Zygmunt Bauman ve Leonidas Donskis – Ahlaki Körlük (2020)

Ahlaki körlüğün kökenleri, nedenleri nedir?

Zygmunt Bauman ve Leonidas Donskis’in kaleminden, günümüzün bu en yakıcı sorunu üzerine usta işi bir sorgulama.

Kitap, ahlaki körlüğümüzün nasıl ortaya çıktığı, ne gibi sonuçlara sebep olduğu ve modern insanın kişiliği ve içinde bulunduğu dünya hakkında bize neler söyleyebileceğini çok yönlü bir bakışla sorguluyor.

İki yazar bu bağlamda reklamları, kişisel gelişimci yaşam koçları ile siyasetçilerin söylemlerini, iş insanlarının tutumunu, Facebook yorumlarımızı ve sosyal medya paylaşımlarımızı çok yönlü bir sorgulamaya tabi tutuyor.

Bunu yaparken modern edebiyattan felsefe klasiklerine sosyolojik bir ağ ören çalışma, bu en yakıcı ve güncel ahlaki sorunumuzu çok yönlü bir perspektifle sorguluyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Leonidas Donskis – Ahlaki Körlük: Akışkan Modernlikte Duyarlılığın Yitimi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 272 sayfa, 2020

Jim Horne – Uykusuzluk (2020)

Günümüzde birçok insan uykusuzluk sorunundan yakınıyor.

Bu sorun da, büyük oranda modern uyanık yaşamın baskılarına atfediliyor ve obezliğin, kalp-damar hastalıklarının ve başka rahatsızlıkların sebeplerinden biri gibi lanse ediliyor.

Yaygın kanıya göre, insan günde en az sekiz saat uyumalıdır.

Jim Horne ise, tam da bu noktada, uyku yoksunluğunun abartıldığını iddia ediyor.

Zira büyük çoğunluğumuz yeterli uyku almaktadır, özellikle yedi saatlik uyku ortalamamızda son yüzyılda pek bir değişiklik olmamıştır.

Dolayısıyla “8 saate ihtiyacımız olduğunu” söyleyen iddialar kuşkuludur; çünkü çoğumuz, daha az saatle mutlu mesut uyumaktayız.

Dahası insanların uyku sürelerindeki doğal farklılıkları bir kenara koyarsak, uykuyu sadece uzunluğuyla değerlendirmek uyku kalitesinin önemini ıskalamaktadır.

Uykusuzluk (insomni) teşhisinin, esas olarak yirminci yüzyıla ait bir uzlaşmanın ürünü olduğunu belirten Horne, büyük oranda yeni hipnotik ilaçların keşfinin bu gelişmenin habercisi olduğunu ve geçmiş yaklaşımların aksine bu sıkıntının zararsız bir “yaşamsal olgudan” ziyade daha “tıbbileşmiş” bir duruma dönüştürülmesine olanak tanıdığını söylüyor.

Günümüz uyku yoksunluğu sorununa “hayatın içinden bir olgu” olarak bakan çalışma, bir başka teziyle de çok dikkat çekiyor.

Horne, kısa uykuyla ölüm oranlarının, obezite, şeker hastalığı ve kalp hastalıkları arasındaki bağlar eleştirel bir şekilde incelendiğinde; bu bağların en iyi ihtimalle sınırlı olduğu, gerçek anlamda sadece geceleri beş saatten az uyuyan kişilerde rastlandığını belirtiyor.

Yazara göre, bu insanların çoğu gerçekten de kronik uyku yoksunluğu çekmektedir, fakat nüfusun yalnızca küçük bir azınlığını oluşturmaktadırlar.

  • Künye: Jim Horne – Uykusuzluk: Günümüz Toplumunda Uyku İhtiyacı, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020

Adam Phillips – Akıl Sağlığı Üzerine (2020)

“Delileri nerede bulacağımızı biliyoruz. Fakat akıllıyı bulmak için nereye gidebiliriz?”

