Kolektif – Çocuğun İstismarı ve İhmali (2024)

Çocuğun sağlıklı bir birey olarak gelişimini tamamlayabilmesine engel olabilecek durumlardan biri de istismara ve ihmale maruz bırakılmasıdır.

Çocuğun fiziksel, duygusal, ruhsal ve sosyal yönlerden olumsuz etkilenme olasılığı olan istismar ve ihmalden korunması, bunlara yol açan olası risk faktörlerinin bilinmesi ve buna göre koruyucu ve önleyici çalışmaların geliştirilmesi açısından önemli ve gereklidir.

Çocuğa yönelik ihmal ve istismar, farklı biçimlerde ve çocuğun bulunduğu bütün ortamlarda görülmekle birlikte, bu ortamlar koruyucu faktörler ve risk faktörleri açısından birbirlerinden farklılaşmaktadır.

Çocuklar ev ortamında aile içinden ya da dışından birileri tarafından istismar ve ihmale maruz bırakılabileceği gibi, kapalı kurumlarda, sokakta, eğitim ortamlarında/okullarda, dijital ortamlarda ve sistemlerde de, süreç içerisinde istismarın ve ihmalin çeşitli şekilleriyle karşılaşılabiliyor.

Çocukla çalışan tüm meslek profesyonellerinin, çocukla çalışma olasılığı olan öğrencilerin ve konuya ilgi duyan herkesin istismar ve ihmalin gerçekleştiği/gerçekleşebileceği ortamlara ilişkin bilgilenmesi, riskleri fark etmek, önlemek ve nihayetinde çocukları korumak açısından son derece önemli.

Bu kitapta, çocukların istismar ve ihmale maruz bırakılma olasılığı olan ortamlar, vakalar özelinde tanımlanarak, bu ortamların risk faktörü oluşturma ve çocuğun korunması açısından işlevlerine dikkat çekiliyor.

Kitap, çocukların korunmasına, onların korunmasından sorumlu olan başta aile bireyleri ve çocukla karşılaşan herkesin ihtiyaç duyduğu çocuk koruma hizmetlerinde iyileştirmeye ve sistemlerin eşgüdüm içinde çalışabilmesine katkıda bulunacaktır.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: Pınar Özdemir, Güngör Çabuk, Ferda Karadağ, Özgür Sağlam, Ayşe Kızıltaş, Figen Paslı, Hacer Taşkıran Tepe, Zeki Karataş, Derya Kayma, Ayten Kaya Kılıç, Mine Ersoy, Semra Saruç, Gökhan Yanar.

  • Künye: Kolektif – Çocuğun İstismarı ve İhmali (Vaka Örnekleri), editör: Figen Paslı, Hüsnünur Aslantürk, Nika Yayınevi, inceleme, 226 sayfa, 2024

Pierre Vidal-Naquet – Homeros’un Dünyası (2024)

Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’sı Batı kültürünün mihenk taşı kabul edilir.

En saygın antikçağ uzmanlarından Pierre Vidal-Naquet işte bu iki destanın yazarının dünyasını bizlere ulaşabilir kılıyor.

Vidal-Naquet savaş alanının, olayların geçtiği yerlerin ve kahramanların yolculuğunun kartografyasını çıkarıyor; demokratik toplumun başlangıcını Homeros’un kendi diliyle nasıl betimlediğini açıklıyor; özgür yurttaşlar ile köleler, Yunanlar ile “barbarlar” ve insanlar ile tanrılar arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

‘İlyada’ aracılığıyla tragedya; ‘Odysseia’ aracılığıyla komedi olmak üzere Batı edebiyatının doğum noktası kabul edilen bu iki eserin savaş, ölüm, öte dünya, güç ve gücün anlamı üzerine söylediklerini okura aktarıyor.

Ayrıca Rönesans bilginlerinden James Joyce ve Primo Levi’ye dek, Homeros’un dünyasını öğrenmek, yaşamak ve umudu canlı tutmak için bir neden olarak gören kuşakları takip ediyor.

