Leyla Bektaş Ata, Defne Karaosmanoğlu, Bahar Emgin – Bu Ev İşlerini Kim Yapıyor Kuzum? (2023)

Bu çalışma Türkiye’nin modernleşme tarihini, ev teknolojileriyle ilgili anlam ve söylemlerin değişimi ve dönüşümü üzerinden inceliyor.

Her dönemin hâkim söylemini açığa çıkarmaya çalışırken, bu hâkim söylemi yekpare ve sabit olarak düşünmek yerine, paradokslarıyla, karmaşıklığıyla ve dinamik yapısıyla düşünüp anlamaya çalışıyor.

Toplumsal cinsiyet ve teknoloji arasındaki ilişkiyi yeniden kurarak, Türkiye’deki elektrikli ev teknolojilerinin toplumsal tarihini ve kadınların gündelik hayatlarındaki modernleşmenin izini medya içerikleri aracılığıyla açığa çıkarmayı hedefliyor.

1930-2020 yılları arasında çeşitlenerek ülkeye giren elektrikli ev aletlerinin kadınların gündelik hayatlarında yarattığı değişimi, bu değişimin ev içi iş bölümüne ve ev işinin tanımlanmasına etkisini ve tüm bunların modernleşme anlayışındaki yerini çeşitli ulusal gazeteler ve ekleri; kadın, yemek ve bilim ve teknik dergileri; TV reklamları; filmler; elektrikli ev aleti üreten çeşitli firmaların sosyal medya hesaplarını inceleyerek değerlendiriyor ve elde edilen verilerin analizini kronolojik bir hat izleyerek sunuyor.

Bu inceleme yapılırken toplumsal cinsiyet rolleri ve bunun hanedeki yansımalarının yanı sıra Cumhuriyet yönetiminin kuruluşundan bu yana farklı biçimlerde üretilmeye devam edilen modernlik algısı, modernleşme pratikleri ve bununla bağlantılı ikilikler (Batılı-Doğulu, varsıl-yoksul gibi) üzerinde duruyor.

Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, ocak, elektrikli süpürge, küçük ev aletleri gibi ev teknolojilerinin haneye dahil oluş hikâyesi, ne tür söylemler ve vaatlerle (ve hangi) kullanıcılarla buluşturuldukları, bu esnada toplumsal yapıda meydana getirdikleri değişiklikler bu kitabın temel izleklerini oluşturuyor.

  • Künye: Leyla Bektaş Ata, Defne Karaosmanoğlu, Bahar Emgin – Bu Ev İşlerini Kim Yapıyor Kuzum?: Asrileşmeden Robotlaşmaya Ev ve Kadınlık Tezahürleri, İdealKent Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 424 sayfa, 2023

Jonathan Harris – Bizans ve Haçlılar (2023)

 

Haçlı seferleri yahut Bizans ile Batı arasındaki ilişkiler konularını inceleyen hiç kimse bu kitabı göz ardı edemez.

Jonathan Harris, Haçlı Seferleri sırasında Bizans’taki gelişmeleri, yöneticilerinin bakış açısını sunuyor.

Bizans’ın Batı Avrupa, Haçlı Seferleri ve haçlı devletleri ile etkileşiminin ana anahtarlarından birinin, halklar arasındaki herhangi bir genel düşmanlıktan ziyade Bizans İmparatorluğu’nun doğasında ve onu destekleyen ideolojide bulunabileceğini savunuyor.

Çalışma, güncellenmiş bir notlar bölümü ve bibliyografyanın yanı sıra metne önemli yeni eklemeler içeriyor.

Harris, İstanbul ve Anadolu tarihinin belki de en çalkantılı dönemini anlatıyor.

Yaşlanmakta olan Bizans İmparatorluğu hem Batıdan hem de Doğudan gelen, aynı zamanda dost ve düşman olabilen akınlarla mücadele ederek “Kutsal Konstantinapolis”ini korumaya çalışıyor.

Tüm bunlarla mücadelesinde kendine özgü diplomasi tarzı ve stratejileriyle ortaçağın değişen dünyasında ayakta kalmaya çalışıyor.

Harris, “Haçlı Seferleri Bizans için dost muydu yoksa düşman mı?” sorusunu kitap boyunca çok boyutlu inceliyor.

Harris’in uzmanlığı, anlatımını olağanüstü sade ve sürükleyici kılıyor.

  • Künye: Jonathan Harris – Bizans ve Haçlılar, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2023

Christine Ulivucci – Fotoğrafların Anlattığı (2023)

‘Fotoğrafların Anlattığı’, aile fotoğraflarına bambaşka bir gözden bakmak, yahut daha iyi fotoğraf okumak isteyenler için birebir.

Bir nevi psiko-şecere.

