Emil Michel Cioran – Hiçliğe Açılan Pencere (2023)

Kendini “ihtimal fanatiği” olarak tanımlayan Emil Michel Cioran, sürgün yaşamının doğurduğu azaba çare işlevi gören kalemini saplantılarını yatıştırmak ve hıncını dindirmek için oynatır.

Politik görüşlerini aşındıran savaş sonlanmışken, yenilgiden ibaret gördüğü kaderinin yarattığı buhranın ana motifleri Cioran külliyatında yeni yeni belirmeye başlar.

30’lu yaşlarının keskin virajında yeni bir yol tutmaya, köksüzlük yoluna girmeye kendini mecbur gördüğü, felsefi “kabiliyetinin” sinik ve kuşkucu bir pus içinde buhar olup uçtuğu dönemde, Paris sokaklarının isimsizleri arasında dolaşır ve küçük otel odalarında ‘Hiçliğe Açılan Pencere’nin iskeletini oluşturacak yüzlerce okunaksız sayfa karalar.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Zira hayat çıkmaz bir yoldan ibarettir, giderek de daralmaktadır.”

“Hayal kırıklıklarına vaktim oldu sadece. Hayal kırıklıklarından kaynaklanmayan ne varsa fanilerin alınterine hakaret eden bir soluklanma gibi gelmiştir bana.”

“Ölümü ciddiye aldım. Onu geride bıraktım.”

“Ulumayı beceremediğimizden potansiyel katil oluruz.”

“Yücelik söze döküldüğünde her şeyi yitirir. Üslupsuzdur yücelik.”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Hiçliğe Açılan Pencere, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, deneme, 174 sayfa, 2023

Murad Omay – Çağdaş Etik Tartışmaları (2023)

Çağdaş Felsefe Tartışmaları dizisi, okuru güncel felsefeyle tanıştırmayı ve akademik çalışmalarda çerçeve sunacak bir başvuru kaynağı olmayı amaçlıyor.

Dizideki her bir kitap, ilgili alanın güncel sorunlarını tanıtmasının yanı sıra belirli bir konu bağlamında yazarının kendine özgü problematiğini da ortaya koyuyor.

Bu bakımdan dizi, bütünlüklü bir bakış sunan özgün eserlerden oluşuyor. Akademik çalışmalarını etik alanında yoğunlaştıran Murad Omay, dizinin ilk kitabı ‘Çağdaş Etik Tartışmaları’nda, 20. yüzyıldan günümüze dek Batı felsefesinde, etik alanında ortaya çıkan temel tartışmaları ve filozofların geliştirdiği görüşleri ana hatlarıyla inceliyor.

Yazar, değer teorisi; normatif etik; uygulamalı etik ve metaetiğin sorunlarını ele alırken, temel kavramları tarih ve bağlamlarıyla açıklığa kavuşturuyor.

Eser, çağdaş etiğin sorunlarını Türkçe düşünmek isteyenler için önemli bir imkân sağlıyor.

  • Künye: Murad Omay – Çağdaş Etik Tartışmaları, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2023

Mustafa Demirtaş – Radikal Bir Yenilik Umudu (2023)

Badiou’nun “olay” kavramı üzerine düşünen bu kitap, olay siyasetini hâkim siyasete alternatif bir özgürleştirici ve eşitlikçi müdahale olarak ele almayı öneriyor.

Bunu yaparken de başka bir dünyanın, yeni bir dünyanın olanaklılığını işaret eden olay kavramını yine Badiou’nun “İdea”, “örgütlenme”, “özne” ve “karar” kavramlarıyla ilişkilendiriyor.

Böylece “olay”ın nasıl vuku bulduğunu, nasıl oluyor da yerleşik düzenden, kapitalizmden bir kopuş momenti olduğunu soruşturma imkânı sunuyor.

  • Künye: Mustafa Demirtaş – Radikal Bir Yenilik Umudu: Badiou ve Siyaset, Otonom Yayıncılık, siyaset, 96 sayfa, 2023

Sami Selçuk – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne (2023)

Dünyada ve Türkiye’de çok hızlı bir değişim yaşanıyor.

Geleceğin dünyası ve Türkiyesi bambaşka olacak.

