Erol Mütercimler – Ertuğrul Faciası (2010)

Erol Mütercimler ‘Ertuğrul Faciası’nda, Türk-Japon dostluğunun bir simgesi haline gelen Ertuğrul Fırkateyni’nin 16 Eylül 1890 tarihinde, Japon denizinde batışının hikâyesini anlatıyor.

Dört bölümden oluşan kitabında Mütercimler, Japonya’nın Osmanlı Devleti ile ilişki kurması; Japonya’nın Batı’ya açılması ve sömürgeci bir devlet olma süreci; II. Abdülhamid’in denizciliğe bakışı ve dış politikası; Ertuğrul Fırkateyni’nin sefer hazırlıkları, Japonya’ya varışı ve ardından yaşanan facia gibi konuları, ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Yazar, bu konuların yanı sıra, Ertuğrul Fırkateyni’nin Türk-Japon ilişkilerindeki yerini irdeliyor ve faciaya dair bilinmeyenleri okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Erol Mütercimler – Ertuğrul Faciası, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa

Johan Huizinga – Ortaçağın Sonbaharı (2019)

Johan Huizinga’nın, 20. yüzyılın en önemli tarihi klasiklerinden biri olan ‘Ortaçağın Sonbaharı’, yeni çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

Huizinga burada, Ortaçağ’ın kapanışı olan on dört ve on beşinci yüzyılların harikulade bir fotoğrafını çekiyor.

Yazar, Van Eyck kardeşler ve onların çağdaşlarının gerçek sanat anlayışlarını kavrama, yani bu sanat anlayışını o dönemin tüm hayatıyla bağlantısı içinde değerlendirerek anlamını kavramaya girişiyor.

Huizinga’ya göre, söz konusu çağın uygarlığının değişik tezahürlerinin ortak özelliği, gelecek için taşıdıkları tohumlardan ziyade geçmişle olan bağlantılarında yatıyor.

Yazar Ortaçağ’ın son dönemlerini yalnızca sanatçılar değil, ilahiyatçılar, şairler, tarihçiler, prensler ve devlet adamlarının gözünden de dönemin zihniyet anlayışını farklı yönleriyle irdeliyor.

  • Künye: Johan Huizinga – Ortaçağın Sonbaharı: 14 ve 15. Yüzyılda Fransa ve Hollanda’da Yaşam, Düşünce ve Sanat Formlarına Dair Bir İnceleme, çeviren: Orhan Düz, Alfa Yayınları, 407 sayfa, 2019

Birsen Başar – Ben de Artık Fark Edilmek İstiyorum (2018)

1986 doğumlu Birsen Başar’a, yirmi bir yaşındayken otizm teşhisi kondu.

‘Ben de Fark Edilmek İstiyorum’ başlıklı elimizdeki çalışma, Başar’ın, kişisel olarak yaşadıkları aracılığıyla, insanları otizm ve etkileri konusunda bilinçlendirme çabasının bir ürünü.

Kitabına, 2007 yılında otizm teşhisi almasıyla başlayan Başar, bu hastalık nedeniyle yaşadığı kötü durumları, yalnızlığı; konuşmak ve kendini ifade etmek konusunda karşı karşıya kaldığı zorlukları anlatıyor.

Türkiye’de tanı konulmuş ve bilinen yetişkin otistiklerin olmadığını söyleyen Başar’ın çalışması, bu hastalığa dair farkındalık yaratma çabasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Birsen Başar – Ben de Artık Fark Edilmek İstiyorum: Yetişkin Bir Otistik’in Güncesi, Alfa Yayınları, günlük, 166 sayfa, 2018

Vitruvius – Mimarlık Üzerine (2019)

Vitruvius’un ‘De Architectura’ adlı bu eseri, mimarlık üzerine yazılmış en eski ve en kapsamlı eserlerdendir.

Roma dönemindeki mimarlık sanatının teorisi ve pratiği konusunda tam bir hazine olan ve Çiğdem Dürüşken’in usta işi çevirisiyle Türkçeye kazandırılmış on kitaplık bu külliyat, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Batı mimarlık tarihinin antikçağdan günümüze kalan tek kitabı olan ‘Mimarlık Üzerine’, o dönemde mimarlık mühendisliği de içerdiğinden mühendislik tarihinin de tek eseri olarak kabul ediliyor.

