çektiği gibi, doğada ve gıdada adaleti nasıl sağlayabileceğimizi de tartışıyor.

Sınırsız büyüme üzerine kurulu olan küresel şirket ekonomisinin, gezegene ve insanlara karşı sürekli bir savaş ekonomisi haline geldiğini ve yeryüzüyle barışmanın, günümüzde yeryüzüne ve insanlara karşı açılan savaşlara şahitlik etmek olduğunu belirten Shiva, aynı zamanda bu şahitliğin dünyanın, toprağın, suyun, ormanların, tohumların, biyolojik çeşitliliğin ve insanların haklarını savunmak için verilen mücadelelerin hikâyelerini anlatıyor.

Neoliberal ekonomik küreselleşme modeli, başka bir alternatifin olmadığı varsayımına dayanır.

Ancak yerli kültürlerde ve yerel ekonomilerde, pek çok alternatif bulunuyor.

Vandana Shiva da, bugün yaşadığımız krize çözüm olacak pek çok alternatifi bu kitabında karşımıza çıkarıyor.

  • Künye: Vandana Shiva – Yeryüzüyle Barışmak, çeviren: Tuğba Elçin, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 248 sayfa, 2021

İsmail E. Erünsal – Osmanlılarda Kitap Ticareti (2021)

Osmanlı’da sahaflık mesleği üzerine tam 792 sayfalık bir şaheser.

İsmail Erünsal, sahafların niteliklerinden sosyal statülerine, sahaf loncasının yapısından kitap ticaretinin nasıl yürütüldüğüne ve hatta kullanılan kâğıt türlerine pek çok konuyu aydınlatıyor.

Osmanlı kültür hayatında sahafların önemli bir payı olmasına rağmen bugüne kadar sahaflara dair monografik bir çalışma yapılmadı.

Dolayısıyla da sahaflığın ve kitap ticaretinin tarihî gelişimi, kitap kültürünün oluşmasındaki rolü ve bu kültürün yaygınlaşmasındaki önemi yeterince aydınlatılamadı.

Bu çalışma ise, Osmanlı’da sahafların kimlikleri, nitelikleri, sosyal statüleri, bir meslek örgütü olarak sahaf loncasının yapısı ile kitap ticaretinin nasıl yürütüldüğü, kitapların isimleri, maddi değerleri, nerelerden ve nasıl temin edildiği gibi konuları ele alıyor.

Sahaflık mesleği 19. yüzyılda büyük bir değişime uğramış, geleneksel sahafların çoğu yerini sahaf-matbaacıya ve sahaf-kitapçıya bırakmıştı.

Her ne kadar bu asırda geleneksel sahaflar, sayıları azalarak varlığını sürdürmüşse de kitap ticaretine artık matbaacılar ve kitapçı sahaflar hâkim olmaya başladı.

Bu çalışma, ‘Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar’ isimli daha önceki baskılarında ele alınan konuların, kaynakların yeniden değerlendirilmesi ve yeni araştırmalar ile ilave edilen bölümleriyle geliştirilmiş hali.

Kitap, Osmanlı’da kullanılan kâğıt türlerinden mürekkep terkiplerine, kitap fiyatlarından sahaf/kitapçı kültürüne kadar pek çok konuyu derinlemesine irdeleyen belgesel niteliğinde bir eser.

  • Künye: İsmail E. Erünsal – Osmanlılarda Kitap Ticareti: Sahaflar ve Kitapçılar, Timaş Yayınları, tarih, 792 sayfa, 2021

Kolektif – Yaşamın Temel Ekonomisi (2021)

Mevcut düzenin kötülüklerini teşhir etmek yetmiyor.

Ona karşı demokratik direnci örgütlemek de hayatidir.

‘Yaşamın Temel Ekonomisi’, değişim için pratik öneriler sunan harika bir manifesto sunuyor.

Julie Froud ve Karel Williams, günlük yaşamın sosyal altyapısı olan temel hizmetlerin toplu olarak sağlanması ihtiyacını ana hatlarıyla belirtiyor.

Tezleri ve stratejileri ile ilerici ekonomi politikalarının yenilenmesiyle ilgili Avrupa çapındaki tartışmalara hayati bir katkı sağlıyor.

Britanyalıların ve Amerikalıların, diğer pek çok şeyin yanı sıra, yeni bir tür rantiye kapitalizme nasıl öncülük ettiklerinin net bir şekilde gözler önüne seren çalışma, bununla ilgili olarak ne yapılması gerektiğini de anlatıyor.

‘Yaşamın Temel Ekonomisi’, bununla da yetinmeyerek topluluklarımızı sıfırdan yeniden inşa etmek için dikkat çekici ve yaratıcı bir manifesto sunuyor.

