Sarah Knott – Anneliğin Sıra Dışı Tarihi (2023)

 

Yaşamı yeniden üreten, fakat çoğu zaman göz ardı edilen faaliyetler bütünü: Annelik

Yüzyıllar boyunca sadece savaşlarla, siyasetle ve devrimlerle ilgilenen tarihçiler, hamilelik ve annelik deneyimine dair ayrıntıları “kaydetmeye değer” bulmadılar.

Geçmişte ve günümüzde yazılmayanlar yüzünden nice detay unutuldu.

Ünlü tarihçi Sarah Knott ise bu yaklaşımı değiştiriyor ve bugünden yola çıkarak başka çağlarda ve başka coğrafyalarda nasıl annelik yapıldığını araştırıyor.

Günlükler, mektuplar, raporlar, mahkeme kayıtları, davranış kılavuzları, giysiler ve nesnelerin yanı sıra kişisel deneyimleri de aktararak alternatif bir annelik anlatısı ören Knott, çocuk sahibi olmama fikir ve tercihini de bu anlatıya dahil ediyor.

Anneliğe dair son derece özgün bir yorum olan ‘Anneliğin Sıra Dışı Tarihi’nde yer alan bu olağanüstü annelik hikâyeleri, sonsuz çeşitlilikte insan deneyiminin dokunaklı bir tasvirini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Sarah Knott – Anneliğin Sıra Dışı Tarihi, çeviren: Merve Öztürk, Mundi Kitap, kadın, 320 sayfa, 2023

Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği (2023)

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı insangücü seferberliği üzerine önemli bir çalışma.

Özellikle Anadolu coğrafyasını ve imparatorluğun Müslüman nüfusunu odağına alan kitabında Mehmet Beşikçi, bir yandan Osmanlı devletinin, sürekli seferberlik mecburiyetinin doğurduğu badirelerle nasıl baş etmeye çalıştığını irdelerken, diğer yandan da bu sürecin Anadolu bağlamında devlet-toplum ilişkisini nasıl yeniden şekillendirdiğini keşfediyor.

Beşikçi, Osmanlı ordusunun Birinci Dünya Savaşı’nın gerektirdiği yoğun insan gücü seferberliğini nasıl yürüttüğünü, kapsamlı arşiv taramasını zengin bir süreli yayın ve anı-hatırat literatürüyle harmanlayarak araştırıyor.

Seferberlik koşullarının devlet-toplum ilişkilerini yeniden şekillendirici bir etki yaptığını savunan Beşikçi, bu süreçte Osmanlı devleti bir yandan daha merkezî, otoriter ve milliyetçi bir eğilime girerken, diğer yandan toplumun seferberlik politikalarına karşı tepkiler verebileceği bir alanın da açıldığını gösteriyor.

Zorunlu askerlik sisteminin savaş yıllarındaki sancılı ama pragmatik işleyişi, yurt cephesine nüfuz etmenin artan önemi ve yıpratıcı cephe koşullarında derinleşen firar meselesi kitapta masaya yatırılıyor.

Gözden geçirilmiş yeni baskısıyla ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği’, yalnızca savaşın askerî ve sosyal tarihi literatürüne değil, aynı zamanda devlet-toplum ilişkileri, siyasal mobilizasyon ve milliyetçilik açısından Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş süreci tartışmalarına da önemli bir katkı.

Kitaptan bir alıntı:

“Toplumsal aktörler Osmanlı seferberlik tecrübesi esnasında devlete karşı tamamen edilgen ve pasif [değildi]; devletin seferber edici politikalarının hedefi olan insanlar faildi ve kendilerini etkileyen politikaları yeniden şekillendirebilen tepkiler üretiyorlardı. Bu tepkiler, giderek kötüleşen savaş koşullarında toplumsal aktörlerin kendi beklentileri ve önceliklerinin devletinkilerle ne kadar örtüşüp örtüşmediğine göre gönüllü destek şeklinde tezahür edebildiği gibi, seferberlik uygulamalarına açıkça direnç gösterme şeklinde de olabiliyordu.”

  • Künye: Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği, İletişim Yayınları, tarih, 365 sayfa, 2023

Kolektif – Çıkmaz Yol (2023)

‘Çıkmaz Yol: Dünden Yarına Türkiye Ekonomisi’, dışa açılmanın başladığı 1980’den bu yana ülke ekonomisinin bütünlüklü bir portresini çizerken aynı zamanda geleceğiyle ilgili de ipuçları veren çalışmaları bir araya getiriyor.

