Matt Ridley – Kızıl Kraliçe (2024)

Büyük ses getiren popüler bilim kitabı ‘Kızıl Kraliçe’de Matt Ridley, bizi evrimsel psikoloji ve cinsel seçilimin karanlık dünyasına davet ediyor.

Aynanın İçinden’deki bulunduğu yerde kalabilmek için var gücüyle koşması gereken kızıl kraliçeyi metafor olarak kullanan yazar, insan doğasının çok az bir parçasının cinsellikten ayrı olarak kavranabileceğini savunuyor ve cinsel tutumlar hususunda yeni bir çerçeve ortaya koyuyor.

Kızıl Kraliçe’de insanın içindeki yırtıcı hayvanı alt edebilmek için cinsellikten nasıl da yararlanabileceğini görmekle kalmayıp ilişkiler, evlilikler, güzellik anlayışı gibi pek çok konuda yeni perspektiflerle karşılaşacaksınız.

  • Künye: Matt Ridley – Kızıl Kraliçe: Cinsellik ve İnsan Doğasının Evrimi, çeviren: Erhun Yücesoy, Alfa Yayınları, bilim, 488 sayfa, 2024

James Henry Breasted – Antik Mısır’ın Öyküsü (2024)

 

Bu kitap, Mısırbilimciler tarafından, Mısır tarihi üzerine şimdiye kadar yazılmış en iyi referans kitaplarından biri olarak kabul ediliyor.

James Henry Breasted, Antik Mısır hakkındaki bu kapsamlı çalışmasında okuyucuyu Mısır devletinin daha kurulduğu ilk günlerden Perslerin hakimiyetinde nihai çöküşüne ve yıkılışına kadar götürüyor.

Mısır’ın neden bu kadar hızlı gelişebildiği ve böylesine sofistike bir sosyo-politik sistem oluşturabildiğini açıklıyor.

Öncü bir Mısırbilimci olan Breasted, Antik Mısır’ın bu tarihini oluşturmak için arkeolojiden antik tarihçilere ve tercüme edilmiş hiyerogliflere kadar çok çeşitli kaynaklardan yararlanıyor.

Kitap boyunca erken dönem Mısır dinsel inançlarını, piramitlerin gelişimini, hüküm süren farklı hanedanlıkları ve daha pek çok büyüleyici konuyu açığa çıkarıyor.

Breasted akademik hayatını bir arkeolog, Mısırbilimci ve tarihçi olarak sürdürdü.

Mısırbilim ve Şark tarihi alanında profesör oldu.

Chicago Üniversitesi’nde Şark Enstitüsü’nü kurarak Mısır topraklarında antik dönemde yaşananları gün yüzüne çıkaran önemli çalışmalar yaptı.

Başlangıcından Pers istilasına kadar Mısır tarihinin genel bir görünümünü, kaynak metinlere hâkim bir akademisyen tarafından yazılmış olarak edinmek isteyenler, Breasted’in şimdiye kadar yazılmış en dolu, en canlı ve en ilginç ‘Antik Mısır’ın Öyküsü’ kitabına başvurabilirler.

  • Künye: James Henry Breasted – Antik Mısır’ın Öyküsü, çeviren: İbrahim Şener, Retorik Yayınları, tarih, 640 sayfa, 2024

Arno Gruen – Normalliğin Deliliği (2024)

Psikanalist yazar Arno Gruen ‘Normalliğin Deliliği’nde toplumun, Sigmund Freud’un insanın doğuştan yıkım ve şiddete eğilimli olduğu iddiasına dair yaygın inancını alt üst ediyor.

Kitap, kötülüğün kökeninde öznefretin ve çocuklukta başlayan kendine ihanetin yattığını iddia ediyor.

Güçlülerin “sevgisi ve onayı” için bağımsızlığımızdan vazgeçtiğimizde, derin bir korkudan doğan sahte bir benlik yaratıyoruz ve modern toplumun “gerçekçilik” olarak benimsediği bu çılgınlığı çoğunlukla fark etmiyoruz.

Gruen bu tehlikeli uyum ve gizli isyan döngüsünü çarpıcı vaka çalışmaları, Nazizm’den Reaganizm’e uzanan sosyolojik örnekler ve edebi eserler üzerinden gözler önüne seriyor.

Peki, bu döngüden nasıl kurtulabiliriz?

Gruen’e göre çözüm isyanda değil gerçek bir kişisel bağımsızlık geliştirmekte yatıyor.