  • Neden bazı insanlar tüm zamanlarını çevrelerinin fotoğrafını çekerek geçirirler?
  • Fotoğraflar neden bazı ailelerde daha göz önündeyken başka ailelerde ortada görünmez?
  • Fotoğraflar ailemizin bilinçdışıyla ilgili neleri açığa vurur?

Aile fotoğraflarını, otoportreleri, tatil, ev ve manzara fotoğraflarını okumayı öğreten bu güzel denemede Christine Ulivucci, görüntülerin mahrem sırlarımızı ve yaralarımızı nasıl içinde barındırdığını ve bizi nasıl iyileştirebileceğini gösteriyor.

  • Künye: Christine Ulivucci – Fotoğrafların Anlattığı: Aile Belleğini Yeniden Okumak, çeviren: Zehranur Yılmaz Kahyaoğulları, İş Kültür Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2023

Ashley Ward – Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı (2023)

Vahşi doğa, kendine has kurallarla işleyen, ilginç bir dünyadır: Fareler, ihtiyacı olan bir yabancıya yardım etmek için ellerinden geleni yaparlar.

Aslanlar, avlarının yavrularını besleyip büyütürler.

Balinalar yunuslarla arkadaş olur, hatta yaralı bir tanesini ailelerine dahil bile edebilirler.

Hal böyleyken, neden hayvanlar âlemindeki yaşamın yalnızca rekabete dayalı olduğunu düşünüyoruz?

Biyolog Ashley Ward, işte bu genel kanıyı değiştirmek ve hayvanların büyülü sosyal dünyalarına ışık tutmak için bizi çılgın bir dünya turuna çıkarıyor: Antarktika’nın dondurucu sularında kril kovalıyor, Azorlar’da şişe burunlu yunuslar ve balinalarla yüzüyor, Serengeti’de sırtlanları gözlemliyor, Afrika savanalarında öfkeli bir fil tarafından ezilmekten kurtuluyor.

Aydınlatıcı, ilgi çekici ve eğlenceli diliyle ‘Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı’, uzun zamandır insanları diğer hayvanlardan ayırdığını düşündüğümüz sosyal dürtülerin aslında onlarla aramızdaki en güçlü bağ olabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Ashley Ward – Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı: Sosyal Yaşam Vahşi Dünyayı Nasıl Değiştirdi?, çeviren: Sultan Şahin, İrene Kitap, bilim, 416 sayfa, 2023

Gillian Rose – Görsel Metodoloji (2023)

  • Keşfetmek istediğiniz, ancak araştırmanıza nasıl başlayacağınızı veya hangi yöntemleri seçeceğinizi bilmediğiniz bazı heyecan verici resimler mi buldunuz?
  • Görsel kültürün bir yönü hakkında cevaplamak istediğiniz bir sorunuz mu var?

Hangi düzeyde deneyime sahip olursanız olun, bu klasik metin size bir görsel yöntemler araştırma projesini tamamlamak, her adımın arkasındaki mantığı anlamak ve görsel görüntüleri yorumlamamızı şekillendiren bağlamlar ve güç ilişkileriyle meşgul olmak için ihtiyaç duyduğunuz temel becerileri sağlayacak türden.

Kitap adım adım net bir yaklaşımla şunları içeriyor:

  • Yöntemlerin pratikte ve farklı görsel materyallerle nasıl çalıştığını göstermek için her yöntem bölümündeki anahtar örnekler
  • Yöntemlerin belirli bölümlerinde becerilerinizi uygulamanıza ve yöntemin bazı karmaşıklıklarını anlamanıza yardımcı olan ‘Odaklanma’ ve ‘Tartışma’ özellikleri
  • Kitap boyunca entegre edilmiş, Instagram ve TikTok gibi dijital görsel medyayı kullanarak araştırma yapma konusunda rehberlik

Bu çok satan kritik kılavuz, sosyal bilimler ve beşeri bilimler genelinde lisans öğrencileri, mezunlar, araştırmacılar ve akademisyenler için görsel yöntem projeleri için mükemmel bir arkadaştır.

  • Künye: Gillian Rose – Görsel Metodoloji, çeviren: Gizem Akgülgil, İnkılap Kitabevi, inceleme, 504 sayfa, 2023

Kolektif – Aristoteles’in Dönüşümü

İlk kez bizim ülkemizdeki okurla buluşan ‘Aristoteles’in Dönüşümü’, Aristoteles’in eserlerine şerh yazan antik dönem şârihlerinin öyküsünü kitap ölçeğinde ve bütünlüklü bir şekilde anlatan ilk eser.

