Cicero – İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine (2022)

Cicero’nun yaklaşık 2000 sene önce yazdığı bu eser, Türkçe olarak okuyucuyla ilk defa buluşuyor.

‘İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine’, Cicero’nun Helenistik dönem felsefesinde başat yer tutan ahlak üzerine tartışmalara önemli katkı sunuyor.

Marcus Tullius Cicero, Roma tarihinin en büyük devlet adamı ve filozoflarından biriydi.

Siyaset ve felsefe üzerine yazdığı eserler çağlar boyunca okundu, birçok siyasetçi ve filozofa ilham verdi.

Felsefe eserleri, sadece Roma düşünce tarzının değil; aynı zamanda Yunan felsefesinin Latince üzerinden sonraki çağlara aktarılmasını sağlayan en önemli kaynaklar arasında yer alır.

‘İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine’ adlı eseri, hem Helenistik dönemde öne çıkan Epikourosçuluk, Stoacılık ve Antiokhosçu Akademeiacılık arasındaki ahlak üzerine tartışmaları aktarıyor hem de Cicero’nun sorgulayıcı bakış açısını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Cicero İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine, Çeviren: C. Cengiz Çevik, Albaraka Kültür Yayınları, felsefe, 317 sayfa, 2022

Zbigniew Kotowicz – R. D. Laing ve Anti-Psikiyatrinin Yolları (2022)

Psikiyatri kurumuna meydan okumuş R. D. Laing’in çalışmaları üzerine harikulade bir eleştirel inceleme.

Zbigniew Kotowicz, aynı zamanda devrim yaratmış kimi anti-psikiyatri denemelerini de kapsamlı şekilde ele alıyor.

1960’lı ve 1970’li yıllarda R. D. Laing’in radikal ve vizyoner fikirleri, tanının bilimsel olarak anlamsız olduğu iddiasıyla psikiyatri kurumuna meydan okudu.

Bu görüşler psikiyatri pratiğindeki düşüncelerde ve deliliğin anlamında bir devrim yarattı.

‘Bölünmüş Benlik’ten ‘Düğümler’e, Laing’in çalışmaları kısa süre içinde hemen herkes tarafından tanınmasını sağladı.

‘R. D. Laing ve Anti-Psikiyatrinin Yolları’, çağdaş bir perspektiften Laing’in çalışmalarının kapsamlı bir değerlendirmesini sunuyor.

En üretken olduğu on yıla odaklanarak yazar, Laing’in teorik yazılarının gerekçelendirilmiş bir eleştirisini yapıyor ve ilk eserleri üzerinde etkili olan fenomenoloji ve varoluşçuluk ile kişilerarası iletişim çalışmalarına etki eden Amerikan aile etkileşimi araştırmalarını ve Sartre dâhil Laing’in düşüncesine tesir eden etkenlerin izini sürüyor.

Kitap aynı zamanda, deneysel bir terapi topluluğu olan Kingsley Hall’ü, Almanya’daki Sosyalist Hastalar Kolektifi ve İtalya’daki tüm psikiyatri sisteminin yeniden şekillendirilmesi gibi diğer anti-psikiyatri denemelerine paralel olarak ele alıyor.

  • Künye: Zbigniew Kotowicz – R. D. Laing ve Anti-Psikiyatrinin Yolları, çeviren: Beyza Konuk, Albaraka Yayınları, psikiyatri, 172 sayfa, 2022

Peter Berger ve Thomas Luckmann – Modernite, Çoğulculuk ve Anlam Krizi (2022)

Modern çoğulculuk anlamı ve bilgi kavrayışımızı nasıl tehlikeli bir biçimde dönüştürdü?

Peter Berger ve Thomas Luckmann, hem modern dönemde ortaya çıkan anlam krizinin izini sürüyor hem de bu krizden nasıl çıkılabileceğine dair bir yol haritası sunuyor.

Anlam, bir beden içerisinde bireyleşen ve bir şahıs olarak sosyalleşen insanın bilincinde inşa edilir.

İnsanlık tarihinin her döneminde görülen yüksek anlam katmanları hem gündelik hayata karşılık gelen hem de gündelik hayatı aşan alanla ilgili krizlerin üstesinden gelinmesinde önemli bir rol oynar.

Fakat modern dönemde anlamın üretilmesi ve iletilmesi derin bir kriz içerisine girdi.