Bağımsızlık kolay elde edilmese de yokluğunun hem bireyler hem de toplum için yıkıcı sonuçlar doğurduğunu vurguluyor.

Gruen şefkat ve kararlılıkla, normallik olarak kabul edilen çılgınlığı gözler önüne seriyor.

Bu kitap, liderler ve takipçiler, uyumlular ve isyankârlar ve daha şefkatli bir dünya arayan herkes için.

  • Künye: Arno Gruen – Normalliğin Deliliği (Hastalık Olarak Gerçekçilik: İnsandaki Yıkıcılık Üzerine Bir Kuram), çeviren: İlknur İgan, Kolektif Kitap, psikanaliz, 272 sayfa, 2024

Melinda Powell – Rüyaların Gizli Dünyası (2024)

Hayatımızın yaklaşık altı yılını rüya görerek geçiriyoruz.

Ancak çok azımız rüyaların amacını anlıyor ve zihnimizin rüyalar aracılığıyla kendimiz ve dünyamız hakkında neler anlattığını çözümleyebiliyor.

Birleşik Krallık’taki Rüya Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucu ortağı olan psikoterapist Melinda Powell, rüyalarımızı daha iyi anlamanın hayatımızı nasıl iyileştirebileceğini ortaya koyuyor.

Uykunun önemini ele alan Powell, kâbus korkusundan bilinçli lüsid rüyalara uzanan bir hatta, rüyalarımızda gördüğümüz renklerin, manzaraların, mekânların anlamlarını araştırıyor, doğru bilinen yanlışlara dikkat çekiyor.

‘Rüyaların Gizli Dünyası: Rüyalar Bize Kendimiz Hakkında Ne Söyler ve Dünyamızı Nasıl Değiştirirler?’ hayata daha sağlıklı, daha dengeli bir şekilde yaklaşmak için rüyalarımızı bir rehber ve ilham kaynağı olarak kullanma yolunda bize el uzatıyor.

  • Künye: Melinda Powell – Rüyaların Gizli Dünyası: Rüyalar Bize Kendimiz Hakkında Ne Söyler ve Dünyamızı Nasıl Değiştirirler?, çeviren: Biray Anıl Birer, Mundi Kitap, psikoloji, 232 sayfa, 2024

Benjamin Constant – Modernlerinki ile Karşılaştırıldığında Antik Çağ’dakilerin Özgürlüğü Üzerine (2024)

Özgürlüğün Antik Çağ’dan Modern Çağ’a evrimini eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen Fransız liberalizminin 19. yüzyıldaki önde gelen temsilcilerinden Benjamin Constant klasikleşen bu metninde, özgürlüğü siyasal iktidara aktif ve daimi katılımla özdeşleştiren anlayışın antik toplumların özel şartlarının bir sonucu olduğunu ve modern toplumlara uygun olmadığını savunuyor.

Ona göre özel alanın ve kişisel hazların öne çıktığı modern ticari toplumlara daha uygun olan, bireysel bağımsızlık anlamında özgürlüktür.

Nitekim Fransız Devrimi örneğinde kolektivist özgürlük düşüncesini modernliğe uygulama girişimleri insani acılara neden olmuş ve baskıcı bir rejimle sonuçlanmıştır.

Gücün doğası, egemenliğin sınırları ve bireysel özgürlük ile ortak çıkar arasındaki hassas denge üzerine esaslı bir perspektif sunan Constant, okuru siyasi sistemler, bireysel haklar ve özgürlüğün özüne dair anlayışlarını yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

  • Künye: Benjamin Constant – Modernlerinki ile Karşılaştırıldığında Antik Çağ’dakilerin Özgürlüğü Üzerine, çeviren: Büşra Akkökler Karatekeli, Akademim Yayıncılık, siyaset, 132 sayfa, 2024

Mart Hollingsworth – Medici Ailesi (2024)

Tarihe damgasını vuran Mediciler muazzam güce nasıl ulaştılar ve onu korumak için neler yaptılar?

On beşinci yüzyılda Avrupa’nın en güçlü bankasını kuran Medici ailesi, Floransa’da büyük bir siyasi güç elde ederek şehri kültürel başarının zirvesine çıkardı. Yarattıkları muazzam etki Floransa sanatı ve mimarisinde bir patlamaya neden oldu ve böylece Rönesans dönemine damgasını vurdu. Michelangelo, Donatello, Fra Angelico ve Leonardo Da Vinci himaye ettikleri sanatçılardan sadece birkaçıydı.