Ekonomi okurlarının yakından tanıdığı iki ismin, Asaf Savaş Akat ile Seyfettin Gürsel’in derlediği bu kitaptaki içerik, daha önce ‘Turkish Economy at the Crossroads: Facing the Challenges Ahead’ adlı kitapta kısmen yayımlanmıştı.

Türkçe baskı için bölümler yazarlarca gözden geçirilip güncellendi, ayrıca seçkiye yeni isimler katıldı.

Derlemede Şevket Pamuk’un Türkiye’de iktisat politikaları ve kurumsal değişim; Daron Acemoğlu ile Murat Üçer’in yüksek ve düşük kaliteli ekonomik büyüme; İzak Atiyas ile Ozan Bakış’ın verimlilik, kaynak tahsisi ve yapısal dönüşüm; M. Ege Yazgan’ın Türkiye’de son finansal çevrim; Refet S. Gürkaynak, Burçin Kısacıkoğlu, Sang Seok Lee ve Alp Şimşek’in enflasyon tercihleri; Cihat Tokgöz’ün bankacılıkta siyasetin rolü; Öner Günçavdı ile Ayşe Aylin Bayar’ın gelir dağılımı ve yapısal dönüşüm; Seyfettin Gürsel ile Gökçe Uysal’ın işgücü piyasasının evrimi ve yapısal sorunları; Cengiz Aktar’ın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreci ve Atilla Yeşilada’nın kalkınma perspektifinden ülkeyi bekleyen gelecek üzerine bölümleri yer alıyor.

Alanın önde gelen isimlerinin görüş ve analizleriyle literatüre anlamlı katkı sağlayan kitap, sınırları, açmazları ve fırsatlarıyla ülke ekonomisinin bugün içinde bulunduğu duruma nasıl geldiğini gözler önüne seriyor.

İktisatçılar, öğrenciler ve genel ekonomi okurları için bir başvuru kitabı olma özelliği taşıyor.

  • Künye: Kolektif – Çıkmaz Yol: Dünden Yarına Türkiye Ekonomisi, derleyen: Asaf Savaş Akat ve Seyfettin Gürsel, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 368 sayfa, 2023

Harald Haarmann – Dünya Tarihinde Unutulmuş Kültürler (2023)

Bazı kültürler sonsuza dek unutulmaya mahkûmdur, bazıları ise en azından takip edebileceğimiz izler bırakmıştır.

Harald Haarmann bu kitapta, dünyanın dört bir yanına dağılmış, büyük medeniyetlerin oluşumunda önemli roller oynamış ve kalıntıları günümüze dek ulaşmış bu “unutulan” kültürlerin izini sürüyor.

Avcı toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçen insanın öyküsünde, pek çok kültür ortaya çıkmış ve bu kültürlerin çoğu tüm insanlığa mâl olmuştur.

Ne var ki en az dünyaya mâl olan bu örnekler kadar etkili olan bazı kültürler de tarihte yok olup gitmişlerdir.

Yok olmayanlar da büyük medeniyetlerin içinde bir şekilde varlıklarını devam ettirmeyi başarmıştır.

Haarmann’ın bu kitabında ele aldığı 25 örnek, insanlığın düşündüğümüzden çok daha fazla kültürel seçeneğe sahip olduğunu son araştırmalara dayanan bilgiler ışığında gözler önüne seriyor.

Arkeoloji, dilbilim ve genetik alanlarında yapılan en yeni araştırmaları bir araya getiren Haarmann, esrarengiz halkların izini sürüyor.

  • Künye: Harald Haarmann – Dünya Tarihinde Unutulmuş Kültürler: İnsanlığın Kayıplara Karışmış 25 Patikası, çeviren: Aysel Deregözü, Runik Kitap, tarih, 258 sayfa, 2023

Jason Stanley – Faşizm Nasıl İşler? (2023)

  • Sıradan bir demokrasinin karanlık bir faşist rejime adım adım nasıl dönüşebildiğini hiç düşündünüz mü?
  • Faşizmi gördüğünüz yerde tanıyabilir misiniz?
  • Faşizm artık geçmişte kalmış bir hayaletten mi ibaret?
  • Değilse onunla nasıl mücadele edeceğiz?

