Müşerref Yardım ve Betül Karakoyunlu – Ütopya ve Gerçeklik Arasında Gençlerin Oryantalizm Algısı (2023)

Doğu’nun toplum dil ya da kültürüne dair her türlü bilginin işlenmesi ve incelenmesi olarak oryantalizm Batı dışı toplumların modernleşme süreçlerinde yerel seçkinler tarafından içselleştirildi.

Doğulunun kendi toplumuna Batılı gözü ile bakması, anlamlandırması, yermesi veya küçümsemesi olarak ifade edilebilecek self oryantalizm bu süreçte bir anlam kayması yaşayarak Doğu’dan Doğu’ya yönelen bir paradigma haline geldi.

Doğu ile Batı olarak iki ayrı dünya kurgusuna sahip olan oryantalizmin Doğuluyu nesneleştirme çabası self oryantalizmde de karşılık buldu.

Self oryantalizmde de içerideki Doğulunun Doğuluyu nesneleştirmesi söz konusu.

İşte iki yazarlı bu çalışma da gençlerin oryantalizm algısını derinlemesine irdeliyor.

Hayali öteki söylemini tartışarak açılan kitapta,

  • Kendi kendini oryantalize etme eğilimi,
  • Türkiye’de içselleştirilmiş oryantalizm,
  • Gençlerde içselleştirilmiş oryantalizm algısı,
  • Geleneksel Doğu ve modern Batı arasında kalmış Türkiye toplumunun yaşadığı bocalamalar,
  • Ve kendi kendini yetersiz görme sorunu gibi farklı konular ele alınıyor.

Çalışma, oryantalizmin Türkiye’deki serencamını daha yakından görmek için iyi fırsat.

  • Künye: Müşerref Yardım ve Betül Karakoyunlu – Ütopya ve Gerçeklik Arasında Gençlerin Oryantalizm Algısı, Akademisyen Kitabevi, 206 sayfa, 2023

Özlem Özdemir – Kadınlar Cumhuriyeti (2023)

Cumhuriyet’in 100. Yılı’nda “yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz bir şey var”: Cumhuriyet özgürlük demek; çoğulculuk demek; din ve vicdan özgürlüğü demek; bilim demek, gelecek demek, Aydınlanma demek.

Ama Cumhuriyet en çok da kadın demek.

Dört duvar arasından çıkardığı kadınları hayatla buluşturduğu, ülkenin eşit yurttaşları haline getirdiği ve en çok kadınlar tarafından inatla, dirençle savunulduğu için.

Özlem Özdemir’in, Cumhuriyet’in özgürleştirdiği hayat sayesinde eğitim hakkına kavuşan, iyi bir kısmet ve biçki nakışla sınırlanan varoluşlarını laboratuvarlara, akademi kürsülerine, amfilere, sokağa taşıyan bilim kadınlarının hayat öykülerini yazdığı ‘Kadınlar Cumhuriyeti’, görkemli bir tarihi gerçek anlamıyla kavramak, Cumhuriyet’in 100. yaşını bütün coşkusuyla kutlamak isteyenlerin başucu kitabı olacak.

Burada hikâyeleri anlatılan kadınlar ise şöyle: Dr. Hatice Safiye Ali, Prof. Dr. Remziye Hisar, Prof. Dr. Hatice Kâmile Şevki (Aygün) Mutlu, Sabire (Dalyan) Aydemir, Prof. Dr. Hatice Nüzhet (Toydemir) Gökdoğan, Sabiha Rıfat (Ecebilgen) Gürayman, Prof. Dr. Belkıs (Antel) Özdoğan, Dr. Pakize (İzzet) Tarzi, Fatma Hikmet İşmen, Prof. Dr. Fatma Selma Soysal, Prof. Dr. Dilhan (Ege) Ezer Eryurt ve Prof. Dr. Türkan Saylan.

  • Künye: Özlem Özdemir – Kadınlar Cumhuriyeti: Bilimin Öncü Kadınları, Doğan Kitap, bilim, 200 sayfa, 2023

Marc Bloch – Tarihin Savunusu veya Tarihçilik Mesleği (2023)

Tarih nedir?

Tarihçi, tarih biliminin inşasında hangi rolü üstlenir?

Annales Okulu’nun kurucularından Marc Bloch, tarihçinin zanaatını farklı açılardan tartışıyor, tarihi neyin oluşturduğunu, tarihin tarihçi tarafından yapılandırıldığını ve yaratıldığını irdeliyor.

