Andrés Mourenza – Sınırlar (2025)

Andrés Mourenza’nın ‘Sınırlar’ (‘Sinora’) adlı kitabı, Avrupa’nın sınır bölgelerinde yaşayan insanların hikâyelerini anlatan bir eser.

Yazar, bu bölgelerdeki yaşamları, zorlukları ve umutları okuyucuya aktarırken, sınırların sadece coğrafi çizgiler olmadığını, aynı zamanda insan hayatlarını derinden etkileyen karmaşık yapılar olduğunu vurguluyor.

Kitap, farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanların sınırlarla nasıl başa çıktıklarını, kimliklerini nasıl koruduklarını ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor.

Mourenza, sınır bölgelerindeki sosyal, ekonomik ve politik dinamikleri incelerken, bu bölgelerde yaşayan insanların seslerini duyurmayı ve onların hikayelerini görünür kılmayı amaçlıyor.

Kitap, göç, mültecilik, kimlik, aidiyet ve sınır kavramlarını derinlemesine ele alırken, insanlığın ortak deneyimlerine odaklanıyor.

Yazar, sınırların ötesindeki insan hikayelerini anlatarak, okuyucuyu empati kurmaya ve farklı perspektiflerden bakmaya davet ediyor.

‘Sınırlar’, sınırların insan hayatları üzerindeki etkilerini anlamak ve Avrupa’nın sınır bölgelerindeki yaşamları keşfetmek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Kitap, sınırların ötesindeki insan hikayelerini anlatarak, okuyucuyu empati kurmaya ve farklı perspektiflerden bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Andrés Mourenza – Sınırlar: Türk-Yunan Sınırından İnsan Hikâyeleri, çeviren: Andrés Mourenza, Ezgi İrgil, yakın tarih, 192 sayfa, 2025

Christopher Bollas – Konuşmalar (2025)

Christopher Bollas’ın ‘Konuşmalar’ (‘Conversations’) adlı eseri, psikanalitik düşüncenin önemli kavramlarını ve klinik uygulamalarını diyaloglar aracılığıyla ele alan özgün bir çalışmadır. Bollas, kitap boyunca farklı karakterler ve senaryolar üzerinden psikanalitik teoriye dair derinlemesine tartışmalar yürütür. Bu diyaloglar, bilinçdışı süreçler, aktarım, karşı aktarım, nesne ilişkileri ve kimlik oluşumu gibi temel kavramları canlı ve anlaşılır bir şekilde ortaya koyar. Yazar, teorik bilgiyi soyut bir şekilde sunmak yerine, karakterlerin etkileşimleri ve iç dünyaları üzerinden somutlaştırarak okuyucunun konuyu daha kolay kavramasını sağlar.

Kitap, psikanalitik terapinin karmaşık ve incelikli doğasını vurgular. Terapist ve danışan arasındaki ilişkinin dinamiklerini, terapötik sürecin iniş çıkışlarını ve bilinçdışının katmanlarını diyaloglar aracılığıyla gözler önüne serer. Bollas, dilin ve iletişimin psikanalitik çalışmadaki merkezi rolünü özellikle vurgular. Karakterler arasındaki konuşmalar, hem sözlü hem de sözsüz iletişimin bilinçdışını nasıl yansıttığını ve terapötik değişimi nasıl etkilediğini gösterir.

‘Konuşmalar’, sadece psikanalitik teoriye bir giriş niteliği taşımakla kalmaz, aynı zamanda deneyimli terapistler için de yeni bakış açıları sunar. Bollas’ın kendine özgü üslubu ve yaratıcı yaklaşımı, okuyucuyu düşünmeye ve kendi klinik pratiğini yeniden değerlendirmeye teşvik eder. Kitap, psikanalizin canlı, dinamik ve sürekli evrim geçiren bir alan olduğunu diyalogların akıcılığı ve derinliği aracılığıyla başarıyla aktarır.

  • Künye: Christopher Bollas – Konuşmalar, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 168 sayfa, 2025

Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar (2025)

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar’ (‘East Meets West: Banking, Commerce and Investment in the Ottoman Empire’), Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğu ve Batı arasındaki ekonomik etkileşimi bankacılık, ticaret ve yatırım odak noktaları üzerinden inceleyen kapsamlı bir çalışma. Kitap, 19. yüzyıldan İmparatorluğun yıkılışına kadar olan süreçte, Avrupa sermayesinin Osmanlı ekonomisine girişini, kurulan yabancı ve yerli bankaların rolünü, ticari ilişkilerin gelişimini ve çeşitli yatırım alanlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çabaları ve bu süreçte Batılı güçlerle kurduğu ekonomik bağlar, eserin temelini oluşturmaktadır.