Umutsuzluğun değil, umudun ekonomi politiğine dayanan bu yaklaşım, kelimenin tam anlamıyla radikal.

İyi bir toplumun temel direkleri olarak kolektivizm ve evrenselciliğin merkeziliğinin altını çizen çalışma, çağımızın ekonomik sorunlarına ne tür çözümlere ihtiyacımız olduğuna dair irdeleyici sorular soruyor.

  • Künye: Kolektif – Yaşamın Temel Ekonomisi: Günlük Yaşamın Altyapısı, hazırlayan: Julie Froud ve Karel Williams, çeviri editörü: Taylan Durmuş, çeviren: Erman Eroğlu, Ayşegül Bilgiç Ulun, Hayrunnisa Şen Doğruyol ve Leyla Durukan, İmge Kitabevi, siyaset, 295 sayfa, 2021

Emil Michel Cioran – Avare Düşünceler (2021)

“Her ülkede, her dünyada yabancı olmak: Hukuksal statünü metafizik bir nitelik düzeyine yükseltmek.”

Karanlık duygularımızın maharetli yazarı Emil Michel Cioran, okurunu nafilelik, hiçlik, ölüm, çöküş ve varoluş üzerine düşünmeye davet ediyor.

Cioran iflah olmaz, soluk kesen üslubuyla bütün fanatizmleri, inançları, dinsel ya da politik imanları yine yerden yere vuruyor: Kimi sayfalar bazı kaçış yollarını imlese de, ilerleme bir kurmaca sürüsüne, tanrı hastalığa, umut ise “uçurumun kenarında körebe oynamaya” dönüşüyor.

Cioran felsefeyi şeylerin “nafileliğinin algısı” olarak ortaya koyarak edebiyat dahil her türlü yanılsamaya karşı giriştiği mücadeleyi ölüm, çöküş, nafilelik, ıstırap, öznel varoluş üzerine aforizmalarla sürdürürken ilk sayfalardaki kişisiz biz ifadesine ben ve sen’i ekliyor ve kitabın iki temel kozunu açıkça ortaya seriyor: maddi, manevi ve tarihsel çürüme ile imkânsız kuşkucu ideal.

Paris’teki dilsel “ikinci doğuş”una tarihlenen ve aynı dönemeçte aldığı düşünsel viraja dair temel bir edebi belge niteliği taşıyan ‘Avare Düşünceler’de kalemini Baudelairevari bir koyuluğa doğru akıtarak nihayet intihar motifini öne çıkaran Cioran, insanlığı katiller ile intihar edenler olmak üzere ikiye ayırıyor: İntiharın varoluşun işkencesinde değerli bir kurtuluş kaynağına dönüştüğü satırlar ise, kendini Hiçliğe daha iyi teslim etmek için her türlü inançtan kurtulan “şeylerin dışındaki insan” olarak yazarın istisnai bir otoportresiyle tamamlanıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Kendi sonumu faka basarcasına kabul ettim; bu kabul âdeta hem kanıma hem de uykusuzluklarıma yabancı bir sesten geliyor gibidir.”

“Şehirlerde yoldan geçenlerin gözlerinde rastladım ölüme; doğanın ortasında ise yaprakların hışırtısında. Ama daha sıklıkla da kalbin sessizliklerinde rastgeldim ölüme.”

“Bir bostanın ortasındadır sana özgü kısırlığın mutlak duyumu…”

“Kısırlık temeldeki bir histeridir. Her şey değerden yoksun gözükür; her şey birbirine denktir; önem taşıyan herhangi bir şey bulmak imkânsızdır. Dünyanın tebaası, sönük ve kokuşmuş uzanır zihnin dibinde.”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Avare Düşünceler, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, deneme, 94 sayfa, 2021

Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları (2021)

Doğa bereketlidir ve çok cömerttir.

Bu kitap da, kendi bahçesini kurarak bu cömertliğe yakından bakmak isteyenler için altın değerinde bir kaynak.

Avusturya’da muhteşem bir çiftlik kurmuş Sepp Holzer, arazi düzenlemeden su yönetimine, uyguladığı özgün permakültür uygulamalarını bizimle paylaşıyor.

Doğa tüm tasarımlarında mükemmeldir.

İnsan onun efendisi değil, sadece bir parçasıdır.

Ona saygı duyulur, gözlemlenir ve onunla iş birliği yapılırsa her türlü arazide yüz güldüren sonuçlar, çiçekler, lezzetli meyve ve sebzeler olarak karşılık alınır.

Avrupa’nın ortasında, Avusturya’da Sepp Holzer, imrenilecek bir çiftlik kurdu.

Uyguladığı özgün permakültür uygulamaları, hepimize ilham ve ipuçları veriyor.