Yazarlara göre, modern çağda bireysel ve toplumsal düzlemde anlam krizini oluşturan en önemli faktör, modern sekülarizm değil; modern çoğulculuktur.

Zira modern çoğulculuk, aklıselim bilgiye zarar verdi.

Dünya, toplum, yaşam ve kimlik başta olmak üzere, hemen her şey çoklu sorgulamalara tabi tutuldu, bunlara dayanak oluşturan anlam ve değer sistemlerinin “sorgulanmaksızın kabul edilme” statüsü ortadan kalktı.

Berger ve Luckmann’a göre bütün sosyal ve psikolojik sonuçları ile birlikte sorgulanmaksızın kabul edilen şeylerin kaybının en belirgin görünümü ise din alanında gerçekleşti.

  • Künye: Peter L. Berger ve Thomas Luckmann – Modernite, Çoğulculuk ve Anlam Krizi: Modern İnsanın Yönelimi, çeviren: Mustafa Derviş Dereli, Albaraka Yayınları, sosyoloji, 108 sayfa, 2022

R. D. Laing – Benlik ve Ötekiler (2022)

Herkes bir ötekinin tamamlanmasına ya da yok edilmesine katkı sunar.

Ronald David Laing psikanaliz ve varoluş felsefesini ustaca harmanladığı ‘Benlik ve Ötekiler’de kişilik sorununa ve “kendiliğin” sosyal ve psikolojik olarak nasıl üretildiğine ilişkin ufuk açıcı bir tartışma sunuyor.

Ronald David Laing ‘Benlik ve Ötekiler’de, her bir kişinin, birinin kendine dair yaşantısını nasıl etkilediğinin yollarını ve [aralarındaki] etkileşimin nasıl meydana geldiğini anlamak için bir sosyal sistem ya da insanlar “grubu” içindeki kişileri resmetmeye çalışıyor.

Ona göre, herkes bir ötekinin tamamlanmasına ya da yok edilmesine katkı sunar.

Kitap, özellikle evlilik ve aile içlerindeki etkileşim süreçleri üzerine yapılan araştırmaların bir çıktısı niteliğinde.

Bu çerçevede kitap boyunca, Laing’in klinik deneyimleri temelinde çoğunlukla psikoza referans yapılmış.

Kitabın bir diğer amacı, yaşantı ve davranışı tutarlı bir teoride birleştirmektir; zira yazara göre yaşantı ve davranış gerçek hayatta iç içedir.

Ne var ki bu ikisini ayrıştırmaya çalışan kuramsal görüş bu kitabın yazılmasından bu yana devam ediyor.

Laing bu durumu kişiler arasındaki ilişkiyi kişisel açıdan anlamak için kendi döneminde gösterilen nispeten az sayıdaki çabayla tutarlı olmaya çalışmak olarak değerlendiriyor.

  • Künye: R. D. Laing – Benlik ve Ötekiler, çeviren: Beyza Konuk, Albaraka Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2022

Simon Swain – Roma’dan İslam’a Ekonomi, Aile ve Toplum (2022)

Roma sosyal hayatı ile Orta Çağ İslam dünyası arasında köprü kuran özgün bir çalışma.

Simon Swain burada, Bryson’ın bu alanda kilit çalışması olan ve MS birinci yüzyılın ortalarında yazıldığı düşünüle ancak Arapça olarak günümüze ulaşabilmiş ‘Mülk Yönetimi’ adlı eserini merkeze alıyor.

Bu çalışma, Bryson’ın ‘Mülk Yönetimi’ (‘Oikonomikos Logos’) eserini, ona aşina olmayan okuyucu kitlesine tanıtıyor, bunun yanı sıra bu esere hâlihazırda aşina olan okurlara da yeni bilgiler veriyor.

Kitabın erken Roma İmparatorluğu’nun başlıca sosyal sorunlarına (para, köleler, evlilik, çocuklar) odaklanması ve Roma dünyasının zenginliği ile Orta Çağ İslam Dünyası arasında büyüleyici ve eşsiz bir köprü vazifesi görmesi, değerini daha da artırıyor.

Kitabın bu yeni baskısı, Roma sosyal ve ekonomi tarihçilerine, Yunan imparatorluk edebiyatı araştırmacılarına ve Orta Çağ İslam Dünyası’nda Greko-Romen düşüncesinin yeri ve önemiyle ilgilenen herkese hitap ediyor.