Kitapta,

  • Mimarın eğitimi,
  • Mimarlığın temel ilkeleri,
  • Kent arazisinin özellikleri,
  • Kentsel dönüşüm,
  • Kent duvarlarının yapımında dikkat edilmesi gerekenler,
  • Sokakların yönleri,
  • Kamu yapılarının arazileri,
  • Konutun kökeni,
  • Yapıda kullanılacak tuğla, kum, taş ve kereste gibi malzemelerin seçimi,
  • Duvar örme yöntemleri,
  • Tapınaklar, hamamlar ve tersaneler gibi yapıların tasarımı, temelleri ve altyapılarının oluşturulması,
  • Konut yapımında iklimin etkisi,
  • Odaların doğru cephelerinin nasıl bulunacağı,
  • Yağmur sularının doğru şekilde kullanımı,
  • Ve bunun gibi pek çok konu açıklanıyor.

Künye: Vitruvius – Mimarlık Üzerine, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, mimari, 456 sayfa, 2019

David Woodruff Smith – Husserl (2019)

Edmund Husserl elbette ki fenomenolojinin kurucusu olarak bilinir.

Bununla birlikte, Husserl’in sisteminin mevcut yorumunda fenomenoloji, sistemin tek temeli olarak yalnız başına değildir; mantık, ontolojisi gibi başka ilkelerle karşılıklı ilişki içindedir.

İşte David Woodruff Smith’in bu enfes çalışması da, Husserl’in fenomenolojisinin gelişimini mantık, ontoloji, epistemoloji ve etik teorileriyle ilişkili olarak sunan, tüm felsefi sistemi üzerine yapılan derinlemesine bir çalışma.

Woodruf kitabına, insani yönüyle Husserl’i, onun yaşamını, eserlerini ve önemini tanıtarak başlıyor.

Kitabın devam eden bölümlerinde ise,

  • Husserl’in felsefi sisteminin temel bölümleri ve bunların birbirleriyle nasıl çalıştıkları,
  • Husserl’in “saf mantık” anlayışının, özellikle daha sonra semantik ve meta-matematik olarak adlandırılan alanlara yönelik öngörüsü,
  • Husserl’in ontoloji hakkındaki görüşleri,
  • Husserl’in fenomenoloji formülasyonu,
  • Husserl’in bilgi teorisiyle, genelleştirilmiş “görü” veya apaçıklığa dayalı deneyim öğretisi,
  • Husserl’in fenomenolojisi ve ona eşlik eden öğretileri kadar iyi bilinmeyen etiğin temeli hakkındaki görüşleri,
  • Ve Husserl’in 20. yüzyıl felsefesindeki rolü ele alınıyor.

Künye: David Woodruff Smith – Husserl, çeviren: Seçim Bayazit, Alfa Yayınları, felsefe, 610 sayfa, 2019

Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma (2010)

Nurdoğan K. Gülen’in tarihi denemelerini bir araya getiren ‘Şuppiluliuma’, Hititlerin ünlü kralının izini sürerek, okurunu tarih içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarihi bir karakter üzerinden insan doğasını irdeleyen yazar, Şuppiluliuma’nın Anadolu’da verdiği savaşı, Anadolu ve Ortadoğu’da savaşlarla yol almaya çalışan medeniyetleri, kraliçe ve prenses evliliklerini, Mısır’da tek tanrılı dinin ortaya çıkışını, saraylardaki entrikaları ve köleleştirilen halkları anlatıyor.

Tarih yazmak yerine, Anadolu’nun en eski dönemlerinden birine insanın doğasını merkeze alarak yaklaşmayı tercih eden Gülen’in çalışması, tarihi kaynakları yorumlayarak, dönemin sosyal dokusunun ve insan düşüncesinin izini sürüyor.