Peki vitrinde böylesine güçlü bir mitolojik hikâye anlatılırken arka planda neler olmaktaydı? Bu başarı hikâyesi gerçekte bir kurgu muydu?

300 yıldan fazla hüküm süren ve içinden papalar, siyasetçiler, kraliyet mensupları çıkaran bu hanedanlığın güce ulaşma ve onu koruma macerasının asıl hikâyesi neydi?

Ortaçağ tarihçisi Mary Hollingsworth, İtalyan Rönesansı’nın en güçlü ailesinin tarihine taze ve heyecan verici yeni bir bakış açısı getiriyor.

Hollingsworth, bu efsanevi hanedanlığı çevreleyen mitleri etkili bir şekilde çürütürken Medicilerin yükselişi ve düşüşünün nefes kesici hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Mary Hollingsworth – Medici Ailesi: Medici Hanedanlığının Gizli Tarihi, çeviren: Aslı Perker, Beyaz Baykuş Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2024

Allen W. Wood – Kant’ın Etik Düşüncesi (2024)

Allen Wood, ‘Kant’ın Etik Düşüncesi’ kitabında, modern dönemin en önemli filozofu Immanuel Kant’ın ahlak düşüncesine dair kapsamlı ve titiz bir analiz sunuyor.

Kant’ı Aydınlanma’nın tarihsel ve felsefi bağlamı içinde ele alan Wood, onun ahlak düşüncesini şekillendiren entelektüel akımları belirginleştirirken bir yandan da onun fikirlerinin kendisinden sonraki döneme etkisini ortaya koyuyor.

Kant’ın etik düşüncesini, daha kolay anlaşılabilecek ve günümüz etik sorularıyla daha yakından ilişkilendirilebilecek yeni bir yaklaşımla sunmaya çalışan Wood, kitabın ilk kısmında, Kant’ın özellikle ödev, otonomi ve kategorik buyruk gibi önemli kavramlarının ahlak düşüncesindeki temel rollerini sunarken, ikinci kısmında ise bu düşüncenin antropolojik uygulamalarını aktarıyor.

Wood’un bu eseri, Kant felsefesi ya da etik alanıyla ilgilenen herkes için temel bir başvuru kaynağı olmaya aday.

Kitaptan bir alıntı:

“Açıkça görüldüğü üzere, Kant’ın hem ahlaki ilkeleri hem de insan doğası kuramı sadece kendimizden duyduğumuz hoşnutsuzluğu artırmak için tasarlanmıştır. Hegel’in aksine, Kant için felsefenin vazifesi bizi insanlık durumuyla uzlaştırmak değildir. Kant, rasyonel varlıklar olarak durumumuzun tatminsizlik, kendine yabancılaşma ve bitimsiz bir mücadele hâli olması gerektiğini düşünür. Felsefe bunu aşmaya çalışmamalı, yalnızca bu durumun kaçınılmazlığıyla yaşamamıza ve daha da önemlisi, bize biçilen bu acılı vazifede ilerleme kaydetmemize yardımcı olmalıdır.”

  • Künye: Allen W. Wood – Kant’ın Etik Düşüncesi, çeviren: Umut Eldem, Seniye Tilev, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 480 sayfa, 2024

Nigel Dodd – Paranın Sosyal Yaşamı (2024)

Paranın doğasına ilişkin sorular, küresel mali krizin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Yerel para birimlerinden sosyal kredilere, mobil paradan Bitcoin’e kadar pek çok para biçimi ve sistemi gelişti ancak paranın ne olduğuna ve ne olabileceğine dair anlayışımız aynı hızda gelişmedi.

Günümüzün önde gelen para sosyologlarından biri olan Nigel Dodd, ‘Paranın Sosyal Yaşamı’ kitabında, yeni para türlerinin hızla çoğaldığı kriz sonrası dünya için özne teorisini yeniden formüle ediyor.

Para basan ve politika belirleyen merkez bankalarının meşru eylemleri nelerdir?

Hükümet dışı aktörlerin yeni para birimleri yaratma hakkının temeli nedir?

Ve yeni para biçimleri devletin onayladığı para birimlerini nasıl aşabilir veya altüst edebilir?