Richard Sorabji’nin editörlüğünde bir araya getirilen ve Aristoteles’in antik şârihler eliyle nasıl bir dönüşümden geçtiğini ve şerh geleneğinin arka planını gözler önüne seren makalelerin her biri, bu dönüşümde katkısı olan isimler ve metinlere ilişkin kapsamlı bir inceleme yürütüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Şârihlerin önemi, bir yönüyle Aristotelesçi ve Yeni-Platoncu okulların düşüncelerini ve tedrisatını temsil etmelerinde, diğer yönüyle kayıp felsefi eserlerden birçok orijinal alıntıyı koruyarak Antik Yunan felsefesinin 1100 senelik panoramasını sunmalarında yatmaktadır. Daha da önemlisi şârihler, kendilerinden sonraki dönemde İslam ve Avrupa felsefesi üzerinde derin etkiler oluşturmuşlardır. Bu, kısmen Orta Çağ ve Rönesans bilimine ilham veren Aristoteles karşıtı malzemeyi korumalarından, ama daha çok Aristoteles’i Hristiyan Kilisesi tarafından kabul edilebilir hâle gelecek şekilde dönüştürülmüş bir surette sunmalarından kaynaklanıyordu. Daha sonraki düşünürlerin görüşlerinin arka planını, sadece orijinal Aristoteles değil, dönüştürülmüş ve şârihlerin felsefesine gömülü olan bu Aristoteles oluşturmaktadır.”

  • Künye: Kolektif – Aristoteles’in Dönüşümü: Antik Şârihler ve Etkileri, editör: Richard Sorabji, çeviren: Muhammet Fatih Kılıç, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 680 sayfa, 2023

Seneca – Çıldıran Herkül (2023)

Seneca’nın, Hercules Furens adlı tragedyasının konusu Yunan mitolojisinin güçlü kahramanı Herakles (Lat. Hercules, Türk. Herkül) ve onun işleridir.

Latincede Hercules ismiyle anılan kahraman, efsaneye göre tanrı Iuppiter ile Miken kralının kızı ve Amphitryon’un karısı Alcmene’nin oğludur.

Iuppiter, Teleboialılar üzerine sefer düzenleyen Amphitryon’un yokluğunda onun kılığına girerek Alcmene ile birlikte olmuş, bu birliktelikten yarı tanrı, yarı insan Herkül doğmuştur.

Iuppiter’in karısı Iuno, durumdan haberi olunca buna çok öfkelenmiş ve doğan çocuk Herkül’e öfkesi hiç dinmemiştir.

Nefret dolu tanrıça Iuno’nun öfkesi, öç alma tutkusuna dönüşmüştür.

Iuno, nefret ettiği üvey oğlu Herkül’e, Argos kralı Eurystheus aracılığıyla, on iki zorlu görev vermiştir.

Bu görevlerin sonuncusu ve en tehlikelisi, Ölüler Diyarı’na inmek ve oradaki üç başlı korkunç köpek Cerberus’u yeryüzüne getirmektir.

Herkül, dostu Theseus’un yardımıyla bu görevi de başarıyla yerine getirip, karısını, çocuklarını ve babasını zalim, zorba tiran Lycus tarafından öldürülmekten kurtarmak için tam zamanında Thebai’ye varır.

Onları da kurtarıp tam bir zafere ulaşmasına çok yaklaşmıştır.

Ancak Iuno, üvey oğlunun zafer kazanmasını engellemeye, onu yıkıma sürüklemeye kararlıdır.

Bu amaçla, böylesi zorlu işler vererek alt edemeyeceğini, onu yıldıramayacağını anladığı için planını değiştirir: Herkül’ün kendi gücünü kullanarak, onun kendi kendisine zarar vermesini amaçlar.

Ölüler Diyarı’ndan başarıyla dönen Herkül’e cinnet geçirtip onu çıldırtır.

  • Künye: Seneca – Çıldıran Herkül, çeviren: Ümit Fafo Telatar, Evren Selen Dumlupınar, Doğu Batı Yayınları, oyun, 103 sayfa, 2023

Yankı Yazgan – Romantik Bilim (2023)

Bilimin romantiği olur mu, demeyin.

“Bilimsel bakış değişmezlik içeren bir dogma değildir. Örneğin, tıp ve hekimlikte bilimin güncel verileriyle ele alınan her sorun kişinin yaşantısına ve kişiliğine bağlı etkenlere göre yaşanır. Bir yandan sosyal ve ekonomik belirleyicilerin gölgesi bu yaşantının üzerine düşer. Hekimler, klinisyenler ne olup bittiğini moleküler düzeyden kişinin yaşantısına kadar taşıyıp hastanın ve çevresinin dünyası içinde yer aldıklarında, romantik bilim ilkeleri işlemeye başlar.”

Yankı Yazgan ‘Romantik Bilim’deki yazılarının bazılarında 1980’lerin başında henüz oturduğu hekim koltuğundan, bazılarında gazete köşelerinden okuruyla adeta karşılıklı sohbet ediyor.