Kitap, Osmanlı Bankası gibi hem yerel hem de uluslararası sermayeyi bünyesinde barındıran kurumların İmparatorluğun finansal sistemindeki merkezi rolünü analiz ediyor. Ayrıca, yabancı bankaların Osmanlı ekonomisine olan etkileri, verdikleri krediler, finanse ettikleri projeler ve İmparatorluğun borçlanma süreçleri de detaylı bir şekilde inceleniyor. Ticaretin gelişimi bağlamında ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ile olan ihracat ve ithalat ilişkileri, yeni ticaret yollarının açılması ve emtia piyasalarındaki değişimler ele alınıyor.

Yatırım alanlarına odaklanıldığında, kitap demiryolları, limanlar, madenler ve kamu hizmetleri gibi stratejik sektörlere yapılan yabancı yatırımların İmparatorluğun ekonomik ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Bu yatırımların Osmanlı ekonomisine sağladığı katkılar ve beraberinde getirdiği bağımlılık ilişkileri de titizlikle analiz ediliyor. Sonuç olarak bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik tarihini anlamak ve Doğu ile Batı arasındaki karmaşık etkileşimleri kavramak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar, hazırlayan: Philip L. Cottrell, Iain L. Fraser, Monika Pohle Fraser, çeviren: Adnan Kahiloğulları, İş Kültür Yayınları, iktisat, 240 sayfa, 2025

Kolektif – Bireyselden Toplumsala Travmanın Yüzleri (2025)

İstanbul Psikanaliz Derneği’nin 2018’deki “Bireyselden Toplumsala Travmanın Yüzleri” buluşmasının metinlerinden oluşan bu kitap, travmanın çok boyutlu etkilerini psikanalitik bir yaklaşımla inceliyor.

İlker Özyıldırım’ın sunuşu ve Ferhan Özenen ile Behice Boran’ın açılış konuşmalarıyla başlayan eser, Özenen’in kuşaklararası acı bilgisi ve büyüme üzerine derinlemesine analizleriyle okuyucuya farklı bir bakış açısı sunuyor.

Yolanda Gampel, sosyo-politik şiddetin kuşaklararası aktarımını ve psikanalizin bu süreçteki rolünü sorgularken, Marie-Thérèse Khair Badawi savaşın bireyin varoluşu ve düşünce süreçleri üzerindeki yıkıcı etkilerini çarpıcı bir şekilde ele alıyor.

İlkşen Umman ise Maurice Blanchot’nun metni üzerinden “ölümden önceki ölüm” kavramını psikanalitik bir perspektifle inceliyor.

Behice Boran, travmanın hatırlama ve unutma arasındaki karmaşık ilişkisini “Hatırlamanın Dehşeti, Unutmanın Istırabı” başlıklı metniyle gözler önüne seriyor.

Irma Brenman, kötü muameleyi aktarmanın psikolojik dinamiklerini incelerken, Bernard Penot travmanın tekrarlayıcı doğasını “Travmatiğin Geri Dönüşü/Hortlaması” başlığı altında ele alıyor.

Son olarak, Riadh Ben Rejeb ailelerin sessizliğinin ve bastırılan travmanın kuşaklararası aktarımındaki rolünü derinlemesine analiz ediyor.

Bu kitap, travmanın bireysel ve toplumsal düzeydeki derin etkilerini anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Ruh sağlığı profesyonelleri, akademisyenler ve konuya ilgi duyan okuyucular için ufuk açıcı bir okuma deneyimi sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: İlker Özyıldırım, Ferhan Özenen, Behice Boran, Yolanda Gampel, Marie-Thérèse Khair Badawi, İlkşen Umman, Irma Brenman, Bernard Penot ve Riadh Ben Rejeb.