Bu değişim sadece bilim ve teknolojide, bilgisayarda, elektronikte, biyokimyada değil; ekonomide, hukukta, sosyal hayatın her kesiminde, kültürde ve en önemlisi zihinlerde ortaya çıkacak.

Peki, Türkiye bu değişimi karşılamaya hazır mı?

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, son dönemde hukuk ve devlet felsefesi konusunda tek isim olarak öne çıkarken; temel hal ve hürriyetleri, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunan hür düşünceli, demokrat aydın tipinin önde gelen temsilcisi olarak de tanınıyor.

Selçuk, yirmi yıldan fazla süre önce kaleme aldığı eldeki kitabında, gerici anlayışı temsil eden zorba devlet durumundan, medeniyetin gereği olan hukuk devletine geçişin dinamiklerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çoğulculuk bilincine ulaşmış, onu sindirip özümsemiş bir halk, büyük bir halktır; kimseyi ötekileştirmez. Her insanı bir hukuk öznesi olarak görür ve onun haklarını da kendi hakkı gibi savunur; savundukça çoğalacağını bilir. Gerçek tekil değil, çoğuldur. Doğa tek tip insan yaratan bir klinik değildir (…) iki binli yıllara evrilirken bu konuda hepimize düşen ödevler vardır. Ödevlerimizin ortak paydası, kuşkusuz, bilimi uygulamaya aktarmak ve demokrasiyi yerli yerine oturtmaktır.”

  • Künye: Sami Selçuk – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne, İmge Kitabevi, hukuk, 514 sayfa, 2023

A. Mişin – Burjuva Demokrasisi (2023)

Burjuva demokrasisinin çelişkilerle dolu olduğu olgusu akıldan uzak tutulmamalıdır.

Marksizm burjuva demokrasisinin iki yönünü birbirinden ayırır.

Bir tarafta, orta çağın siyasal baskısıyla karşılaştırıldığında tarihsel olarak ilerici yönü; öte taraftan, sınıfsal sınırları ve biçimciliği vardır.

Demokrasiyi denetimi altında tutan tekelci burjuvazi, halkı yavaş yavaş demokrasiden arta kalmış olandan da yoksun bırakır.

Bugün seçmenin iradesini yanıltmanın, ya da ortadan kaldırmanın araçları, ideolojik baskı ve seçim sistemine hile karıştırılmasıdır.

Burjuva demokrasisinde, devlet iktidarı, egemen sınıfın çoğunluğunun iradesini ifade eder.

Bu çoğunluk, bir bütün olarak halkın iradesi gibi gösterilmek istenir.

Bu yanılgı kapitalist ülkelerde yaygınlık kazanmıştır.

Çünkü, yetişkin nüfusun çoğunluğunun seçim sürecine katılması, seçimde kazanan burjuva partisinin seçmenlerin çoğunluğundan bir hükümet kurma yetkisi aldığı izlenimini yaratır.

Egemen sınıfın büyük propaganda mekanizması, halkın kafasına bu yanılgıyı ekmek ve sürdürmekle meşguldür.

Aslında hiçbir kapitalist ülke, seçmene temsilcilerini gerçekten seçme fırsatı tanımaz.

Çünkü, her şeyden önce, seçmene ancak birkaç yılda bir kere başvurulur ve o zaman bile seçmen, kendisinin belirlemediği adaylar için oy kullanır.

Hükümetin asıl işi, hiçbir seçmenin birey olarak söz sahibi olmadığı kurumlarda yürütülür.

  • Künye: A. Mişin – Teoride ve Pratikte Burjuva Demokrasisi, çeviren: Mahir Ulaş Yeşil, Yar Yayınları, siyaset, 102 sayfa, 2023

 

Kolektif – Pergamon (2023)

Büyük İskender’in ölümünden sonra Mekedonya kökenli Philetairos tarafından bir kale yerleşimi olarak kurulan ve zamanla Anadolu’nun en güçlü krallıklarından birine dönüşen Pergamon Krallığı’nın başkenti üzerine arşivlik bir eser.

Çalışma, Pergamon araştırmalarının tarihi, koruma çalışmaları, kent tarihi ve çevre kültürleri, şehir planlamacılığı ve mimarisi, insanların yaşam alanları, tapınma merkezleri, kutsal alanları gibi tematik ana başlıklar altında her biri alanında uzman bilim insanları tarafından kaleme alınan 30 akademik makaleden oluşuyor.