Arazi düzenleme, taraçalar, su yönetimi, mikro iklim uygulamaları, kümes hayvanları, gıda ormanı, permakültür sistemi, mantar yetiştirme, sıvı gübre yapımı, kent bahçeleri, bitkilerden insanlar için ilaç yapımı, çiftlik hayvanları ve bütüncül mera yönetimi…

Uygulamaların kimisini aynen bahçenizde tekrarlayabilirsiniz.

Salyangozla mücadele ya da bitkilerin güçlenmesi için verdiği bitkisel formüller gibi.

Bazı uygulamaların da mantığını özümseyip kendi bahçenizde yapacağınız gözlemlerle benzeri yapılar kurabilirsiniz.

Permakültür uygulamalarının en güçlü yanı, ezbere dönüşmeden bütün dünyada ve tabii bizim güzel ülkemizde de uygulanabilir olmasıdır.

Çiçekli, meyveli, mis kokulu bahçeler ya da çiftlikler kurmak için elinizdeki kitap, benzersiz bir ilham kaynağı ve bilgi deposu.

  • Künye: Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları, çeviren: N. Ceren Sümer Turanlıgil, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 216 sayfa, 2021

John R. Searle – Zihin (2021)

Zihin felsefesindeki tartışmalar üzerine iyi bir çalışma arayanlar bu kitabı muhakkak edinmeli.

John Searle’ün bu alana yaptığı en özgün katkılardan biri ise, bu tartışmaların Descartes ve Hume gibi isimlere uzanan kökenlerini aydınlatması.

Analitik felsefenin en önemli isimlerinden olan Searle’ün, zihin felsefesindeki tartışmaları sistematik biçimde ele aldığı bu çalışması, 20. yüzyıldan günümüze uzanan dönemde zihin hakkındaki kavrayışımız üzerinde etkili olmuş tüm önemli pozisyonları, argümanları ve düşünce deneylerini aktarıyor.

Daha da önemlisi çalışma, bu fikirlerin kökenlerinin Descartes ve Hume gibi Batı Felsefesindeki başat figürlere nasıl dayandığını da gösteriyor.

Searle’ün amacı, okura zihin felsefesi hakkında kendi başına düşünebilmesini olanaklı kılacak düşünsel araçları sağlamak.

Dolayısıyla kitap, günümüzde merkezî öneme sahip olduğu kabul edilen zihin kavramı ve etrafındaki entelektüel iklim hakkında bilgi edinmek isteyen her okur için çok önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: John R. Searle – Zihin, çeviren: Deniz Saraç, Albaraka Yayınları, felsefe, 292 sayfa, 2021

Archibald H. Sayce ve Arthur Gilman – Hititler (2021)

Hititler, 14. yüzyılda Yakın Doğu’da büyük bir siyasi ve askeri güç haline gelmişlerdi.

Peki, üstünlüklerini sağlayan koşullar neydi?

Archibald Sayce ve Arthur Gilman, Hititlerin dünya tarihinde oynadığı rolü aydınlatıyor.

Çalışma bunun yanı sıra, Hititlerin çöküşlerinin ve ortadan kaybolmalarının ardındaki gizemleri de aydınlatıyor.

Hititlerin yaşadığı önemli bölgenin keşfi, “kadim tarihin öyküsü” olarak tanımlanır.

Hiçbir şey Eski Ahit’le yakın ilişkisi bulunan, seçkin bir ırktan gelen bu unutulmuş halkın yeniden canlandırılması kadar ilginç olamaz.

Bu kitabın sayfalarında, bu canlandırmanın Mısır ve Asur yazıtlarının, Küçük Asya’daki garip görünümlü anıtların ve hâlâ tam çözümlenememiş hiyerogliflerin değerlendirilmesiyle nasıl başarıldığı sergileniyor.

On yıl öncesine kadar bu “öykü” dile getirilemiyor ve Hititlerin dünya tarihinde oynadığı rol bilinmiyordu.

Ama artık bizler İbrahim’in dostları ve Uriya’nın mensup olduğu ırk konusunda daha fazla bilgi sahibiyiz.

  • Künye: Archibald H. Sayce ve Arthur Gilman – Hititler, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, tarih, 112 sayfa, 2021

Thomas Nagel – Yarasa Olmak Neye Benzer? (2021)

‘Yarasa Olmak Neye Benzer?’, insan yaşamının anlamı ve doğası üzerine derinlemesine bir felsefi sorgulama.

Thomas Nagel, ölüme, toplumsal cinsiyete, sosyal eşitsizliğe, savaşa ve siyasi güce karşı tutumumuzla ilgili soruların, kişisel kimlik, bilinç, özgürlük ve değer hakkında daha açık felsefi sorunlara yol açtığını ortaya koyuyor.