Bu tür soruları yanıtlamak için ‘Paranın Sosyal Yaşamı’, modern para teorilerine yeni ve geniş kapsamlı bir bakış sunuyor.

Kitap ayrıca daha önce para teorisyeni olarak düşünülmeyen Nietzsche, Benjamin, Bataille, Deleuze ve Guattari, Baudrillard, Derrida ve Hardt ve Negri gibi düşünürlerin katkılarını da tanımlıyor.

Nigel Dodd, ‘Paranın Sosyal Yaşamı’ ile para hakkında sadece onu anlamakla kalmayıp değiştirmeyi de amaçlayan yeni düşünme yolları sağlıyor.

  • Künye: Nigel Dodd – Paranın Sosyal Yaşamı, çeviren: Fatma Nur Nirven, Albaraka Yayınları, inceleme, 524 sayfa, 2024

Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi (2024)

Her gün kızartma yiyorsanız haftada bire indirin.

Haftada bir yiyorsanız ayda bire indirmeye çalışın.

Hiç kızartma yemiyorsanız zaten mutluluğa doğru yol alıyorsunuz demektir!

Harvardlı psikiyatrist Uma Naidoo üniversite sırasında, derslerin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşabilmek için yemek yapmaya başladı.

Psikoloji eğitimiyle birlikte mutfak sanatları onun vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Beslenme uzmanı da olmasının ardından, kendisine gelen kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan; obsesif kompulsif bozukluktan mustarip ve diğer psikolojik rahatsızlıklarla mücadele eden pek çok danışanının beslenme rejimlerini düzenleyerek onlara yardım etti.

‘
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi’nde Uma Naidoo, sağlıklı yiyecekler tüketmenin, nitelikli ve lezzetli yemekler yapmanın psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmedeki önemi üzerinde duruyor.

  • Kaygı hastaları hangi gıdalardan kaçınmalı?
  • Depresyondan kurtulmak için neler tüketilmeli?
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi azaltmak için neler yapılmalı?
  • Şekerli içecekler, kızartmalar, fastfood tarzı beslenme tüm bu hastalıkları nasıl etkiliyor?

Uma Naidoo birbirinden güzel yemek tarifleriyle sağlığa giden yolun kapısını bu kitapta aralıyor.

  • Künye: Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi: Depresyon, Kaygı, TSSB, OKB, DEHB ve Diğer Hastalıklarla Mücadelede Gıdaların Şaşırtıcı Rolü Üzerine Bir Rehber, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, sağlık, 400 sayfa, 2024

David Kessler – Anlam Bulmak (2024)

Birçok kişi yaşadığı kayıptan sonra “son” arayışındadır.

David Kessler, çoğumuzun aşina olduğu keder aşamalarının (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ötesinde, anlam bulmanın, kederi daha huzurlu ve umutlu bir deneyime dönüştürebileceğini savunur.

Kessler okurlara kaybettiğimiz kişileri hatırlamanın yol haritasını çiziyor; bize sevdiklerimizi onurlandıracak şekilde nasıl ilerleyeceğimizi hem profesyonel hem de son derece kişisel paylaşımlarla gösteriyor.

Kessler’in acı dolu yolculuğu, çocukluğunda annesinin ölümüne tanık olmasıyla başladı.

Hayatının büyük bölümünde doktorlara, hemşirelere, danışmanlara, polislere ve ilk müdahale ekiplerine hayatın sonu, travma ve keder eğitimleri verdi aynı zamanda keder yaşayanlar için konuşmalara ve inzivalara öncülük etti.

Bilgisine rağmen yirmi bir yaşındaki oğlunun ani ölümüyle hayatı altüst oldu.

Yas uzmanı bu kadar trajik bir kayıpla nasıl başa çıktı?

Bu beklenmedik, yıkıcı kayıptan kurtulmak için oğlunu onurlandıracak bir yol bulması gerektiğini biliyordu.

Bu yol, kederin altıncı aşamasıydı: anlam.

‘Anlam Bulmak’ kitabı, yas literatürüne önemli bir katkı ve muazzam bir kaybın yaralarını sarmak için hayati bir rehber sunmayı amaçlıyor.

Acıdan uzaklaşıp ölüme ve anlama doğru yolculuk yapmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken, ilham verici bir harita.

  • Künye: David Kessler – Anlam Bulmak: Yasın Altıncı Aşaması, çeviren: Aycan Başoğlu, Sahi Kitap, psikoloji, 280 sayfa, 2024