Corinne Bonnet ve Laurent Bricault – Tanrıların Seyahati (2023)

‘Tanrıların Seyahati’nde, Eski Akdeniz’in – Yunanlar, Romalılar, Fenikeliler ve Kartacalılar, İbraniler ve Yahudiler, Mezopotamyalı ve Mısırlılar – seyahat eden dinleri ve onların tanrıları anlatılıyor.

Seyahat eden bu tanrıların hikâyeleri, yavaş yavaş antik dinlerin anlaşılması konusundaki içsel temel sorunları da doğal bir şekilde ortaya çıkarıyor: Tanrıların isimleri, görünümleri, tercümeleri, ritüel stratejileri, metinlerin rolü, kadınların ya da yabancıların konumu, ölüm karşısındaki davranışları, güç ilişkileri, seyahat ve başkalarıyla çekişmenin riskleri…

Okur; bu on iki bölümün her birinin merkezinde zorla ya da özgür devingenliğin yöntemleri ve etkilerinin yanında, birbiriyle bağlantılı bir evrende bugün halen meydana gelen kültürel aktarım sürecinin çıkardığı birçok soruyu da keşfedecek.

‘Tanrıların Seyahati’, kadim halkların tanrılarını nasıl tasavvur ettiklerini ve onların ilahi temsillerini nasıl oluşturduklarını daha iyi anlamak için eşsiz bir başlangıç.

  • Künye: Corinne Bonnet ve Laurent Bricault – Tanrıların Seyahati: Antik Akdeniz’de Tanrılar ve Mitler, çeviren: Fatma Danışmaz Tekin, Monografi Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2023

Perry Anderson – Mutlakıyetçi Devletin Kökenleri (2023)

Avrupa’da mutlakıyetçi devletin doğasını ve gelişmesini Marksist bakış açısıyla ve karşılaştırmalı olarak inceleyen harika bir eser.

Perry Anderson, mutlakıyetçiliği, modern dünyadaki ilk uluslararası devlet sistemi olarak tanımlıyor.

Feodalizmden kapitalizme geçiş ve bu geçişin toplumsal yapıda yarattığı dönüşüm, uzun yıllardır tarihyazımının temel tartışma konularından biri.

Perry Anderson, erken Modern Çağ ile Avrupa’da hâkimiyetini ilan eden Mutlakıyetçiliği, bu dönüşümün merkezî siyasal teması olarak ele alıyor.

Batı ve Doğu Avrupa’nın toplumsal yapılarının birbirinden ayrılan ve birbirini tamamlayan niteliklerinin karşılaştırmalı tarih perspektifiyle ele alındığı ‘Mutlakıyetçi Devletin Kökenleri’, devletlerin doğa ve yapılarının evrimindeki çeşitliliği benzerlik ve karşıtlıklarının açığa çıkarılması yoluyla inceliyor.

‘Antikiteden Feodalizme Geçişler’in izinden giden bu klasikleşmiş çalışma, iktisadi yapıyla toplumsal ve siyasal yapı arasındaki ilişkilerden yola çıkarak çok boyutlu bir yaklaşım sergiliyor.

Avrupa ile sınırlı kalmayan Anderson, “Asya Tipi Üretim Tarzı” kavramsallaştırmasının geçerliliğini İslâm dünyası, Japon feodalizmi ve Çin örneği üzerinden tartışırken, birbirinden ayrı olay ve bütüncül yapıların benzerlik ve farklılıklarını ortaya koyuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bir yüzyıl sonra, devletin tümüyle ortadan kaldırılması devrimci sosyalizmin hâlâ hedeflerinden birisi olarak ortadadır. Ancak, onun kesin olarak yok oluşuna verilen fevkalade önem, onun tarihteki varlığının tüm ağırlığına tanıklık etmektedir. Mutlakıyetçilik, modern dünyadaki ilk uluslararası devlet sistemi, sırlarını ya da bize öğreteceği dersleri hiçbir şekilde tüketmemiştir. Bu çalışmanın hedefi bunların bazılarının tartışılmasına katkıda bulunmaktır (…) Bu birbirini izleyen ve karşıt altüst oluşlarla sembolleşen kıtanın bölünmüşlüğünün sonuçları hâlâ bizimledir.”

