Cecilia Klynne ve Allan Klynne – Antik Dönemin Rekorları (2023)

Şaşırtıcı olaylar, büyük başarılar ya da başarısızlıklar tarihin ilk dönemlerinden beri insanların dikkatlerini çekmeyi başarmıştır.

En edepsiz imparatoriçe, en büyük tribün kavgası, olimpiyatlardaki ilk şike, ilk olimpiyat şampiyonu, en çok hayvan öldüren imparator, en pahalı parfüm, en güzel model, en yıkıcı deprem, en zalim imparator, en pahalı kitap, en kuvvetli imparator, en uzun kişi…

İsveçli arkeologlar Allan ve Cecilia Klynne, klasik edebiyat ve kültürel belleğimizin ayrılmaz bir parçası haline gelen anekdotları, hikâyeleri, efsaneleri ve eserleri tarayarak antik Yunan ve Roma dönemine ait şaşırtıcı, eğlenceli ve tüyler ürpertici yaklaşık 800 başlığı bir ciltte derlemiş.

  • Künye: Cecilia Klynne ve Allan Klynne – Antik Dönemin Rekorları, çeviren: Ufuk Çoksürer, İnkılap Kitabevi, tarih, 280 sayfa, 2023

Charles Jarrett – Kafası Karışmışlar İçin Spinoza (2023)

Benedict de Spinoza, Batı felsefesiyle ilgilenen herkesin karşısına çıkan büyük bir filozoftur.

Etik, din ve siyaset felsefesi alanlarındaki çalışmaları halen ufuk açıcı eserler olarak görülmektedir.

Ama aynı zamanda, günümüz okuyucularını ciddi biçimde zorlayan metinlerdir bunlar.

Geç Ortaçağ skolastiğinin söz dağarı ve terminolojisinin yanı sıra, Spinoza’nın eserlerindeki kolayca nüfuz edilemeyen temalar çoğu zaman açıklığa kavuşturulmaya ihtiyaç duyar.

‘Kafası Karışmışlar İçin Spinoza’, düşünürün felsefi projesinin ve başlıca eserlerinin kapsamlı bir açıklamasını ve çözümlemesini yaparak bu ihtiyacı karşılıyor.

Spinoza’nın anlaşılması güç dili ve terminolojisiyle başa çıkmanın yollarını sergiliyor, onun “geometrik” yaklaşımını ve karmaşık felsefi sistemini anlaşılır hale getiriyor.

Ayrıca, Spinoza’nın halen devam eden etkisine ve çağdaş felsefi tartışmalardaki yerine dair bir değerlendirme sunuyor.

  • Künye: Charles Jarrett – Kafası Karışmışlar İçin Spinoza, çeviren: Aydın Gelmez, Dipnot Yayınları, felsefe, 304 sayfa, 2023

Kolektif – Beden ve Anlam (2023)

 

Beden ve anlam, yirminci yüzyıl felsefesinin temel problemlerindendir.

Bu derleme, beden ve anlamı, felsefi ve sosyolojik bağlamda tartışarak beden ve anlam arasındaki ilişkinin kuruluşu, anlamın bedensel temasla ilişkisi, anlamın bedenin karşısında ya da bedenden yalıtılmış bir şekilde konumlandırılması, beden üzerine inşa edilen toplumsal, ideolojik, kültürel ve tarihsel anlamlar ve bedeni biçimlendiren anlamlar, bedenin mekânla ve bulunduğu mekâna bağlı olarak ortaya çıkan anlamlarla ilişkisi, bedenin yaşamsallığı ve ölümle ilişkisi gibi konuları sorunsallaştırıyor.

Çağımızın düşüncesi ve kültürel ögeleri, beden ve anlama dair farklı kavram ve kabulleri içermekte, bu kavramlar üzerinden dünya ile ilişkimizi yeniden tanımlıyor, kültürel kodlarımız bu kabuller çerçevesinde yeniden üretiliyor.

Beden ve anlam, bir başka deyişle madde ve mana, birbirinden ayrı dünyalara ait iki varlık türü olarak kabul görmüşken çağdaş anlam tartışmaları, bedenin anlamın oluşumundaki rolüne vurgu yaparak, beden ve anlam ilişkisini kuran yeni bir çerçeve oluşturmuşlar ve bedeni tartışmanın merkezine koymuşlardır.