  • Künye: Kolektif – Bireyselden Toplumsala Travmanın Yüzleri, hazırlayan: Behice Boran, Elda Abrevaya, İlker Özyıldırım, Bağlam Yayınları, psikanaliz, 121 sayfa, 2025

Michael Sommer – Fenikeliler (2025)

Michael Sommer’in bu eseri, Fenikelilerin tarihini ve kültürünü kapsamlı bir şekilde ele alıyor. ‘Fenikeliler: Tarihi ve Kültürü’ (‘Die Phönizier: Geschichte und Kultur’), Fenikelilerin kökenlerinden başlayarak, Levant kıyısındaki şehir devletlerinin yükselişini, Akdeniz’deki ticaret ağlarını ve kolonizasyon faaliyetlerini detaylı bir şekilde inceliyor. Yazar, Sur, Sayda ve Kartaca gibi önemli Fenike şehirlerinin siyasi ve ekonomik yapılarını, denizcilikteki ustalıklarını ve ticaretteki yeniliklerini vurguluyor. Fenike alfabesinin gelişimi ve yaygınlaşması gibi kültürel katkıları da eserde önemli bir yer tutuyor.

Kitap, Fenikelilerin Mısır, Yunan ve Roma gibi dönemin büyük medeniyetleriyle olan etkileşimlerini de analiz ediyor. Ticari ve kültürel alışverişlerin yanı sıra, zaman zaman yaşanan çatışmalar ve rekabet de Sommer’in anlatımında yer buluyor. Özellikle Kartaca’nın Roma ile olan Pön Savaşları, Fenike tarihinin dönüm noktalarından biri olarak detaylı bir şekilde ele alınıyor. Bu savaşların Fenike dünyası üzerindeki yıkıcı etkileri ve Kartaca’nın sonu, kitabın önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Sommer, arkeolojik bulgular ve antik kaynaklar ışığında Fenike kültürünün çeşitli yönlerini aydınlatıyor. Dinleri, sanatları, mimarileri ve günlük yaşamları hakkında bilgiler sunuyor. Fenike toplumunun yapısı, sosyal sınıfları ve ekonomik faaliyetleri de kitapta detaylı bir şekilde inceleniyor. Yazar, Fenikelilerin Akdeniz dünyasına bıraktığı kalıcı mirası ve modern dünyadaki etkilerini de değerlendirerek, eseri kapsamlı bir Fenike tarihi ve kültürü incelemesi olarak tamamlıyor.

  • Künye: Michael Sommer – Fenikeliler: Tarihi ve Kültürü, çeviren: Umay Saka, Runik Kitap, tarih, 118 sayfa, 2025

Nancy McWilliams – Psikanalitik Psikoterapi (2025)

Nancy McWilliams’ın bu kitabı, psikanalitik psikoterapinin temel kavramlarını ve pratik uygulamalarını kapsamlı bir şekilde ele alıyor. ‘Psikanalitik Psikoterapi: Bir Uygulayıcı Rehberi’ (‘Psychoanalytic Psychotherapy: A Practitioner’s Guide’), terapistlerin danışanlarını derinlemesine anlamalarına ve etkili bir tedavi süreci yürütmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyor. Yazar, psikanalitik teorinin temel taşları olan bilinçdışı süreçler, savunma mekanizmaları, aktarım ve karşı aktarım gibi kavramları klinik örneklerle açıklıyor. Ayrıca, farklı kişilik örgütlenmelerine (nevrotik, borderline, psikotik) özgü terapötik yaklaşımları detaylandırıyor.

Kitap, psikoterapinin başlangıcından sonlandırılmasına kadar olan tüm aşamaları titizlikle inceliyor. İlk görüşmelerde danışanın değerlendirilmesi, tedavi hedeflerinin belirlenmesi, terapötik ilişkinin kurulması ve sürdürülmesi gibi önemli konulara odaklanıyor. McWilliams, terapistin empatik dinleme, yorumlama ve sınır koyma gibi temel becerilerini nasıl kullanması gerektiğini pratik önerilerle destekliyor. Ayrıca, zorlu klinik durumlarla başa çıkma stratejileri ve etik ilkeler üzerine de önemli vurgular yapıyor.