  • Künye: Perry Anderson – Mutlakıyetçi Devletin Kökenleri, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Max J. Charlesworth – Platon’dan Derrida’ya Felsefe ve Din (2023)

  • Felsefe ve din arasında nasıl bir ilişki var?
  • Felsefe dinin hizmetçisi mi?
  • Görevi onu savunup temellendirmek mi?
  • Felsefenin amacı bizi dinî bir dünya görüşüne ve yaşam tarzına ulaştırmak mı?
  • Yoksa bu ikisinin alanları tamamen ayrı mı olmalı?
  • Belki de felsefenin görevi imanın imkân koşullarını belirlemektir sadece.
  • Peki ya postmodernist bir din felsefesi mümkün mü?

Avustralyalı filozof Max Charlesworth bu eserinde, Platonculuktan Aristotelesçiliğe, Kantçı devrimden çağdaş Wittgensteincı analiz ve postmodernizm akımlarına kadar uzanan felsefi serüven boyunca, din ile felsefe arasındaki ilişkiye dair bütün bu seçeneklerin nasıl değerlendirildiğini ayrıntılı ve net bir biçimde gösteriyor.

İskenderiyeli Philon’dan Kierkegaard’a, Augustinus’tan Heidegger ve Derrida’ya uzanan bu felsefi serüvende din felsefesi yapma tarzları sade bir dille ele alınıyor.

Felsefi düşüncenin bütüncül ve tarihsel bir bakış açısına ulaşmaya çalışan herkes için bir başucu kitabı.

  • Künye: Max J. Charlesworth – Platon’dan Derrida’ya Felsefe ve Din, çeviren: Kevser Çelik, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2023

Alfredo Saad-Filho – Kriz Çağı (2023)

Gittikçe otoriterleşen neoliberalizm, demokrasiyi tehdit eder hale geldi.

Alfredo Saad-Filho, süregelen küresel ekonomik kriz, siyasi kriz ve pandemi gibi yürürlükteki neoliberalizm çağındaki üç krizi Marksist ekonomi politik bakış açısından tartışıyor.

Kitap, pandemi sonrası siyasal-iktisadi bağlamın nasıl bir manzara gösterebileceği ve mevcut siyasete karşı siyasal alternatifler izlememizi tartışmasıyla çok önemli.

‘Kriz Çağı’, yürürlükteki “neoliberalizm çağı”nda üst üste gelen üç krizi, Marksist ekonomi politik bakış açısından irdeliyor: Küresel ekonomideki kriz (süregiden durgunluk, finans kaynaklı oynaklık, dönemsel çöküşler); çağdaş siyasetteki kriz (demokrasinin gerileyişi, otoriterliğin ve yeni faşizm biçimlerinin yükselişi) ve insan sağlığı alanındaki (COVID-19 pandemisiyle öne çıkan) kriz.

Kitap, Covid-19 pandemisinin, ekonomide ve siyasette derin eşitsizliklerle ve bunalımlarla dikkat çeken bir bağlamda ortaya çıktığını, neoliberalizmin dışlayıcı eğilimlerini büyük olasılıkla pekiştireceğini ve hem ekonomik refaha hem de demokrasiye zarar veren sonuçlar doğuracağını savunuyor.

Öte yandan, pandemi, neoliberalizmin yetersizliklerini daha önce hiç olmadığı biçimde ortaya çıkardı, böylece bizatihi kapitalizmin meşruiyetine ilişkin soru işaretlerini çoğaltarak, sol için benzeri görülmemiş alanlar açtı.