Son 40 yıllık dönemin geçen yüzyıldaki kısmında yazdığı yazılarda, beyin ve davranış bilimleri ile gündelik yaşantılar arasındaki bağlantıları anlamaya çalışırken öğrendiklerini paylaşıyor.

Yetişkin hayata yaşanabilir bir yeryüzü, barışçı ve eşitlikçi bir toplum ve mutluluk ve sağlık arayışları ile başlamış bir genç hekim/araştırmacının bilim, ruh sağlığı ve gündelik hayat hakkında yazdıklarında hayatlarımızda yıllar içinde aynı kalanları ve değişenleri de izliyoruz.

  • Künye: Yankı Yazgan – Romantik Bilim: Bilim, Ruh Sağlığı ve Hayata Dair, İnkılap Kitabevi, deneme, 264 sayfa, 2023

Rüya Kılıç – Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik (2023)

Hem merak hem korku uyandıran, psikiyatriden çeşitli sanat dallarına geniş bir yelpazenin konusu olmuş delilik ve delileri Rüya Kılıç, erken modern dönem Osmanlı’da inceliyor.

Delilerin teşhis edilmesi, delilik alametleri, tedavi yöntemleri gibi tıbbın konuya yaklaşımının yanı sıra toplumun delilere bakış açısını da ihmal etmiyor.

Osmanlı’da dinin, delilere muameledeki etkisini de siyasi iktidarın delilere olan tavrını da dikkate alıyor.

Modern psikiyatri öncesiyle günümüzdeki delilik “tanımlarının” farklılığını da mercek altına alan ‘Erken Modern Dönem Osmanlı’da Delilik ve Deliler’, yazarının deyimiyle “bir sessizliği” deliyor, ilgi duyulan ancak üzerine çok çalışılmamış bir alana ışık tutuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“[…] delilik bir kişi için sürgün gerekçesi daha sonra aynı kişi hakkında merhamet talebiyle affedilme gerekçesi olarak karşımıza çıkabiliyor. Kaldı ki sıklıkla vurgulanan merhamet sınırsız ve karşılıksız değildi. Kısaca ifade edecek olursak, yapılan, sadece Osmanlı’da deliler ve delilikle ilgili yüzeysel ve genelleyici yargılara varmak yerine bunları anlamaya ve anlatmaya yönelik sınırlı bir çabadan ibarettir.”

  • Künye: Rüya Kılıç – Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik, İletişim Yayınları, tarih, 180 sayfa, 2023

Mahir Ünsal Eriş – Babil Kulesi Kitabı (2023)

Eski Ahit’te yer alan Babil Kulesi anlatısını bilir misiniz?

Hani insanlığın Tanrı’ya ve biraz da “tanrılığa” erişmek için upuzun bir kule inşa etmeye koyularak yaratıcıyı kızdırdığı hikâye…

En nihayetinde Rab, kentin yapımını durdurmak ve bu ortaklaşa çabayı sonlandırmak için nihai planını uygulamaya koyar ve der ki: “Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.”

Bu anlatıya göre bambaşka diller ve kelimelerin öyküsü işte böyle başlar.

Hayatının önemli bir kısmını farklı diller öğrenip bir yandan da onları anlamaya vakfeden Mahir Ünsal Eriş, kaleme aldığı ilk kurgu dışı eser olan bu kitapla okurlar için beklenmedik bir yeni evren yaratıyor.

Gündelik hayatımızda hiç çaba sarf etmeden, öylece söyleyiverdiğimiz kelimeler gibi farklı dillerin var oluş öyküleri de önümüze serilirken yapmamız gereken tek şey var: Eriş gibi bir edebiyatçının kaleme aldığı bu olağanüstü araştırmanın tadını çıkarmak.

Kitaptan bir alıntı:

“Dil çok büyülü bir şeydir. İnsan, öğrendiği, kapısını araladığı her dille başka bir insan olur. Çünkü dil öğrenmek yalnızca zihni kelimeler ve gramer kurallarıyla doldurmaktan ibaret değildir. O insan topluluklarının içine bakmaktır; en içine bakmak. Çünkü dilden hiçbir şey saklanamaz. Bir toplumun belleğinde yer eden her şey dilde iz bırakır. Örneğin “bağzı şeyler” dediğimde hepimiz ortak bir anıyı hatırlarız. Çünkü o anı, dilde iz bırakmıştır. Bu anıları, bunca tarihsel, toplumsal, kültürel hengâmeyi diller üzerinden incelemek eşsiz bir eğlencedir. En azından benim için öyledir. Dilerim sizi sıkmaz.”

  • Künye: Mahir Ünsal Eriş – Babil Kulesi Kitabı: Kelime ve Kavramların Dilden Dile Yolculukları, Kafka Kitap, inceleme, 184 sayfa, 2023