Aysun Aydın’ın editörlüğünde kitaplaşan ‘Beden ve Anlam’, bir problem olarak bedeni ve anlamı tartışan, özellikle bedenin ve anlamın birlikte ele alınışını felsefi ve sosyolojik bağlamda konu edinen makalelerden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Beden ve Anlam, editör: Aysun Aydın, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 248 sayfa, 2023

Kristin Fabbe – Devletin Müritleri (2023)

İmparatorluklar çağından ulus-devletler çağına geçişte pek çok yeni devlet kuruldu.

Peki, imparatorluk mirasını ulus-devlete taşıyan dinî kurum ve seçkinler nasıl var oldu?

Ulus-devletin seküler kurucuları ile geleneksel dinî seçkinler arasında egemenlik farklı biçimlerde tezahür etti.

Kimi zaman dinî kurum ve seçkinler devlet tarafından içerildi kimi zamansa ikili yapılar biçimde özerkliğini korudu.

Din ile devletin birbirini dışlamadan kurduğu bu karmaşık iktidar ilişkisi, sekülerleşme denilen çift başlılığın tarihini anlatır.

Kristin Fabbe, aynı imparatorluk mirasına sahip Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın farklı coğrafi ve tarihsel yapılar üzerinden sekülerleşme sürecini inceliyor.

Bunu yaparken tarihsel ortaklıklara rağmen dinî kurum ve seçkinlerin devletin müridi mi, yoksa devletin ortağı mı sorusuna yanıt arıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye anayasasındaki laiklik ilkesi sebebiyle resmî açıdan seküler olmasına rağmen, Türk devleti dine karşı hiçbir zaman tarafsız olmadığı gibi, hiçbir şekilde bir “İslam devleti” de olmadı.

“Türkiye’de çoğu zaman yanlış anlaşılan din ve devlet arasındaki iktidar düzenlemesi, dinin merkezî bir bürokrasi aracılığıyla devlet tarafından yönetilmesini ve dinî ve ulusal olanın, düşünsel ve idari bir sentez şeklinde kaynaştırılmasını içerir.”

  • Künye: Kristin Fabbe – Devletin Müritleri: Osmanlı Dünyasında Din ve Devlet İnşası, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 456 sayfa, 2023

Annabel Streets – Yürümenin 52 Yolu (2023)

Yürümek sıkıcı değildir, hiçbir zaman da sıkıcı olmamıştır.

Tümüyle hareketsizliğe mahkûm edildiğimiz bugün yürümek için yüzlerce yol ve yüzlerce sebep olduğunu belirten Annabel Streets, bizi yürümek üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Nasıl yürüneceğini bildiğimizi düşünürüz.

Ne de olsa yürümek, kazandığımız ilk becerilerden biridir.

Ancak çoğumuz bu konuda rutinlere takılıp kalırız; hep aynı yerde, aynı şekilde, aynı süre boyunca ve aynı insanlarla yürürüz.

Bilimsel çalışmalarla ve anekdotlarla donatılan, bir yürüyüş rutininin nasıl oluşturulacağına dair ipuçlarıyla desteklenen ‘Yürümenin 52 Yolu’ bizi yeni yerlerde, yeni yürüyüş arkadaşlarıyla, gündüz ya da gece fark etmeksizin yeni zaman aralıklarında yürümeye, yürürken yeni beceriler edinmeye teşvik ediyor.

Kitap, her adımımızda hayattan daha fazlasını elde edebileceğimiz gerçeğini gözler önüne serecek bir rehber niteliğinde.

Yürümenin faydalarını anlatan kitap, yıl boyunca dışarı çıkmamız ve hareket etmemiz konusunda bizi motive edecek.

Streets, dışarı çıkıp hareket etmenin ‘içinde yaşadığımız karmaşık dünyayı takdir etmemize’ yardımcı olabileceğine dair kayda değer örnekler sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitap, yürümeye yazdığım aşk mektubumdur. Umarım sizi oturduğunuz yerden kalkıp yola koyulmak, sık sık yürümek ve çoğu zaman açık havada yaşanan bir hayatın büyük ayrıcalığının tadını çıkarmak için harekete geçirir.”

  • Künye: Annabel Streets – Yürümenin 52 Yolu: Sağlıklı ve Mutlu Olmak İçin Yürüyüş Yapmanın Şaşırtıcı Bilimi, çeviren: Türkan Çolak, The Kitap Yayınları, spor, 336 sayfa, 2023

Alfred Thompson – Kısa Büyü ve Gizem Tarihi (2023)

Bilginin ilerlemesi ve bilimsel gerçekler bizi doğaüstü inançların insan beyninin üretiminden başka bir şey olmadığını, bu tür imajların atalarımızın hayal gücüne etki ettiğini ve kalıtım yasalarıyla sonraki nesillere aktarıldığını neredeyse ispat etmiştir.