Bu kitap, iktisat, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, ekonomik politik ve sosyolojiye ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Alfredo Saad-Filho – Kriz Çağı: Neoliberalizm, Demokrasinin Çöküşü ve Pandemi, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, siyaset, 288 sayfa, 2023

Frans de Waal – Ataerkil Düzene Hapsolan Yalnızca Biz miyiz? (2022)

Gücü, muhtemelen başkalarına çekici gelebilen ama kesinlikle bize öyle gelmeyen bir şeymiş gibi tartışıyoruz.

Güç, bir tabu konusu olmayı sürdürüyor ve biz bu bağlamda diğer türlerle ne kadar benzer olduğumuzu kesinlikle duymak istemiyoruz.

Primatolog Frans de Waal, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet konusunda dilsel bir kafa karışıklığı yaşandığını; birincisinin biyolojik, ikincisinin kültürel cinsiyet olduğunu ancak farklı anlamlarına rağmen bu iki terimin özünde birleşmiş olduğunu ve birini diğeri olmadan tartışamayacağımızı ifade ediyor.

Genç erkek ve dişi primatların cinsiyet rollerini birbirlerine benzer şekilde geliştirdiğini düşünüyor.

Nasıl davranılacağını öğrenmek için kendi cinsiyetlerinden yetişkinleri gözlemlediğini söylüyor.

Primatların davranışsal ve biyolojik farklılıklarını aydınlatırken insan davranışıyla karşılaştırmaktan da geri durmuyor.

‘Ataerkil Düzene Hapsolan Yalnızca Biz miyiz?’, klasik konuşma tarzı ve alaycı gözlemlerle dolu anlatımıyla cinsiyet kimliği, toplumsal cinsiyet rolleri, cinsellik, eşcinsellik, arkadaşlık ve yetiştirme gibi konuları ele alıyor.

  • Künye: Frans de Waal – Ataerkil Düzene Hapsolan Yalnızca Biz miyiz?: Bir Primatoloğun Gözünden Cinsiyet Kavramı, çeviren: İrem Sağlamer, Sander Yayınları, bilim, 336 sayfa, 2022

Dawn Starley – Mükemmeliyetçiliğe Meydan Okumak (2023)

Gerçek dünya, kendi lehinize çözümler tasavvur ettiğiniz hâlde karışık ve öngörülemezdir.

Mükemmeliyetçiliğe meydan okuyan Dawn Starley, ancak “mükemmel’’ arayışımızı bir kenara bıraktığımızda gerçek yaratıcılığı kucaklayabileceğimizi ve özgürlüğe ulaşabileceğimizi belirtiyor.

Mükemmeliyetçilik sıklıkla olumlu bir özellik olarak görülse de gençlerin eğitimi ve gelişimi üzerinde boğucu bir etkiye sahip olabilir ve yetenekleri ne olursa olsun her öğrenciyi olumsuz etkileyebilir.

‘Mükemmeliyetçiliğe Meydan Okuma’, gençlerle çalışan profesyonellere mükemmeliyetçilikle ilgili araştırmaların yanı sıra bununla ilişkili kaygıyı hafifletmek için denenmiş ve test edilmiş stratejiler sunuyor.

Gerçek mutluluk, kişinin hayattan aldığı hem zevk hem de anlamla mümkündür ve maalesef ki mükemmeliyetçi bir gençte bunların her ikisi de sınırlıdır.

Bu kitap sayesinde, gençleri mükemmeliyetçiliğin neden olduğu kaygılardan kurtaracak, onları başarıya yönlendirecek pratik ipuçlarına sahip oluyoruz.

  • Künye: Dawn Starley – Mükemmeliyetçiliğe Meydan Okumak: Bilişsel Davranışçı Terapi Yardımıyla Gençleri Desteklemek, çeviren: Defne Yazıcıoğlu, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2023

Neville Symington – Narsisizm (2023)

“Narsisizmin en önemli özelliklerinden biri, kendini bilmekten ne pahasına olursa olsun kaçınılması gerektiğidir.”

Narsisizm kendini sevmekten çok, insan ilişkileri dünyasından soyutlanmakla ilgilidir.