MÖ 3. yüzyılda Attalos Hanedanı’nın kurulmasıyla Attalos Krallığı’nın başkenti ve resmi ikametgâhı haline gelen antik Pergamon kenti, birçok sivil kurumu olan az çok bağımsız bir polisti.

Bu nedenle eldeki çalışma da, Pergamon’da yaşayan halkın yanı sıra Athena Kutsal Alanı, Büyük Sunak, Asklepieion ve Kızıl Avlu gibi önemli kutsal yerleriyle birlikte Pergamon’u büyük bir kent ve krallık başkenti olarak sunuyor.

Her ne kadar Hellenistik Dönem’e ağırlık verilmişse de kitapta genel olarak prehistorik çağlardan Bizans Dönemi’ne kadar uzanan geniş bir zaman dilimi inceleniyor.

Böylece içinde bulunduğu doğal çevrenin kentin gelişimindeki etkileri gözler önüne serilirken aynı zamanda Hellenistik Dönem mirasına daha sonraki zamanlarda nasıl sahip çıkıldığı, ne şekilde değiştirildiği ve zenginleştirildiği ya da bu mirasın nasıl tahrip edildiği daha net bir şekilde anlaşılabiliyor.

  • Künye: Kolektif – Pergamon: Anadolu’da Hellenistik Bir Başkent, hazırlayan: Felix Pirson ve Andreas Scholl, çeviren: Güler Ateş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2023

Adam Zagajewski – İki Kent (2023)

‘İki Kent’, modern Polonya edebiyatının önde gelen temsilcilerinden ve aynı zamanda Polonya’da “68 Kuşağı” ve “Yeni Dalga” yazarları arasında önemli bir yere sahip olan Adam Zagajewski’nin hayal gücü ve tarih, şiir ve akıp giden zaman arasındaki boşlukları doldurduğu denemelerini içeriyor.

Zagajewski kaybediş ve özlem arasında savrulup duran bir çocuğun hayreti ve satırlar arasında kendine yeni dünyalar inşa eden bir şairin ustalığıyla, şimdiki zamana tutunmak yerine geçmişe takılıp kalan insanların ve henüz dört aylıkken ailesinin efsanevi Lwów’dan sanayi şehri Gliwice’ye sürülmesiyle birlikte başlayıp, yitirilmiş Lwów’un özlemiyle geçen çocukluğunun izlerini sürüyor.

İnsan ruhunun doğasındaki ikilikler, masumiyet ve deneyim, tarihin çıkmazları, varlığın doğası, kişisel ve toplumsal suçluluk duygusu ve sanatın işlevi gibi farklı konular arasında gidip gelen bu denemeleriyle Zagajewski, modern Avrupa edebiyatının en ilgi çekici seslerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Susan Sontag, bu kitap için şöyle diyor:

“‘İki Kent’ müthiş bir zihnin derinliklerine doğru çıkılan bir yolculuk. Adam Zagajewski düzyazıda da şiirlerinde olduğu kadar bilge, ışıl ışıl ve vazgeçilmez bir yazar.”

  • Künye: Adam Zagajewski – İki Kent, çeviren: Osman Fırat Baş, Livera Yayınevi, deneme, 304 sayfa, 2023

Nuri Akbayar – Osmanlı Yer Adları Sözlüğü (2023)

Alanında basılı (2001) ilk çalışma olan ‘Osmanlı Yer Adları Sözlüğü’, yirmi yıl sonra baştan sona yenilenerek kullanıcısıyla buluşuyor.

Sözlük, belli bir statü kazanmış Osmanlı yerleşim yerlerinin adlarını altı yüzyıllık tarihsel derinliği ve üç kıtaya yayılan coğrafi genişliği içinde kapsıyor.

Böylesi bir genişlikte birbirinden dil, din, kültür ve tarih bakımından son derece farklı kavimlerin, toplulukların verdikleri adları doğru biçimde belirlemenin zorluğu açık.

Sözlükte Macarcadan Farsçaya, Sırpçadan Arapçaya, Arnavutçadan Gürcücüye, Rusçadan Tuareg Berbericesine kadar yürmiye yakın dil ve lehçede konulmuş adların Osmanlıca yazılışlarının ve doğru okunuşlarının saptanmış.