McWilliams, teorik bilgiyi klinik deneyimleriyle harmanlayarak, okuyucuya hem sağlam bir kavramsal çerçeve sunuyor hem de tedavi sürecinde karşılaşılabilecek çeşitli zorluklara ilişkin pratik çözümler öneriyor. Kitap, sadece deneyimli terapistler için değil, alana yeni başlayan öğrenciler ve ruh sağlığı profesyonelleri için de değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Psikanalitik psikoterapinin zenginliğini ve derinliğini anlaşılır bir dille aktararak, bu yaklaşımın günümüzdeki önemini ve geçerliliğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Nancy McWilliams – Psikanalitik Psikoterapi: Bir Uygulayıcı Rehberi, çeviren: Burak Mert, Kanon Kitap, psikanaliz, 524 sayfa, 2025

Natasha Tidd – 50 Yalanla Kısa Dünya Tarihi (2025)

Natasha Tidd’in ‘50 Yalanla Kısa Dünya Tarihi’ (‘A Short History of the World in 50 Lies’) adlı kitabı, dünya tarihini şekillendiren elli önemli yalanı inceleyerek okuyucuyu bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, MÖ 500’deki Pers İmparatorluğu’ndan başlıyor ve Büyük Darius’un kendi iktidarını sağlamlaştırmak için gerçeği nasıl manipüle ettiğini anlatıyor.

Ardından, Julius Caesar’ın halkla ilişkilerdeki aldatıcı taktiklerinden, Orta Çağ’da büyük etki yaratan sahte belgeler olan Konstantin Bağışı ve Siyon Protokolleri gibi yalanlara odaklanıyor. Tidd, sadece siyasi ve dini alandaki yalanları değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen ve medyanın manipülasyonlarına dayanan yalanları da ele alıyor.

İngiltere’nin Boer Savaşı sırasındaki toplama kampları ve Çernobil felaketinin örtbas edilme girişimi gibi büyük çaplı siyasi ve basına yönelik yalanlar da kitapta yer alıyor. Kitap, tarihin karanlık ve gizemli yönlerini aydınlatarak, gerçeğin çoğu zaman kurgudan çok daha şaşırtıcı ve tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap, yalanların savaşların seyrini nasıl değiştirdiğini, zulümlere nasıl zemin hazırladığını ve finansal kuruluşların nasıl manipülasyonlar yaptığını çarpıcı örneklerle açıklıyor. Natasha Tidd, okuyucuyu tarihin gölgesinde kalmış bu yalanlarla yüzleşmeye ve dünyanın nasıl şekillendiğini farklı bir perspektiften anlamaya davet ediyor.

  • Künye: Natasha Tidd – 50 Yalanla Kısa Dünya Tarihi, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, tarih, 256 sayfa, 2025

Kolektif – Cambridge Modern Avrupa’nın Düşünce Tarihi, 1. Cilt (2025)

Warren Breckman ve Peter E. Gordon’un editörlüğünü yaptığı ‘The Cambridge History of Modern European Thought Search Volume 1’ (‘Cambridge Modern Avrupa’nın Düşünce Tarihi, 1. Cilt), 19. yüzyıl Avrupa düşüncesinin kapsamlı ve çok yönlü bir incelemesini sunar. Kitap, bu dönemin yalnızca felsefi tartışmalarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda bilim, siyaset, ekonomi, din ve kültür gibi alanlarla iç içe geçtiğini vurgular. Aydınlanma’nın mirası üzerine inşa edilen 19. yüzyıl düşüncesi, bir yandan rasyonalizmi ve ilerleme fikrini sürdürürken, diğer yandan bu fikirlerin sınırlarını sorgulayan eleştirel yaklaşımlar geliştirmiştir.

Kitapta Immanuel Kant’ın etkisiyle şekillenen Alman idealizminin, özellikle Hegel düşüncesinin, dönemin entelektüel zeminini nasıl etkilediği ayrıntılı şekilde ele alınır. Aynı zamanda Marx ve Engels’in tarihsel materyalizmi, sınıf mücadelesi ve kapitalizm eleştirisi üzerinden modern toplumun yapısal analizine getirdiği radikal bakış açısı da önemli bir yer tutar.

Bilimsel ilerleme, Darwin’in evrim kuramı gibi teorilerle düşünce dünyasını dönüştürürken, pozitivizm akımı bilgiye deneysel yollarla ulaşmayı savunmuştur. Bu süreçte felsefe ile bilim arasındaki sınırlar yeniden çizilmiştir. Liberalizm, sosyalizm ve milliyetçilik gibi siyasi ideolojilerin gelişimi de düşünsel çerçevenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Nietzsche gibi düşünürler ise hem metafiziği hem de modern değerleri radikal biçimde sorgulamış, birey, ahlak ve güç kavramlarını yeniden yorumlamıştır. Kitap, aynı zamanda kadın hakları, sömürgecilik, ırk teorileri ve doğa anlayışı gibi konuların da felsefi ve entelektüel tartışmalarla nasıl ilişkili olduğunu göstererek, 19. yüzyıl düşüncesinin hem çeşitliliğini hem de çelişkilerini ortaya koyar.