Acıya veya korkuya karşı savunmacı bir tepkidir ve muhtemelen yaşamın oldukça erken dönemlerinde başlar.

Diğer savunma biçimleriyle ortak olarak, duygusal ve ruhsal gelişim üzerinde öldürücü bir etkiye sahip olma eğilimindedir.

Duygusal büyüme ve gelişmemizin önündeki temel engel olarak gördüğü narsisizm üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz psikanalist Neville Symington, bu kitapla narsisizmi yalnızca birkaç rahatsız kişiyi etkileyen dar bir klinik durum olarak ele almıyor.

Aksine, insanlığın kaçınılmaz bir yönü olduğunu ve bir dereceye kadar hepimizde bulunduğunu ifade ediyor.

Narsisizmin üstesinden gelmenin, yaratıcı özümüzle temasa geçmeyi içerdiğinin altını çiziyor; faydalı bir yol haritası geliştirmemize yardımcı oluyor ve işler zorlaştığında güçlü kalmamız için bize ilham veriyor.

Çağdaş psikanalizle ilgilenen herkes, Symington’ın narsisizmin doğasına ilişkin kendi kavramlarını hem teorik hem de her şeyden önce klinik olarak okumalı.

Yazar, uygulamasından birçok klinik örneğe ek olarak, tezini farklı açılardan açıklamak için Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sından kapsamlı bir şekilde yararlanıyor.

  • Künye: Neville Symington – Narsisizm, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2023

David Price – Bizim Gücümüz (2023)

Kitlesel bir protesto düzenleyerek dünya çapında milyonlarca insanı harekete geçiren bir öğrenci, müşterilerine ortak olma fırsatı sunan başarılı bir bira fabrikası, çeşitlilik odaklı eğitim modelini benimseyerek harika akademik sonuçlar elde eden bir okul, toplulukları yenilenebilir enerji üretmeye teşvik eden bir kooperatif…

Bu kişi ve organizasyonların tek bir ortak yanı var: Yenilikçiliğe olan bağlılıkları.

‘Bizim Gücümüz’, dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için ortak bir arzuya sahip olan ve toplumun her alanında köklü bir değişim yapmak isteyen sıradan insanların sıradışı öykülerine dayanıyor.

Bu kişilerin bu denli etkili olmasının nedeni, ne güç, ne para ne de otoritedir.

Onlar yalnızca doğru zihinleri işbirliği yapmaya motive ederek yenilikçi üretimi açığa çıkarırlar.

David Price, BrewDog ve Patagonia gibi son derece başarılı şirketlerin yenilikçi üretim tekniklerini, üç yıllık bir çalışmanın neticesinde okuyucuyla buluşturuyor.

Bu kitap sizleri başarısızlıkla sonuçlanan alışılagelmiş üretim biçimlerinin tuzağına düşmekten kurtaracak.

  • Künye: David Price – Bizim Gücümüz, çeviren: Nurşen Erdoğan, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 336 sayfa, 2023

Francisco J. Varela, Evan T. Thompson ve Eleanor Rosch – Bedenlenmiş Zihin (2023)

‘Bedenlenmiş Zihin’, insan deneyiminin kendine dönen boyutunu benzersiz bir şekilde ele alıyor.

Yazarların iddiasına göre sadece bilimdeki zihin ile deneyimdeki zihin arasında ortak bir zemin duygusuna sahip olarak biliş anlayışımızı eksiksiz kılabiliriz.

Bu amaçla yazarlar, bilişsel bilim ile meditatif psikoloji arasında bir diyalog geliştiriyor ve bunu fenomenoloji ve psikanaliz gibi diğer geleneklerle ilişkili olarak konumlandırıyor.

Gözden geçirilmiş bu baskı, Evan Thompson ve Eleanor Rosch’un önemli giriş yazılarını içeriyor; yazarlar böylece çalışmanın temel argümanlarını açıklığa kavuşturuyor ve kitabın temalarını genişleten sonraki araştırmaları tartışıyorlar, ayrıca uzak doğu gelenekleri ve farkındalığa yönelik yenilenen teorik ve pratik bilgiler de veriyorlar.