Kitabında kimi hatalı tarih yazımları ve sahtecilik örneklerini de sunan Bloch, tarihçinin zanaatının yargılayıcı olmaması gerektiğini, tarihçinin normatif terimlerle değerlendirmek yerine açıklamaya ve tanımlamaya çalışması gerektiğini belirtiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Her bilim, tek başına ele alındığında, bilgiye doğru evrensel hareketin yalnızca bir parçasını teşkil eder. …onu, en spesifik görünenleri de dâhil, araştırma usullerini tam olarak anlamamız ve takdir edebilmemiz için, bu usulleri disiplinin diğer kollarında aynı anda tezahür eden tüm eğilimlerle, emin bir şekilde nasıl ilişkilendireceğimizi bilmemiz esas olacaktır. Yöntemlere ilişkin bu araştırma, başlı başına bir uzmanlık dalıdır ve bu uzmanlık dalında faaliyet gösterenler kendilerine ‘filozof’ derler. Benim kendime böyle bir yakıştırma yapmam yasaklanmıştır. İlk eğitimimdeki bu eksiklik nedeniyle, bu denemem ifade kesinliği ve ufuk genişliğinden kuşkusuz büyük ölçüde mahrum kalacaktır. Bu denemeyi olduğundan farklı sunamam; bu, gündelik işleri hakkında kafa yormayı seven bir zanaatkârın; uzun yıllar metre ve tesviye cetveli kullandı diye kendini matematikçi sanmayan bir işçinin akıl defteridir.”

  • Künye: Marc Bloch – Tarihin Savunusu veya Tarihçilik Mesleği, çeviren: Çiğdem Büyükataman Guetta, Efil Yayınevi, tarih, 128 sayfa, 2023

Rudolf Arnheim – Mimari Biçimin Dinamikleri (2023)

Türkiye’de özgün kuramsal çalışmalarıyla tanınan Rudolf Arnheim’ın, mimarlığın biçimlenme ilkelerini ele olan kitabı ‘Mimari Biçimin Dinamikleri’ Türkçede.

Kitap, mekânın öğelerinden düşeyde ve yatayda çözümlenmesine uzanan; mekânın etkileşimini ve algısını ele alan; hareketlilik, düzen, düzensizlik, ifade, işlev gibi özellikleri işleyen geniş bir kapsam içeriyor.

Arnheim, kitabın giriş yazısında şunları söylüyor:

“Yapıların görünümüne bu kadar çok odaklanmak için yeterli neden var mı? Ve eğer varsa, böyle bir çözümleme toplumsal, ekonomik ve tarihsel çağrışımlar ile yapı sanatına ayrılamaz şekilde dahil olan teknolojinin çoğunu bir kenara bırakmayı göze alabilir mi?

Pek çoğumuz, sokakta yürürken, öyle ya da böyle önünden geçtiğimiz yapıların görünüşlerinden ve yerleşimlerinden etkileniriz. Üstelik, görsel olarak nitelikli yapıların, günümüzde herhangi bir dönem ya da uygarlıktakinden daha ender olduğu izleniminden sıyrılmak da zordur. Böylesi yargılar, ne türden gözlemlere dayanır? Soruyoruz: Bir yapı, onu insan gözünde anlaşılır kılan görsel bütünlüğü sunar mı? Yapının görünüşü, tasarımın hedeflediği fiziksel ve psikolojik işlevleri yansıtır mı? Toplumu canlandıran veya canlandırması gereken ruhtan bir şey sergiler mi? İnsan aklı ve imgelemindeki en iyileri iletir mi? Bu soruların yerinde ve akla yatkın olduğunu bize anımsatması için bu istekleri karşılayacak mimari bir yapıtla zaman zaman yüzleşmek gerekir. Bu zevki günümüz yapı ustalarından birine değil de geçmişten birine borçlu olduğumuzu fark ettiğimizde bu yapıtın görüntüsünün uyandırdığı coşku azalır.

Tasarım, bir yapının elle tutulur ve görünür biçimlerinin yaratımından başka bir şey değildir. O halde tasarım, nasıl kendisi olmadan yapılabilecek bir şey olarak kabul görülmeye başlandı? Bu, geçmişin tapınaklarını, kiliselerini ve kalelerini günümüzün postanelerinde, bankalarında ve amfilerinde yeniden canlandırmaya çalışan tarihi döneme yalnızca bir tepki mi? Yoksa bu kaçınma, insani dürtülerin çeşitliliğini düzenli ancak genellikle boş bir geometride gizleyen yakın dönem yalınlaştırma akımına karşı bir isyan mı? Neden ne olursa olsun, mimarın nihai yükümlülüğünden kaçınmasına yol açan her girişim boşuna olmalıdır. Bir nesnenin biçimi göz ardı edilebilir ancak onsuz yapılamaz.”