Jason Stanley çoksatanlar arasına girmiş, tartışma yaratan bu kitabında işte bu endişe verici sorulara bir yanıt veriyor.

Modern dünyanın en tehlikeli siyasi ideolojilerinden birinin demokratik toplumlarda sinsice kök salmak, toplumları ‘biz’ ve ‘onlar’ olarak bölmek için başvurduğu 10 taktiği adım adım çözümlüyor.

Faşist rejimlerin Mussolini İtalyası ve Hitler Almanyası gibi görkemli tarihsel örneklerinden yola çıkarak faşist siyasetin bugün toplumun kılcal damarlarına, ikili ilişkilere kadar nasıl sızabildiğini gözler önüne seriyor.

Dünyanın dört bir yanında demokrasinin bir kriz içinde olduğu şu günlerde otoriter liderlerin kitleleri nasıl yönlendirdiklerini, konuşulan dili ve gerçeği nasıl çarpıttıklarını, mağduriyet söylemini nasıl istismar ettiklerini, halkı dış/iç mihrak korkusu ve göçmen tehdidiyle nasıl yanlarına çektiklerini ustalıkla açıklıyor.

Faşizmin geçmişte kalmadığını, başkasına yönelik hoşgörünün ve kucaklayıcılığın siyasi çıkarlar uğruna pervasızca aşındırıldığı bir dünyada demokrasinin geleceği için de çok ciddi bir tehdit olduğunu hatırlatıyor.

  • Künye: Jason Stanley – Faşizm Nasıl İşler?: Biz ve Onlar Siyaseti, çeviren: Ertuğrul Uzun, Fol Kitap, siyaset, 184 sayfa, 2023

Mehlika Mete – Cumhuriyet’in Ziraatçıları (2023)

Emperyalizmle hesaplaşıp işgalden kurtulan bir ülkenin kaderi bu kez açlıkla savaşmaktır.

Tarımsal ve hayvansal üretimi hızla arttırmak köktenci bir yaklaşımı gerektirir.

Bu ise bilimsel yöntemlere başvurmak kadar uygulamada ussal davranmak, tasarlanmış denemelerin sonuçlarından ders çıkarmakla yaşam bulabilir.

Bu yol ve yordam düşmanla savaşmaktan daha çetin ve engebelidir.

Mustafa Kemal, Selanik’ten kapı komşularının yeğenleri İyriboz kardeşleri Balkan Savaşları öncesi gördüğünde henüz bu tür sorunlardan habersiz genç bir subay olarak delikanlılara öğütler:

“Siz ne olacaksınız? Ne iş tutacaksınız?” diye sordu fakat cevap beklemeden devam etti.

“Asker olun. Siz asker olun.”…

Aynı Mustafa Kemal 1921 yazında cepheye gitmek isteyen, Selanik Ziraat Mektebi’nde başlayan öğrenimleri Halkalı Ziraat Mektebi’nde bitiren yeni ziraatçılar yetiştirmekle görevli kardeşlere bu kez öğüt yerine emir verir:

“Biz onları nasıl olsa tepeleyeceğiz. Sen işine bak. Talebelerini al, Kayseri’ye git.”

Bu düşünsel bir “Uzun Atlama”dır, devrimdir.

Mehlika Mete bu devrimin uzun öyküsünün kahramanlarından Nihat Şevket ve Celal İyriboz kardeşlerin yaşamlarını; belgeler, birinci elden tanıklar, yerinde gözlemler eşliğinde, Osmanlı’nın Cumhuriyet’e bakiyesi geniş bir coğrafyadaki tarımsal etkinliğin sahnesini titizlikle ve duygusuyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Mehlika Mete – Cumhuriyet’in Ziraatçıları: İyriboz Kardeşler, h2O Kitap, tarih, 129 sayfa, 2023

Margaret Macmillan – Savaş (2023)

Savaşma içgüdüsü insan doğasında doğuştan olabilir, ancak savaş ve örgütlü şiddet örgütlü toplumla birlikte gelir.

Savaş, insanlığın tarihini, sosyal ve politik kurumlarını, değerlerini ve fikirlerini şekillendirmiştir.

Dilimiz, kamusal alanlarımız, özel anılarımız ve en büyük kültürel hazinelerimizden bazıları savaşın ihtişamını ve sefaletini yansıtıyor.