‘Homeros’un Dünyası’, yarım yüzyıldan daha uzun bir süredir Yunan evreniyle haşır neşir olan bir tarihçinin tüm tecrübesini ortaya koyarak hazırladığı kısa ve öz bir çalışmadır.

Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’ya yansıyan dünyasının şifrelerini çözen eşsiz bir çalışma.

  • Künye: Pierre Vidal-Naquet – Homeros’un Dünyası, çeviren: Devrim Çetinkasap, Alfa Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2024

Diler Bulut – Linç, Toplum ve Devlet (2024)

Diler Bulut, Türkiye’de linç olgusunu gerek sosyolojik açıdan, gerek devlet rejimi açısından enine boyuna analiz ediyor.

Hukuki pratiğe, faillerin ve mağdurların algılarına, açıklama ve meşrulaştırma biçimlerine eğiliyor.

‘Linç, Toplum ve Devlet’, lincin toplumsal dinamiği, meşrulaştırma kalıpları bakımından farklı yönlerini görmemizi sağlayan beş vakaya odaklanıyor.

  • 2010 yılbaşı gecesi Manisa-Selendi’de kahvehanede sigara içme meselesinden çıkan münakaşa sonrası, Romanları hedef alan linç saldırıları… 2014 Ekimi’nde İzmir’de, Kobani’ye yönelik IŞİD saldırılarını protesto eden gruptan bir kişinin linç edilerek öldürülmesi…
  • 2015 Eylülü’nde Kırşehir’de bir “Teröre Lanet” yürüyüşü sonrası HDP il binasının yanı sıra dört işyerinin yakılması, 32 ev ve işyerinin saldırıya uğraması…
  • 2015 Eylülü’nde Muğla’da bir şehit erin mahallesinde düzenlenen yürüyüşün ardından, peşmerge kıyafetiyle fotoğraf çektirmesi nedeniyle mimlenen bir mahallelinin evinden zorla alınıp dövülmesi ve kendisine zorla Atatürk büstü öptürülmesi…
  • 2015 Martı’nda İstanbul-Beyazıt’ta, yanında köpeğiyle evine giden birisinin mahalleliyle basit bir kavgası gibi başlayan olayın, lince dönüşmesi…

Güvenlikçi olağanüstü hal siyasetinin, şiddeti nasıl “tabana indirdiğini” gösteren bir inceleme.

Kitaptan iki alıntı:

“Linç, sadece fiziksel bir cezalandırma eylemi olmaktan öte sembolik, psikolojik, ekonomik ve politik, toplumsal baskı ve sınırlamalara yol açan bir kitle eylemidir. Bireysel bir husumet ya da öç almadan öte, şiddetin toplumsal karakteri belirgindir. Linç, çoğunlukla kamusal alanda bir gösteri biçiminde icra edilir ve seyirciye ihtiyaç duyar.”

“Linç, bir kolektif şiddet biçimi olarak kitlenin hızlı bir biçimde hüküm vermesi ve bu hükmü hemen o anda uygulaması, “suçlu” olduğunu düşündüğü kişi ya da kişileri cezalandırması olarak tanımlanabilir. Ortada ne mahkeme ne de hâkim vardır. Belki suç bile yoktur. Hukukun yokluğuyla karakterize olan bu şiddet eylemi, kitlenin adalet iddiasını taşır.”

  • Künye: Diler Bulut – Linç, Toplum ve Devlet, İletişim Yayınları, sosyoloji, 269 sayfa, 2023

Kolektif – Anadolu Oyuncak Kültürü (2024)

Oyuncak denilince çocuk, çocuk denilince oyuncak akla gelir.

‘Anadolu Oyuncak Kültürü’, yirmi yıldan fazla bir süre çalışılarak toplanan obje, bilgi ve fotoğrafların disiplinler arası bir tasnif ve uzman değerlendirmeleriyle ortaya çıktı.

Çocuklar kadar yetişkinler için de önemli olan oyunlar ve oyuncaklar, insanlığın geride bıraktığı binyıllar, yüzyıllar boyunca toprak altında bulunmayı bekleyenler bir yana ya yok olup gidiyor ya da dünyanın dört bir köşesinde müzelerde, özel koleksiyonlarda kendine yer bulup korunuyor.