Ancak korku ve umut insanı batıl inançlara, sihir ve gizeme iten ana duygulardır.

Batıl inançlarımızı farklı isimlerle adlandırıyoruz ama yine de onlara tutunuyoruz.

Üzerinde tutarlı bir teorinin henüz oluşturulamadığı bu konular üzerinde de garip bir cazibe bulunuyor.

İşte ‘Kısa Büyü ve Gizem Tarihi’, bu tür konularla meşgul oluyor.

Alfred Thompson insanoğlunun içinde bulunan o gizemli ve sihirli olana inanma içgüdüsünün, zihnini batıl inançlara, doğada bir ruh olduğuna dair bir inanca meylettirdiğini, tanrılar ve/ya görünmeyen güçler tarafından dövülen zincirlerle kendini bile isteye bağladığını belirtiyor.

Antik dönemden bugüne insanlar hastalıkların ve felaketlerin doğaüstü güçler tarafından üretildiğini düşündüğü için iyileşmelerinin de yine bu güçler tarafından sağlanacağına inanıyordu.

‘Kısa Büyü ve Gizem Tarihi’, ölümden, hastalıklardan, başına gelebilecek türlü kötü olaylardan korkan insanoğlunun perilerden, hayaletlerden, cinlerden, büyücülerden, din adamlarından nasıl ve neden medet umduğunu ilginç anekdotlar eşliğinde anlatıyor.

  • Künye: Alfred Thompson – Kısa Büyü ve Gizem Tarihi, çeviren: Deniz Polat Ladin, Liberus Yayınları, tarih, 150 sayfa, 2023

Harry Parker – Hibrit İnsanlar (2023)

Afganistan’da el yapımı bir patlayıcı nedeniyle bacaklarını kaybetmesiyle hayatı bir anda değişen Harry Parker, rehabilitasyon sırasında insanların bu durumun üstesinden nasıl geldiklerini görüp kendi kendine şu soruyu sordu: Tüm insanlar hibritleşiyor mu?

Parker ‘Hibrit İnsanlar’da edindiği yeni kimliğinden ve fiziksel engeliyle nasıl mücadele ettiğinden bahsederken okuru bir bedenin sahip olabileceği en güçlü ve özgürleştirici buluşlarla, en yeni robotlarla ve teknolojilerle tanıştırıyor.

Kitap, teknolojinin, insan olmanın ne anlama geldiğine dair anlayışımıza yeni bir boyut getirmesiyle önemli.

Bilimsel icatlarla ilgili olsa da aslında kitabın odak noktası insan kalbi ve zihni.

  • Künye: Harry Parker – Hibrit İnsanlar: İnsan ve Makine Hudutlarında Alıntılar, çeviren: Çiğdem Köfüncü, The Kitap Yayınları, inceleme, 200 sayfa, 2023

Maurice Merleau-Ponty – Görünür ile Görünmez (2023)

‘Görünür ile Görünmez’, Maurice Merleau-Ponty’nin çalışma notlarıyla birlikte yarım kalmış son yapıtıdır ancak mevcut haliyle bile derin felsefi projesini mükemmelen yansıtır.

Merleau-Ponty burada yeni bir ontoloji teklif eder bize.

Bunu felsefenin özcü kategorileri ve geleneksel düşüncenin buyurgan grameri ile yapmaz.

İnsanın algısını, görme kabiliyetini, duyumsama gücünü ve varlığın ışıltısını son derece naif bir tutumla fenomenolojik bir zemine taşır.

Bir sanat yapıtının ortaya koyduğu gibi kişinin algı ve deneyimlerindeki tamamen kendine özgü sese, mantık, uyum ve hayal gücüne ulaşmaya çalışır.

Filozofun düşünceleri bir sistem inşa etmekten çok varlığın benzersizliğini duyurmaya yönelik bir çabadır.

Onun felsefesi öznelliğin, içselliğin felsefesi değildir.

Algılama ya da algısal inanç dediği şey görünürün ötesinde belleği ve hayal gücünü harekete geçiren, insanın kendisinden önce var olan dünya ile, öteki ile, doğa ile görünmeyen muazzam ilişkisidir.

Merleau-Ponty’yi okurken düz bir felsefe metninin sınırlarında gezinmeyiz.

Bedeni keşfetmek, dünyanın tenine dokunmak, görünür olandaki görünmezi fark etmek var olmanın gerçek amacını duyurur gibidir.

