Louis Althusser – Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş (2016)

Louis Althusser’den, felsefeyi o sırça köşkünden indirme yönünde muazzam bir girişim.

Kitap felsefi soyutlama, idealizm ve materyalizm, felsefi pratik gibi felsefenin önemli temalarını tartışırken, özellikle Althusser’in 1966-1967 “teoricilik karşıtı” dönüm noktasından itibaren geliştirdiği felsefesiyle de tanıştırıyor.

  • Künye: Louis Althusser – Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş, çeviren: İsmet Birkan, Can Yayınları

Kolektif – Marx & Foucault (2020)

Foucault’nun düşünsel serüveninde Marx’ın çok hayati yeri vardır.

Peki, iki düşünür arasındaki karmaşık ilişkiler ve bu ilişkilerin bize kattıkları üzerine neler biliyoruz?

İşte Balibar’dan Negri’ye ve Dardot’ya pek çok ismin metinleriyle katkıda bulunduğu bu zengin derleme, Foucault’nun Marx düşüncesiyle kurduğu zengin, çeşitli, evrimsel ve karmaşık ilişkileri sistematik bir biçimde sorgulamasıyla bu açıdan çok önemli.

Marx’ın ve Foucault’nun metinleri arasındaki diyalogu ortaya koyan ve bununla da yetinmeyerek bu ilişkinin bizim güncel düşünce ve eylem dünyamızı nasıl şekillendirdiğini izleyen derleme, Foucault’nun çalışmalarıyla kurduğumuz ilişkinin Marx’ı okuyuşumuzu nasıl dönüştürdüğünü de ele alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise yöyle: Ferhat Taylan, Christian Laval, Sandro Chignola, Rudy M. Leonelli, Roberto Nigro, Étienne Balibar, Jean-François Bert, Herve Oulc’hen, Julien Pallotta, Manlio Iofrida, Judith Revel, Antonio Negri, Pierre Dardot, Emmanuel Renault, Laurent Jeanpierre, Guillaume Sibertin-Blanc, Diogo Sardinha, Federica Giardini, Pierre Sauvetre, Jacques Bidet, Isabell Lorey, Stephane Haber, Massimiliano Nicoli ve Luca Paltrinieri.

  • Künye: Kolektif – Marx & Foucault: Okumalar, Kullanımlar, Yüzleştirmeler, derleyen: Ferhat Taylan, Christian Laval ve Luca Paltrinieri, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, felsefe, 438 sayfa, 2020

Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri (2019)

Güzel haber:

Alain Badiou’nun Nietzsche üzerine verdiği 1992-1993 seminerleri, nihayet Türkçeye kazandırıldı.

Badiou burada, Nietzsche’yi bir “anti-filozof” olarak tanımlıyor ve onun eşi benzeri görülmemiş bir girişimle felsefeyi nasıl yerle bir edişini ve böylelikle yepyeni bir felsefe kurma tasarısını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Nietzsche’nin bir filozof mu bir anti-filozof mu olduğu sorusunu tartışmasının merkezine koyan Badiou, bu sorunun yanıtını ararken, Nietzsche’nin anti-felsefesinin ediminde sanatın işlevinin ne olduğunu, kendini bir sanat eseri olarak yaratmanın mümkün olup olmadığını ve anti-felsefenin asıl gücünün tam olarak nereden kaynaklandığını sorguluyor.

Badiou’nun semineri, yalnızca Nietzsche düşüncesinin dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, onun Batı felsefesinde yarattığı büyük dönüşümü de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri, yayına hazırlayan: Véronique Pineau, çeviren: İsmet Birkan, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2019

Jules Verne – Güzel Sarı Tuna (2015)

Tuna nehrini boydan boya kat etmeyi ve bu seferden çok sayıda balık tutarak dönmeyi amaçlayan Ilia Krusch ile yolda tanışıp dost olduğu Jaeger’in maceraları.

Zorlu bir yolculuğa koyulan ikilinin yolunun, adının Latzko olan azılı bir kaçakçı ile kesişmesi de, maceraya gerilimli bir boyut katacaktır.

‘Güzel Sarı Tuna’, Jules Verne edebiyatında ilginç ve güzel bir durak.

  • Künye: Jules Verne – Güzel Sarı Tuna, çeviren: İsmet Birkan, Alfa Yayınları

Jean-Pierre Changeux ve Paul Ricoeur – Neden, Nasıl Düşünürüz? (2009)

 

‘Neden, Nasıl Düşünürüz?’, sinir biyoloğu ile bir filozofun etik, insan doğası ve beyin konularına uzanan tartışmalarından oluşuyor.

Kitapta Jean-Pierre Changeux beyinle ilgili bilimsel açıklamalarda bulunurken, Paul Ricoeur ise, felsefi bakışıyla bu açıklamaları yorumluyor.