  • Künye: Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma, Alfa Yayınları, deneme, 349 sayfa

Philip Wilkinson – Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler ve Mitler (2010)

Philip Wilkinson’ın kaleme aldığı ‘Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler & Mitler’, dünyanın her tarafından geniş bir mitolojik seçkiyi barındırıyor.

Asırlar öncesinden günümüze kadar gelen hikâyelerin yer aldığı kitapta Avrupa, Asya, Afrika, Okyanusya ve Amerika kıtasına özgü çok sayıda mit ve efsane yer alıyor.

Ele aldığı konuyu tablolar, resimler, heykeller ve semboller eşliğinde anlatan Wilkinson, bu kapsamlı çalışmasıyla, konuya dair rehber nitelikte bir çalışmaya imza atmış.

Ciltli, renkli resimli ve kuşe kâğıda basılmış kitap, dünyanın en ünlü efsane ve mitlerini merak edenler için biçilmiş kaftan.

  • Künye: Philip Wilkinson – Kökenleri ve Anlamlarıyla Efsaneler & Mitler, çeviren: Emel Lakşe, Alfa Yayınları, mitoloji, 352 sayfa

Federico Garcia Lorca – Kanlı Düğün / Yerma (2016)

Dünyaca ünlü İspanyol şair Federico Garcia Lorca’nın bütün oyunlarının ilk cildi.

Burada, yazarın 1933 tarihli Kanlı Düğün’ü ile 1934’te yazdığı Yerma adlı oyunları yer alıyor.

Kanlı Düğün, Lorca’nın en bilinen ve en şiirsel oyunu.

Endülüslü bir çiftin gerçek hikâyesine dayanıyor.

Yerma ise, küçük bir köyde hayatın ne kadar iç kapayıcı olacağına dair sert bir hikâye.

Lorca oyunlarının özgünlüğü, İspanyol köy hayatını derinlemesine işlemesi ve geleneksel oyun tekniğini modern dramatik tekniklerle kaynaştırması.

Ve bu kitapta bir araya getirilen oyunlar da, Lorca’nın yeteneğine ve dehasına bir kez daha tanık olmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Federico Garcia Lorca – Kanlı Düğün / Yerma, çeviren: Pınar Savaş, Alfa Yayınları, oyun, 175 sayfa, 2016

Steven Nadler – Mümkün Dünyaların En İyisi (2016)

Leibniz, Arnauld ve Melebranche…

On yedinci yüzyılda yolları kesişen üç filozofun, günah, iyilik, kötülük, adalet ve Tanrı konularını kapsayan tartışması.

Üç düşünürün dört asır önce Tanrı ve kötülük üzerine sordukları soru hâlâ yanıtını bekliyor: Tanrı adilse, iyi insanların başına neden kötü şeyler geliyor?

Bu üç filozofun kötülük üzerine sordukları sorular ve verdikleri yanıtlar, hem felsefe hem de din açısından bugün de geçerliliğini koruyor.

Steven Nadler, roman tadında ilerleyen kitabı, Tanrı ve yaşadığımız dünya üzerine düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Steven Nadler – Mümkün Dünyaların En İyisi, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, felsefe, 366 sayfa, 2016

William Sheridan Allen – Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi? (2016)

Weimar Cumhuriyeti’nin son yıllarında, 3. Reich’ın ilk yıllarında Nordheim adlı küçük ve durgun bir Alman şehrinde olup bitenler, nasıl oldu da Dünya’daki bütün taşları yerinden oynattı?

William Sheridan Allen bu kitabında, Nazilerin demokrasiyi bir araç olarak kullanıp ardından bunu nasıl demokrasiyi adım adım ortadan kaldırdıklarının sıkı bir incelemesini sunuyor.

Yasal kayıtlar ve birincil kaynaklarla yapılan röportajlara dayanan kitap, 20. yüzyılın en büyük ikilemlerinden birini ele alırken diktatörlüğün demokrasiyi nasıl sinsice ortadan kaldırdığını ve Nazilerin iktidarı ele geçirip nasıl kötüye kullandıklarını gösteriyor.

  • Künye: William Sheridan Allen – Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi?, çeviren: Zarife Biliz, Alfa Yayınları, tarih, 465 sayfa, 2016