Çalışma, yaşam ve ölüm meseleleri üzerine teorik olduğu kadar kişisel anlayış geliştirmesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Thomas Nagel – Yarasa Olmak Neye Benzer?: Ve Benzeri Ölümcül Sorular, çeviren: Selin Aktuyun,  Say Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2021

Zaven Biberyan – Mahkûmların Şafağı (2021)

Bir başyapıt olan ‘Karıncaların Günbatımı’ romanının yazarı Zaven Biberyan’ın 1921-1946 yılları arasındaki anıları bu kitapta.

‘Mahkûmların Şafağı’ ile Biberyan’ın Türkiyeli bir Ermeni ve solcu olarak maruz kaldığı baskılara ve bir yazarın doğuşuna ilk elden tanıklık ediyoruz.

Biberyan’ın özyaşamöyküsü, bir yazarın yaşamını ve yaşadığı zamanı en dürüst, en çıplak, en hakiki haliyle yansıtıyor.

1921 doğumlu Biberyan’ın 100. doğum yıldönümünde yayımlanan ‘Mahkûmların Şafağı’, Biberyan’ın ömrünün ilk yirmi beş yılına, çocukluğuna, gençliğine, 1930’ların ve 40’ların siyasi ve kültürel ortamına dair eşsiz bir tanıklık.

İstanbul’da yaşama dair ayrıntılar ve insanlar, hatta toplumlar arasındaki ilişkilerin tasviri bakımından oldukça zengin olan bu anlatı, yazıyla ve edebiyatla daha çocuk yaşta tanışan Biberyan’ın usta bir yazara dönüşme serüvenini de görünür kılıyor.

Türkiyeli bir Ermeni yurttaş olarak maruz kaldığı ayrımcılığın, özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında yıllar süren Nafıa askerliği esnasında çektiği ıstırabın, sonrasında Ermeni ve sol kimlikleri nedeniyle uğradığı kovuşturmaların hayatına, ruhuna nasıl damga vurduğunu ayrıntılarla anlattığı bölümler de, bu acıların Biberyan tarafından nasıl işlenerek edebiyat yoluyla benzersiz birer kara inciye dönüştüğünü düşündürüyor.

‘Mahkûmların Şafağı’nı, edebiyatına hayran olduğumuz yazarımızın iç dünyasına, o çok katmanlı dünyanın kilitli kapılarına açılan bir kılavuz kitap olarak büyük bir sevinçle takdim ediyoruz.

  • Künye: Zaven Biberyan – Mahkûmların Şafağı: Özyaşamöyküsü (1921-1946), çeviren: Deniz Kureta, Aras Yayıncılık, otobiyografi, 456 sayfa, 2021

John Farndon – Zeki Olduğunu Düşünüyor musun? (2021)

Zeki olmak yalnızca çok şey bilmek değil, deneyim dağarcığımızın zengin olması ve düşüncelerimizi eğip bükmedeki maharetimizdir de.

John Farndon da adeta beyin yakan sorular sorarak bizi zekâmızı sınamaya davet ediyor.

Çoğu zaman pek düşünmeden hayatın akışını sürdürürüz.

Öyle fazla düşünmeye gerek de yoktur aslında, otomatik tepki vermeyi sağlayan bilgi ve deneyim dağarcığımız iş görür.

Ama bu kitaptaki sorular, merak uyandırıcı, garip, saçma, hatta kimi zaman basbayağı asap bozucu görünürler, yine de hepsinin ortak yanı sizi düşünmeye yöneltmeleridir:

  • Uzay gemisinde niçin mum yakılamaz?
  • Mutluluğun anlamı nedir?
  • Bir kâğıdı kaç defa katlarsam Ay’a ulaşırım?
  • Feminizm öldü mü?
  • Dünyayı bir uçtan öbür uca deldikten sonra bu delikten aşağıya atlarsan ne olur?
  • Sence Başkan Mao bugünkü Çin’i görseydi gurur duyar mıydı?
  • Bir inekte dünyadaki suyun kaçta kaçı bulunur?

Bu sorulara cevap vermek zeki olmayı gerektirir; şaşırtıcı, eğlendirici, ufuk acıcı, sinsi, muzip, derin, parlak bir zekâ.

Bu ne bilgiyle ne de eğitimle ilgilidir.

Her türlü ilginç yolla düşüncelerinizi eğip bükmeyle ilgilidir.

Unutmayın, gerçek akıllılığın önünde kendini beğenmişlikten daha büyük bir engel yoktur.

  • Künye: John Farndon – Zeki Olduğunu Düşünüyor musun?, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Fol Kitap, bilim, 224 sayfa, 2021