  • Künye: Rudolf Arnheim – Mimari Biçimin Dinamikleri, çeviren: Deniz Özden, Arketon Yayıncılık, mimari, 284 sayfa, 2023

Tolga Şirin – Meclis Hükümeti (2023)

Meclis hükümeti 1793’te Jakobenlerin, 1918’de Bolşeviklerin ve 1921’de Kemalistlerin kabul ettiği siyasal rejimin adı.

Jean-Jacques Rousseau ve Karl Marx’ın teorilerinde ve sırasıyla Maximilien Robespierre ve Vladimir İlyiç Lenin’in pratiklerinde karşılık bulan bu modelin, Atatürk Türkiye’sinde de kendine özgü bir yansıması olmuştu.

Bu devrimci model, günümüzdeki anayasa tartışmalarında nadiren gündeme geliyor veya kimilerince olumsuz sıfatlarla anılıyor.

Anayasa Hukukçusu Tolga Şirin, bu kitabında, adı geçen filozofların anayasa teorilerini karşılaştırmalı olarak ele alıyor; Fransız, Rus ve Türk devrimlerinin neden bu modeli tercih ettiklerini analiz ediyor ve bir bakıma bu siyasal rejime sahip çıkıyor.

Meclis Hükümeti’nin, kuvvetlerin yürütmede birleştiği modellerden neden farklı ele alınması gerektiğini akıcı bir dille anlatan yazar, çalışmasını Bonapartizm ile Jakobenizmin bir tutulamayacağı belirlemesiyle tamamlıyor.

Günümüzdeki pek çok tartışmaya da eleştirel bir projeksiyon tutan eser, sadece hukukçulara değil; siyaset bilimi, tarih ve felsefe gibi farklı alanlarla ilgilenen okurlara da hitap ediyor.

  • Künye: Tolga Şirin – Meclis Hükümeti: Rousseau’dan Marx’a, Lenin’den Atatürk’e Bir Ortak Kesen, On İki Levha Yayınları, hukuk, 200 sayfa, 2023

Jürgen Gottschlich ve Dilek Zaptçıoğlu – Kayzer’in Hazine Avcıları (2023)

Jürgen Gottschlich ve Dilek Zaptçıoğlu, arkeolojik kazıların tarihini ve bunların Alman İmparatorluğu’na taşınmasını, arşivler taranarak yapılan titiz bir incelemeye tabi tutuyor.

Yağmalanan sanat tartışması şimdiye kadar daha çok Afrika ve Asya kolonilerinden gelen sanat eserleri hakkındaydı.

Eski Osmanlı İmparatorluğu’ndaki arkeolojik buluntular üzerine bir kitap ilk kez sunuluyor.

İade talebi kadar önemli olan soru şudur: Dünya kültür mirasını mümkün olduğu kadar çok insan için nasıl erişilebilir hale getiririz?

Kitaptan bir alıntı:

“Bergama Sunağı, Milet Pazar Yeri Kapısı, Babil Aslanları, Nefertiti’nin Büstü… Bunların hepsi bugün Alman müzelerinde hayran olduğumuz hazineler. Peki bu eserler nereden geliyor? Almanya’ya ne zaman ve hangi şartlar altında geldi? Dünyaca ünlü bu kültürel varlıkların gerçek sahipleri biz miyiz?”

  • Künye: Jürgen Gottschlich ve Dilek Zaptçıoğlu – Kayzer’in Hazine Avcıları: Alman Arkeologların Doğuyu Yağmalaması, çeviren: Firuzan Gürbüz Gerholdt, Alfa Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2023

Katherine Morgan Schafler – Mükemmeliyetçinin Kontrolü Kaybetme Rehberi (2023)

Hiç sahip olduğunuz potansiyeli tamamen ortaya koyamadığınızı hissettiğiniz oldu mu?

Gereğinden fazla detaylara takıldığınız, bir iş yemeğinde herkes tarafından izlendiğinizi ya da ilişkinizi hak etmediğinizi düşündüğünüz bir an…

Psikoterapist ve yazar Katherine Morgan Schafler, aslında detaylara takılmanın o kadar da kötü bir şey olmadığını söylerken beş farklı mükemmeliyetçi tipinden bahsediyor.

Kendinize özgü mükemmeliyetçi profilinizi belirlerken, her bir mükemmeliyetçi tipini aslında size hizmet edecek, hayatınızı kolaylaştıracak şekilde nasıl yönetebileceğinizi aktarıyor.

‘Mükemmeliyetçinin Kontrolü Kaybetme Rehberi’, hikâyelerle örneklendirilmiş mizahi anlatımıyla içinizdeki gerçek güce nasıl erişebileceğinizin sırlarını paylaşıyor.