Savaş rahatsız edici ve zorlu bir konu, çünkü insanlığın hem en aşağılık hem de en asil yönlerini ortaya çıkarıyor.

Margaret MacMillan, savaşın insan toplumunu nasıl etkilediğine ve buna karşılık siyasal örgütlenme, teknoloji veya ideolojilerdeki değişikliklerin de nasıl ve neden savaştığımızı nasıl etkilediğine bakıyor.

‘Savaş: Çatışmalar Bizi Nasıl Biçimlendirdi?’ çok tartışılan şu soruları araştırıyor:

  • Savaş ilk ne zaman başladı?
  • İnsan doğası bizi birbirimizle savaşmaya mı mahkûm ediyor?
  • Savaş neden tüm insan etkinliklerinin en örgütlüsü olarak tanımlanıyor?
  • Neden savaşçılar neredeyse her zaman erkektir?

Künye: Margaret Macmillan – Savaş: Çatışmalar Bizi Nasıl Biçimlendirdi?, çeviren: Belkıs Dişbudak, Alfa Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2023

Svend Brinkmann – Olan Biteni Kaçırma Keyfi (2023)

Sosyal bilimcilerin “aşırılık çağı” diye nitelediği bir zamanda yaşıyoruz.

Seçenekler sonsuz, onlara ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor.

Fakat bu sınır tanımaz kültür ortamında, her şeye yetişmek mümkün olmadığı gibi muhtemelen anlamlı da değil.

  • O halde birey olarak hayatlarımıza nasıl biçim kazandıracağız?
  • Seçeneklerle ve ayartmalarla dolu hayatımızda, en kötü senaryo olan biteni kaçırmak.
  • Son gelişmeleri, maç sonuçlarını, bize özel alışveriş fırsatlarını yakalamaya çalışırken, en çok odağımızı korumakta zorlanıyoruz.
  • Özdenetim, itidal, ölçülülük gibi kavramlar yerini hedonik bir döngüye mi bıraktı?
  • Bir şeyden feragat etmeden bir diğerine tutunmak mümkün müdür?
  • Her şeyi birden yapma telaşının bedeli nedir?
  • İnsan potansiyeli efsanesi nedir, eylemlerimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır?
  • Sonsuz mutluluk ve doyum arayışı saplantısından kurtulabilir miyiz?
  • Her şeyi deneme arzusunun kaynağı nedir?
  • Sınırlar her durumda aşılmak için midir, onlarla yaşamak bize ne kazandırır?
  • Kendine hâkim olma sanatı öğrenilebilir mi?
  • Kışkırtıcı, davetkâr ve sınırsız bir dünyada kurumlar, örgütler, teknolojiler ve sosyal yapılar bizi nasıl belirler?

Sevilen psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann ‘Olan Biteni Kaçırma Keyfi’nde kendine hâkim olma sanatını bir erdem olarak ele alıp savunuyor.

Yazar kendi isteğiyle bir şeylerden vazgeçmenin kişiyi stres, depresyon ve kaygı gibi dertlerden koruyacağını vurgularken itidal ve özdenetimi mutlu bir hayatın anahtarı olarak işaret ediyor.

Hız ve sınırsızlık kültürüne karşı koymak isteyen herkes için etkili ve ilham verici bir kaynak.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitap tamamen kendine hâkim olma sanatı ve olan biteni kaçırma keyfi üzerine. Bugünün ve yarının krizleriyle kolektif düzeyde daha iyi başa çıkabilmek için, başta zengin uluslar olmak üzere tüm ulusların bu sanatta ustalaşmak zorunda olduğunu öne sürüyorum. Kişisel düzeyde ise, bireylerin her şeyi hemen şimdi istemek yerine “idare etme” sanatını öğrenmelerinin tek başına değerli bir şey olduğunu iddia ediyorum. Bu kitap, zarureti bir erdem olarak ele alarak, kimilerinin hayat tarzımız üzerine modası geçmiş düşünceler addedeceği tutkulu bir savunma kuruyor.”