  • Künye: Simon Swain – Roma’dan İslam’a Ekonomi, Aile ve Toplum, çeviren: Yusuf Sami Kamadan, Albaraka Yayınları, tarih, 556 sayfa, 2022

Francis Macdonald Cornford – Platon’un Kozmolojisi (2022)

Platon’un en önemli ve günümüzde de üzerinde çeşitli tartışmaların yürütüldüğü ‘Timaios’ diyalogu, düşünürün kozmolojisini, evrenin nasıl oluştuğuna dair kendi öğretisini ve doğa anlayışını ortaya koyar.

Francis Macdonald Cornford’un bu çalışması ise, Platon’un bu eseri üzerine gelmiş geçmiş en iyi incelemelerden biri.

Kitap, Timaios’un çevirisini içeriyor ve çevirinin aralarına, ortaya çıktıkça, her bir yorumlama sorununu tartışan birer şerh serpiştiriyor.

Cornford’un öncelikli amacı, Platon’un sözlerini mümkün olduğunca aslına yakın çevirmek olmuştur.

Ancak Cornford’un kendi ifadesiyle, Platon’un haşmetli şiirsel üslubunu yeniden üretmeye çalışan herkes başarısızlıkla yüzleşmeye mahkûmdur.

Ona göre, buna anlamı bozma riski de eşlik eder

Cornford’un yorumları, okuyucuya uzun ve karmaşık bir argüman boyunca rehberlik etmek ve en sadık çeviride dahi belirsiz kalması gereken şeyleri açıklamak için tasarlanmıştır; zira ‘Timaios’, düşünceyi en küçük yere sıkıştırma pahasına, uçsuz bucaksız bir alanı kaplar.

  • Künye: Francis Macdonald Cornford – Platon’un Kozmolojisi: Timaios Çevirisi ve Açıklaması, çeviren: Özgüç Orhan, Albaraka Yayınları, felsefe, 500 sayfa, 2022

Robert Shiller – Anlatı İktisadı (2021)

Bir açıklamanın dövizi zıplatmaya yettiği bir dönemde yaşıyoruz.

Nobel Ödüllü ekonomist Robert Shiller, ekonomiyi etkileyen popüler hikâyeleri araştırmanın krizler söz konusu olduğunda, önceden tahmin etme, hazırlık yapma ve muhtemel zararı minimuma çekme yeteneğimizi katkıda bulunacağını savunuyor.

İnternetin artık seçim kampanyaları vasıtasıyla ülkelerin geleceklerini dahi etkisi altına almaya başladığı bir dünyada, viral hikâyelerin ekonomileri etkileme gücünü görmezden gelebilir miyiz?

Shiller, bu çığır açan kitabında ekonomi ve ekonomik değişim hakkında bize yeni bir düşünme yöntemi öneriyor.

Zengin bir dizi tarihsel örnek ve veriyi kullanan Shiller, bireysel ve kolektif ekonomik davranışı etkileyen popüler hikâyeler hakkında yapılacak araştırmaların, krizler söz konusu olduğunda, önceden tahmin etme, hazırlık yapma ve muhtemel zararı minimuma çekme yeteneğimizi büyük ölçüde geliştireceğini savunuyor.

  • Künye: Robert J. Shiller – Anlatı İktisadı: Hikâyeler Nasıl Yayılır ve Büyük İktisadi Olayları Yönlendirir, çeviren: Gülnihal Kafa, Albaraka Yayınları, iktisat, 372 sayfa, 2021

Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam – Keşifler Çağında Hint-İran Seyahatleri (2021)

Hindistan, İran ve Orta Asya ile ilgili Farsça kaleme alınmış seyahatnameler üzerine ayrıntılı ve çığır açıcı bir okuma.

Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam’ın çalışması, önemli bir dönüşüm ve kültürel temas çağında üretilmiş ve Bâbürlüler, Safevîler ve Orta Asya’yı birbirine bağlayan bu ihmal edilmiş edebiyat türünün (sefernâme) ilk kapsamlı incelemesi olmasıyla çok değerli.

Kitabın yazarlarının bu seyahatnamelere dair yaptıkları yakın okuma, bu kıymetli anlatıları üreten Müslüman ve gayrimüslim yazarların zihinsel ve manevi dünyalarına nüfuz etmemize yardımcı oluyor.