Her türden oyuncak, hayatın her döneminde çocuğun, yetişkinin en yakın arkadaşı.

Bu yüzden “oyuncu insan” kavramının kullanılmaya başlandığı yıllardan beri konu üzerinde ciddiyetle duranlar “oyun” ve “oyuncak” ikilisini birbirinden ayırmazlar.

Anadolu Oyuncak Kültürü de bu anlayışın bir sonucu.

  • Künye: Kolektif – Anadolu Oyuncak Kültürü, hazırlayan: A. Ceren Göğüş, Doğanay Çevik, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 392 sayfa, 2024

Desmond Morris – Sürrealistlerin Hayatları (2024)

Magritte ile Miró kadar birbirinden farklı iki sanatçının beraber yer aldığı başka hiçbir sanat hareketi tarihte görülmez.

Bunun nedeni sürrealizmin bir sanat hareketi olarak değil, bir felsefi strateji olarak doğmuş olmasıdır.

Sürrealizm bir yaşam tarzıydı; Birinci Dünya Savaşı’nda dünyaya korkunç bir kıyım yaşatmış yerleşik düzene karşı bir başkaldırıydı.

Bilinçdışının kuytuda kalmış, en karanlık yanlarından beslenen sürrealist yapıtlar gerçekten olağanüstüydü ve uluslararası bir nitelik taşıyordu.

Tanınmış yazar ve sürrealist sanatçı Desmond Morris kitabında sürrealistlerin çalışmalarını çözümlemeye çalışmak yerine onlara insan olarak, sıra dışı bireyler olarak bakıyor.

Bu sanatçıların kişilikleri nasıldı; güçlü ve zayıf karakter özellikleri, tercihleri nelerdi?

Sosyal bir hayat mı sürüyorlardı, yoksa münzevi miydiler?

Ayrıksı ve cüretkâr mı, yoksa içe kapanık ve çekingen miydiler?

Morris’in aktardığı komik, sarsıcı, eğlenceli anekdotlar sürrealist felsefeye yaklaşım açısından sanatçıların eserlerinde ve hayatlarında gözlenen çarpıcı değişkenliği de açığa çıkarıyor.

Yazarın kişisel tanıklıklarından faydalanılan kitapta, sürrealistlerin yaşam öyküleri, mizaçları ve çoğu zaman karmaşık aşk hayatları, sanatçıların fotoğrafları ve eserleriyle birlikte çok canlı bir tarzda resmediliyor.

  • Künye: Desmond Morris – Sürrealistlerin Hayatları, çeviren: Ebru Kılıç, İş Kültür Yayınları, sanat, 272 sayfa, 2024

Kolektif – Parçalanmış Kentsel Mekân (2024)

Modern kent olgusunun birkaç asırlık tarihinde kentsel gerçekliğe farklı yaklaşımlar ışığında temas etmek teorinin gündemini sıkça meşgul etti.

Mekânın manifestosunu yazan Henri Lefebvre kenti hak, talep ve feryat üçlüsüyle temsil olunan diyalektik bir örüntü olarak sunar.

Günümüz kentleşmesinin özellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerdeki temel sorunlarından birisi olarak gecekondulaşmaya dikkat çeken Mike Davis ise kenti Haçlı seferlerinin bir uzantısı olarak okur.

Korkular kadar medeniyetin de mekânları olan kentler çelişkili durumlara olduğu kadar yeni deneyimlere de imkân tanırlar.

Tüm bu yönleriyle günümüz kentleri can sıkıntıları, hayaller, hayal kırıklıkları, türlü çılgınlıklar yoluyla insan ve mekân arasındaki kesintisiz ilişkinin gizemli arenasıdır.

Bu derleme kitap günümüz kentli insanının tanıklık ettiği farklı durumlara dairdir.

Bu durumlar, modern kent ülküsünü kentli bir toplum idealiyle gerçekleştirme tasarısının yerle bir olduğu durumlardır.

Kitaptaki yazılar, bir yandan toplumsal varlığıyla bütünleşmek yerine parçalanan kentin çeşitli kesitlerine ışık tutuyor.

