Georges Dumézil – Mitra Varuna (2024)

Hint-Avrupa Uygarlığı ve mitoloji uzmanı Dumézil, ‘Mitra-Varuna’da yönetici tanrı ve kahramanların nasıl hep ikili sunulduklarına ışık tutuyor.

Tüm Hint-Avrupa din ve sosyal sistemlerinin üç temel üzerine –egemenlik, savaş ve bereket–inşa edildiği teorisini öne süren Dumézil, ‘Mitra-Varuna’nın nasıl dini ve siyasi egemenliği temsil ettiğini okura sunuyor.

Şafak vakti ve Güneş’le ilişkilendirilen Hint tanrısı Mitra ile gökyüzü, okyanus ve suyla ilişkilendirilen Varuna arasındaki ikili ilişkiden yola çıkan Dumézil, Hindistan’dan İrlanda’ya, İran’dan Eski Almanya’ya kadar uzanan bir coğrafyada ikili tanrı ve kahraman motiflerini gösteriyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Mitra Varuna: Hükümranlığın İki Hint-Avrupa Temsili Üzerine, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2024

Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon (2024)

Yirminci yüzyılın önemli Fransız filozoflarından Gilbert Simondon’un adı, felsefe dünyasında son dönemde yeniden duyulmaya başlandı.

Bireyleşme, teknoloji, ontoloji ve metafizik üzerine geliştirdiği düşünceleriyle Deleuze, Latour, Stengers ve Stiegler gibi önemli isimlere ilham kaynağı olan Simondon, varoluşa dair yeni bir yaklaşım sunarak çağdaş teknoloji felsefesi, medya teorisi ve bilişsel bilimler gibi birçok alanda derin etkiler yaratarak yerleşik anlayışları köklü bir değişime çağırıyor.

Bireyleşme felsefesinde Aristotelesçi hilomorfizm düşüncesini eleştirirken Bachelard ve Bergson’un düşüncelerini sentezleyip onların da ötesine geçen Simondon, ilişkilerin gerçekçiliğinden bireyleşme rejimlerinin ontolojisini ortaya koyuyor.

Tutkuyla sürülen iz de bellidir: felsefe tarihini bireyleşme kavramına göre yeniden yazmak ve teknolojiyi kültürle etkin bir şekilde bütünleştirebilecek bir felsefi düşünce inşa edebilmek.

Hüsamettin Çetinkaya, Simondon’un düşünce dünyasına yakından bakıyor.

  • Künye: Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon: Bireyleşme Felsefesi, Akademim Yayıncılık, felsefe, 252 sayfa, 2024

Irina Paperno – Dostoyevski Rusya’sında Kültürel Bir Kurum Olarak İntihar (2024)

Halkın ve bilimin gözünde intihar her zaman anlaşılmaya muhtaç olsa da hiçbir zaman açıklanamayan, esrarengiz bir eylem olarak kaldı.

Filozoflar, yazarlar, gazeteciler, bilim insanları yüzyıllar boyunca bu eyleme bir anlam bahşetmeye çalıştılar.

On dokuzuncu yüzyılda –özellikle Rusya’da– intihar; ruhun ölümsüzlüğü, özgür irade ve determinizm, fiziksel ve manevi, birey ve toplum gibi tartışmaların merkezine oturmuştur.

Irina Paperno tıbbi raporlar, gazete kupürleri, sosyal incelemeler, yasalar, kurgusal eserler, intiharların ardında kalan şahsi belgeler gibi çeşitli kaynakları analiz ederek intihar için yapılan bu anlam arayışını resmediyor ve intiharın kamuoyunun ilgi odağı hâline geldiği 1860’lar ila 1880’lerin Rusya’sını mercek altına alıyor.

Paperno, intiharın anlamına dair, Klasik Antik Çağ’dan Rusya’da intihar salgını yaşandığı düşünülen on dokuzuncu yüzyıla kadar ortaya çıkan fikirlere yer veriyor.

  • Künye: Irina Paperno – Dostoyevski Rusya’sında Kültürel Bir Kurum Olarak İntihar, çeviren: Ayşe Çevik, Runik Kitap, inceleme, 322 sayfa, 2024

Richard Zenith – Pessoa (2024)

Portekiz edebiyatının ve Avrupa modernizminin önde gelen isimlerinden Fernando Pessoa, şiir, tiyatro, kurgu, kurgudışı birçok eser kaleme aldı, asıl üne ölümünden sonra kavuştu.