  • Künye: Svend Brinkmann – Olan Biteni Kaçırma Keyfi: Aşırılık Çağında Kendine Hâkim Olmak, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 108 sayfa, 2023

Gaston Bachelard – Mumun Alevi (2023)

‘Mumun Alevi’, alev imgeleri üstüne, yer yer değme şairi kıskandıracak güzellikte, felsefi bir metin, hatta filozofun girişte kullandığı ifadeyle, “düşünceyle yazılmış” bir şiirdir; ömrünün sonuna doğru olduğundan mıdır bilinmez, Bachelard’ın kendi benliğini gizlemediği, hülyalarını olmasa bile, başkalarının hülyaları karşısında hissettiklerini yazmaktan çekinmediği, az çok kişisel bir yapıt; bu yönüyle de sistematik incelemeden ziyade deneme sayılabilecek bir metin.

‘Mumun Alevi’, Bachelard’ın ateş nesnesinin çevresinde oluşturulan düşlere vakfettiği emeğin bir parçası.

Savaş Kılıç’ın sunumuyla…

Kitaptan bir alıntı:

“Tüm imgeler arasında, alev imgeleri şiirden bir işaret taşırlar. Alev karşısında hayal kuran herkes gücül bir şairdir. Alev karşısında dalınan her hülya, hayranlık duyan birinin hülyasıdır. Aleve doğal, hatta doğuştan gelme bir hayranlığımız vardır. Alev, görme zevkinde bir yoğunlaşmayı, her zaman görülenin ötesini özendirir. Bizi bakmaya zorlar.”

  • Künye: Gaston Bachelard – Mumun Alevi, çeviren: Işık Ergüden, Minotor Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2023

Fethi Açıkel – “Kutsal Mazlumluk”tan “Makyavelist Despotizm”e (2023)

Başta AKP olmak üzere, siyasal İslâmcı geleneğin istisnasız hiçbir versiyonu demokratik ve uygar bir toplum yaratma iddiasında başarılı olamadı.

Fethi Açıkel bu kitabında, AKP’nin yirmi yıllık iktidarının sonunda, Türkiye’ye son derece şahsileşmiş ve zümreleşmiş yoz bir otoriter popülizmden başka rejim bulamamasının da gösterdiği gibi, bu partinin alternatif bir modernliğin değil, bir uygarlık ve demokrasi yıkımının parçası olduğunu gözler önüne seriyor.

“Kutsal Mazlumluk”tan “Makyavelist Despotizm”e kitabında Fethi Açıkel, AKP iktidarının politik ve ideolojik mekanizmasını söküyor.

  • AKP neden “makul bir muhafazakâr demokrasi geleneği” yaratamadı?
  • Devletin kurumsallık krizi, demokrasi krizi, dış açık ve dış borç krizi, diplomasi krizi ve değerler krizinden oluşan ağır beşli kriz, nasıl meydana geldi?
  • Merkez-çevre paradigmasındaki problem ne?
  • “Yukarıdan modernleşme” siyasetlerini eleştirmektekullanılan “sosyal mühendislik” kavramını hatırlatan “muhafazakâr mühendislik” nedir?
  • İslâmcılığın liberalizmle, popülizmle, ulusalcılıkla eklemlenmeleri nasıl sonuçlar verdi?

“Otoriterliğin psikopatolojisi” bütün yazılarda uç veriyor: Mazlumluk psikolojisi, eziklik söylemleri, iktidar fetişizmi, intikamcı tazmin eğilimleri ve melankolik öfke…

Sosyal teorinin farklı dallarının birikiminden yararlanan yazılar, geniş bir analitik kavram seti sunuyor.

Siyasal kabilecilik ve muhafazakârlığı anti-demokratik bir aşırılık siyasetine dönüştüren post-muhafazakârlık, kitapta verimli bir şekilde işlenen bu kavramlar arasında.

Kitaptan bir alıntı:

“Devletin kamusallığını, aklını ve evrenselliğini yitirdiği, bir liderin şahsi ve zümrevi bedeninin bir uzantısı haline dönüştüğü bu yapıda, postmodern sultanlık kavramı ile, bir yandan ‘modern öncesi dönemin paternalist devlet geleneklerini’ terk eden, diğer yandan da postmodern otoriter popülist siyasetin karizmatik liderlik modelini birleştiren bir sentezi kastediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ‘Lider-Parti-Devlet’ üçlemesini tamamlayan ve ‘devletin şahsileşmesi’ ile ‘şahsın devletleşmesi’ süreçlerini örtüştüren bir despotik sentezi kastediyoruz.”

  • Künye: Fethi Açıkel – “Kutsal Mazlumluk”tan “Makyavelist Despotizm”e: AKP Otoriterliğinin Psikopatolojisi, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2023