Genel olarak bu cilt, modern Avrupa düşüncesinin dönüştürücü yüzyılı olarak görülen 19. yüzyılı, fikirlerin çatışması ve etkileşimi içinde değerlendirerek, dönemin entelektüel mirasını anlamaya yönelik derinlikli bir kaynak sunar.

  • Künye: Kolektif – Cambridge Modern Avrupa’nın Düşünce Tarihi, 1. Cilt: 19. Yüzyıl, editör: Warren Breckman, Peter E. Gordon, çeviren: Halil İbrahim Binici, Selenge Yayınları, tarih, 500 sayfa, 2025

Maria Stepanova – Belleğin Anısına (2025)

Maria Stepanova’nın bu kitabı, yazarın kendi ailesinin geçmişini ve Rusya’nın 20. yüzyıl tarihini iç içe geçiren, deneysel ve çok katmanlı bir anlatı. Stepanova, eski fotoğraflar, mektuplar, günlükler ve çeşitli ailevi nesneler aracılığıyla, kayıp yakınlarının izini sürerken, hafıza, tarih ve unutuşun doğasını sorgular. ‘Belleğin Anısı’ (‘Pamyati Pamyati’), sadece kişisel bir aile öyküsü anlatmakla kalmaz, aynı zamanda Sovyet dönemi ve sonrası Rus toplumunun travmalarını, kolektif hafızanın kırılganlığını ve tarihin bireysel yaşamlar üzerindeki derin etkisini de ele alır. Stepanova, geleneksel biyografik anlatıdan uzaklaşarak, farklı anlatı biçimlerini, denemeleri, şiirsel pasajları ve tarihi alıntıları bir araya getirir ve okuyucuyu hafızanın labirentlerinde dolaştırır.

Stepanova, ailesinin sıradan üyelerinin, büyük tarihi olayların gölgesinde kalmış yaşamlarını yeniden canlandırmaya çalışırken, hafızanın seçici ve yanıltıcı doğasını da göz önünde bulundurur. Kitap, aile üyelerinin hayatta kalma mücadelelerini, aşklarını, kayıplarını ve ideolojik dönüşümlerini aktarırken, aynı zamanda bu anlatıların ne kadarının gerçekte hatırlanan, ne kadarının ise sonradan inşa edilen veya unutulan parçalardan oluştuğu sorusunu sorar. Yazar, aile arşivindeki boşlukları, sessizlikleri ve çelişkileri de dürüstçe kabul eder ve bu boşlukların, anlatının kendisi kadar anlamlı olduğunu ileri sürer.

‘Belleğin Anısı’ sadece bireysel hafızanın değil, aynı zamanda ulusal hafızanın da nasıl inşa edildiğini sorgulayan bir metindir. Stepanova, Sovyet dönemi atmosferinin, insanların kendi geçmişleriyle kurdukları ilişkiyi nasıl etkilediğini ve suskunluğun kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını inceler.

Kitap, fotoğrafın, mektubun ve diğer maddi kalıntıların hafızayı canlandırma ve şekillendirme gücünü de derinlemesine ele alır. Stepanova, bu nesnelerin sadece geçmişe açılan pencereler olmadığını, aynı zamanda bugünün bakış açısıyla yeniden yorumlandığını ve anlamlandırıldığını gösterir.

‘Belleğin Anısı’, hafızanın doğrusal ve kesin bir kayıt olmadığını, aksine sürekli değişen, kaygan ve kişisel yorumlara açık bir süreç olduğunu vurgular. Maria Stepanova, bu deneysel romanıyla, hafızanın, tarihin ve edebiyatın sınırlarını zorlayarak, okuyucuyu kendi geçmişi ve kolektif hafıza üzerine düşünmeye davet eden özgün ve etkileyici bir eser ortaya koyar.

Künye: Maria Stepanova – Belleğin Anısına, çeviren: Eyüp Karakuş, Can Yayınları, anlatı, 480 sayfa, 2025