Eline geçirdiği her türden kâğıda karaladığı yazılarını istiflediği meşhur sandığı, 25.000’den fazla belgeyi barındırır.

Farklı heteronimlerle –yani yazarın kendisinden farklı bir edebi tarzda yazan takma kimliklerle–kaleme aldığı bu belgelerden birine Pessoa, “Evren gibi çoğul ol!” notunu düşmüştür.

Pessoa’nın birçok eserinin çevirmeni olan Richard Zenith, bu çoksesli evrenin arkasındaki gizemli yazarın yaşamını titiz ve kapsamlı bir araştırmayla ortaya koyuyor.

Üstelik bu sadece Fernando Pessoa’nın değil, başta Alberto Caeiro, Ricardo Reis, Álvaro de Campos ve Bernardo Soares olmak üzere onlarca heteronimin de yaşam ve yaratım öyküsü.

Devasa bir çalışma.

Pessoa’nın yazıları rehbere ihtiyaç duyan bir şehirdi.

Zenith sayesinde sonunda bir rehberimiz oldu.

  • Künye: Richard Zenith – Pessoa, çeviren: Can Sezer, Everest Yayınları, biyografi, 974 sayfa, 2024

Matt Brown – Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar (2024)

Uzay hakkındaki yaygın efsaneleri çürüten bu eğlenceli ve aydınlatıcı kitapla ilginç bilgiler edinin.

Yazar Matt Brown, Doğru Bildiğiniz Yanlışlar serisinin bu kitabında; gezegenimiz, evren ve “aradaki her şey” hakkında şaşırtıcı gerçekleri bir araya getiriyor!

Popüler bilim kurgu filmlerinin ve TV şovlarının etkisiyle yayılan ve solucan deliklerinden geçme hayaliyle başlayıp, asteroitleri patlatma fikrine kadar uzanan bu yanlış anlamaları inceliyor.

‘Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar’da evrenimizle ilgili kavrayışımızı şekillendiren efsaneler, dedikodular ve yanlış alıntılarla karşılaşacaksınız.

Örneğin, uzay boşluğunda kalmanın kanınızı kaynatacağını ve vücudunuzun patlayacağınız mı düşünüyorsunuz?

Gerçekte, vücudunuz patlamaz ve uzay giysileri olmadan hayatta kalmak mümkündür.

Astronotların sıfır yer çekimi nedeniyle serbestçe süzüldüğünü mü düşünüyorsunuz?

Aslında, Dünya’ya doğru sürekli bir düşüş hâlinde olurlar.

Ya da uzayın tamamen karanlık olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Doğrusu büyük ölçüde yeşildir.

Evrenin nasıl işlediğine dair bu bilgilendirici kitap, size yanlış bilgiler labirentinde yol gösterecek bir rehber niteliğinde.

Uzaylılarla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı (SETI, 2040 yılına kadar dünya dışı yaşamın kanıtlarını elde edeceğimizi ileri sürüyor!), bir kara deliğin merkezinde ne olduğunu veya neden Merkür’ün Güneş Sistemi’ndeki en sıcak gezegen olmadığını merak ediyorsanız, bu kitapta doyurucu cevaplar bulacaksınız.

Popüler bilimdeki yanlışları açığa çıkaran ‘Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar’, evrenimiz hakkında keyifli ve eğlenceli bir bakış sunuyor.

  • Künye: Matt Brown – Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, bilim, 160 sayfa, 2024

Howard Williams – Büyücülüğün Batıl İnançları (2024)

‘Büyücülüğün Batıl İnançları’, Howard Williams tarafından kaleme alınmış, batıl inançların kökenlerini, yaygınlığını ve çeşitliliğini derinlemesine inceleyen bir çalışma.

Kitap, özellikle on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda zirveye ulaşan büyücülük inancının tarihi gelişimini ve bu inançların toplum üzerindeki etkilerini ele alır.

Eserde, büyücülük inancının kökleri, Keldani ve Pers büyüsünden, Yahudi büyücülüğüne, Hristiyan ve modern etkilerine kadar uzanır.