Ayrıca bugün Türkiye sınırları içinde kalan yer adlarındaki değişiklikler ve bu yerlerin idari statülerindeki farklılaşmalar da ayrıntılı olarak gösterilmiş.

Her düzeyden tarih araştırmacısının kolaylıkla yararlanabileceği sözlük, Osmanlı tarihsel coğrafyası için de bir kılavuz niteliğinde.

İkinci ve son basımından (2003) bu yana yüzlerce yeni kaynak taranarak yenilenen sözlük, özenli sayfa tasarımı, Osmanlıca dizini ve renkli basımıyla fark yaratıyor.

  • Künye: Nuri Akbayar – Osmanlı Yer Adları Sözlüğü, İş Kültür Yayınları, sözlük, 432 sayfa, 2023

Mehmet Aycı – Ankara’nın Adı Var (2023)

  • Kar Ankara’ya ne yapar?
  • Hacı Bayram, Kocatepe, Maltepe camilerinden, bir mahalle mescidinden kalkan cenazeyi uğurlayanlar hangi yönleriyle birbirinden farklıdır?
  • “06” plakası başka kentlerde ne çağrıştırır?
  • Kızılay’a neden inilir?
  • Bahçeli’de yürümek nasıl bir şeydir?
  • Ankara’nın sonbaharı nasıldır?
  • Kâğıt mendilciler, sokak müzisyenleri, dilenciler, kitapçılar kente ne katar?
  • Ankara resmî midir?
  • Martılar Ankara’ya nereden gelir?
  • Ankara Ramazan’ı nasıl geçirir?

Mehmet Aycı, 30 yılı aşan “Ankaralı” kimliğiyle kente göz hizasından bakıyor.

Alışılmış kent kitaplarından farklı olarak, gündelik hayattan kültürel ve sosyal değişimin izlerini sürüyor.

Ahmet Rasim’in ‘Eşkal-i Zaman’ ve ‘Şehir Mektupları’ kitaplarında yaptığını daha içeriden ve daha içselleştirerek, yaşadığı kentin hallerine tanık ve tercüman oluyor.

Edebiyatın pek çok alanında usta işi eserler veren, denemede kendine ait bir dil geliştiren Aycı’nın kitabı, onun geniş ilgilerinin bir verimi olarak okunabilir.

Şairliğinin ve denemeciliğinin gücünü kent yazılarında da kullanan Aycı’nın farkında olmadığımız, sıradan bulduğumuz ayrıntılardaki zenginliği, kentin bizimle değişen hallerini kitaplaştırması, kent edebiyatımız için olduğu kadar Ankara kitaplığı için de bir kazanç…

Kitaptaki metinler, gündelik hayatın tarihi, kültür tarihi, mekân sosyolojisi ve kent antropolojisi çalışanlar için yeni imkânlar ve bakış açıları sunuyor.

  • Künye: Mehmet Aycı – Ankara’nın Adı Var, İdealKent Yayınları, şehir, 184 sayfa, 2023

Antonio Negri – Marx’ın Hareketi (2023)

Mücadelesinin her sıçrama anında Marx’ı kendine yoldaş bilen İtalyan Operaismo (İşçicilik) hareketi üzerine bir düşünme çabası bu kitap.

Bu hareket, hem nesnelci ve erekselci Marksist geleneğin bakış açısından hem de sermayenin diyalektik ilişkisinden kopuşuyla kendi ontolojik farkını yaratır.

İtalyan Operaismo hareketin özgünlüğü ve güncelliği üzerine düşünen bu kitap, neoliberal yeniden yapılanmaya karşı verilen tüm toplumsal mücadeleleri okurken yararlanabileceğimiz kavramsal bir harita sunuyor.

Bugün canlı emeğin figürü haline “çokluk”un, onun üretken ve yaratıcı gücünün, dolayısıyla ontolojik farkının politikleşmesinin imkânlarını araştırıyor.

  • Künye: Antonio Negri – Marx’ın Hareketi: Tarihsel ve Güncel Bağlamıyla Operaismo, çeviren: Eyüp Eser ve Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, siyaset, 232 sayfa, 2023