Doğa algılandığı andan itibaren ufuk bakışımızı çevreler; müziğin, edebiyatın ve resmin betimlediği doğa bizi kendisine çağırır.

Seyredilen, işitilen ve algılanan saf bir manzaranın parçası oluruz.

Aynı düzlemdeki varlıklar birbirleriyle kaynaşır, öyle ki biz değil onlar bize konuşur.

Sadece ses değil sözü sarmalayan sessizlik de dile gelir.

‘Görünür ile Görünmez’, geleneksel felsefeye yönelik getirdiği itirazlarla, özellikle Descartes, Hegel ve Sartre eleştirileriyle birlikte modern düşünce ve sanat dünyası için yepyeni bir sayfa açıyor.

  • Künye: Maurice Merleau-Ponty – Görünür ile Görünmez, çeviren: Hanife Güven, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 383 sayfa, 2023

Mikkel Borch Jacobsen – Freud’un Hastaları (2023)

Freud’un olgu öykülerinde bahsedilen ana karakterleri pek çok kişi tanır: Dora, Küçük Hans, Sıçan Adam, Kurt Adam…

Peki, bu takma isimlerin ardındaki gerçek isimler ve gerçek hayatlar hakkında ne biliyoruz?

Mesela Italo Svevo’nun, edebiyat tarihine damga vurmuş ‘Zeno’nun Bilinci’ romanını; Freud’un çalışmalarına olan ilgisinin yanı sıra, eşinin erkek kardeşi Bruno Veneziani’nin psikanaliz sürecinden hareketle kaleme aldığını duymuş muydunuz?

‘Freud’un Hastaları’nda, tanıdık öykülerle birlikte analistinin binasından kendini atan Pauline Silberstein, ünlü mimar Karl Mayreder, milyoner Carl Liebmann gibi az bilinen vakalar da yer alıyor.

Mikkel Borch-Jacobsen bu çalışmasında, Freud’un divanında geçen hayatları anlatırken, psikanalizin gelişim sürecini de kaynaklara dayanarak çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kimi zaman komik kimi zaman trajik ve dokunaklı olan bu öyküler; okura Viyana’nın tarihi atmosferini, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun son günlerini, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın yıkıcılığını aktarırken, ayrıca bambaşka bir Freud’u da tanımanızı sağlıyor.

  • Künye: Mikkel Borch Jacobsen – Freud’un Hastaları: Modern Psikolojinin Kurucusu Freud’un Danışanlarıyla Arasında Geçen Diyaloglar, çeviren: Seda Sevinç, Nora Kitap, psikanaliz, 376 sayfa, 2023

Jean Bottéro – Dünyanın En Eski Mutfağı (2023)

 

Mutfak ve sofra kültürü bir uygarlığı anlamanın en etkili yollarından biri.

Dünyaca ünlü Fransız Asurbilimci, Kutsal Kitap ve kadim Ortadoğu dinleri uzmanı, tarihçi Jean Bottéro, yaklaşık MÖ 1700’lere tarihlenen ve kırka yakın yemek tarifini içeren üç kil tablet üzerinden antik Babil’in yemek kültürünü inceliyor.

Pişirme teknikleri, şölen yemekleri, ölüm ve yaşamın sofraya yansıması, içecek kullanımı gibi çeşitli konu başlıkları, “uygarlıkların beşiği” olarak anılan Mezopotamya’dan günümüz kültürüne ışık tutuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitabı yazarken niyetim Mezopotamyalı muhterem atalarımızın ‘yeme-içme’ kültürü hakkında akademik ve kapsayıcı bir çalışma ortaya koymak değildi, çünkü bu (samimi okuyucuya ulaşamama pahasına) akademisyenlere yönelik sıkıcı ve kuru bir çalışma olurdu (…)

“Acilen tatmin edilmek istenen damak zevkine gelince, eski Mezopotamyalılarla beraber yemek yeme imkânımız olmadığına göre bu mutfağın lezzetlerini, elimizin altında bulunan Türk-Arap veya Lübnan ya da Yakındoğu (kim nasıl isterse öyle adlandırsın) mutfağında tadamaz mıyız? Çünkü tarihsel olarak bu mutfaklar Mezopotamya’nın kaybolmuş ‘Yeme-İçme’, ‘Mutfak ve Sofra’ tekniklerinin devamı ve ulaşabileceğimiz tek çağdaş temsilcisi.”

  • Künye: Jean Bottéro – Dünyanın En Eski Mutfağı, çeviren: Nur Çiğdem Tezel, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2023