Williams, eserinde büyücülüğün tarihsel süreç içinde nasıl evrildiğini, Antik Yunan eczacılığından Eski Roma kanunlarına, İmparatorluk dönemindeki uygulamalarından Valentinianus ve Valens dönemlerindeki zulümlere kadar detaylı bir şekilde inceler.

Alman ve İskandinav sagalarının yanı sıra, Doğu ve Batı büyücülüğü arasındaki temel farkları da tartışır.

Kitap ayrıca, yeni ve eski inançlar arasındaki uzlaşmaları, ilk Kilise döneminde cadılık anlayışını, Platonik etkileri ve kadın cinsiyetine atfedilen büyücülük inançlarının tarihsel, fizyolojik ve tesadüfi nedenlerini de ele alır.

Charlemagne’ın ciddiyetinden, Anglo-Sakson ve Norman batıl inançlarına, Arap biliminin etkisinden Muhammed’in büyüye inancına kadar geniş bir tarihî yelpaze sunar.

Williams’ın eseri, büyücülüğün ve sapkınlığın Kilise tarafından kasıtlı olarak birbirine karıştırıldığı Orta Çağ bilimine de ışık tutar.

Jeanne d’Arc’tan Gloucester Düşesi’ne, Jane Shore’dan Arras’taki zulümlere kadar birçok tarihi figür ve olay üzerinden büyücülüğün etkilerini gözler önüne serer.

  • Künye: Howard Williams – Büyücülüğün Batıl İnançları, çeviren: Fazıl Eymen, Dorlion Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2024

Luciano Rezzolla – Kütleçekimin Dayanılmaz Çekiciliği (2024)

Seçkin astrofizikçi Profesör Luciano Rezzolla bize Einstein’ın kütleçekim dünyasının kapılarını açıyor.

Uzay-zaman eğriliği ve genel görelilik gibi kavramları kapsamlı olarak açıklayan yazar, kütleçekim fiziğinin kara delikler, nötron yıldızları ve kütleçekim dalgaları gibi en ilginç sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Ayrıca yazar, son zamanların en etkileyici bilimsel başarılarından birisini aktarıyor: süper kütleli bir kara deliğin ilk görüntüsü.

Bu sonuçların elde edilmesinde rol oynayan önemli bilim insanlarından biri tarafından kaleme alınan kitapta, görüntünün nasıl elde edildiğinin perde arkasını görecek ve bir kara deliğin yakınında madde ve ışığa neler olduğunu keşfedeceksiniz.

Kara delikler nedir ve evrenimizde var mıdır?

Rezzolla, son birkaç yılda radyo dalgalarıyla çok yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve kütleçekim dalgalarının tespiti yoluyla bu tuhaf ama büyüleyici nesneleri gerçekten nasıl tanımlayabildiğimizi ortaya koyuyor.

Einstein’ın görelilik teorisi, kütleçekimlerinin o kadar güçlü olduğunu öngörür ki hiçbir şey, ışık bile kaçamaz.

Yazar, alanın temellerini ustalıkla açıklarken, aynı zamanda bu son derece karmaşık konular üzerinde pratikte nasıl bilimsel çalışmalar yapıldığına dair bir fikir de veriyor.

Kitap, kara delikler ve evrendeki rolleri ile gelecekteki araştırma beklentilerini net bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Luciano Rezzolla – Kütleçekimin Dayanılmaz Çekiciliği: Kara Delikler Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey, çeviren: Yavuz Ekşi, Alfa Yayınları, bilim, 288 sayfa, 2024

Alain – Mitolojiye Giriş (2024)

Ünlü Fransız deneme yazarı ve filozof Alain, mitoloji üzerine yapılan geleneksel ve tasnifçi çalışmalardan ziyade, mitlerin doğası ve işlevleri ile zaman ve mekânı aşarak insanın düşünce ve davranışları üzerinde nasıl derin bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Mitlerin nasıl oluştuğu ve varlıklarını neden sürdürdüklerine de odaklanan Alain, miti evrensel bir fenomen olarak incelerken onların korkulardan, umutlardan ve dünyayı anlamlandırma ihtiyacından nasıl doğduğunu ele alıyor.

Karmaşık felsefi mefhumları geniş bir kitle için erişilebilir kılmaya çalışan Alain’in berrak üslubuyla kaleme aldığı bu özgün ve ufuk açıcı inceleme, mitolojiye ilk temas için ideal ve aynı zamanda kişinin kendisi üzerine eğilmesi ve inançları hakkında kafa yorabilmesi açısından esaslı bir davettir.