Delilik üzerine çok şey söylenmiştir ve biz “normal” insanlar da deliliğin ne anlama geldiği hakkında sağlam fikirlere sahipmişiz gibi görünürüz.

Oysa “deliliğin zıttı” olarak tanımlanması dışında akıllılık üzerine çok az düşünülmüş, çok az yazılmıştır.

İşte önde gelen psikanalist Adam Phillips, okurunu akıllı olmak üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Psikiyatrinin yanı sıra edebiyat, tarih, antropoloji ve felsefe gibi farklı disiplinlerden yararlanan Phillips, delilik ile akıllılık arasındaki tarihsel dengesizliğe meydan okuyor ve bizi akıllılık üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Adam Phillips – Akıl Sağlığı Üzerine, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 176 sayfa, 2020

Jonah Lehrer – Proust Bir Sinirbilimciydi (2020)

‘Proust Bir Sinirbilimciydi’, sanatçıların olağanüstü sezgilerine methiye niteliğinde bir eser.

Jonah Lehrer, yeni bir baskıyla yayımlanan çalışmasında, sanat tarihine damga vurmuş sekiz isim üzerinden, sanatçıların bilim alanında kanıtlanmış olguları bilimcilerden önce sezgileriyle öngörmelerini ve bunun sanatçının kendine has yaratıcı gücüyle nasıl ilişkili olduğunu anlatıyor.

Yazar, Marcel Proust’tan Paul Cézanne’a, Auguste Escoffier’den İgor Stravinski’ye, Virginia Woolf’tan Gertrude Stein’a sekiz yazar ve sanatçının insan deneyimlerine nasıl baktığını ve bunları nasıl yorumladıklarını irdeliyor.

Lehrer’e göre Proust’un romanları belleğimizin, Cézanne’ın resimleri görme duyumuzun, Stravinski’nin müziği işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışları dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinleri de zihnimizin çalışma ilkelerini doğru bir şekilde önceden ortaya koymuşlardır.

Lehrer, bunu yaparken de sanatla bilim arasındaki katı işbölümüne de karşı çıkıyor ve bunu aşmanın bir yolu olarak da “dördüncü kültür” yaklaşımını öneriyor.

Lehrer’e göre, sahip olduğumuz iki kültürün alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor ve daha da önemlisi beşeri bilimler pozitif bilimlerle bağ kurmalıdır.

  • Künye: Jonah Lehrer – Proust Bir Sinirbilimciydi, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020

Frédéric Vandenberghe – Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi (2016)

Alman sosyal teorisinin evrimini kapsamlı bir bakışla inceleyen önemli bir çalışma.

Frédéric Vandenberghe başta Marx, Simmel ve Weber olmak üzere, Frankfurt Okulu’ndan Horkheimer, Adorno ve Habermas’ın düşüncelerini çok yönlü bir bakışla izliyor, ayrıca bu düşünürlerin tezleri bağlamında özgürleşmenin olası yolları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Frédéric Vandenberghe – Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Ayrıntı Yayınları

William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık (2020)

Kimliğimizi belirleyen şey tam olarak nedir?

William E. Connolly’nin yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu özgün çalışması, kimliklerin oluşum sürecini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Her kimliğin bir dizi farklılıkla bağlantılı olarak ve bu farklılıklardan bazılarının da kötü, anormal veya akıldışı, özetle “öteki” olarak tanımlanması üzerine kurulduğunu belirten Connolly’e göre, öteki de, sırf varlığıyla bile kimliğin kesinliğini, doğruluğunu, normalliğini, akılcılığını şüpheli kılmaktadır.

Öteki’nin bu nedenle, tarih boyunca hep “doğru” kimliği benimsemeye davet edildiğini, olmuyorsa üzerinde baskı kurulup susturulduğunu, o da olmuyorsa yok edildiğini belirten Connolly, Nietzsche’nin “hınç” kavramı ve Foucault’nun bu kavrama yaptığı katkılardan yola çıkarak hıncın toplumsal ve siyasal ifadesinin nasıl oluştuğunu ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Connolly bununla da yetinmeyerek, demokratik bir kimlik siyasetinin imkânlarını da tartışıyor.