Farkındalık temelli stres azaltma programının yaratıcısı Jon Kabat-Zinn’in önsözü ise kitabın bağlamını sunuyor ve eserin, kendi yaşamı ve çalışmaları üzerindeki etkisini açıklıyor.

  • Künye: Francisco J. Varela, Evan T. Thompson ve Eleanor Rosch – Bedenlenmiş Zihin: Bilişsel Bilim ve Uzak Doğu Geleneği, çeviren: Feyza Elif Önder, Albaraka Yayınları, bilim, 430 sayfa, 2023

Andrew Roberts – Napoléon (2023)

  • Fransız İhtilali Napoléon üzerinde nasıl bir etki yarattı?
  • Askerlik mesleğine adım attığı genç yaşında kimlerden ilham aldı?
  • Kendisini hangi tarihî şahsiyetlerin mirasçısı addetti?
  • 24 yaşında general olmayı nasıl başardı?
  • “Savaş Tanrısı” olarak anılmasını sağlayan askerî nitelikleri nelerdi?
  • Josephine’le ilişkisi sanıldığı gibi bir “Romeo ve Juliet” hikâyesi miydi?
  • İhtilalle kralı giyotine gönderen Fransızları yalnızca 11 yıl sonra bir imparatora itaat etmeye nasıl ikna etti?
  • Avrupa’nın siyasî haritasını nasıl değiştirdi?
  • Tüm Avrupa’yı dize getiren ve yenilmez sanılan Grande Armée Rus steplerinde nasıl eridi?
  • Waterloo’da nasıl ve neden kaybetti?
  • Napoléon için sonun başlangıcı neydi?

Ödüllü tarihçi Andrew Roberts, otuz üç bin kişisel mektup ve gün yüzüne yeni çıkan tarihî belgeler ışığında bu görkemli ismin portresini ustaca çiziyor.

Roberts bu çalışmasında, Napoléon’un etkisi günümüzde bile hissedilen eylemlerinden çalkantılı aşk hayatına, muharebe meydanlarındaki zaferlerinden Fransa’nın çehresini değiştiren yenilikçi reformlarına kadar tüm girişim ve faaliyetlerini çok boyutlu bir biçimde ele alıyor.

Napoléon’un çarpıştığı 60 muharebe alanından 53’ünü ziyaret eden, pek çok ülkede farklı dillerde yazılmış arşiv malzemelerinden yararlanan ve hatta Napoléon’un son günlerini geçirdiği St. Helena’ya dahi giden Roberts, hem askerî hem de siyasi tarihe dair keskin bir kavrayışa sahip.

Günümüzün önde gelen tarihçilerinden biri olarak, öznesinin görkemine ulaştırmayı başardığı bu eşsiz biyografiyle Napoléon’u çok daha yakından tanımamızı sağlıyor.

Hiç şüphe yok ki okur, Roberts’ın titiz işçiliği ve coşkulu anlatımı sayesinde, Korsika’dan ihtilal Fransa’sının ara sokaklarına, Mısır çöllerinden Akka’ya, İspanya’dan Rus steplerine ve hatta dünyanın kuş uçmaz kervan geçmez bir noktasında bulunan St. Helena kayalıklarına kadar Napoléon’un attığı her adımı yanındaymışçasına takip edecek.

Napoléon, bu tartışmalı şahsiyete ve modern Avrupa tarihine ilgi duyan herkesin okuması gereken bir başucu kitabı.

Roberts tarihin bu büyüleyici dönemine hayat vererek Napoléon’u tarih anlatımının usta işi bir örneği haline getiriyor.

  • Künye: Andrew Roberts – Napoléon: Hayatı, çeviren: Barbaros Uzunköprü, Kronik Kitap, biyografi, 1024 sayfa, 2023