  • Künye: Alain – Mitolojiye Giriş, çeviren: Ada Küçükmetin, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 112 sayfa, 2024

George Santayana – Alman Felsefesinde Bencillik (2024)

‘Alman Felsefesinde Bencillik’ Alman felsefesi ve onun tarih boyunca nasıl şekillendiği üzerine bir inceleme.

Santayana, Harvard College’da yirmi yıl boyunca felsefe dersleri verirken Alman metafiziği üzerine derinlemesine çalışmalar yapmış.

Bu eser, Alman felsefesinin belirsiz ve değişken ilkelerinin altında yatan uğursuz ve saldırgan öğeleri sorguluyor.

Santayana, Alman felsefesinin bencillik ruhunu- düşüncede öznellik ve ahlakta kasıt- ele alıyor ve bu bencilliğin, yeryüzündeki her canlının ve evrendeki her zekanın içinde bulunduğu acıklı durumun gerçek bir ifadesi olduğunu iddia ediyor.

Ancak bu bencilliğin sadece kaçınılmaz bir engel olarak değil, aynı zamanda bir yüceltme ve insan ruhunun uçmaya çağrıldığı yerde zaman kaybetme aracı olarak kullanıldığını eleştiriyor.

Kitabın içeriği, Alman felsefesinin genel karakteri, Protestan mirası, Transandantalizm, Goethe’de bencilliğin ipuçları, Kant’ta egoizmin tohumları gibi konuları içeriyor.

Ayrıca Fichte, Nietzsche, Schopenhauer gibi filozofların çalışmalarına odaklanıyor ve bu düşünürlerin fikirlerinin bencillik ve egoizmle nasıl ilişkilendiğini inceliyor.

Santayana, kitabı, Alman felsefesini anlamaya çalışan ve onu meslekten olmayanların bakış açısından değerlendiren bir yabancı olarak yazdığını belirtiyor.

Eser, Alman felsefesinin tarihsel ve kültürel bağlamını anlamak isteyen okuyucular için değerli bir kaynak olabilir.

Özellikle de Alman felsefesinin savaş ve ideolojiyle ilişkisini derinlemesine incelemek isteyenler için.

  • Künye: George Santayana – Alman Felsefesinde Bencillik, çeviren: Orkutay Bekat, Dorlion Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2024

Laura Beatty – Theophrastus’un İzinde (2024)

Aristoteles’in halefi, botanik biliminin kurucusu Theophrastus üzerine önemli bir çalışma.

Sakin, huzurlu ve meraklı bir adam olan Theophrastus, 2000 yıl kadar önce Ege kıyılarındaki adalarda ve dönemin önemli büyük şehirlerinde yaşamış, Platon’un ünlü Akademi’sinde Aristotales ile çalışmış, Büyük İskender dönemi Yunanistan’ı, Makedonya’sı ve haliyle Anadolu’sunda ayak izleri olan bir filozof.

Theophrastus, mevsimleri ve toprağı neyin yönettiğini açıklamak için mitler yerine duyularına ve gözlemlerine güvenen bir doğa filozofuydu.

Seyahatleri sırasında karşılaştığı muhteşem karakterlerden oluşan zengin hatıra koleksiyonunu parşömenler üzerine yazdı.

Linnaeus’un canlıları sınıflandırma sisteminden, Chaucer’in Canterbury Hikâyeleri’ne, farklı alanlardaki çok sayıda çalışmaya; hatta neredeyse modern roman düşüncesine ilham verdi.

Laura Beatty bu önemli figürü kolektif bilince geri kazandırıyor ve bunu yaparken Theophrastus’un kendi izlerinde seyahat ediyor; etrafımızdaki dünyayı nasıl gördüğümüzü, anladığımızı ve kendimizle nasıl ilişkilendirdiğimizi keşfediyor; bize doğayı nasıl görmemiz gerektiğini öğreten antik çağ insanlarını unuttuğumuzda modern yaşamın neleri kaybettiğini sorguluyor.

  • Künye: Laura Beatty – Theophrastus’un İzinde: Kayıp Filozofun Peşinde Antik Kentlerde, çeviren: Esra Çıldır Kırtay, Kanon Kitap, tarih, 288 sayfa, 2024