Bu metinler, onları Asya bağlamında üretilen diğer anlatıların yanı sıra erken modern Avrupa seyahat anlatıları ile de yan yana getiren ve kültür tarihi ile materyal tarih içerisinde oldukça zengin ve umulmadık bir bakış açısının kapısını aralayan karşılaştırmalı bir çerçevede sunuluyor.

Çalışma, sadece erken modern karşılaşmaların doğasını daha iyi anlamak için değil, aynı zamanda sadece yeni bir dünyaya adım atmanın verdiği keyif için de okunabilir.

  • Künye: Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam – Keşifler Çağında Hint-İran Seyahatleri: 1400-1800, çeviren: Nihan Aksoy, Albaraka Yayınları, tarih, 468 sayfa, 2021

Thomas Bauer – Dünyanın Tekdüzeleşmesi (2021)

Çağımız belirsizliklerle dolu.

Peki, insanlar ve toplumlar bu müphemliklere karşı nasıl tavır alır?

Arap dili edebiyatı ve İslâm uzmanı Şarkiyatçı Thomas Bauer, Batılı modernliğin kesinlik “takıntısının,” müphemlik kültürünü gitgide nasıl tahrip ettiğini tartışıyor.

Nereye bakarsak bakalım, ister doğaya ister insanlara ve onların kültürlerine, daha az çeşitliliğe doğru bir eğilim olduğu gözlemlenebilir.

Bunların sebepleri arasında kentleşme, daha fazla hareketlilik, küreselleşme, sanayileşmiş tarım, iklim değişikliği, büyük gıda şirketlerinin tekelleri ve genel olarak kapitalist ekonomi gibi bir dizi neden sayılabilir.

Bununla birlikte Bauer’in elinizdeki kitabı etrafımızdaki çeşitliliğin varlığını göstermekle ilgili değil, kitap daha ziyade, çeşitliliğin tüm tezahürlerine katlanma konusundaki arzumuz veya çekincemiz hakkında.

Kitapta bir yanda etnik çeşitlilik veya farklı yaşam tarzları gibi, dış çeşitlilikle olan ilişkilerimiz, diğer yanda muğlak bir dünyanın çeşitli hakikatleriyle olan ilişkilerimiz tartışılıyor.

Yazara göre insanlar sürekli olarak farklı yorumlara izin veren, belirsiz görünen, net bir anlam ifade etmeyen, birbiriyle çelişen, zıt duyguları tetikleyen izlenimlere maruz kalırlar.

Kısacası dünya müphemliklerle doludur ve çağımızın hâkim kültürünü bu müphemliklere karşı alacağımız tavır belirleyecektir.

  • Künye: Thomas Bauer – Dünyanın Tekdüzeleşmesi: Müphemlik ve Çeşitlilik Kaybı Üzerine, çeviren: Mücahid Kaya, Albaraka Yayınları, inceleme, 140 sayfa, 2021

John R. Searle – Zihin (2021)

Zihin felsefesindeki tartışmalar üzerine iyi bir çalışma arayanlar bu kitabı muhakkak edinmeli.

John Searle’ün bu alana yaptığı en özgün katkılardan biri ise, bu tartışmaların Descartes ve Hume gibi isimlere uzanan kökenlerini aydınlatması.

Analitik felsefenin en önemli isimlerinden olan Searle’ün, zihin felsefesindeki tartışmaları sistematik biçimde ele aldığı bu çalışması, 20. yüzyıldan günümüze uzanan dönemde zihin hakkındaki kavrayışımız üzerinde etkili olmuş tüm önemli pozisyonları, argümanları ve düşünce deneylerini aktarıyor.

Daha da önemlisi çalışma, bu fikirlerin kökenlerinin Descartes ve Hume gibi Batı Felsefesindeki başat figürlere nasıl dayandığını da gösteriyor.

Searle’ün amacı, okura zihin felsefesi hakkında kendi başına düşünebilmesini olanaklı kılacak düşünsel araçları sağlamak.

Dolayısıyla kitap, günümüzde merkezî öneme sahip olduğu kabul edilen zihin kavramı ve etrafındaki entelektüel iklim hakkında bilgi edinmek isteyen her okur için çok önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: John R. Searle – Zihin, çeviren: Deniz Saraç, Albaraka Yayınları, felsefe, 292 sayfa, 2021