Mükemmeliyetçiliğin güçlü bir enerji olduğunu söyleyen Schafler, her tür güç gibi (zenginliğin, kelimelerin, güzelliğin, aşkın vb. gücü) mükemmeliyetçilik de eğer onu doğru bir şekilde nasıl kullanacağınızı anlamazsanız, hayatınızı bozunuma uğratacağını belirtiyor.

Yazara göre, mükemmeliyetçilik, mükemmel bir hizmetkâr ve korkunç bir efendi yaratır.

Ve bu kitabında da mükemmeliyetçiliğinizi size karşı değil, sizin için çalışacak şekilde nasıl yeniden yapılandıracağınızı anlatıyor.

  • Künye: Katherine Morgan Schafler – Mükemmeliyetçinin Kontrolü Kaybetme Rehberi, çeviren: Nurşen Erdoğan, Sola Unitas Yayınları, psikoloji, 384 sayfa, 2023

Kolektif – İstanbul Art Nouveau’su (2023)

Art Nouveau üslubunun İstanbul’daki yansımalarına ilişkin günümüze dek yapılan yayınlar, özellikle mimar Raimondo D’Aronco’ya ve eserlerine odaklandı.

Bu üslubun, şehir peyzajına katkıda bulunduğu için en fazla göze çarpan etki alanı da mimari oldu.

Oysa Osmanlı payitahtında Art Nouveau’nun izlerini mimarinin yanı sıra sanatın başka dallarında da teşhis edebiliyoruz.

Mevcut yayınlara, arşiv araştırmalarına ve saha çalışmalarına dayanan makalelerin yer aldığı bu kitap, mimari eserlerle birlikte mezar tasarımı, tezhip, çini sanatı, gündelik hayat objeleri gibi farklı alanlarda da gözlemlenen etkilere dikkat çekiyor.

Çalışma, Art Nouveau’nun ne ölçüde ve ne şekilde İstanbullu olabildiğini daha iyi kavramamıza olanak sağlıyor.

  • Künye: Kolektif – İstanbul Art Nouveau’su, editör: Müjde Dila Gümüş, Albaraka Yayınları, mimari, 372 sayfa, 2023

Trevor Bryce – Hitit Dünyasında Yaşam ve Toplum (2023)

Hitit dünyasını çok çeşitli yönleriyle ele alan bu kitap, yazarın Hitit Krallığı’nda sunduğu askeri ve siyasi tarihi tamamlıyor.

Okur, Hitit dünyasında yaşamanın, kutlamalarına katılmanın, krizlerine ortak olmanın, onlarla başkentin sokaklarında veya evlerinde buluşmanın, bir şifa ritüelinin görüntülerini, seslerini ve kokularını deneyimleyecek, “Büyük Kral”la bir gösteriye katılacak.

Antik tarih meraklılarının ilgisini ziyadesiyle çekecek çalışma, Hitit kültürü üzerine derinlikli bir araştırma sunuyor.

Trevor Bryce, bugün Anadolu araştırmalarının yaygınlaşmasında çok etkili olmuş bir biliminsanı ve bir otorite olarak, Hititlerin olabilecek en net tarihini üretti.

  • Künye: Trevor Bryce – Hitit Dünyasında Yaşam ve Toplum, çeviren: İrem Kutluk, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2023

 

Adam Gearey – Hukuk ve Estetik (2023)

Hukukçuların işlerine bir sanat eseri, saygı duyulası bir zarafet, uyum, denge ve diğer estetik değerler olarak bakabilir miyiz?

Adam Gearey, Nietzsche’den Lacan’a ve hatta Bob Dylan’a uzanarak bir hukuk estetiğinin imkânları üzerine düşünüyor.

‘Hukuk ve Estetik’, ismini aldığı iki kavramın edebiyat eserleri, özellikle de şiirler üzerinden kesişim noktalarına odaklanıyor.

Hukukun bir estetik beğeni nesnesi olarak ele alınabileceğinden hareketle, hukuk disiplini içinde karşılaşmaya alışık olunan adalet, uyum, denge, form gibi kavramları, alışık olunmayan şekilde etik değil ama bu kez estetik değerlendirmeye konu ediyor.

Bunun için de Eleştirel Hukuk Çalışmaları’nın açtığı yoldan geçiyor.

Weinrib, White, Frost, Shelley, Lacan, Nietzsche, Goodrich, hatta Bob Dylan gibi isimlerin ortaya koyduğu eser, kavram ve bakış açısı setiyle okuyucuya yeni bir ufuk getiriyor.

  • Künye: Adam Gearey – Hukuk ve Estetik, çeviren: Dilara Ağaoğlu Canay, Efil Yayınevi, hukuk, 120 sayfa, 2023