Diğer yandan parçalanmanın izlerini bellek, politika, sanat ve hayali dünyalarda arıyor.

Bu yönüyle kitap, okuru parçalanan kent deneyimini yaşamaya ve sorgulamaya bir davet niteliğindedir.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Mustafa Doğanoğlu, Halil Ecer, Tolgahan Aydıner, Ahmet Emin Bülbül, Senem Kurtar, Ceyda Kurtar Anlı, Sinem Şahin Yeşil, Zehra Âzâde Soysal.

  • Künye: Kolektif – Parçalanmış Kentsel Mekân: Bellekten Politikaya, Metaverse’ten Sinemaya, editör: Senem Kurtar, Ceyda Kurtar Anlı, Nika Yayınevi, kent çalışmaları, 234 sayfa, 2024

Marvin Minsky – Zihin Toplumu (2024)

Bilgisayar biliminin babalarından ve ayrıca MIT Yapay Zekâ Laboratuvarının kurucularından biri olan Marvin Minsky, elinizdeki kitapta çok eski bir soruya, “Zihin nasıl işler?” sorusuna devrimci bir yanıt öneriyor.

Minsky’nin tasvirinde zihin, kendileri zihinden yoksun minik bileşenlerin oluşturduğu bir “toplum”dur.

Bu kuramın bir yansımasını anlatan Minsky, cesurca davranıp ‘Zihin Toplumu’ kitabını bir fikir yapbozu olarak sunuyor ve çalışma esnasında yapboz parçalarını birleştiriyor.

Kendi içinde tam olan her bölüm, yapbozda bir parçaya denk geliyor.

Sayfalar bir bir çevrilirken, mozaik gibi birleşik bir zihin kuramı beliriyor.

Usta işi, eğlenceli, rahat okunan ‘Zihin Toplumu’, hayalgücünde muhteşem bir yolculuk.

‘Zihin Toplumu’, yapay zekâ alanındaki en büyük şahsiyetlerden birinin eseri.

Minsky ömrü boyunca müziğe, mizaha, harika çocuk zihnine kuvvetle ilgi gösterdi.

Kendisinin bu ilgi alanları, kitabı muazzam zenginleştirmiş.

  • Künye: Marvin Minsky – Zihin Toplumu, çeviren: Mehmet Doğan, İnka Kitap, bilim, 408 sayfa, 2024

Adam Phillips – İyileşmek Üzerine (2024)

Bize tam veya mutlak tatmin vaat eden herhangi birine veya herhangi bir şeye karşı son derece dikkatli olmalıyız.

Bu sadece öfke, şiddet veya hayal kırıklığı getirebilecek bir vaattir.

Başka bir deyişle psikanaliz, yalnızca kurtuluş kültürlerini eleştirebilir ve onlara karşı bir panzehir olabilir.

Tam tatmin sadece tanrılar, hükümdarlar veya tiranlar ya da daha yıkıcı hırslarımızı taşımak ve kapsamak için yarattığımız figürler içindir.

İngiltere’nin önde gelen psikanalistlerinden Adam Phillips, son eseri ‘İyileşmek Üzerine’de kişisel gelişim furyasına farklı ve eleştirel bir bakış atıyor, iyileşmenin anlamını bizlerle birlikte didikliyor.

Yazar, önceki kitabı ‘Değişmeyi İstemek Üzerine’ ile tamamlayıcı olarak kurguladığı bu metinde haz, tatmin, kültür, iyileşme kavramlarına dair fikir yürütüyor.

Tüm bu yolculukta Phillips; Freud, Winnicott, Masud Khan ve Bion gibi psikanaliz alanındaki büyük kuramcıları William James ve David Hume gibi isimlerle harmanlıyor.

Bu kitapla Adam Phillips, iyileşmek üzerine konuşmakta nasıl daha iyi olabileceğimize yönelik bir keşfe çıkıyor.

  • Künye: Adam Phillips – İyileşmek Üzerine, çeviren: Berçem Su Ozak, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 144 sayfa, 2024