Changeux ve Ricoeur böylece, “Beynin yapısı ve işleyişi hakkında bilgi edinmek kendi benliğimize dair bilgimize nasıl bir katkıda bulunur?”, “Beynimizi tanımak günlük yaşamdaki deneyimimizi, dünyayla ve ‘öteki’yle olan ilişkimizi nasıl etkiler?” ve “Beyin ile düşünce/bilinç arasında nasıl bir ilişki vardır?” gibi soruların muhtelif yanıtlarını tartışıyor.

  • Künye: Jean-Pierre Changeux ve Paul Ricoeur – Neden, Nasıl Düşünürüz?: Etik, İnsan Doğası ve Beyin Üzerine Bir Tartışma, çeviren: İsmet Birkan, Metis Yayınları, bilim, 294 sayfa

Louis Althusser – Felsefede Marksist Olmak (2018)

Louis Althusser’in felsefe ve Marksizm arasındaki ilişkiyi derinlemesine irdelediği yazıları, bu kitapta.

Althusser bu ilişkiyi sorgularken,

  • Felsefi dil ve sıradan dil ilişkisi,
  • Öznesiz süreç,
  • Felsefi kurgu,
  • Mutlak hakikat,
  • İdealizm/materyalizm,
  • Bilimin felsefe tarafından sömürülmesi,
  • Doğruluk/haklılık,
  • Özne/nesne,
  • Pratik/teorik,
  • Materyalist felsefe,
  • Bilgi teorisinin çöküşü,
  • Marksist gnoseoloji ve mitoloji,
  • Maddenin düşünceye göre önceliği,
  • Sınıf mücadelesi,
  • Ve Felsefenin ideolojik ve politik işlevi gibi, birçok konu ve kavramı tartışıyor.

Althusser’in çalışması, tarihsel gelişim çizgisi içinde felsefenin ne olduğunu, siyasal mücadele alanı olarak bilgi üretiminin nasıl tanımlanacağını ve daha da önemlisi, felsefecinin sınıf savaşı açısından önemini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Louis Althusser – Felsefede Marksist Olmak, çeviren: İsmet Birkan, Can Yayınları, felsefe, 248 sayfa, 2018

Kolektif – Hekimin Filozof Hali (2018)

Hayatla ve ölümle çok sıkı bir ilişkisi olan hekimlik, aslında felsefenin ezelden beri ilgilendiği bu konulara uzak olmayan bir meslek, hatta bizzat felsefenin merkezinde kendine yer bulan bir meşgaledir diyebiliriz.

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler ise, hekimlik ve felsefe ilişkisine farklı açılardan bakan makaleler sunuyor.

Yazarlar burada, günümüz tıp sektörünün beraberinde getirdiği yabancılaşmayı, kişinin kendi bedeni üzerinde hak sahibi olması konusunda yürütülen etik tartışmaları ve ölümlü olma hakikatinin bireydeki felsefi yansımaları gibi, ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: M. Bilgin Saydam, Saffet Murat Tura, Yavuz Erten, Yavuz Dizdar, Hakan Kızıltan, Kaan Ökten, Arın Namal, İlgin Özden, Yavuz Üresin, Mahmut Gürkan, Özgür Öğütcen, İsmet Birkan, Hasan Fehmi Yazıcıoğlu, Rainer Brömer, Faik Çelik, Hakan Ertin, İlhan İlkılıç ve Lütfi Telci.

  • Künye: Kolektif – Hekimin Filozof Hali, editör: M. Bilgin Saydam ve Hakan Kızıltan, İthaki Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2018

Thomas de Quincey – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet (2018)

Thomas de Quincey eserlerinde, suçu estetik bir eylem olarak ele alması, intikam ve şiddeti dürüstçe restmetmesiyle hem kendi dönemindeki edebiyatta yapılmayanı yaptı hem de daha sonraki suç edebiyatı, özellikle de dedektiflik edebiyatı üzerinde önemli etkiler bıraktı.

de Quincey’nin ‘Güzel Sanatların Bir Dalı olarak Cinayet’ adlı bu eseri ise, John Williams’ın 1811’deki bir dizi dehşetli cinayetinin izini sürüyor.

Roman, bir yandan bu cinayetleri ayrıntılı olarak tasvir ederken, diğer yandan da toplumdaki egemen ahlak anlayışındaki ikiyüzlülükleri net bir biçimde ortaya koyuyor.

Karanlık mizah duygusunun egemen olduğu bir üslupla yazan de Quincey’nin ardılları olarak Edgar Allan Poe, Charles Baudelaire, Aldous Huxley ve William Burroughs gibi yazarları örnek gösterebiliriz.

  • Künye: Thomas de Quincey – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, roman, 172 sayfa, 2018