Yazara göre, demokratik kimlik siyaseti, ötekilere kimlik dayatmaktan, farklılığı cezalandırmaktan ve anormal olarak nitelemekten kaçınır, tartışmaya açıktır, kendisine belli bir mesafe ve ironiyle bakar, ötekine özen gösterir ve hayatın zenginliğine saygı duyan bir etiğe dayanır.

Öte yandan Connolly, bu tezleri, sürekli yeni düşmanlar yaratma üzerine kurulu verili “ulus” kimliği bağlamında da tartışıyor.

Yazara göre, hayatın en temel meseleleri artık ulus-devlet sınırları içinde çözülemeyecek ölçüde küreselleşmiştir ve bu nedenle de demokratikleştirmeyi uluslararası ölçeğe yaymak bir zorunluluktur.

  • Künye: William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık: Siyasetin Açmazlarına Dair Demokratik Çözüm Önerileri, çeviren: Ferman Lekesizalın, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2020

John W. Budd – Çalışma Düşüncesi (2016)

İnsanlık tarihi kadar eski çalışma üzerine dikkat çekici bir tartışma.

John Budd kitabında, hem çalışmanın emek piyasalarındaki karşılığından çalışmanın entelektüel kavrayıştaki yerine, çalışmaya dair farklı teorik yaklaşımları irdeliyor hem de çalışmanın gündelik yaşamımızda ne kadar derinlikli izler bıraktığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: John W. Budd – Çalışma Düşüncesi, çeviren: Fuat Man, Ayrıntı Yayınları

Paul D’Amato – Marksizmin Anlamı (2016)

Marksizm, kapitalist vahşete karşı insanoğlunun şu ana kadar geliştirdiği en sistematik, en devrimci ve felsefi alternatiftir.

‘Marksizmin Anlamı’ da, Marksizmin neden halen güncelliğini koruduğunu çarpıcı ayrıntılarla ortaya koyan, çok özgün bir çalışma.

Paul D’Amato ayrıca, Marx, Engels ve diğer Marksistlere ait fikirlerin günümüzde kolayca anlaşılabilmesini sağlayacak modern tasvirler de yapıyor.

  • Künye: Paul D’Amato – Marksizmin Anlamı, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 576 sayfa, 2016

Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri (2016)

Charles Baudelaire’in, modern şiirde dönüm noktası olarak kabul edilen başyapıtı.

“Kalbim, boyun eğ, katlan; hayvanca uykuna yat.” diyen şair, büyük kentin arada kalmış bireyini, vicdan azabının dinmek bilmez ıstırabını, yaşıyor olmanın büyük mutluluğunu ve elbette ki o muazzam trajedisini melankolik ve dehşetli imgelerle kuruyor.

  • Künye: Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri, çeviren: Ahmet Necdet, Ayrıntı Yayınları

Frei Betto – Fidel ve Din (2016)

Fidel Castro ile Brezilyalı Rahip Frei Betto, din konusunu enine boyuna tartışıyor.

Kitap, Küba’nın en iyi Katolik okullarında ilk ve orta öğrenim görmüş Castro’nun değerlendirmeleri bağlamında hem komünistlerin inançlı insanlarla anlaşmasının mümkün olmayacağı önyargısıyla hesaplaşıyor hem de sosyalistlerin din meselesine bakışını ortaya koyuyor.

Kitap bunun yanı sıra, Latin Amerika tarihinde muazzam etkilerde bulunmuş Kurtuluş Teolojisi ve bunun Marksizmle nasıl ilişkilendirilebileceği konusunda da çok önemli bilgiler barındırıyor.

  • Künye: Frei Betto – Fidel ve Din, çeviren: Özgül Erman, Ayrıntı Yayınları